ABD merkezli The New York Times, sansasyonel haberlerden kaçınan ve haberleri ölçülü ve objektif bir şekilde aktaran bir “ucuzluk gazetesi” (penny paper) olarak 1851 yılında kuruldu. Editörleri, kitlesel bir okuyucu kitlesi yerine kültürlü ve entelektüel bir okuyucu kitlesine hitap ederek gelecek için bir model oluşturdukları için gazete, kurulduğu ilk dönemlerde büyük başarı sağladı.
Türkiye ekonomisinin genel olarak fon krizine odaklandığı ve uzmanların tabiriyle, "fon balonu nihayet patladı" ve 500 binin üzerinde kişi yatırdığı parayı halen alamadı. Gabriel García Márquez’in işleneceğini bütün kasabanın bildiği, ancak kimsenin engellemediği bir namus cinayetini anlatan romanı Kırmızı Pazartesi'de olduğu gibi, bu fonlarda sorunlar olduğu ve aşırı yükselişin sonunda patlayacağı biliniyordu.
Yanlış hatırlamıyorsam, epey ödül alan 2002 yapımı bir ABD yapımı filmin adıydı. Adeta aynı filmin adından esinlenilerek 3 Ekim 2004 günü Türkiye – AB ilişkilerinde önemli bir kavşak noktasının dönüm noktasını yaşamıştık. AB yetkilileri Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasına yönelik 3 Ekim 2004 tarihi için söz vermişler, ancak gün boyunca yapılan çalışmalar gün içine sığmayınca, 3 Ekim gününe 1 saat ekleyip, 25. Saatte tam üyelik müzakerelerini başlatmışlardı.
Dünyanın bir ucunda deniz tabanının yaklaşık 1,4 kilometre altında oksijensiz ve aşırı tuzlu bir havuz, binlerce yıl önce ortadan kaybolmasına rağmen geçmişte barındırdığı yaşamın izlerini koruyor. Başka bir kıtada ise içme suyu rezervuarının yüzeyi yaklaşık 100 milyon siyah plastik topla kaplanarak güneş ışığının suyla temas etmesi engelleniyor.
Gökyüzünden düşen ticari uçaklar, arızalı kontak anahtarlarının yol açtığı araba kazaları, yaygın reçeteli opioid aşırı doz vakaları. Kurumsal suistimallerin de katkısıyla meydana gelen bu son olaylar, kurbanların aileleri ve arkadaşları için son derece trajik, olayları izleyen herkes için ise öfke vericiydi. Bu zararlar açıkça önlenebilirdi; ancak ne sorumlu kişiler ne de bundan kâr eden şirketler anlamlı bir yaptırımla karşı karşıya kalmadı.
Artık asıl ilgi çekici olan, Bitcoin’in 50.000, 100.000 ya da 500.000 dolara çıkıp çıkmayacağı değil, kripto paralar etrafında geliştirilen teknolojilerin yeni bir finansal sistemin temellerini oluşturup oluşturmadığıdır. Eğer bu doğruysa, çok daha büyük bir soru ortaya çıkıyor: O sistemdeki para nedir?
