Diğer şeyler de önemlidir – beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek, özellikle sığır eti tüketimini ve gıda israfını azaltmak, karbonu tutan doğal sistemleri korumak, daha iyi kentsel tasarım ve daha iyi toplu taşıma, hızlı modadan, aşırı plastik kullanımından ve iklimi tahrip eden diğer israflı tüketim biçimlerinden kurtulmak – hepsi önemlidir. Ancak iklim değişikliğinin büyük bir kısmı fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanıyor ve biz bunun nasıl ortadan kaldırılacağını tam olarak biliyoruz ve bu geçiş süreci devam ediyor – yeterince hızlı değil, dünyadaki çoğu hükümet tarafından yeterince desteklenmiyor, Trump yönetimi ve birçok fosil yakıt şirketi ve eyalet tarafından aktif olarak baltalanıyor.
Önümüzdeki hafta çarşamba günü ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararını açıklayacak. Ancak, ekonomistler yüzde 3,5-3,75 aralığındaki faiz oranlarında bir değişiklik beklemiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Fed Başkanı Jerome Powell'a derhal faiz indirimine gidilmesi yönündeki çağrısını yineledi. Powell'a "Çok Geç" lakabını takan Trump, "Fed Başkanı Jerome 'Çok Geç' Powell bugün nerede? Faiz oranlarını derhal düşürmeli, bir sonraki toplantıyı beklememeli" ifadelerini kullandı.
Dünya, acil dikkat ve eylem gerektiren bir dizi acil çevre sorunuyla boğuşuyor. İklim değişikliğinin neden olduğu felaketlerden biyolojik çeşitlilik kaybına ve plastik kirliliğinden yapay zekanın yükselişine kadar, 2026’nın en büyük 16 çevre sorunu, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması ve buna uyum sağlanması için acil ihtiyaç olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
“AB’de üretilmiştir” ile “AB ile birlikte üretilmiştir” kavramları geçtiğimiz günlerde bir kabus senaryosu ile, senaryodan çıkış anlamında ülkemizde de çokça tartışıldı. “AB’de üretilmiştir” kavramının mutlak kabulü halinde, Türkiye’de üretilen ürünlerin, başta otomotiv ana ve yan sanayi olmak üzere Avrupa pazarına girip giremeyeceği endişesi had safhadaydı. Salt bu sektördeki Türkiye’nin toplam ihracatının geçtiğimiz yıl 41 milyar dolar olduğu, bu ihracatın da yüzde 70’inin AB ülkelerine olduğu gerçeği ışığında Türk ekonomisine çok ciddi yeni bir darbenin vurulacağı haklı endişesi ortaya çıkmıştı.
Allan Gray'den Tim Acker ve New York Times'ın en çok satan yazarı Morgan Housel, yakın zamanda düzenlenen bir Allan Gray yatırım etkinliğinin kenarında yaptıkları konuşmada, içinde yaşadığımız zamanların her zaman belirsiz olacağını belirttiler. Onlara göre, püf noktası, riskin arttığı dönemlerde serveti eriten birçok davranışsal önyargıyı hatırlamaktır. Kontrolümüz dışında olan değişkenlere değil, değişmeyen şeylere odaklanarak uzun vadeli yatırım sonuçlarımızı iyileştirebiliriz.
Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu, iki hafta kadar önce (25 Şubat), işsizlikle karşı karşıya kalan işçilere desteği genişletmek amacıyla, Avrupa Küreselleşme Uyum Fonu'nun (EGF) kapsamını genişletmeyi öngören bir düzenleme üzerinde geçici bir anlaşmaya vardı. Anlaşmanın hemen ardından EGF’den yapılan açıklamada şöyle denildi:
28 Şubat sabahının erken saatlerinde başlayan ABD-İsrail ortak İran saldırısı hem Türkiye ekonomisini hem de küresel ekonomi ve piyasaları sert dalgalarla dövüyor. İran savaşı, İran ile 534 kilometrelik sınırı bulunan ve yıllık 5,5 milyar dolarlık ticaret yapan Türkiye'de ekonomiye ilişkin endişeler yaratıyor.
Haftanın en önemli gelişmesi, Perşembe günü Merkez Bankası'nın faiz kararı olacak. Toplantıda faiz oranlarında değişim çıkması beklenmiyor. Ayrıca, TÜİK'in açıklayacağı sanayi üretimi verileri ve Merkez Bankası'nın paylaşacağı cari ödemeler dengesi verileri de önem kazanıyor. ABD'de ise Çarşamba günü açıklanacak Şubat ayı enflasyon verisi öne çıkıyor.
