Dünya genelinde, en büyükleri de dahil olmak üzere, merkez bankalarının faiz politikaları genel olarak, “Yüksek faiz oranları, geleneksel ekonomik teoride enflasyonu yükseltmez; aksine toplam talebi kısarak enflasyonu düşürmek amacıyla kullanılır” anlayışına dayanır. Ancak, yine neredeyse tüm merkez bankaları söz konusu politikalarını, “faizlerin üretimi baltaladığını, maliyetleri artırdığını ve yapısal bir krize yol açtığını” da göz önüne alarak geliştirip uygular; çünkü, yüksek faizlerin üretimi vurarak enflasyonu körüklemesi, ekonomide maliyet yönlü enflasyon ve stagflasyon süreçlerinde gerçekleşir.
Geride kalan haftada ekonomi gündemi yine tasfiye halindeki fonlarla ilgili haberlere yoğunlaştı. Tasfiye edilen fonlardaki 455 bin 758 yatırımcıdan 43 bininin paraları 8 Ekim Perşembe itibarıyla ilgili bankalara transfer edildi. Eylül enflasyonunun 57 ay sonra yüzde 30'un altına gerilemesi de öne çıkan gelişmeydi. Ancak yine de dünya enflasyon liginde beşinci sırada, 38 üyeli Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ise açık ara birinci olmayı sürdürüyoruz.
Modern tıp, küresel sağlığı kökten değiştirmiştir; ancak çevresel ayak izi genellikle göz ardı edilmektedir. Dünya çapında nehirler, göller ve yeraltı suları dahil olmak üzere su kaynaklarında giderek daha fazla ilaç izi tespit edilmekte ve bu da giderek artan ancak gizli kalmış bir kirlilik biçimini ortaya koymaktadır.
Araştırmacılıkta ilk yıllarımdı. Önüme getirilen konu Türk standartlarının, o dönemdeki adı ile Avrupa Toplulukları (AT) standartlarına uyumu sorunuydu. O dönemde AT Ortak Pazar’dan tek pazara geçiş sorunu ile uğraşıyor, Tek Pazar olamamanın önündeki en büyük engellerin başında da her ülkenin kendi standartlarına sahip olması ve bunları korumacılık amaçlı teknik engel olarak kullanır olması geliyordu. Bu engellerin önüne geçmenin tek yolu ülke standartlarının yerine bugün “CE” işareti olarak gördüğümüz AT standartlarının getirilmesiydi.
Son birkaç yılı, müşterinin karşısına çıkan yapay zekâ teknolojilerine takıntılı bir şekilde odaklanarak geçirdik: belgeleri özetleyen sohbet robotları, e-postaları taslak haline getiren yardımcılar ve her şeyi biliyor gibi görünen arayüzler. Ancak finans, dil üzerine işlemez. Finans, işlemler, nakit akışları, likidite, risk ve güven üzerine işler.
Dünya Ekonomik Forumu’na (WEF) göre, küresel düzeyde ekonomilerin yüzde 92’si, 2026 yılında “WEF Seyahat ve Turizm Gelişim Endeksi” puanını iyileştirdi. Son dönemde dünya çapında yaşanan jeopolitik çatışmalar, sıcak dalgaları ve orman yangınları, seyahat ve turizm sektörünün, kendi kontrolü dışındaki etkenlere ne kadar maruz kaldığını acı bir şekilde ortaya koyuyor.
ABD merkezli The New York Times, sansasyonel haberlerden kaçınan ve haberleri ölçülü ve objektif bir şekilde aktaran bir “ucuzluk gazetesi” (penny paper) olarak 1851 yılında kuruldu. Editörleri, kitlesel bir okuyucu kitlesi yerine kültürlü ve entelektüel bir okuyucu kitlesine hitap ederek gelecek için bir model oluşturdukları için gazete, kurulduğu ilk dönemlerde büyük başarı sağladı.
Türkiye ekonomisinin genel olarak fon krizine odaklandığı ve uzmanların tabiriyle, "fon balonu nihayet patladı" ve 500 binin üzerinde kişi yatırdığı parayı halen alamadı. Gabriel García Márquez’in işleneceğini bütün kasabanın bildiği, ancak kimsenin engellemediği bir namus cinayetini anlatan romanı Kırmızı Pazartesi'de olduğu gibi, bu fonlarda sorunlar olduğu ve aşırı yükselişin sonunda patlayacağı biliniyordu.
