ABD Vermont Bağımsız Senatörü Bernie Sanders, halka en büyük yapay zekâ şirketlerinde doğrudan hisse hakkı verecek kapsamlı bir öneri olan “Amerikan Yapay Zekâ Devlet Varlık Fonu Yasası”nı açıkladı. Yasa tasarısı metni, yıllık yapay zekâ ile ilgili gelirleri 200 milyon doları aşan şirketlere, hisse senedi olarak ödenecek tek seferlik yüzde 50’lik bir vergi getiriyor. Bu hisseler, yedi üyesi başkan tarafından aday gösterilecek ve Senato tarafından onaylanacak yeni bir “Demokratik Yapay Zekâ için Bağımsız Komisyon” tarafından yönetilen bir Hazine tröst fonuna aktarılacak. Sanders, fonun yaklaşık 7 trilyon dolarlık varlıkla faaliyete başlayabileceğini tahmin ediyor. Ardından fonun değerinin her yıl yüzde 5’ini Amerikalılara yapılacak doğrudan ödemelere, zamanla ise sağlık, eğitim, konut ve çevre hedeflerine yönlendirecek. Sanders, yasa tasarısının içeriğini şöyle özetledi:
Dünya Ekonomisi Güncellemesi, çeyreğin en önemli ve ortaya çıkan eğilimlerini öne çıkarır. Tartışmalar, küresel pazardaki değişiklikleri ele alırken, güncel ekonomik olaylara ve bunların ABD politikası üzerindeki etkilerine özel önem verir. Bu dizi, Greenberg Jeoekonomi Merkezi tarafından sunulmaktadır ve seçkin ekonomist Martin Feldstein’ın hayatı ve çalışmalarına adanmıştır. (18 Haziran 2026)
Bir zamanlar Türk basınında en fazla haberi yapılan AB kurumlarının başında AP geliyordu dersem, çok fazla hatalı bir şey dememiş olurum sanırım. Son günlerde yine AP’nin konuşulmaya başlamasının (kısa bir süre sonra unutulmaya mahkûm şekilde) başlıca nedeni, Parlamento’nun Türkiye raportörü N.S.Amor’un bir raporda ilk kez Türkiye’nin kurumlarını ve aksaklıklarının yanı sıra bir birey olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’i hedef alması. Raporun içeriğini tartışmayacağız. Akın Gürlek’in de rapordan çok etkileneceği kanaatinde olmadığımı hemen belirtmemde yarar var. AP raporları içinde bulunulan aşamada istişari nitelikten öteye geçmiyor.
Bilindiği gibi, çağdaş anlamda para basımı MÖ. 700’lerde, Anadolu topraklarındaki Lidya’da başladı. Tarihteki ilk basılı paraların, Lidya Kralı Gyges ve ardından gelen Kral Kroisos (Croesus) tarafından yapıldığı ve bu paraların altın-gümüş karışımı ya da saf altın olarak basıldığı biliniyor. O dönemde Lidya bölgenin önde gelen altın üreticileri arasındaydı.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hepimizin aklında aynı endişe beliriyor: Acaba bu yıl hangi ormanlarımız alevlere teslim olacak? Televizyon ekranlarında yükselen dumanları izlerken çoğu zaman gördüğümüz şey yalnızca yanan ağaçlar oluyor. Oysa gerçek bundan çok daha ağır. Çünkü orman yangınlarının ardından kararan yalnızca gökyüzü değil; canlıların yaşam alanları, insanların umutları ve geleceğe dair beklentileri de oluyor.
Önümüzdeki hafta oldukça yoğun geçecek. 3 Temmuz Cuma günü Haziran ayı enflasyonu açıklanacak. 30 Haziran Salı da yoğun bir gün; Mayıs ayına ait işsizlik ve dış ticaret dengesi istatistikleri kamuoyuyla paylaşılacak. Yurtdışında ise; ABD'de Haziran işsizlik verisi, Çarşamba günü de Euro bölgesinde Haziran enflasyonu verileri takip edilecek.
Önümüzdeki hafta Türkiye cephesinde Haziran ayına ait tüketici ve hizmet, perakende, finansal sektörlere yönelik güven endeksleri açıklaması bekleniyor. Ayrıca, Mayıs ayına ait iç ve dış borç istatistikleri de önemli... ABD'de ise yılın ilk çeyrek yılına ait GSYİH büyümesi final verisi açıklanacak. Daha önce yüzde 0,5 olan büyüme oranının yüzde 1,6 olarak revize edilmesi bekleniyor.
Para, ardından “devlet”i sürükleyerek insanlığın yaşamına girdi ama kısa sürede, bir değişim değeri olarak onun da bir fiyatı olması gerektiği anlaşıldı. Bir başka deyişle, para varsa, onun fiyatı olan “faiz” de olması gerekiyordu. Faizin organize bir şekilde ekonomik ilişkilerin içine girdiği Orta Çağ dönemlerinde, elde ettikleri büyük kazançları kasalarında, keselerinde, yastıklarının altında tutmak yerine “rant” elde etme fikrine kapılan büyük tüccarlar paralarını yüksek faizle zor duruma düşen soylulara veriyorlardı.
