Önümüzdeki hafta önemli gelişmeler yaşanacak. Türkiye cephesinde Eylül ayı işsizlik oranı ile dış ticaret dengesi verileri öne çıkıyor. Küresel ekonomi cephesinde ise, ABD Merkez Bankası (FED) ile Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) politika faizi kararı önemli. Ayrıca, ABD ve Euro Bölgesi'nde üçüncü çeyrek büyüme verileri açıklanacak.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) çok özel çabalarının da desteğinde, nihayet 57 ay sonra, uzun süredir yoksulluğu tırmandıran, Türkiye’yi küresel düzeyde “gıda enflasyonu şampiyonluğuna” doğru taşıyan enflasyonu yüzde 30’un altına çekebildi. Bildiğimiz üzere, bir türlü düşürülemeyen enflasyonla mücadelede, paranın kontrolünün elde tutulması için, uzun yıllardır görülmemiş “yüksek faize” sarılan ekonomi yönetimi, her şeye karşın paranın kontrolünü bir türlü sağlayamadı. Oysa, iyi bilinir ki, piyasadaki para kontrolsüz şekilde arttıkça enflasyon şahlanır ve bu “para sarmalı” birçok ekonomi yönetiminin başını yer. Birçok ekonomi yönetiminin rüyasında ise “aranan para”ya sahip olmak vardır.
Yoğun bir haftayı geride bıraktık. Uluslararası Para Fonu (IMF) - Dünya Bankası ortak toplantıları Bangkok’ta yapıldı. Çeşitli raporlar açıklandı, küresel ekonominin geleceğine dair uyarılar yapıldı. Yapay zekânın istihdam için yıkıcı bir tehdit olabileceği, yükselen tahvil getirilerinin mali riskleri artırdığı vurgulandı. Yüksek kamu borcu, yeniden ortaya çıkan enflasyon baskıları ve artan borçlanma maliyetleri nedeniyle olası şoklar karşısında ekonomiyi desteklemenin daha dar bir hareket alanına sahip olduğu belirtildi.
2037 yılının bakış açısıyla – bir an için kendinizi orada hayal edebiliyorsanız – 2028 ve 2029 yıllarındaki “büyük son tarih paniği” şimdiden çok eski bir tarih gibi görünüyor. Liderler, yaklaşan far ışığında donakalmış, kamuoyuna açıkladıkları hedefleri tutturamayacaklarının acı farkındalığı içindeydiler. Bazıları, rakamların çoktan aramızdan ayrılmış öncüller tarafından belirlendiğini öne sürerek pek umursamadı. Ancak diğerleri, bu başarısızlığın vatandaşların, seçmenlerin, tüketicilerin ve yatırımcıların güvenini daha da aşındıracağından endişe duyuyordu — ki olayların gidişatına bakılırsa, genellikle de öyle oldu.
LinkedIn’de Stephany Kirkpatrick’in, günümüzde varlık yönetiminin karşı karşıya olduğu en büyük fırsat ve başarısızlıklardan birinin tam da özüne inen, son derece ilgi çekici bir paylaşımına rastladım. Stephany, 2019’da ¹Orum’u kuran, 2025’te bu şirketi Stripe’a satan ve şu anda Pretty Smart Money adlı yeni bir girişim başlatan başarılı bir kurucu ve girişimcidir; aynı zamanda EY’de (Ernst & Young) yerleşik danışman olarak da çalışmaktadır.
TÜMAD Madencilik’in Balıkesir’in İvrindi ilçesindeki altın ve gümüş madeninin kapasite artışı projesine verilen ÇED Olumlu kararı, Madra Dağı’nın ormanları ve su kaynakları üzerindeki etkileri yeniden gündeme taşıdı. Proje kapsamında 66 bin 410 ağacın kesilmesi öngörülürken, kapasite artışının bölgedeki ekosistem ve tarımsal üretim üzerindeki olası sonuçları tartışılıyor.
