ABD-İsrail saldırganlığının 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşta 40 gün sonra ateşkes ilan edildi. Aslında ateşkes ilan edildi ama savaş bitmedi. Emtia, hisse senedi ve diğer piyasalar sakinleşse de tüm dünyanın gözleri Hürmüz Boğazı'nın üzerinde... İran, dünyanın enerji belkemiği haline gelen Hürmüz'ün silahlardan, füzelerden daha etkili olduğunu anlamış durumda ve çok iyi bir koz olarak kullanıyor.
Önümüzdeki hafta, kuşkusuz İran savaşı ile ilgili gelişmeler ve hassas ateşkesin akıbeti izlenecek. Türkiye cephesinde ise, önümüzdeki hafta Şubat ayı cari işlemler açığı ve Mart ayı bütçe açığı verileri önem kazanıyor. Dünyada ise, Çin'in birinci çeyrek yıla ait büyüme verisi ile dış ticaret ve dengesi ve özelikle ihracat rakamları öne çıkıyor.
İçinden geçmekte olduğumuz hafta fazlasıyla hareketliydi ve hareketli olmaya devam edeceği de kaçınılmaz. Haftanın son günü siz bu satırları okurken, büyük olasılıkla Pakistan’ın başkenti İslamabad’da İran ile ABD yıllar sonra ilk kez bir müzakere masasına oturacaklar. Müzakerelerden bir şey çıkar mı bilemiyoruz. Bilinmezliklerin neler olduğuna değinmeden, dilerseniz önce o heyecanlı Çarşamba gecesi ve öncesine dönerek olup biteni anlamaya çalışalım.
İran savaşıyla ilgili gelişmeler ve küresel ekonomiye yansımaları kaygıyla ve yakından izleniyor. ABD'nin İran'ın enerji altyapısını bombalaması ve İran'ın buna karşılık vermesi, Hürmüz'ün kapalı kalması kâbus senaryosunun devam etmesi demek. Veri tarafında ise, ABD'de Mart ayı enflasyonu ve Şubat ayına ait tüketim harcamaları, kişisel gelir ve harcamalar bekleniyor. Türkiye'de ise Merkez Bankası rezerv verileri yakından izlenecek.
2018'den bu yana bitmeyen ekonomik kriz, pandemi döneminde yaşanan kapanmalar ve ekonominin durması, Ukrayna savaşının getirdiği sıkıntılar ve şimdi de İran savaşı... Şu son birkaç yıldır; emekçiler, ücretliler, öğrenciler ve iş yapanların başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Haydut devletler ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı ve bir ayı geçen savaş belki de en şiddetlisi... Çünkü küresel ekonominin can damarı enerji; petrol ve doğal gaz ile ilgili... Ayrıca, petrolün yan ürünleri gübre, plastik, helyum gibi hammadelerde de sıkıntı yaşanıyor.
Bu akıllara durgunluk veren bir fikir: Her şirketin ayrı ayrı temsil edildiği ve ekonomideki değişimlere paralel olarak gerçekçi kararlar aldığı bir dünya ekonomi modeli. Bu şaşırtıcı karmaşıklığın içinden, benzeri görülmemiş bir netliğe sahip tahminler ortaya çıkacaktır. Bunlar dönüştürücü nitelikte olacaktır: Artık küresel finansal çöküşlere körü körüne sürüklenmek yok, artık hiçbir etki yaratamayan iklim politikaları yok.
İlk kez dalış yapmayı öğrendiğimde, aklımda iklim değişikliği yoktu. Neredeyse tamamen nefes almaya odaklanmıştım, sadece hayatta kalmaya çalışıyordum. Yüzgeçlerimi yanlış kullanıyor, suda dengemi sağlamakta zorlanıyor, yapabileceğim hatalardan korktuğum için gözlerimi şişirerek maskemin camını buğulandırıyordum. Ama sonra, 60 dalışın ardından, sonunda bir şey tıklandı. Huzuru buldum. Etrafıma baktım ve hayatımda ilk kez, daha önce sadece yüzeyden gördüğüm bir dünyanın içindeydim.
Para üzerine düşündüğünüzde oldukça tuhaf bir durum ortaya çıkıyor; zira yıllar içinde pek çok para birimi ortadan kayboldu ya da yeniden yaratıldı. 250 yıl önce, bugünkü haliyle ABD doları diye bir şey yoktu; renminbi (RMB) adı verilen Çin para birimi, 1 Aralık 1948’de yeni kurulan Çin Halk Bankası tarafından piyasaya sürüldü; euro ise 1990’larda Birliğin kurulmasını kutlamak amacıyla yaratıldı.
