ABD ile İran'ın savaşın sona erdirilmesi konusunda mutabakat imzalaması, ABD ordusunun Hürmüz Boğazı'na yönelik deniz ablukasını kaldırması ve Hürmüz'de tanker geçişlerine İran tarafından yakında izin verilecek olması, geçen hafta petrol fiyatlarının yüzde 8 düşmesine neden oldu. Brent petrolün varili 18 Haziran Perşembe günü 76,6 dolara kadar indi. 19 Haziran Cuma sabahı da 80 doların altına seyrederek 79,9 dolardaydı. Mayıs sonunda 100 doların üzerinde seyrediyordu.
ABD’nin genç Başkanı John F. Kennedy, seçim kampanyasında “Korkmaktan başka korkacak bir şeyimiz yok!” demişti ve 22 Kasım 1963 tarihinde hâlâ açıklanamayan bir suikast sonucunda hayatını kaybetmişti. Aslında korku ile ilgili ilk söylemin çıkışı yine bir başka ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’in 1933 yılında göreve başlarken yaptığı konuşmada kullandığı, “Korkulacak tek şey korkunun kendisidir!” ifadesi.
Kayıtlara geçen dünyanın en sıcak yılı, karbon yoğun geleneksel tarımın sonunun başlangıcını da işaret ediyor olabilir. Birçok faktör bir araya gelerek rejeneratif uygulamaların yaygınlaşmasını sağlarken, yeni bir araştırma, çiftçilerin geleneksel uygulamalardan uzaklaşarak toprak verimliliğini artırırken aynı miktarda gıda üretebileceklerini ortaya koyuyor.
Yapay zeka, neredeyse kesin olarak dünya tarihinin en dönüştürücü teknolojisi olacaktır. Ülkemizdeki her erkek, kadın ve çocuğun hayatını derinden etkileyecektir. Ekonomimize, demokrasimize, duygusal refahımıza, çevremize ve çocuklarımızı nasıl eğittiğimize ve yetiştirdiğimize hayal edilemeyecek değişiklikler getirecek ve zaten getirmeye başlamıştır. Dahası, yapay zekanın insanlardan daha akıllı hale gelmesiyle, sonunda bağımsız olarak işlev görebileceği ve bunun potansiyel olarak felaketle sonuçlanabileceği yönünde çok gerçek bir korku var.
Büyük Buhran döneminde yapılan en önemli politika müdahaleleri iki kategoriye ayrılabilir. Birincisi, İş Projeleri İdaresi ve Sivil Koruma Birlikleri gibi birçok hükümet programı, işsizlere yardım ve iş sağlamak amacıyla oluşturulmuştu. Bu programlar ihtiyaç sahibi birçok kişiye yardımcı olsa da, sorunun büyüklüğüne kıyasla küçük çaplı olmaları ve dengeli bütçeyi savunan Hoover ve Roosevelt yönetimleri altında önemli vergi artışlarıyla birlikte uygulanmaları nedeniyle, makroekonomik etkileri muhtemelen sınırlı kalmıştır (Brown 1956). New York Times'ta (31 Aralık 1933) Roosevelt'e yazdığı açık mektupta Keynes, başkanın bir bunalım döneminde açıkla finanse edilen maliye politikasına duyulan ihtiyacı anlamadığını eleştirdi.
Türkiye’de son dönemde iç politika, “mutlak butlan” ve buna bağlı gelişmeler başta olmak üzere, oldukça hareketli günler geçirirken, Ortadoğu’da geniş bir coğrafyaya yayılan bir savaşı tetikleyen ABD’nin aynı zamanda bölge temsilcisi olan Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Ortadoğu’da demokrasilerin başarısız olduğunu söyleyerek “meşruti monarşi” ya da “merhametli monarşi” önermesiyle yükselen tartışmaların gölgesindeki dış politika da giderek belirsizleşiyor. Barrack’ın asıl dikkat çekici sözleri şunlardı: “Uyanıyorsunuz Tel Aviv’de, gazetelere bakıyorsunuz ve ne görüyorsunuz? Osmanlı İmparatorluğu 2.0’ın yeni bir versiyonunu görüyorsunuz. İşte İsrail şu anda Türkiye’nin olması gerektiği görüntüyü görüyor. Ve Türkiye de sabah uyanıyor, İsrail 2.0’ı görüyor.”
Merkez Bankası’nın beklenen faiz oranlarını sabit tutma kararıyla içerde oldukça sakin bir haftaya karşılık küresel ekonomide ve piyasalarda hareketli günler yaşandı. Başta Wall Street olmak üzere borsalarda yaşanan sert düşüşler yeni bir finansal kriz kaygılarını gündeme taşırken, enflasyonun başını kapıdan göstermesi gelişmiş ekonomilerde faiz artırımını gündeme getirdi.
ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack bir an önce istenmeyen adam (persona non grata) ilan edilmediği sürece zihinlerimizi meşgul etmeye devam edecek. Kendisinin önce Suriye ve Irak’taki görevlerine son verildiğinin açıklanması, ardından bizzat ABD Başkanı Donald Trump tarafından bu bölgeye tam yetkiyle adeta bölge valisi olarak atanması, önce ABD yönetiminde bir çatlak mı var sorusunu sormamıza, ardından Trump gidene kadar çok fazla bir şeyin değişmeyeceğini anlamamıza yol açtı.
Son otuz yıldır, iklim tartışmaları ve iklim politikaları, sera gazı emisyonlarının gezegenimiz ve iklimimiz üzerindeki etkileriyle şekillendi. Küresel sıcaklığın uzun vadede dengelenmesi için, fosil yakıtlardan ve bunların yol açtığı emisyonlardan uzaklaşmak elbette gerekli ve kaçınılmazdır. Ancak, toplu olarak karbon azaltma hedeflerimizi tutturamadığımız için riskler artarken, gıda ve su sistemlerimizi güvence altına alırken en hızlı soğutma etkisini sağlayabilecek stratejilere odaklanmanın zamanı gelmiştir. Küresel toprak restorasyonu işte bu stratejilerden biridir.
