Dünya, acil dikkat ve eylem gerektiren bir dizi acil çevre sorunuyla boğuşuyor. İklim değişikliğinin neden olduğu felaketlerden biyolojik çeşitlilik kaybına ve plastik kirliliğinden yapay zekanın yükselişine kadar, 2026'nın en büyük 16 çevre sorunu, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması ve buna uyum sağlanması için acil ihtiyaç olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Earth.Org / 9 Ocak, 2026
Yıllardır birçok kişi şubelerin artık işlevini yitirdiğini savunuyor. Fintech dünyasındaki pek çok kişi, insanların şubelere ihtiyaç duymadığını düşünüyor. Bazıları, pandeminin müşterilerin şubeler olmadan da bankacılık işlemlerini sorunsuz bir şekilde yapabildiğini ve artık birçok kişinin dijital bankacılığı tercih ettiğini kanıtladığını düşünüyor.
Normal koşullarda bana ayrılmış bir sütunda ders notu niteliğinde köşe yazısı yazmam. Ancak AB’nin ABD ve Çin’e karşı tarihinin en önemli korumacılığını gündeme getirdiği ve Türkiye’nin de büyük risk altında olduğu, ne yazık ki cehaletin had safhada olduğu günümüz koşullarında böyle bir yazıyı kaleme almak kaçınılmaz oldu. AB’nin Türkiye’yi dışlayarak ve aşağıda belirteceğimiz gümrük birliği olgusunu hiçe sayarak bu malın AB’de üretildi kararını vermesi halinde, sadece otomotiv sektörü itibarıyla düşünürsek, uğrayacağımız yıllık kayıp, iflas bayrağı çekmemiz için yeterli olabilir. Türkiye’nin içinde bulunduğumuz yıl ana sanayi ile yan sanayiinin toplam ihracatı 45 milyar dolar seviyesine ulaşmış, bunun yüzde 70’i AB ülkelerine yapılmıştır dersek, meramımız belki daha iyi anlaşılır. Bu can acıtıcı girişten sonra, gelelim ders notlarına.
Karl Marks, insanların kendi tarihlerini kendilerinin yazdığını, ancak bunu istedikleri gibi yapmadıklarını söyledi: “İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yazarlar, ancak bunu istedikleri gibi yapmazlar; kendi seçtikleri koşullar altında değil, geçmişten miras kalan ve kendilerine verilen mevcut koşullar altında yazarlar. Ölmüş nesillerin geleneği, yaşayanların beyinleri üzerinde bir kabus gibi ağırlık yapar; tıpkı kendilerini ve her şeyi devrimcileştirmekle, daha önce var olmayan bir şey yaratmakla meşgul gibi göründükleri gibi, tam da bu devrimci kriz dönemlerinde, geçmişin ruhlarını endişeyle hizmetlerine çağırırlar, onlardan isimler, savaş sloganları ve kostümler ödünç alırlar, böylece dünya tarihindeki bu yeni sahneyi, geleneksel kılık ve ödünç alınmış bir dil ile sunarlar.”
Uluslararası göstergeler çok önemli, Türkiye'nin dünyadaki yeri, ekonomide, sosyal göstergelerde ne halde olduğumuz meydana çıkıyor. Sadece en yeni ikisinden söz edeyim. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan ‘Bir Bakışta Emeklilik’ raporunda, Türkiye’deki 65 yaş üzeri nüfusta harcanabilir gelir adaletsizliğinin “çok yüksek” olduğu vurgulanıyor ve bu sıralamada 38 ülke arasında 5'inci sıradayız. Bir başka OECD göstergesine göre, günaşırı et, tavuk ve balık tüketemeyen OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyoruz.
Stephen King'in bir öyküsünden uyarlanan "Chuck'ın Hayatı" filmini yeni izledim (şiddetle tavsiye ederim). Film boyunca sürekli olarak Carl Sagan'ın Kozmik Takvimi'ne atıfta bulunuluyor. Kozmik Takvim, evrenin 13,8 milyar yıllık tarihini tek bir takvim yılına sıkıştırıyor; burada 1 Ocak Büyük Patlama, 31 Aralık ise günümüzü temsil ediyor*. Bu ölçekte, modern insanlık sadece 25 dakika yaşında.
Bir merkez bankası yetkilisinin Münih Güvenlik Konferansı'nda tedarik zincirleri hakkında konuşması, dünyamızın ne kadar değiştiğinin bir göstergesidir. On yıl önce, bu bir kategori hatası gibi görünürdü. Bugün ise, bu odadaki herkes ticaretin ekonomik bir konu olduğu kadar bir güvenlik konusu da olduğunu kabul ediyor.
