Bu yazıyı yazarken attığım başlık bile ne kadar “eskidiğimi”, okuyacak olan gençlerin bu kocamış adamın kelamını okumaktansa daha yenilikçi düşünceleri tercih edecekleri endişesini aklıma getirmedi değil. Ben ne ekonomistim ne de tarihçi. Ancak bugünün sorunlarını anlamak için biraz geçmişe dönük bazı çıkarımları yapmanın önemine inanan kendi çapında bir yazar olarak aşağıdaki satırları kaleme almanın önemine inanıyorum.
Tarih, korkunç savaşlar, tarif edilemez işkenceler, katliamlar ve temel hakların her türlü ihlaliyle dolu. Ancak, tanınabilir veya tolere edilebilir herhangi bir biçimde organize insan yaşamının yok olma tehdidi, tamamen yeni bir durumdur. Şu anda yaşanan çevre krizi, insanlık tarihinde gerçekten benzersizdir ve gerçek bir varoluşsal krizdir. Bugün hayatta olanlar, insanlığın kaderini ve 65 milyon yıldır görülmemiş bir hızla yok ettiğimiz diğer türlerin kaderini belirleyecekler. 65 milyon yıl önce, devasa bir asteroit Dünya'ya çarptı, dinozorların çağını sona erdirdi ve bazı küçük memelilerin evrimleşerek, daha önceki asteroit gibi yaşama benzer bir tehdit oluşturmalarının önünü açtı. Ancak bizler, bir seçim yapma şansına sahip olduğumuz için onlardan farklıyız.
Türkiye'de yıllardır devam eden ekonomik krizin yanında ciddi bir kuraklık ve şehirlerde susuzluk yaşıyor. Ülkenin büyük bölümünde haftalardır yağmur yağmazken, şehirlerde barajların doluluğu hızla azaldı. Uşak'ta su tamamen tükendi ve su sıkıntısı yaşanıyor. İçme suyunu sağlayan Küçükler Barajı'ndaki su tamamen tükendi ve su kesintileri yaşanıyor, sadece saat 16-22.00 arasında su verilebiliyor.
Araştırma, siyah arabaların sıcak yaz günlerinde ısıyı neredeyse 4 °C artırdığını ortaya koydu. Kavurucu bir yaz gününde, park edilmiş bir araba fırın gibi hissedilebilir. Lizbon’da yapılan yeni bir araştırma, bu etkinin sadece rahatsız edici olmadığını, tüm mahalleleri ısıtabileceğini gösteriyor. Ve arabanızın rengi bu durumu daha da kötüleştirebilir.
Avrupa Birliği cephesinden gelen uyarı sesleri ile haftayı tamamladık. Önce eski İtalya başbakanı, ardından AVRUPA Merkez Bankası başkanı Mario Draghi’nin “Avrupa aşağılanma çağına mı giriyor?” sorusunu ortaya atması, ardından Almanya Şansölyesi Merz’in “sosyal refah devletine elveda” mealindeki açıklamaları 1950’lerden bu yana süre giden “Avrupa yapılaşma sürecinin (construction) sonuna mı geliyoruz?” sorusunun ortaya çıkmasına yol açtı.
