10 Nisan 2026

Levent Gürses - Kırılgan ateşkes, savaşın kazananı kim ve otoyollar ile hastanelere 1,2 milyar $

levent-gurses-kirilgan-ateskes-savasin-kazanani-kim-ve-otoyollar-ile-hastanelere-12-milyar

Kırılgan ateşkes, savaşın kazananı kim ve otoyollar ile hastanelere 1,2 milyar $

 Levent Gürses

ABD-İsrail saldırganlığının 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşta 40 gün sonra ateşkes ilan edildi. Aslında ateşkes ilan edildi ama savaş bitmedi. Emtia, hisse senedi ve diğer piyasalar sakinleşse de tüm dünyanın gözleri Hürmüz Boğazı'nın üzerinde... İran, dünyanın enerji belkemiği haline gelen Hürmüz'ün silahlardan, füzelerden daha etkili olduğunu anlamış durumda ve çok iyi bir koz olarak kullanıyor.

ABD ve İran'ın iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmasının ardından borsalar yükseliyor ve petrol fiyatları yüzde 10 düştü. Ancak her iki tarafın talepleri göz önüne alındığında, kalıcı bir barışın nasıl sağlanacağı belirsiz. Sonuçta, bu savaşı kimin kazanacağı, Hürmüz Boğazı'nı kimin kontrol ettiğine bağlı olacak ve şu anda bu kontrol İran'da.

Kırılgan ateşkeste tüm gözler Hürmüz'de

Savaştan önce günde 20 milyon varil petrolün geçtiği Hürmüz tam anlamıyla açılmış değil. Ateşkesin ikinci günü İran, İsrail'in Lübnan' saldırısı gerekçesiyle yeniden kapattı. Hürmüz'den 9 Nisan Çarşamba günü saat 16.00 itibarıyla, ateşkesin ilan edildiği Salı gecesinden bu yana sadece dokuz gemi geçebildi. Savaştan önce boğazdan her gün ortalama 138 gemi geçiyordu. Boğazda 800 dolayında geminin sıkışmış olduğu tahmin ediliyor. BBC'nin haberine göre, denizcilik uzmanları, "Aslında henüz hiçbir şey değişmedi" diyerek, gemi mürettebatlarının güvenle geçiş yapabileceklerine ikna olmalarının zaman alacağını belirtti. Lloyd's List'in genel yayın yönetmeni Richard Meade de gemi sahipleri için hâlâ "çok tehlikeli" bir dönem olduğunu ve belirsizliğin yüksek seviyede devam ettiğini söylüyor.

Savaşın ekonomik anlamda kazananı ABD oldu

Aslında savaşın kazanının saldırıyı başlatan ABD olduğu da ortaya çıkıyor. Savaşın hedefinin petrodolar sistemini korumak, petrol ve gaz üretiminde en büyük oyuncu haline gelen ABD'nin ihracatını artırmak olduğu anlaşılıyor.

En büyük rakibi Çin'e petrol ve gaz akışını azaltırken, dünyanın en büyük üreticisi olarak enerji satışlarını da artırdı. Küresel enerji akışlarını yeniden yapılandırarak dünyanın enerji yedek gücü haline geldi. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre savaşta 72 enerji tesisi zarar gördü.

Son bir ayda ABD'nin rafine petrol ürünleri ihracatı günde 3,1 milyon varile ulaşarak rekor kırdı, ham petrol ihracatı yüzde 38 arttı, İngiltere jet yakıtını ABD'den almaya başladı, Asya’nın ABD'den ham petrol talebinde yüzde 82 artış var. Emtia uzmanı Jack Prandelli'ye göre, 9 Nisan itibarıyla ABD limanlarına doğru 68 tanker ilerliyor ve bu normal seviyelerin 2 katından fazla...

Ayrıca, Katar'daki tesislerin hasara uğramasıyla, ABD'nin LNG pazarında önü açıldı. Avrupa ve Asya'ya ihracat en üst seviyeye ulaşırken, ABD 2026-27 için kapasite artırmayı hedefliyor. Katar'ın LNG kapasitesinin yüzde 17'sinin devre dışı kalması ve onarımı için 3-5 yıl gerekiyor. KatarEnergy'nin tedariki yakında tam olarak geri dönmeyecek kesin gibi ve bundan Cheniere Energy, Venture Global gibi ABD'li dev LNG ihracatçıları kazanacak. ABD'nin en büyük doğal gaz şirketlerinden Venture Global, 2026 yılı birinci çeyrek bilançosunda, LNG satışlarının yıllık bazda ikiye katlanarak 480 ton Btu'ya ve cirosunun 13,8 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Körfez ülkelerinin üretiminde büyük düşüş

Özellikle, hükümet gelirlerinin bazı ülkelerde yüzde 90'ının petrole bağlı olduğu Körfez ülkeleri savaş ile darmadağın oldu. Bölgeden petrol ihracatı Şubat ve Mart ayları arasında genel olarak yüzde 44 düştü. Irak'ın ihracatı yüzde 82, Kuveyt'in yüzde 75 azaldı. Katar'ın petrol ve LNG ihracatı yüzde 70 düşerken, Suudi Arabistan boru hatlarının maksimum kapasitede çalışmasına rağmen ihracatı yüzde 34 azaldı.  Suudi Arabistan'da, enerji tesislerine yönelik saldırılar nedeniyle operasyonların kısmen durduruldu, Doğu-Batı petrol boru hattındaki bir pompa istasyonunun hasar görmesi sonucu petrol akışında günlük yaklaşık 700 bin varil kayıp yaşandı.

Petrol fiyatlarında sert düşüş; Brent 96,7 dolarda

İki haftalık ateşkes petrolde sert dalgalanma yarattı. Petrol fiyatları yüzde 16’yı aşan düşüşle geriledi. Brent petrolünün varili ' Nisan'da 111 dolara kadar çıkmışken, ateşkes ile birlikte 8 Nisan'da 91,7 dolara kadar düştü. 9 Nisan'da İsrail'in Lübnan'a saldırması ve İran'ın Hürmüz'ü kapatmasıyla 99 dolar seviyesine çıktı, 10 Nisan öğle saatlarinde 96,7 dolardan işlem görüyor ve haftalık bazda yüzde 10 değer yitirdi.

Avrupa doğal gaz fiyatları da yaklaşık yüzde 20 düşüşle 43 Euro'nun altına geriledikten sonra, 10 Nisan'da 45 Euro seviyesinin altında işlem görüyor

Altında 'ateşkes' belirsizliği, sert yükselişin ardından yatay seyir

Altın fiyatları, ABD ile İran arasındaki ateşkes sürecine ilişkin belirsizliklerin etkisiyle sert yükselişin ardından yatay seyrediyor. Ateşkes öncesinde 7 Nisan'da onsu 4.621 dolara kadar inen altının onsu, ateşkes ilanıyla 8 Nisan'da 4 bin 850 doların üzerine çıktı. Gümüşün ons fiyatı da spot piyasada yüzde 5’ten fazla değer kazanarak 77 dolar seviyesinin üzerine çıktı.

Ancak, İsrail'in Lübnan'a saldırması ve İran'ın Hürmüz'ü kapatmasıyla 9 Nisan'da 4.708 dolara kadar düştü. 20 Nisan öğle saatlerinde 4.743 dolardan işlem görüyor.

Diğer yandan, bankacılık devi UBS'ten altın fiyatları için yeni tahmin geldi. Altında yeni rekorun yıl sonunda görüleceğini belirten banka, yıl sonu altın hedefini ons başına 5 bin 600 dolar olarak belirledi.

Şehir hastaneleri, köprü ve otoyollara ilk çeyrekte 1,2 milyar dolar

İran savaşı ekonomiye büyük hasar vermişken, akaryakıta ve ardından gıdadan elektriğe büyük bir zam dalgası yaşanırken, döviz rezervleri erirken, köprü-otoyollar ve şehir hastanelerine devam eden garanti ödemeler böylesi bir dönemde kamuoyunda bir kez daha büyük rahatsızlık yaratıyor. Yılın ilk çeyreğinde şehir hastaneleri, köprü ve otoyollara yapılan ödemelerin toplamı 55 milyar lirayı, 10 kuruyla ise 1,2 milyar doları buldu.

Sadece Mart ayında 5 milyar TL

Yap-işlet-devret modeliyle yapılan köprü ve otoyollar için yalnızca Mart ayında 5 milyar TL, Hazine garantili ödeme yapıldı. Yılın ilk çeyreğinde toplam tutar 18-19 milyar TL’ye ulaşırken, 2026’da ödenecek miktarın 101 milyar TL’yi aşması bekleniyor. Birgün gazetesinin haberine göre, YİD modeliyle işletilen köprü ve otoyollara Nisan ayı içinde yüklü ödemelerin gündeme geleceği belirtiliyor.

Bilindiği gibi, Yavuz Sultan Selim, Osmangazi, 1915 Çanakkale köprüleri ile İstanbul-İzmir, Kuzey Marmara, Malkara-Çanakkale, Ankara-Niğde, Menemen-Aliağa-Çandarlı ve İzmir-Çeşme otoyolları, özel sektör tarafından YİD yöntemiyle inşa edildi. Devlet, bu projelere araç geçiş garantisi verdi. Geçişler, döviz olarak belirlendi. Araç geçişleri, garanti sınırının altında kalması durumunda aradaki farkı devlet ödüyor.

18 şehir hastanesine ilk çeyrekte 35,2 milyar TL

Hasta garantili 18 şehir hastanesi ise, 2025 yılında 111,1 milyar TL aktarıldıktan sonra, 2026’da da bütçeyi yutmaya devam etti. Bakanlıkça şehir hastanesi müteahhitlerine Ocak-Mart 2026 döneminde 35,2 milyar TL aktarıldı.

18 yılda silinen vergi borcunun toplamı 200 milyar TL

Bir başka rahatsızlık konusu da; son 18 yılda yandaş holdinglerin silinen vergi borcu miktarının 200 milyar dolara ulaşması... Yİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, son 18 yılda beş büyük şirketin toplam 200 milyar dolarlık vergi borcunun silindiğini açıkladı. Türkoğlu, “Kolin’e 36 kez, Cengiz’e 30 kez, Makyol’a 24 kez, Kalyon’a 19 kez ve Limak’a 19 kez vergi muafiyeti tanındı” dedi.

Elektrik ve doğalgaza yüzde 25 zam

Geçen hafta, tüketicilerin bütçesi elektrik ve doğal gaz zammıyla bir kez daha sarsıldı. EPDK’dan yapılan açıklamada, elektrikte evlerde kullanılan elektriğe yüzde 25, alçak gerilimdeki ticarethaneler-bürolara yüzde 17,5, orta gelirim sanayi abonelere yüzde 5,8 ve orta gerilimden bağlı tarımsal faaliyetler abonelere yüzde 24,8 zam yapıldı. Açıklamada örnek olarak "100 kWh elektrik tüketen bir evin elektrik faturasının 323,8 TL olacağı” belirtildi.

Aynı açıklamada BOTAŞ’ın da aylık tarifesini yayınladığı belirtilerek, konut tüketicilerinin kullandığı doğalgazına ortalama yüzde ortalama yüzde 25, sanayi abonelerine yüzde 18,61, elektrik üretim santrallerinin kullandığı doğalgaza yüzde 19,42 oranında zam yapıldığı duyuruldu.

Elektrik ve doğalgaza yapılan yüzde 25’lik zammın mal ve hizmet maliyetlerini, artışın da enflasyon baskısını artırması bekleniyor. Ancak TÜFE’deki ağırlık değişimiyle enflasyona etkisi 0,92 puandan 0,59 puana düşecek.

EMO: Dağıtım bedeli adeta karadeliğe dönüştü

Uzmanların, “Elektrik dağıtım bedeli yurttaşa yükleniyor” gerekçesiyle eleştirildiği yüzde 25’lik zam ile birlikte şirketlerin kazançlarına kazanç katmasının önü açıldı.

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası, enerji fiyatlarına gelen zamlara ilişkin açıklama yaptı. Oda’nın hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını korumak için aylık 230 kWh enerji tüketeceği varsayıldığında günlük ortalaması 8 kWh’i geçmeyen bu tüketim için aile bütçesinden ayrılması gereken 595,8 TL, bu zamla birlikte 744,7 TL’ye yükseldiğini açıkladı.

Oda’nın açıklamasının devamında şu ifadeler yer aldı: “Gelen zam ile yıllık 4000 kWh limitini aşmayan aboneler doğrudan etkilenirken, yüksek kademedeki birim fiyat yüzde 17,4 artışla 1,895808 TL’ye, dağıtım bedeli ise yüzde 32 artışla 2,4249 TL’ye yükseltildi. Böylece konut faturalarına toplamda yüzde 25 zam yansıdı. 744,7 TL EMO hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin aylık 230 kWh asgari tüketimi için ödediği 595,8 TL, bu zamla 744,7 TL’ye çıktı. Nisan 2026 itibarıyla faturanın yalnızca yüzde 15,2’si enerji bedelinden oluşurken, yüzde 74,8’ini dağıtım bedeli oluşturdu. 2022’de faturanın yüzde 22’si olan dağıtım bedeli payının yüzde 75’e yaklaşması kabul edilemez.

Sokak ve cadde aydınlatması için yüz milyarları akıttılar

Diğer yandan elektrikte özelleştirme kamu kesimi elektrik üretimi ve dağıtımından çekilirken, zammın ardından gözler bir kez daha elektrik dağıtım şirketlerine aktarılan kaynağa çevrildi. 2018-2026 döneminde elektrik şirketlerine aktarılan kaynak 120,2 milyar TL’ye ulaştı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın sokak ve caddelerin aydınlatılması karşılığında, “Genel Aydınlatma Ödemesi” adı altında elektrik dağıtım şirketlerine aktardığı kaynak, 2018-2025 döneminde toplam 120 milyar 267 milyon 534 bin TL’ye ulaştı.

2018 yılında 1,8 milyar TL olan elektrik dağıtım şirketlerine bütçeden ödenen para, 2025 yılında 36,5 milyar TL’ye fırladı.

Dünya Bankası Türkiye için büyüme tahminini düşürdü

Dünya Bankası, Küresel Ekonomik Beklentiler raporunda artan jeopolitik riskler ve küresel belirsizlikler nedeniyle Türkiye için büyüme beklentilerini aşağı çekti. Banka, Türkiye için 2026 büyüme tahmini yüzde 3,7'den yüzde 2,8'e, 2027 büyüme tahmini de yüzde 4,4'ten yüzde 3,7'ye revize edildi. Küresel pazarlara entegrasyon ve dayanıklı özel sektör yapısının bu performansta belirleyici olduğu vurgulanırken, imalat sanayi ihracatında yüksek teknolojili ürünlerin payının son on yılda yaklaşık yüzde 5 seviyesinde yatay seyretmesinin, daha ileri teknoloji ve bilgi yoğun üretime geçişte ilave adımlar gerektirdiğine işaret ettiği ifade edildi.

Dünya Bankası, Güney Asya'nın bu yıl için büyüme beklentisini yüzde 7.0'den yüzde 6.3'e düşürdü. Banka, Güney Asya'nın görünümünün Orta Doğu çatışması, mali türbülans, iklim şokları ve hizmetler ihracatına yönelik yapay zekâ ile alakalı riskler nedeniyle kırılgan olduğunu belirtti. 2026 yılı için Çin’in büyüme beklentisini yüzde 4,2'de sabit tuttu. Hindistan'ın 2026 ve 2027 ekonomik büyümesi ise yüzde 6,3’te yüzde 6,6’ya revize edildi.

JPMorgan enflasyon ve faiz beklentilerini yükseltti

ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan, Türkiye ekonomisine yönelik yayımladığı raporda, enerji fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu risklere dikkat çekerek faizlerdeki yüksek seyrin beklenenden daha uzun süre korunabileceği öngörüsünde bulundu. JPMorgan, artan enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekerek Türkiye'de faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceğini öngördü. Banka, Türkiye için yıl sonu enflasyon beklentisini ise yüzde 28'e yükseltti.

Prof. Dr. Ulusoy: Bugün yaşananlar bir uyarı, iyi günler geride kalabilir!

ENAG Kurucusu Veysel Ulusoy, enflasyondaki aylık artışın yüksek seyrine dikkat çekti. Enerji maliyetleri ve kur baskısının ekonomide yeni riskler oluşturduğunu belirtti. Ulusoy, "Bugün yaşananlar, aslında bir uyarı. Ve maalesef, bu uyarıyı yeterince ciddiye almazsak, “İyi günler” dediğimiz dönem gerçekten geride kalabilir." dedi.

Nefes gazetesinin haberine göre, Prof. Dr. Veysel Ulusoy, fiyatların hâlâ aylık yüzde 3 ila 5 bandında artmasının, başlı başına çok ağır bir tablo olduğunu vurgulayarak, “Bu seviyelerde bir aylık artış, yıllıkta çok ciddi bir baskı anlamına gelir” dedi. Ulusoy, artan enerji faturasının cari açığı büyüteceğini, döviz ihtiyacının artacağını, fiyat oluşumunun zorlaşacağını ve iflasların artacağını dile getirdi.

Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Türkiye ekonomisindeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Ulusoy, "Bugün pazarda gördüğümüz sebze fiyatları aslında sadece bir başlangıç. Sorunun önemli bir kısmı uzun süredir biriken yapısal tercihlerden kaynaklanıyor. Tarım yıllardır adeta üvey evlat muamelesi gördü. Üretici yeterince desteklenmedi, planlama yapılmadı, maliyetler kontrol altına alınamadı. Üstüne bir de dövize bağımlı girdi yapısı eklenince, her kur hareketi doğrudan sofraya yansır hale geldi. Gelir tarafında ise insanlar aynı hızla korunamıyor. Maaşlar artıyor gibi görünse de gerçek hayatta karşılığı giderek zayıflıyor. Eğer bu tabloyu değiştirecek güçlü ve uzun vadeli politikalar uygulanmazsa, vatandaş için önümüzdeki dönem daha zor geçecek" dedi.

Prof. Dr. Yılmaz: Enflasyonda yüzde 100 sapma var

TEPAV Merkez Direktörü ve ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, TÜİK’in açıkladığı Mart ayı enflasyon verilerine işaret ederek, "TÜİK, tüketici enflasyonunu Mart ayı için yüzde 1,94 olarak açıkladı. Buna göre üç aylık enflasyon 10,04, son bir yıllık enflasyon yüzde 30,87 oldu. Özellikle endeks içindeki ağırlığı nedeniyle gıda fiyatlarındaki artışın mart ayında 1,80’de, konut grubunun yüzde 1,90’da kalması temel soru işaretlerini oluşturuyor. Çarşı pazarda, fiyat artışlarının neredeyse yüzde 10’a yaklaştığı bir ortamda gıdada yüzde 1,80 anlaşılır değil" diye konuştu. 2026 için Orta Vadeli Program'da (OVP) enflasyon tahmininin yüzde 16 olduğunu hatırlatan Yılmaz, "Merkez Bankası da bunu devam ettirmiştir. Yılın ilk çeyreği bittiğinde hedefin neredeyse yüzde 100’ü seviyesinde bir sapma var" dedi.

Petrol ve doğalgaz fiyatları etkili olacak

Yılmaz, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışa dikkati çekerek, "Eğer petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışla birlikte gıda sektöründe maliyetlerden ve diğer sektörlerde fiyatlama davranışlarından kaynaklı yukarı yönlü hareketler devam ederse 2026 yıl sonu için enflasyonun orta senaryoda bile yüzde 30-32 bandına çıkacağını söylemek yanıltıcı olmayacaktır" ifadelerini kullandı.

DİSK-AR: İşçi enflasyona çalışıyor

DİSK-AR raporu, yılın ilk üç ayında işçi ücretlerinin enflasyon ve vergi kıskacında hızla eridiğini ortaya koydu. Emeğin geliri buharlaşırken toplam kayıp 393,9 milyar liraya ulaştı. Asgari ücretli yalnızca mart ayında 2 bin 819 lira kaybetti.

Raporda "Yüksek enflasyon ile adaletsiz vergi ve kesintiler işçi ücretlerini eritmeye devam ediyor" denildi. İşçi ücretlerindeki erimenin önemli bir kısmına enflasyon ve vergiler neden oldu. Mart ayında enflasyonun yalnızca sigortalı işçi ücretlerine birikimli toplam faturası 189 milyar TL oldu. Gelir ve damga vergilerinin toplam faturası da 204,9 milyar TL’ye ulaştı.

Asgari Ücret İnisiyatifi: Her şeye zam varsa asgari ücrete yeniden zam

Çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin bir araya getirerek oluşturduğu Asgari Ücret İnisiyatifi adına, asgari ücretin yılda dört kez güncellenmesini öngören yasal değişiklik taleplerini de içeren dilekçelerin TBMM'ye sunulmasından önce yapılan açıklamada, "Enflasyonla mücadelenin faturasının, açlığa ve yoksulluğa mahkum etmek pahasına milyonlarca emekçiye ödetilmesini kabul etmiyoruz. Asgari Ücret İnisiyatifi olarak bizler, asgari ücrete yeniden zam mücadelesini büyüterek haykırıyoruz: Akaryakıta, gıdaya, kiraya, her şeye zam varsa asgari ücrete yeniden zam!" denildi.

Merkez Bankası savaş döneminde 50 milyar dolar döviz sattı

2025 başından bu yana yabancının Türkiye’ye portföy girişinin büyük çoğunluğunun savaş dönemi boyunca çıkmasının ardından, Merkez Bankası bu çıkışı karşılamak için rezervlerinden 49,2 milyar dolar döviz satışı gerçekleştirdi.

Ekonomim gazetesinden Şebnem Turhan'ın haberine göre; Ortadğu’da savaşın TL üzerindeki etkilerini azaltmaya çalışan Merkez Bankası yoğunlukla yabancının çıkışına karşılık yüklü döviz satışı gerçekleştirdi. QNB Türkiye ekonomistlerinin hesaplamalarına göre savaşın başından 3 Nisan ile biten haftaya kadar 49.2 milyar dolarlık döviz satışı yapıldı. Bankalarla geçen hafta başlatılan döviz karşılığı TL swap işlemleri brüt ve net uluslararası rezervlerde savaş döneminin ilk yükselişini yaşatsa da swap hariç net rezervler geçen hafta 1.8 milyar dolar azalarak 18.4 milyar dolara indi. Bu seviye Mayıs 2025’ten bu yana görülen en düşük seviyeye işaret ediyor.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, Merkez Bankası'nın son 40 günde 49 milyar dolar rezerv sattığını söyledi.

Dışarıdan borçlanan firmaların net döviz açığı 197 milyar dolar

Ekonomist Mustafa Sönmez ise farklı bir konuya dikkat çekerek, firmaların savaşa kalkansız yakalandığını sorguluyor. Mustafa Sönmez, sosyal medyada yaptığı yorumda, "Hazine Bakanı Mehmet Şimşek'in dolara baskıladığını görüp dışarıdan borçlanan firmaların net döviz açığı 200 milyar dolara yakın. Bu tutar, Şimşek göreve geldiğinde 72 milyar dolar idi. Şimşek'in birinci yılında 102 milyar dolar olan açık, 2026'ya girerken 197 milyar doları geçti" dedi.

IMF: Savaş enflasyonu artırıp büyümeyi yavaşlatacak

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, Ortadoğu’daki savaşın enerji arzını bozarak küresel enflasyonu artırıp büyümeyi yavaşlatacağı uyarısında bulundu. Georgieva, savaşın küresel ekonomide daha yüksek enflasyon ve daha yavaş büyüme döngüsünü tetikleyeceğini açıkladı. IMF ve Dünya Bankası Bahar Toplantıları öncesinde konuşan Georgieva, savaşın enerji arzında tarihin en büyük aksaklıklarından birine yol açtığını vurguladı.

Georgieva, çatışmaların hızla sona ermesi halinde bile IMF’nin gelecek hafta açıklayacağı küresel ekonomik tahminlerde büyüme beklentisini aşağı, enflasyon tahminini ise yukarı yönlü revize edeceğini belirtti. Georgieva, küresel petrol arzının yüzde 13 oranında azaldığını, bunun helyum ve gübre gibi bağlantılı tedarik zincirlerine de yansıdığını ifade etti.

IEA Başkanı Birol: Mevcut kriz; tüm krizlerin toplamından daha ciddi bir boyutta

IEA Başkanı Fatih Birol, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintinin tarihin en büyük enerji arz şoklarından biri olduğunu belirterek, "Mevcut kriz; 1973, 1979 ve 2002 krizlerinin toplamından daha ciddi bir boyutta" dedi. Birol, Fransız Le Figaro gazetesine verdiği röportajda, "Dünya hiçbir zaman bu büyüklükte bir enerji arzı kesintisi yaşamadı. Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş gıda fiyatlarını tetikledi ve küresel enflasyonist baskıyı hızlandırdı. Düşük gelirli ekonomiler bu "çifte şok" karşısında savunmasız kaldı" dedi.

Birol, krizin coğrafi etkilerine değinirken, ciddi zorluklarla karşılaşacak ülkeler olarak Avrupa, Japonya ve Avustralya’yı işaret etti. Ancak en büyük riskin gelişmekte olan ülkeler üzerinde yoğunlaştığını belirtti.

"Yakıt ve gıda fiyatlarındaki potansiyel keskin artışlar endişe vericidir"

Ortadoğu'daki savaşın küresel ekonomi ve gıda güvenliği üzerindeki etkileri uluslararası kurumların acil gündeminde yer alıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Dünya Gıda Programı (WFP) başkanları, Orta Doğu'daki savaşın etkilerini görüşmek üzere bir araya geldi. Aşağıdaki açıklamayı yayınladılar:

"Orta Doğu savaşı, bölgede ve ötesinde yaşamları ve geçim kaynaklarını alt üst ediyor. Modern tarihte küresel enerji piyasalarında en büyük aksamalardan birini tetikledi. Petrol, gaz ve gübre fiyatlarındaki keskin artışlar, ulaşım darboğazlarıyla birlikte, kaçınılmaz olarak gıda fiyatlarında artışa ve gıda güvensizliğine yol açacaktır.

Bu yük, özellikle düşük gelirli, ithalata bağımlı ekonomilerdeki dünyanın en savunmasız nüfusları üzerinde en ağır şekilde hissedilecektir. Yakıt fiyatlarındaki ani artışlar ve gıda fiyatlarındaki potansiyel keskin artışlar, özellikle mali alanın kısıtlı olduğu ve borç yüklerinin zaten yüksek olduğu yerlerde endişe vericidir; bu durum, hükümetlerin savunmasız haneleri koruma yeteneğini azaltmaktadır.

İlgili yetki alanlarımız doğrultusunda ve mevcut müdahale mekanizmalarını temel alarak, can ve geçim kaynaklarını korumak ve istikrar, büyüme ve istihdam sağlayan dirençli bir iyileşmenin temellerini atmak için destek sağlayacağız."

IMF: Savunma harcamalarındaki artış enflasyonu artırır ve önemli zorluklar yaratır

13-18 Nisan tarihleri arasında yapılacak IMF-Dünya Bankası Bahar toplantıları sırasında 14 Nisan tarihinde yayımlanacak IMF Dünya Ekonomisinin Görünümü, Nisan raporu özellikle silahlanmadaki artışa ve buna mukabil mali açıklara dikkat çekiyor.

IMF'nin toplantılar öncesinde yayımladığı, raporun "Savunma Harcamaları: Makroekonomik Sonuçlar ve Dengelemeler"başlıklı ikinci bölümünde, yoğunlaşan jeopolitik gerilimler arasında savunma harcamalarının arttığına dikkat çekiliyor. Bu bölümde, şu ifadelere yer veriliyor

"Özellikle gelişmekte olan piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerde büyük savunma harcaması patlamaları daha sık hale geliyor. Tipik bir patlamada, savunma harcamaları iki buçuk yıl içinde GSYİH'nin yaklaşık 2,7 yüzdelik puanı kadar artar ve bunun yaklaşık üçte ikisi bütçe açığıyla finanse edilir. Savunma harcamalarındaki artış kısa vadede ekonomik aktiviteyi artırabilirken, aynı zamanda geçici olarak enflasyonu da artırır ve orta vadede önemli zorluklar yaratır. Mali açıklar GSYİH'nin yaklaşık 2,6 yüzdelik puanı kadar kötüleşir, kamu borcu üç yıl içinde yaklaşık 7 yüzdelik puan artar ve dış dengeler bozulur. Savaş zamanı patlamaları özellikle maliyetlidir; kamu borcu yaklaşık 14 yüzdelik puan artar ve sosyal harcamalar düşer."

 

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.