Önümüzdeki hafta oldukça yoğun geçecek. Türkiye’de birinci çeyrek GSYİH ve Nisan ayı işsizlik verilerin ön plana çıkıyor. Birinci çeyrek büyümesinde geçen yılın son çeyreğine oranla düşüş bekleniyor. Aynı şekilde işsizlik oranında da bir miktar artış söz konusu olabilir. Bir başka önemli açıklama da Nisan ayına ait dış ticaret verileri olacak.
Aswath Damodaran, şirket değerleme yöntemlerimizin ne kadar titiz olduğu ile ilgilenmiyor. Damodaran'a göre, şirketlerin değerlemesinde en büyük zorluk, daha iyi ölçütler veya modeller geliştirmek değil; belirsizlikle başa çıkmaktır. Aslında, daha kesin bir ifadeyle, sorun belirsizlikle başa çıkamamaktır. İnsanlar belirsizliğe inkar veya kaçınma ile tepki verme eğilimindedir: İlk tepkimiz sorunu daha da kötüleştirmektir.
Türkiye ve dünya ekonomisinde hareketli bir hafta geride kaldı.
Öncelikli olarak hem Borsa İstanbul’da hem de dünya piyasalarındaki olumlu hava yatırımcısını sevindirdi. ABD ile Çin’in dünya ekonomisini yavaşlatacak, küresel ticareti duraklatacak ticaret savaşında frene basmaları, anlaşma yoluna gitmeleri herkese nefes aldırdı.
Türkiye ve dünya ekonomisinde önümüzdeki hafta; Rusya ile Ukrayna arasında İstanbul’da başlayan ateşkes görüşmelerinin devamındaki gelişmeler, PKK’nın silah bırakma kararı sonrasında oluşan süreç ile ilgili gelişmeler, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının yumuşamasında sonra atılacak adımlar yakından izlenecek.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 19 Mart’tan bu yana 60 milyar doları bulduğu tahmin edilen satışlarla eriyen döviz rezervlerinin yerlerine yenilerini koyabilmek için gittiği Londra'da, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) ev sahipliğinde düzenlenen “Türkiye Yatırım Görünümü” panelinde Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeler ve yatırım fırsatlarını ele aldı. Şimşek’in toplantıya katıldığı sıralarda EBRD de, “Belirsiz Zamanlar” başlıklı bir raporu açıkladı. Raporda, Türkiye ekonomisinin 2025 yılına ilişkin büyüme öngörüsünü, Şubat ayında belirlediği yüzde 3,0 düzeyinden 0,2 puan düşürerek yüzde 2,8’e çekti. Raporda söz konusu revizyonun, “iç ve dış talebin düşmesi” ve yükselen enflasyona bağlı olarak “beklenenden daha sıkı para politikası” uygulanacağının anlaşılması nedeniyle yapıldığı belirtildi.
