Osman Şenkul - IMF’den enflasyon & faiz NASihatleri
IMF’den enflasyon&faiz NASihatleri
Osman Şenkul
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, 23 Eylül 2021 tarihinde, yakın tarihimizin en önemli hareketlerinden birine imza atıp, politika faizini 100 baz puan düşürerek yüzde 19’dan yüzde 18’e indirdi ve hemen ardından, aynı güne 8,63 lira düzeyinde başlayan dolar kuru 8,80 lirayı aştı. TCMB, ilk faiz indiriminden bir ay sonra 21 Ekim 2021’de de politika faizini 200 baz puan düşürerek yüzde 16’ya indirdi. Karar sonrası dolar günlük olarak yüzde 3’ün üzerinde yükselerek 9,53 lira ile rekor kırdı; aynı gün Euro 11 lirayı ve sterlin de 13 lirayı geçti. Gram altın fiyatı da 543 lira ile yeni bir rekor kırdı.
Bu indirimin öncesinde politika faizi Mart 2021’de son kez yükselmiş ve 200 baz puanlık artışla yüzde 19’a çıkartılmıştı, ancak bu yükseliş, Naci Ağbal’ı koltuğundan etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Ağbal’ı görevden aldı.
Erdoğan, faiz artırımından rahatsız olduğunu sürekli dile getirmiş ve 12 Mart tarihinde reform paketini açıkladığı sırada “İkide bir ‘fiyat istikrarı’ diyorlar, biz onu bir kenara koyduk” demişti.
TCMB, Kasım 2021’de politika faizini 100 baz puan daha indirdi. Faiz yüzde 16’dan yüzde 15’e geriledi. Karar sonrası dolar 11,29 lirayı aştı.
Erdoğan, bu faiz kararından önce yaptığı AKP Meclis Grup Toplantısı’nda “Beraber yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan faizi savunanlar, kusura bakmasınlar… Bu yolda ben, faizi savunanla beraber olamam, olmam. Bu görevde olduğum sürece faiz ve enflasyonla mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Bu konuda ‘nas’ ortada. ‘Nas’ ortadayken sana, bana ne oluyor?” diye konuşmuştu.
Yılın son Para Politikası Kurulu toplantısında Merkez Bankası politika faizini 100 baz puan daha indirdi ve yüzde 15’ten yüzde 14’e düşürdü. Karar sonrası dolar 15,72 lirayı geçti ve liranın gün içindeki değer kaybı yüzde 5’i aştı. 20 Aralık 2021 tarihinde dolar 18,43 liraya kadar yükseldi. Erdoğan aynı akşam Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemini duyurdu. Aralık boyunca Merkez Bankası yükselen döviz kuruna beş defa müdahale etti. 1 Aralık’ta yaptığı ilk müdahalede 844 milyon dolar, 3 Aralık’ta yaptığı ikinci müdahalede 504 milyon dolar, 10 Aralık’ta yaptığı üçüncü müdahalede 687 milyon dolar, 13 Aralık tarihinde yaptığı dördüncü müdahalede 3,12 milyar dolar, 17 Aralık’ta yaptığı beşinci ve son müdahalede ise 2,1 milyar dolar sattığını açıklamıştı. Bu beş müdahalenin toplam bilançosu ise 7,3 milyar dolar olmuştu.
Böylece 2021 Eylül’den itibaren yapılan faiz indirimleri 500 baz puana ulaşmıştı. İlk faiz indirimi öncesi 8,63 lira olan dolar, 2021 Aralık’taki faiz indirimiyle beraber 18,43 liraya yükselmiş, açıklanan tedbirlerle ve Merkez Bankası tarafından yapılan ve 7,3 milyar doları bulduğu açıklanan müdahalelerle yılı 13,32 TL seviyesinden kapatmıştı. Ancak, Bloomberg Economics ekonomisti Selva Baziki, 20 Mart 2023'te yaptığı değerlendirmede, “Aralık 2021'den bu yana TCMB'nin arka kapı döviz piyasası müdahalelerinin 128 milyar dolara ulaşmış olabileceğini tahmin ediyoruz,” dedi.
Aynı dönemde, Bloomberg gibi, müdahale trafiğini yakından izleyen bir başka uluslararası haber ajansı olan Reuters da, aynı dönemdeki belirlenebilen müdahale hacminin 150 milyar doları aştığına ilişkin haberlere yer verdi. Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın görevden alınmasıyla muhalefetin gündeme getirdiği, Merkez Bankası rezervlerinden satıldığı iddia edilen "128 milyar dolar nerede?" sorusu, siyasi parti binalarına ve bilboardlara asılan afişlerin savcılık kararlarıyla kaldırılmasının ardından Türkiye'nin gündemine taşınmıştı.
Merkez Bankası, 2022 yılının Ocak-Temmuz aylarında faiz indirimlerine devam etmedi ve 2021 Aralık’ta yüzde 14’e düşürdüğü politika faizini 18 Ağustos 2022’ye kadar sabit tuttu. Bu süre zarfında dolar/TL 13,32 seviyesinden 18,05’e kadar yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 Ağustos’ta tüketici ve üretici fiyat endekslerini yayımladı. Veriler tüketici enflasyonunun yüzde 80’i aştığını gösterdi. Böylelikle tüketici enflasyonunda 1998 yılından bu yana en yüksek seviye kaydedildi. Üretici enflasyonu ise yıllık olarak yüzde 143,75 oldu. Aralık ayında ise enflasyon baz etkisiyle düşüşe geçti. TÜİK’e göre enflasyon Aralık 2022’de yıllık bazda yüzde 64,27 oldu. Aralık enflasyonu ise yüzde 1,18 olarak açıklandı.
Bunun yanı sıra hükümet tarafından dövizi dizginlemek için devreye alınan KKM uygulamasının Hazine üzerindeki yükü sürekli arttı. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan Merkezi Yönetim Bütçe verilerine göre, Aralık ayında dövizden dönüşümler hariç, Kur Korumalı Mevduat’a bütçeden 973,1 milyon TL aktarım yapıldı. Böylelikle 2022 yılı Mart ayından yıl sonuna kadar toplam maliyet 92 milyar 538 milyon 964 bin TL’ye ulaştı. Şubat ayında yapılan 50 baz puanlık indirimin ardından faiz, Haziran’a kadar değişmedi. Bu süre zarfında dolar 18,87 liradan 23,56 liraya kadar yükseldi.
Daha önce Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Maliye Bakanı olarak görev yapan Mehmet Şimşek, 4 Haziran 2023 tarihinde yeniden ekonominin başına geçti ve böylece Şimşek, 5 yıl aranın ardından kabineye dönmüş oldu.
“TÜİK enflasyonu”nun dahi, faizlerin bu denli büyük hareketlerle indirilip-yükseltilmesini içeren operasyonlar ile bir türlü düşürülememesi ve özellikle de kamu çalışanları ve emekli maaşlarının belirlenmesinde temel alınan “hedef enflasyonun” da bir türlü tutturulamaması, partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının büyük tepkisini çekerken, Uluslararası Para Fonu’nun da (IMF) dikkatini çekmiş olmalı ki, önümüzdeki 12 Mart’ta yapılacak ve faiz kararı alınacak Para Poilitikası Kurulu toplantısı öncesinde, 13 Şubat günü yaptığı, “IMF Yürütme Kurulu, Türkiye ile 2025 Madde IV Danışmasını Sonuçlandırdı” başlıklı açıklamada, faizler konusuna oldukça geniş bir şekilde odaklandı.
“Enflasyon, güçlü mali konsolidasyon, ihtiyatlı gelir politikaları ve sıkı para politikası duruşunun desteğiyle Eylül 2024'te yüzde 49,4'ten (yıllık bazda) Aralık 2025'te yüzde 30,9'a geriledi. 2024 ortasında geçici bir yavaşlamanın ardından, GSYİH büyümesi güçlü seyrini sürdürdü ve 2025 yılında yüzde 4,1 olarak tahmin ediliyor. Lira talebi güçlenerek uluslararası rezervleri desteklemiş ve cari işlemler açığı yeterli düzeyde finanse edilmeye devam etti.”
IMF özellikle üzerinde durduğu, “sıkı para politikası”nın, “ılımlı ücret artışı” ve bunun da, enflasyonda “kademeli” düşüşü destekleyeceğini vurguluyor ve ekliyor:
“Politika faiz oranlarındaki ilave indirimler ve artan güvenin desteğiyle, 2026 yılı büyüme oranının yüzde 4,2 olması beklenmektedir. Cari işlemler açığı yeterli düzeyde finanse edilmeye devam ederken, mevduat sahiplerinin güveni ve güçlü altın fiyatları, rezervlerin IMF'nin yeterlilik ölçütü olan yüzde 80 civarında kalmasını sağlayacaktır.”
IMF yönetimi elbette bununla kalmadı ve enflasyonun kesin olarak düşürülmesi için daha sıkı bir para politikası uygulanmasını talep ederken, politika faiz oranlarının veriye bağlı kalınılarak ve makrofinansal etkilerinin göz önünde bulundurularak ayarlanması gerektiğini vurguladı:
“Politikanın güvenilirliğini artırmak ve iletimini güçlendirmek için, yönetim kurulu üyeleri, politika faiz oranına odaklanan, merkez bankasının bağımsızlığının ve iletişiminin güçlendirildiği basitleştirilmiş bir para politikası çerçevesinin önemini vurguladılar. Yönetim Kurulu üyeleri, enflasyon beklentilerinin daha iyi sabitlenmesiyle ve rezerv tamponlarının toparlanmasıyla birlikte döviz kuru esnekliğinin kademeli olarak artırılmasına izin verilirken, döviz müdahalelerinin oynaklığı azaltmakla sınırlandırılmasını tavsiye ettiler.”
IMF Yönetim Kurulu üyeleri, ayrıca, “özellikle döviz likidite risklerinin hâlâ yüksek olması nedeniyle sürekli tetikte olunması gerektiğini” vurguladılar ve kripto varlıklar da dahil olmak üzere denetimin güçlendirilmesiyle birlikte, denetim ve çözümleme çerçevelerinin güçlendirilmesine yönelik devam eden çabaları desteklediler.
Kısacası, TÜİK enflasyonunun dahi düşürülememesi üzerine devreye giren IMF, enflasyonun düşürülmesinde “çok önemli” iki NASihatte bulundu: “Sıkı para politikası” ve “Ilımlı ücret artışı.” Bir başka deyişle, enflasyonun düşürülmesi için hükümete, “faizi yüksek tut”u NASihatlerken, aynı zamanda da, başta ücretliler ve emekliler olmak üzere, ülkenin her yanından yükselen, “Yoksulluk çığlıklarına aldırış etmeden ücret artışlarında ölçüyü kaçırma…!” komutunu vermeyi de ihmal etmiyor; 2025 Aralık ayında uygulanmadan, pusuda tutulan zamların birden bire Ocak ayında serbest bırakılması ve dolayısıyla ücret ve maaş artışları hesaplamalarına katılmamış olması gibi.
