Müge Okur - Madra Dağı’nda madencilik baskısı
Madra Dağı’nda madencilik baskısı
Müge Okur
TÜMAD Madencilik’in Balıkesir’in İvrindi ilçesindeki altın ve gümüş madeninin kapasite artışı projesine verilen ÇED Olumlu kararı, Madra Dağı’nın ormanları ve su kaynakları üzerindeki etkileri yeniden gündeme taşıdı. Proje kapsamında 66 bin 410 ağacın kesilmesi öngörülürken, kapasite artışının bölgedeki ekosistem ve tarımsal üretim üzerindeki olası sonuçları tartışılıyor.
Balıkesir’in İvrindi ilçesinde, Madra Dağı havzasında faaliyet gösteren TÜMAD Madencilik’in altın ve gümüş madeni için planladığı kapasite artışı, bölgenin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının projeye ÇED Olumlu kararı vermesinin ardından, orman alanları, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerindeki olası etkiler kamuoyunun gündeminde yer alıyor.
Nurol Holding iştiraki olan TÜMAD Madencilik’in İvrindi Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı Projesi, mevcut işletme alanının genişletilmesini, cevher üretiminin artırılmasını ve yığın liç tesisinin büyütülmesini kapsıyor. Haziran ayında, proje için ÇED Olumlu kararı verildi ve kapasite artışı kapsamında 66 bin 410 ağacın kesilmesi öngörüldü. Projenin genişleme alanının 452,44 hektar olduğu ve bu alanın tamamının orman sayılan arazi niteliği taşıdığı bildirildi.
452 hektarlık genişleme, 66 bin ağacın kesilmesi
Kapasite artışı projesinin çevresel boyutundaki en önemli başlıklardan biri, orman alanlarının madencilik faaliyetlerine açılması. Proje kapsamında toplam ÇED alanının yaklaşık 1.287,95 hektara ulaşması, genişleme alanının ise 452,44 hektarı bulması planlanıyor.
ÇED raporuna ilişkin haberlerde, kapasite artışı kapsamında 66 bin 410 ağacın kesilmesinin öngörüldüğü belirtiliyor. Raporda ayrıca Orman Bölge Müdürlüğü'nün görüşü doğrultusunda 166 bin ağacın dikilmesinin planlandığı aktarılıyor. Ancak ağaç dikimi taahhüdü, kesilecek ağaçların oluşturduğu ekolojik yapının, orman bütünlüğünün ve yaban hayatı yaşam alanlarının kısa sürede yeniden kazanılacağı anlamına gelmiyor.
Madra Dağı’ndaki ormanlar, suyun tutulması, toprağın korunması, canlıların yaşam alanlarının sürdürülmesi ve bölgesel iklimin düzenlenmesi bakımından önem taşıyor. Madencilik faaliyetleri nedeniyle orman örtüsünün parçalanması, bu işlevlerin uzun vadede nasıl etkileneceği sorusunu da beraberinde getiriyor.
Madra Dağı’nın iki su havzası açısından önemi
Projenin tartışma yaratan bir diğer boyutu su kaynakları. Maden sahası, Kuzey Ege ve Susurluk havzalarını birbirinden ayıran su bölüm çizgisi üzerinde bulunuyor. Bu konum, maden faaliyetlerinin su yönetimi ve havza ekosistemleri açısından değerlendirilmesini önemli hale getiriyor.
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da TÜMAD’ın kapasite artışı projesini 2026 yılında TBMM gündemine taşıdı. Bayhan’ın 25 Şubat 2026 tarihli açıklamasında, projenin orman alanları ve su havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin kaygılar dile getirildi. Açıklamada, ÇED raporunda asit kaya drenajı riskine ve yeraltı su seviyesinin düşürülmesine yönelik uygulamalara dikkat çekildi.
Altın üretiminde kullanılan siyanürlü yığın liç yöntemi de çevresel tartışmaların merkezinde yer alıyor. Bu yöntemde cevherin üzerine siyanür içeren çözelti uygulanarak altın ve gümüşün ayrıştırılması sağlanıyor. Tesisin büyümesiyle birlikte sızıntı, atık yönetimi ve su kalitesinin korunmasına ilişkin önlemlerin yeterliliği de önem kazanıyor.
Olası etkilerin boyutunu belirlemek için hidrojeolojik veriler, su kalitesi ölçümleri, atık yönetimi planları ve bağımsız çevresel izleme sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
TÜMAD ise kendi internet sitesinde, kapasite artışı projesinde proses suyunun yüzde 100 geri kazanıldığını, yağmur ve kar suyu hasadıyla yeraltı suyu kullanımında yüzde 70-80 tasarruf sağlandığını belirtiyor. Şirket, çevresel izleme çalışmalarının ve hidrojeolojik değerlendirmelerin yürütüldüğünü de ifade ediyor. Şirketin açıklamalarıyla çevre örgütlerinin kaygıları arasındaki farkın, bağımsız ölçümler ve denetlenebilir veriler üzerinden değerlendirilmesi önem taşıyor.
Madra Dağı’ndan Ayvalık’a uzanan çevresel kaygılar
Madra Dağı ve çevresindeki doğal alanlar, Balıkesir’in yanı sıra Kuzey Ege’deki tarımsal üretim ve kırsal yaşam açısından da önem taşıyor. Havran, Gömeç ve Ayvalık çevresindeki zeytinlikler, tarım arazileri ve yerel su kaynakları, havza ölçeğindeki çevresel değişimlerden etkilenme potansiyeli taşıyor.
Bölgedeki madencilik faaliyetlerine ilişkin tartışmalar yalnızca TÜMAD’ın İvrindi sahasıyla sınırlı değil. Kazdağları ve Madra Dağı çevresinde farklı şirketlerin yürüttüğü ya da planladığı altın ve bakır madenciliği projeleri de orman kaybı, su kullanımı, atık depolama ve tarımsal üretimin geleceği konularında uzun süredir tartışılıyor.
Bu nedenle kapasite artışı tartışması, tek bir işletmenin sınırlarını aşarak bölgenin doğal kaynaklarının nasıl kullanılacağı sorusuna dönüşüyor. Bir yanda maden üretimi, istihdam ve ekonomik gelir beklentisi bulunurken, diğer yanda zeytincilik, hayvancılık, tarım ve turizme dayalı yerel ekonominin uzun vadeli sürdürülebilirliği yer alıyor.
Madencilik ve bölgenin geleceği
TÜMAD’ın kapasite artışı projesi, Madra Dağı’ndaki madencilik faaliyetlerinin çevresel ve ekonomik sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Orman alanlarının genişletilmesi, su kaynaklarının kullanımı ve atıkların yönetimi, projenin uzun vadeli etkileri bakımından belirleyici başlıklar arasında yer alıyor.
Madra Dağı ve çevresindeki doğal alanların korunması, yalnızca orman ekosisteminin değil, bölge halkının tarımsal üretim olanaklarının ve su kaynaklarının geleceği açısından da önem taşıyor. Kapasite artışının etkilerinin bağımsız biçimde izlenmesi, çevresel taahhütlerin uygulanmasının denetlenmesi ve bölge halkının kaygılarının karar süreçlerinde dikkate alınması, önümüzdeki dönemin temel tartışma konuları arasında bulunuyor.
