Levent Gürses - Yolsuzlukta, hukuksuzlukta sürekli mevzi yitirirken, enflasyonda yeni hedef tutsa da ilk 10’dayız
Yolsuzlukta, hukuksuzlukta sürekli mevzi yitirirken, enflasyonda yeni hedef tutsa da ilk 10’dayız
Levent Gürses
Ocak enflasyonu yüksek çıkınca tahminler değişti. Merkez Bankası enflasyon tahminini yüzde 13-19'dan yüzde 15-21 aralığına yükseltti. Enflasyon yılsonunda yüzde 21 olsa ve dünyada tüm ülkelerin enflasyon oranı günümüzdeki gibi değişmeden kalsa bile, dünyada en yüksek enflasyona sahip dokuzuncu ülke olacağız. Şimdi beşinciydik, ilk 10’dan düşmemiş olacağız. Ne başarı ama…
Türkiye artık öyle bir ülke oldu ki; her türlü sıralamada sürekli en diplere doğru ilerliyor. Son olarak Uluslararası Şeffaflık Örgütü, 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’ni yayımladı. Vahim bir tablo var: Türkiye 17 basamak birden gerileyerek en sert düşüş yaşayan ülkeler arasında yer aldı. 2024’te 34 puanla 107’nci sırada olan Türkiye 2025’te 31 puan alarak 124’üncü sıraya düştü. Cibuti, Moğolistan, Nijer ve Özbekistan Türkiye ile aynı puanı aldı. Raporda, yolsuzluğun siyasal ve idari yapılara derin nüfuzu nedeniyle tablonun kalıcı olduğu vurgulandı.
Bir de World Justice Project’in her yıl yayımlanan Hukukun Üstünlüğü Endeksi (Rule of Law Index) var. 2025 sonuçları Türkiye açısından pek iç açıcı bir tablo çizmiyor. Bu sıralamada da 2025’e göre Türkiye, 0,41 puanla 143 ülke arasında 118. sırada. Son bir yılda yüzde 1,9’luk düşüş yaşandı ve Türkiye en hızlı gerileyen ülkeler arasına girdik.
Sadece ekonomi, hukuk, yolsuzluklar değil… Basın özgürlüğü, gelir adaletsizliği, insani kalkınma endeksi, sosyal devlet, eğitim, sağlık gibi uluslararası göstergelerin birçoğunda çok gerilerdeyiz ve sürekli düşüyoruz.
Dünyada bu sıralamalarda ilk sıralarda yer alan 35 civarında ülke var ve bunların çoğu Avrupa’da… Türkiye bırakın bunların arasına girmeyi ilk 100’de olsa düğün-bayram yapacağız. Nedenlerini tartışmak çok yer alır; kadınların durumu, eğitim, gerekli reformlar vs… Biz Avrupa Birliği’ne uyum yasalarını hazırlayıp, uygulayamadık, bu bile durumu anlatır. Neyse geçelim; devam ederiz bu konulara…
Haftanın önemli gelişmeleri şöyle:
Merkez Bankası yılsonu enflasyon tahminini yükseltti
Yılın ilk enflasyon raporu açıklandı. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, 2026 sonu enflasyon tahmininin yüzde 13-19'dan yüzde 15-21 aralığına yükseltildiğini açıkladı. Ara hedeflerde ise değişiklik yapılmadı.
Karahan, "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor. Enflasyon ara hedefimizi ise, 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik" dedi.
Gıda enflasyonunun oynak bir seyir izlediğini belirten Karahan, sıkı para politikasına ilişkin duruşun devam etmesi gerektiğinin görüldüğünü vurguladı. Kira enflasyonu hakkında "Çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor" ifadelerini kullandı.
Karahan, "Enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli buluyoruz. Nitekim bu gelişme, dezenflasyon sürecinin bundan sonraki seyrinde anahtar unsurlardan biri olacak" dedi.
"İki aylık enflasyonun yüzde 7’yi aşacağı ortaya çıktı"
Nefes gazetesi yazarı Recep Genel'in yazdığı gibi; "Kasım ayında yüzde 16 enflasyon tahmini açıklayan Karahan, daha 3 ay geçmeden o hedefleri ne yapacağını bilemez hale geldi. Şimdiden iki aylık enflasyonun yüzde 7’yi aşacağı ortaya çıktı. Ocak ayı enflasyonu soğuk duş etkisi yaptı. Aylık enflasyon yüzde 4.84’ü buldu. Yani enflasyon “zirveden inmiyorum” dedi. Nasıl mı? 2025’in Ocak ayında enflasyon yüzde 5.03, Şubat ayında ise yüzde 2.27’ydi."
Sanayi üretiminde Ekim 2024'ten bu yana en sert düşüş
TÜİK verilerine göre, sanayi üretim endeksi Aralık 2025'te aylık yüzde 1,2 arttı. Ancak, Aralık ayında takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, yıllık bazda 2024'ün aynı ayına kıyasla yüzde 2,1 azalış kaydetti. Böylece yıllık bazda 2024 Ekim'den bu yana en sert düşüş görüldü.
Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, Aralık 2025'te madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,9, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,4 artarken imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,7 azaldı.
Aralık ayında aylık bazda sanayi üretimi ise, söz konusu ayda bir önceki aya kıyasla yüzde 1,2 yükseldi. Alt sektörlere göre; Aralık 2025'te madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,3, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1 artış gösterdi.
Yerli yatırımcı oranının %37 olduğu Borsa İstanbul'da rekor
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi 14.000 puanı aşarak rekor kırdı. BIST 100, 12 Şubat Perşembe gününü yüzde 2,85 yükselişle 14.180 puandan kapatırken, 14 bin puandaki tarihi kilometre taşını aşmış oldu. Endeks 13 bin puan seviyesinin üzerine 23 Ocak'ta çıkmıştı.
Son haftalarda hızlı yükseliş trendindeki BİST 100, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nda hedefi artırarak "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz" sözlerinden pozitif etkilendi.
BİST 100, 12 Şubat itibarıyla son bir haftada yüzde 4,9, son bir ayda 14,6, yılbaşından bu yana yüzde 25,9 ve son bir yılda yüzde 43,5 yükseldi.
Yükselişten yabancılar ve büyük portföyler yararlanıyor
Ancak borsadaki yükselişten, portföyleri miktar olarak büyük olsa da yerli yatırımcıların yararlandığını söylemek mümkün değil. SPK'nın Ocak raporuna göre, Borsa İstanbul'da yerli yatırımcı oranı yüzde 37,2 iken, yabancı yatırımcı oranı da yüzde 62,8...
Ayrıca, borsada kayıtlı 6 milyon 556 bin yatırımcı varken, 19 bin milyoner hisse senetlerinin yüzde 86'sını kontrol ediyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, 10 milyon lira üzeri portföyü olan yatırımcı grubu, 29 bin 611 kişiden oluşuyor. Milyonerler grubu 7 trilyon 513 milyar 221 milyon liralık portföyle piyasanın yüzde 86’sını tek başına elinde tutuyor.
1-5 milyon lira, 5-10 milyon lira ve 10 milyon lira üzeri portföye sahip yatırımcı toplamı ise 325 bin 275 ve bunların yönettiği portföylerin toplam büyüklüğü 8 trilyon 283 milyar lira.
6,2 milyon küçük yatırımcının portföyü sadece 433 milyar TL
Küçük yatırımcılara bakalım; Bir milyon liranın altında portföye sahip 6 milyon 230 bin yatırımcı yer alırken, sayıca piyasanın ezici çoğunluğunu oluşturan bu kesim toplamda yalnızca 433 milyar 251 milyon liralık portföye sahip. Yani, milyonlarca yatırımcıya rağmen servet sınırlı bir alanda toplanırken, borsadaki yükselişten, kırılan rekorlardan bu kesim yararlanıyor.
Köprülerde özelleştirme hazırlıkları hızlandı: Ernst&Young'a yetki verildi
Boğaz köprüleri ve bir dizi otoyolun milyarlarca dolarlık özelleştirme sürecini yönetmesi için Londra merkezli Ernst&Young'a yetki verildi. Daha önce de teknik danışmanlık için Kanada merkezli BTY ile anlaşılmıştı.
Türkiye’nin en stratejik ulaşım noktalarından olan Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün yanı sıra en az dokuz ücretli otoyolun özelleştirilmesine yönelik hazırlıklar somutlaştı. Geçen hafta CHP Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, iktidarın bu iki köprüyü 25 yıllığına özelleştirmek amacıyla "BTY Construction" adlı şirkete fizibilite çalışması yaptırdığını duyurdu.
Bloomberg'ün haberine göre ise Boğaz köprülerinin özelleştirilmesine aracılık etmesi için Londra merkezli uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi Ernst & Young'a Türkiye tarafından yetki verildi.
Daha önce de ihale yapılmış iptal edilmişti
Türkiye 2012'de de iki köprüyü ve 2 bin kilometre uzunluğunda otoyolu özelleştirmek için ihale düzenlemiş, ihaleyi Koç-Ülker-UEM ortaklığı 5,72 milyar dolarlık teklifle kazanmıştı. Ancak o dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın 7 milyar doların altındaki herhangi bir satışı "ihanet" olarak nitelemesi üzerine anlaşma çökmüştü. Erdoğan o dönem, “Böyle çıktıktan sonra ben bunu verirsem vatana ihanet ederim, halkıma ihanet ederim” ifadelerini kullanmıştı.
Hükümete yakın kaynaklar, yeni ihalede bu rakamın üzerinde teklifler beklendiğini aktardı. Ulaştırma Bakanlığı'nın Temmuz'da açıkladığı verilere göre, özelleştirilmesi planlanan iki köprüden her gün yaklaşık 430 bin araç geçiyor. Son zamlarla birlikte standart bir otomobil her geçişte 59 lira ödeme yapıyor. Her iki köprüyü de şu anda Karayolları Genel Müdürlüğü işletiyor.
Özelleştirme gelirlerinin 8 katına çıkması hedefleniyor
Köprülerin özelleştirilmesi ilk olarak geçtiğimiz yıl Bloomberg’ün Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın yatırım bankalarına teklif çağrısında bulunduğunu açıklamasıyla duyulmuştu. Bu gelişmenin ardından İletişim Başkanlığı'na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bir açıklama yaparak, iddiaların "dezenformasyon" olduğunu savunmuştu.
Ancak hükümetin hazırladığı Orta Vadeli Program (OVP) verileri, bu özelleştirme hazırlığının ekonomik büyüklüğünü teyit eder nitelikte. OVP’deki "Genel Devlet Dengesi" tablosuna göre, 2025 yılı sonunda 21 milyar lira olan özelleştirme gelir hedefinin, 2026 yılında yaklaşık 8 kat artarak 185 milyar liraya çıkarılması hedefleniyor.
Şimşek yanıtladı: Köprü ve otoyollar özelleştirilecek mi?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CHP Sivas Millevekili Ulaş Karasu'nun İstanbul Boğazı'ndaki iki köprü ve bir dizi otoyolun özelleştirileceğine yönelik soru önergesine yanıt verdi. Şimşek, verdiği yanıtta 2026 Orta Vadeli Program'daki özelleştirme geliri hedefinin bu projelerle bağlantılı olmadığını savundu. Şimşek, özelleştirme gelirleri, harcamalar ve satılan kamu varlıklarına ilişkin soruları ise yanıtsız bıraktı.
Karasu’nun, 2022-2025 yılları arasında gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarından elde edilen toplam gelir, satılan kamuya ait araç ve taşınmazların sayısı ile danışmanlık, denetim ve reklam harcamalarına ilişkin rakamlı bilgi taleplerine ise yanıt verilmedi. Şimşek ayrıca, Cumhurbaşkanlığı’na ait uçak ve araç filosunun sayısı ile bu filonun kamuya olan maliyetine ilişkin soruları da yanıtlanmadı.
"Altın yumurtlayan tavuk, iki yumurta evvel almak için ellere satılmaz"
Ana muhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İstanbul Büyükada'da düzenlediği mitingte yaptığı konuşmada, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün işletme haklarının satışı konusunda Birleşik Krallık merkezli uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi Ernst&Young'a yetki verildiği haberlerine dikkati çekerek şunları söyledi:
"Öyle bir noktaya geliyoruz ki, en önemli varlıklarımızdan bir tanesi, yani birinci köprü ve ikinci köprü ve yedi tane otoyolu satmaya kalkıyorlar. Hem de nasıl satmak. Bu satacağız dediklerinin yıllık geliri 600 milyon dolar. Yüzde 98 kar, yüzde iki sadece bakım, onarım masrafı. 600 milyon dolarlık yeri, 3 milyar doları hemen almak için 25 yıllık gelirini bırakıyorlar. Öyle bir iş ki, bakın birinci yılı zaten normal alacaksın, ikinci yılı gelecek sene alacaksın, iktidarın bitecek. Sonraki üç yılın parasıyla CHP iktidarında kazanılacak parayı peşin vermek karşılığında... Yani şunu söylemek istiyorum, köprüleri özelleştirmese bu senenin ve gelecek senenin parası zaten bu hükümette. Onun üstüne 3 yıllık parayı daha veren olursa, varsın 25 yıl bu gelirler başkasının olsun diyor AK Parti.
"Seçim ekonomisine para lazım"
Özgür Özel, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu kadar büyük kötülüğü bozguna uğramış işgal ordusu yapmaz bir memlekete. Kaçarken yapmaz, giderken yapmaz. Bir memleketin altın yumurtlayan tavuğu, iki yumurta evvel almak için ellere satılmaz. Yapılan belli. Bunca yılın sonunda ekonomi çöktü, seçim ekonomisine para lazım. 3 milyar gibi bir kaynak için memleketin 25 yıllık muhteşem bir gelirini peşkeş çekmek istiyorlar. Erdoğan, bunları 2012 yılında da satmaya kalkmıştı, büyük itirazlar olmuştu, bu köprülere ve otoyollara 5,5 milyar dolar teklif edilmişti. Erdoğan, 'Yediden aşağıya olursa satmak vatan hainliğidir' demişti. Şimdi vatan hainliğini ikiye katlıyor. Köprülerin ve otoyolların satılacağından haberdar olanların oranı yüzde 40. Ama yüzde 40'ın yüzde 90'ı karşı. Bunu bütün örgütümüze emanet ediyorum. Bunu duymayan kalmasın. Erdoğan geleceğimizi satıyor, engelleyin, engelleyin, engelleyin. Bunun için İstanbul örgütümüz herkese duyurana kadar etkili bir kampanya yapacak. 81 ilde bu kampanyayı yapacağız. 59 liraya geçilmekte olan Boğaz Köprüsü'nden 300 liraya geçmek istemiyorsanız karşı çıkın."
Karasu: Peşkeşe izin vermeyeceğiz
İstanbul’daki köprüler ile 7 otoyolun özelleştirilmesine ilişkin planların bugün daha net ortaya çıktığını belirten CHP milletvekili Ulaş Karasu, satılacağı belirtilen yerlerin yıllık gelirinin 600 milyon dolar olduğunu hatırlattı.
Karasu, şunları söyledi: "600 milyon dolarlık yerin, sadece 3 milyar doları hemen almak için 25 yıllık gelirini bırakıyorlar. Beş yıllık gelire denk bir bedel için memleketin çeyrek asırlık kazancını bırakmak, Genel Başkanımızın da dediği gibi, bozguna uğramış işgal ordusunun yapmayacağı bir iştir. Bu satış, ekonomiyi yönetememenin ve seçim ekonomisine kaynak arayışının açık itirafıdır.”
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012’de aynı varlıklar için 7 milyar doların altına satışa “vatan hainliği” dediğini de hatırlatan Karasu, “Bugün 3 milyar dolara vermeye kalkmak, o sözün de milletin hakkının da inkarıdır. Köprüler ve otoyollar günü kurtarmak için değil, gelecek kuşakların hakkı için korunur. Bu yanlışa sessiz kalmayacağız; milletin malını peşkeş çektirmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Bu özelleştirmenin rantı yaklaşık 5 milyar 597 milyon dolar"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bu özelleştirmenin rantını yaklaşık 5 milyar 597 milyon dolar olarak açıkladı.
Yavuzyılmaz'ın paylaşımı şöyle:
"Nasıl hesapladım? 2024 yılı resmi verilerilerin dolar karşılıklarına göre: 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde; Gelir: 53 Milyon 927 bin dolar. Gider: 1 milyon 760 bin dolar. Yıllık net gelir: 52 milyon 166 bin dolar. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde; Gelir: 63 milyon 186 bin dolar. Gider: 3 milyon 412 bin dolar. Yıllık net gelir: 59 milyon 774 bin dolar. İki Köprünün yıllık toplam net geliri: 111 milyon 940 bin dolar. 25 yıllık özelleştirme sürecinde planlanan net gelir: 2 milyar 798 milyon dolar.
Şu anda iki köprüdeki mevcut araç geçişi toplamı yıllık 160 milyon adet olup, Bu trafik zaten maksimum trafik yoğunluğudur. Bu durumda; Şirketlerin 2 Milyar 798 Milyon Doların altında bir tutarla özelleştirme ihalesini kazanması durumunda doğrudan kamu zararı oluşacaktır. Zira bu tutar zaten devletin bu iki köprüyü işletirken halihazırdaki net geliridir. Eğer bu tutarın üzerine kâr koyarak ihaleyi kazanırsa, ilave kâr koyduğu tutar kadar ‘araç geçiş ücretlerine’ zam yapacaktır. Bu da özelleştirmenin faturasının yine vatandaşa ödetileceğinin kanıtıdır."
Yavuzyılmaz: 48 milyar dolarlık kamu gelir İngiliz ve Kanadalı şirketlere aktarılacak
CHP’li Deniz Yavuzyılmaz, bir başka paylaşımında da 2 boğaz köprüsü ve 7 otoyolun 25 yıllığına özelleştirilmesi planının kamuya en az 48 milyar dolarlık kayıp yaratacağını savunarak “Bu, vatanın geleceğine ihanet planıdır” dedi.
Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
"Yerlilik ve millilik nutukları atan AKP; Kamuya ait 2 boğaz köprüsü ve 7 otoyolun, 25 yıllığına özelleştirilmesi işinin fizibilitesini Kanadalı bir şirkete, finansman çalışmasını da İngiliz bir şirkete yaptırıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü 2026 Yılı Performans Programı Raporuna göre 2 Boğaz Köprüsü ve 7 Otoyoldaki; Kamunun 2025 yılı net kârı (öz geliri): 600 Milyon Dolar. Buradan hareketle 25 yıllık net karı: 15 Milyar Dolar. İşte AKP bu seviyedeki bir parayı seçimler öncesinde toplu olarak tahsil etmenin peşinde.
Peki bu özelleştirmeler gerçekleşirse şirketler ne kazanacak? Şirketler, özelleştirme ihalesini 15 Milyar Doların ne kadar altında alırsa, o kadar doğrudan kar elde edecek. Ayrıca 25 yıl içinde, araç geçiş ücretlerine yapacakları tüm zamlar, bu şirketlere en az 33 Milyar Dolarlık bir kâr daha yaratacak. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneline ilave olarak 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve FSM Köprüsünün de yandaş şirketler tarafından işletilmesiyle, tüm boğaz geçişleri yandaş şirketlerin kontrolüne geçmiş olacak. Boğaz geçişlerinde vatandaşlar bu şirketlerin zorunlu müşterisine dönüştürüldüğü için, şirketler rakipsiz şekilde araç geçiş ücretlerine zam yapacak.
"Bu plan vatanın geleceğine ihanet planıdır"
Sonuçta 25 yılda en az 48 Milyar Dolar, vatandaşın cebinden bu şirketlerin kasasına aktarılacak. İhaleyi kazanacak şirketler, özelleştirme borçlarını ödemek için yüzde 80 yurt dışı kredisi, yüzde 20 özsermaye kullanacak. Şirketlerin kullanacağı yurt dışı kredilerine, Hazine, ‘borç üstlenim taahhüdü’ verecek. Yani kefil olacak. Uyuşmazlıklarda Londra mahkemeleri yetkili olacak. İngiliz Tahkimi geçerli olacak. AKP’nin planına göre: genel seçimlerde hükümet değişirse, yerine gelen hükümet bu özelleştirmeleri iptal etse bile, Hazine, bu yabancı finans kuruluşlarına kredileri geri ödemek zorunda bırakılacak.
Kredilerin geri ödenmemesi durumunda, kamuya ait bu varlıklar ipotekli hale gelecek. Stratejik köprü ve otoyolların tüm gelirleri yurtdışına, yabancı finans kuruluşlarına akacak. Kredi kuruluşlarına ödenecek devasa faiz tutarları da araç geçiş ücretlerine yapılacak fahiş zamlarla vatandaşların sırtına yüklenecek. Bu özelleştirme planı, vatanın geleceğine ihanet planıdır."
Merkez Bankası'nın rezervlerinde altın düşüşü
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerinde geçen hafta düşüş kaydedildi. 6 Şubat haftasında TCMB'nin brüt rezervleri ise 218,2 milyar dolardan 207,5 milyar dolara düşerek haftalık bazda yaklaşık 10,7 milyar dolarlık azalış kaydetti. Aynı dönemde TCMB’nin net uluslararası rezervleri de düşüş gösterdi. Bir önceki hafta 93,4 milyar dolar olan net rezervler, geçen hafta 91,3 milyar dolara indi.
Swap hariç net rezervler 6 Şubat haftasında 82,6 milyar dolardan 77,7 milyar dolara geriledi. Böylece rezervlerin tüm ana kalemlerinde haftalık bazda gerileme yaşanmış oldu. Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 5,5 milyar dolar azalışla 78,09 milyar indi. Bu dönemde altın rezervleri de 5,2 milyar dolar düşüşle 133,8 milyar dolardan 128,6 milyar dolara indi.
Benzine 1,56 TL zam geldi
Brent petrol fiyatlarında dalgalanma gerekçesiyle, benzin, motorin ve otogaz fiyatları da değişiyor. Benzinin litre fiyatına 1,56 TL zam geldi. Zam sonrası akaryakıtta tabela şu şekilde değişti:
İstanbul Avrupa Yakası: Benzin litre fiyatı: 57.03 TL, Motorin litre fiyatı: 57.76 TL, LPG litre fiyatı: 30.29 TL.
İstanbul Anadolu Yakası: Benzin litre fiyatı: 56.86 TL, Motorin litre fiyatı: 57.58 TL, LPG litre fiyatı: 29.69 TL.
TBMM'de kabul edildi: Trafik cezalarında büyük artış
Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik öngören ve 36 maddeden oluşan Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Meclis'te kabul edildi. Yeni trafik cezaları kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Teklife göre, ehliyetsiz araç kullananlara 40 bin lira idari para cezası verilecek. Ehliyeti tedbiren geri alındığı veya iptal edildiği halde araç kullananlara ise 200 bin lira ceza uygulanacak. Kırmızı ışık ihlallerine yönelik cezalar ise kademeli olarak artırılacak. Son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde ikinci kez kırmızı ışık ihlali yapanlara 10 bin lira, üçüncü kez ihlal edenlere 15 bin lira, dördüncü kez ihlal edenlere 20 bin lira, beşinci kez ihlal edenlere 30 bin lira, altıncı kez ihlal edenlere ise 80 bin lira idari para cezası verilecek. Alkollü araç kullandığı belirlenen sürücülere verilen idari para cezası 700 liradan 25 bin liraya çıkarıldı. Alkollü araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınanlara, ihlalin ikinci kez gerçekleşmesi halinde uygulanacak ceza 877 liradan 50 bin liraya yükseltildi. İhlalin üçüncü ve daha fazla tekrarı halinde ise 150 bin lira idari para cezası uygulanacak.
BİSAM: Yoksulluk sınırı 100 bin lira eşiğini aştı
Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), Ocak 2026 dönemine ait Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporunu yayımladı. Yeni metodolojiyle hazırlanan rapora göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken aylık harcama tutarı 31 bin 296 liraya ulaştı. Eğitim, sağlık, barınma, ulaşım gibi tüm zorunlu giderleri içeren yoksulluk sınırı ise 102 bin 812 lira olarak belirlendi.
BİSAM'ın verilerine göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesinin günlük toplam maliyeti 1043 lira olarak hesaplandı. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyetinin 31 bin 296 lira olduğu ve bu tutarın sadece gıda için yapılması gereken zorunlu harcamayı ifade ettiği vurgulandı. Günlük harcamalarda Ocak 2026 dönemi için en yüksek maliyet grubunu 326 liralık gereksinim ile süt ve süt ürünleri oluşturdu. Bu grubun toplam gıda harcamaları içindeki payı yüzde 31,3 olarak gerçekleşti. İkinci en yüksek maliyetli grup 294 lira ve yüzde 28,2'lik pay ile meyve ve sebze oldu.
İşçi ücretleri cebe girmeden eridi
DİSK Araştırma Merkezi (DİSKAR), ücret kayıpları izleme raporunu duyurdu, ücretlerin vergi ve enflasyonla eridiğinin altını çizdi. DİSK-AR’ın raporuna göre, enflasyon ve vergiler işçi ücretlerinden bir ayda milyarlarca lira çaldı. Ücretler daha cebe girmeden en az 113 milyar 18 milyon lira eridi. Ücret kayıplarının 41,5 milyar lirası enflasyon nedeniyle, 71,6 milyar lirası gelir ve damga vergileri nedeniyle gerçekleşti. Ücret kayıpları bir yılda yüzde 41 derinleşti.
Raporda, işçilerin ayın 4’te birinde vergi, kesinti ve enflasyonun hesabına çalıştığı tespiti yer aldı. Ortalama işçi ücretinde aylık erime 4 bin 882 oldu. Brüt 64 bin 163 lira olan bir işçi ücreti, daha hesaba yatmadan 16 bin 266 lira kaybetti.
Asgari ücret de daha cebe girmeden alım gücünden 1359 lira kaybetti. Brüt halinden yüzde 19,1 oranında eriyen asgari ücretin reel net değeri 26 bin 717 liraya geriledi. Asgari ücret seviyesinde çalışan işçiler kaybederken bu tutarın üzerinde ücretlere çalışan işçiler de vergi ve kesintilerle kaybetti.
Emeklilik hayal, mesaiye devam
Emekli aylıklarında yaşanan ciddi gerileme dolayısıyla 60 ve üzeri yaştaki yurttaşlar ya çalışmaya devam ediyor ya da yeniden iş arayışına geçiyor. Geçim krizi koşullarında emeklilerin sorunları giderek derinleşiyor. Birgün gazetesinden Havva Gümüşkaya'nın haberine göre, en düşük emekli aylığının açlık sınırının ve asgari ücretin altında 20 bin lira olarak belirlendiği Ocak ayında ileri yaştaki yurttaşların iş arayışları arttı.
Yasal olarak emeklilik çağına gelen 60 ve üzeri yaş grubundaki yurttaşlar, İŞKUR üzerinden iş arayışını sürdürüyor. Aralık ayında 35 bin 565 olan İŞKUR’a kayıtlı 60 yaş ve üzeri işsiz sayısı, 427 kişi artarak Ocak ayında 36 bin 83’e çıktı. 2025'in Ocak ayında 30 bin 991 olan bu yaş grubundaki iş arayanların sayısı bir yılda yüzde 16,4 artış gösterdi. Ayrıca İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı artarken kurum aracılığıyla işe yerleştirilen 60 yaş ve üzeri kişilerin sayısında da artış yaşandı. Ocak ayında bu yaş grubundaki bin 575 kişi işe yerleştirildi.
Öte yandan SGK’nin aktif sigortalılar arasında göstermediği, sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışan emeklilerin sayısı ise Kasım 2025 itibarıyla 2 milyon 160 bin kişiye ulaştı. Yaşlılık aylığı alan her 100 emekliden 18’i SGK’ye kayıtlı olarak ücretle bir işverenin yanında çalışıyor. Ancak kayıt dışı ve güvencesiz işlerde çalışan 60 yaş ve üzeri yurttaşların sayısı endişe verici düzeye ulaştı. TÜİK’in 2025’in üçüncü çeyrek işgücü verilerine göre 60 yaş ve üzeri 1 milyon 761 bin kişi kayıt dışı olarak istihdam ediliyor.
Taksiden minibüse, otobüsten Marmaray'a İstanbul'da ulaşıma zam
İBB Meclisi, İstanbul'da toplu taşımaya yüzde 20 zam yapılması teklifi ile Marmaray ve banliyö hatlarında bilet fiyatların mevcut yolcu ücretlerine ise yüzde 25,49 oranında zam teklifi oy çokluğu ile kabul etti. Taksi, minibüs ve deniz ulaşımı da zamlandı. Yeni tarife 16 Şubat'tan itibaren geçerli olacak.
İETT otobüsleri, raylı sistemler, metrobüs ve şehir içi toplu ulaşımda kullanılan elektronik tam bilet ücreti 42 liraya yükseldi. Öğrenci bileti 20,50 lira, 60-65 yaş arası bilet ücreti ise 30,07 lira olarak belirlendi. Aktarmalı geçişlerde ise birinci aktarma 31,27 lira, ikinci aktarma 24,02 lira, üçüncü ve sonraki aktarmalar 15,62 lira olarak uygulanacak.
Şehir Hatları ve özel deniz motorlarında da yeni tarife uygulanacak. Bostancı-Adalar hattında tam bilet ücreti 156,26 lira oldu.
Taksilerde taksimetre açılış ücreti 65,40 liraya, kilometre başına ücret 43,56 liraya yükseldi, kısa mesafe ücreti ise 210 lira oldu.
Minibüslerde ‘indi-bindi’ olarak bilinen en kısa mesafe ücreti 39 liraya çıkarıldı. Buna göre; 4 kilometreye kadar olan mesafelerde 39 lira, 4–7 kilometre arası 41 lira, 7–11 kilometre arası 42 lira, 11–15 kilometre arası 43 lira, 15-20 kilometre arası ise 47 lira olarak uygulanacak. Minibüslerde öğrenci ücreti ise 25 lira oldu.
Marmaray ve banliyö hatlarında bilet fiyatların mevcut yolcu ücretlerine ise yüzde 25,49 oranında zam yapıldı. Halkalı-Bahçeşehir ve Sirkeci-Kazlıçeşme Banliyö Hatları; Tam 34 liraya, öğrenci 16, liraya, 30 yaş ve üzeri indirimli öğrenci bileti 30,60 liraya, 60-65 yaş arası 24,16 liraya yükseldi. Marmaray bilet ücretleri ise; Tam 34 liraya, öğrenci 16,48 liraya, 30 yaş ve üzeri indirimli öğrenci bileti 30,60 liraya, 60-65 yaş arası bilet ise 24,16 liraya yükseldi.
İDO Deniz Otobüsleri’nde de yeni fiyatlar uygulanacak. Sirkeci–Harem arabalı vapur hattında yolcu taşıma ücreti 40,39 lira, öğrenci ücreti 24,32 lira olarak belirlendi. Araç geçiş ücretlerinde ise otomobil için ücret 240 liraya, minibüs için 320 liraya, otobüs için ise 630 liraya yükseldi.
Paramount, Warner Bros. Discovery için teklifini güçlendirdi
Medya ve eğlence şirketi Paramount, Warner Bros. Discovery'nin tüm hisselerini hisse başına 30 dolar nakit karşılığında satın alma teklifini güçlendirdi. Paramount, satın alma işleminin 31 Aralık'tan sonraya kalması halinde her çeyrek için Warner Bros. Discovery hissedarlarına hisse başına 0,25 dolarlık bir gecikme ücreti ödeyeceğini açıkladı. Bu ödemenin yaklaşık 650 milyon dolara denk geliyor. değerinde olduğu ve işlemin düzenleyici onay sürecinin hızına ve kesinliğine duyulan güveni ortaya koyduğu aktarıldı.
Paramount, 8 Aralık 2025'te WBD'nin tüm hisselerini hisse başına 30 dolar nakit karşılığında satın almak üzere toplam 108,4 milyar dolarlık işletme değerine denk gelen bir teklif sunduğunu duyurmuştu. WBD YÖNETİM KURULU'NDAN PARAMOUNT'UN SATIN ALMA TEKLİFLERİNE RET TAVSİYESİ GELMİŞTİ.
En çok güvenlik görevlisi ve satış elemanı aranıyor
Ocak ayında İŞKUR’un verilerine göre en fazla açık iş imalat sanayii alanında iken, işe yerleştirmede en yoğun talep, güvenlik ve perakende alanlarından geldi. Ocak 2026 döneminde sektörler itibarıyla en fazla işe yerleştirme sanayi sektöründe “İmalat” alanında; mesleklere göre ise en fazla işe yerleştirme sırasıyla “Güvenlik Görevlisi, Özel Güvenlik Görevlisi (Silahsız) ve Reyon Görevlisi” mesleklerinde yaşandı.
En çok iş aranan meslekler şöyle oldu: Güvenlik Görevlisi, Özel Güvenlik Görevlisi (Silahsız), Reyon Görevlisi, Servis Elemanı (Garson), Market Elemanı, Konfeksiyon İşçisi, Kasiyer, Satış Elemanı-Danışmanı, Perakende Satış Elemanı (Gıda).
Emlak vergisinde üç kata varan artış
Yeni yılla birlikte emlak vergilerinde de zam gözlemlendi. Zam bazı yerlerde arsa büyüklüğü gibi faktörlere dayanarak üç kata kadar çıktı. Cumhuriyet Ekonomi Servisi'nin haberine göre İstanbul’da 2023 yılında 3.300 TL emlak vergisi ödeyen bir yutrttaş, bu yıl aynı vergiyi üç kat artışla 9.900 TL olarak ödedi. Gayrimenkul Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, emlak vergisindeki zamların "önceki yıla oranla üç kat artırıldığı" söyledi.
"Servet üzerinden alınan vergiler yok denecek kadar az"
Birgün gazetesinde yazan vergi uzmanı Tuncay Kapusuzoğlu, vergiyi kim ödüyor sorusuna açıklık getirdi. Kapusuzoğlu, "Toplanan verginin büyük kısmını, tüketim vergilerinin muhatabı olan geniş halk kitleleri ve ücretlerinden yapılan kesintiyle emekçiler ödemektedir. Toplam vergi gelirlerinin içinde gelir ve kurumlar vergisinin payı %36,54; dahilde ve ithalde alınan KDV’nin payı %29,68; ÖTV’nin payı da %18,32’dir. Bu üç vergi, toplam vergi gelirlerinin %84,54’ünü oluşturmaktadır. Tabloyu başka bir açıdan değerlendirirsek, gelir, kâr ve sermaye üzerinden alınan doğrudan vergilerin oranı %36,54; işlem ve harcamaya dayalı dolaylı vergilerin oranı %62,40; servet üzerinden alınan vergilerin oranı da %1,06’dır.
Ülkemizdeki vergi sistemi büyük ölçüde tüketim vergilerine dayanmaktadır. Neredeyse tamamı motorlu taşıtlar vergisinden oluşan servet üzerinden alınan vergiler ise yok denecek kadar azdır.
Vergi gelirlerine ihtiyaç arttıkça, İktidar, örgütsüz ve dokunulmazlığı olmayan geniş halk kitlelerinin muhatap olduğu, verilen tepkilerin etkili olmadığı KDV ve ÖTV gibi tüketim vergilerine yönelmektedir. Gelir vergisi kapsamında yönelinebilecek mükellef grubu, ticaret erbabı, çiftçiler ve sermaye geliri elde edenlerdir. Örgütlü hareket eden bu kitlenin daha yüksek oranlarla vergilendirilmesi, ülkenin siyasi yapısı, İktidarın dayandığı seçmen kitlesi ve gösterilen tepkiler nedeniyle hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Gelir vergisi tahsilatında en büyük pay, çalışan emekçilerin ücretleri üzerinden işveren tarafından yapılan kesintinin devlete ödenmesinden elde edilmektedir. Bundan dolayı yıllar içinde etkin olarak vergilendirilemeyen bir mükellef grubu oluşmuştur." Bunun yanında hiç vergilenmeyen kayıt dışı faaliyetin boyutu da yıllar içinde artan bir seyir izlemiştir. Ortada “dokunulamayan” bir mükellef kitlesi vardır. Bu nedenlerle, gelir vergisi sisteminde sınıra gelinmiştir ve İktidarın önündeki büyük duvar aşılamamaktadır" dedi.
Türkiye yılın ilk ayını 146 iş cinayetiyle geride bıraktı
İSİG Meclisi’nin Ocak ayı iş cinayetleri raporuna göre geçen ay çalışırken yaşamını yitiren işçilerin sayısı 146 oldu. Bunlardan 4’ü ise çocuk işçiydi.
Ocak ayında en çok iş cinayeti 29 ölümle inşaat işkolunda meydana geldi. İkinci sırada 23 ölümle taşımacılık işkolu var. Üçüncü sırada ise 16 ölümle metal işkolu geliyor. İş cinayetlerine sektörel olarak bakıldığında sanayide 67 işçi, hizmette 36 işçi, inşaatta 31 işçi ve tarımda 12 işçi hayatını kaybetti.
Ölüm nedenlerinde ilk sırada tarım, inşaat ve metalde görülen ezilme ve göçük nedenli ölümler, ikinci sırada ise yüksekten düşme var. Bu ölümlerin yüzde 61’i inşaatlarda meydana geldi. Üçüncü sırada yarıdan fazlasının taşımacılık işkolunda meydana geldiği trafik, servis kazaları nedenli ölümler bulunuyor.
Çin'den Trump'ı kızdıracak dolar hamlesi
Çinli düzenleyiciler, bankalara ABD Hazine tahvili risklerini sınırlamaları yönünde tavsiyede bulundu. Konuya yakın kaynaklara göre, kararın gerekçesi, yoğunlaşma riski ve piyasa oynaklığına ilişkin endişeler. Bloomberg'in haberine göre, Çinli yetkililer, finansal kurumlara ABD devlet tahvili alımlarını sınırlama çağrısı yaparken, yüksek miktarda tahvil taşıyan bankalardan pozisyonlarını azaltmalarını istedi. Ancak bu yönlendirme, Çin devletinin resmi ABD tahvili varlıklarını kapsamıyor.
Son haftalarda ülkenin bazı büyük bankalarına sözlü olarak iletilen bu tavsiyenin, ABD kamu borcundaki yüksek pozisyonların bankaları sert fiyat dalgalanmalarına açık hale getirebileceği yönündeki kaygılardan kaynaklandığı belirtildi. Bu endişeler, ABD tahvillerinin “güvenli liman” statüsü ve doların cazibesi konusunda küresel çapta süren tartışmalarla paralellik gösteriyor.
Çin'de fiyatlar 39 aydır geriliyor
Çin'de tüketici fiyatlarında durgunluk ve üretici fiyatlarındaki düşüş, yılın ilk ayında da devam etti. Türkiye yüksek enflasyonla mücadele ederken, Çin deflasyon sorunu ile karşı karşıya.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu'na göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 0,2 artarken Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yüzde 1,4 geriledi. Ülkede tüketici fiyatlarındaki durgunluk ve üretici fiyatlarındaki süregelen düşüşle deflasyon eğilimi hissedilmeye devam edildi. TÜFE'deki artış geçen aydaki yüzde 0,8'lik yükselişe kıyasla yavaşlarken ÜFE'deki azalma geçen ayki yüzde 1,9'luk düşüşe göre daha hafif oldu.
Çin'in döviz rezervleri 3,4 trilyon dolara ulaştı
Çin'in döviz rezervlerinin ocak ayında 3 trilyon 399 milyar dolara ulaştığı bildirildi. Çin Devlet Döviz Takas İdaresi, Ocak 2026 döneminde ülkenin döviz rezervlerinin, Ocak sonunda önceki aya göre 41,2 milyar dolar artarak 3 trilyon 399 milyar dolara çıktığını açıkladı. Rezervlerin değeri önceki aya kıyasla yüzde 1,23 artış kaydetti.
Borsalara damga vuran iki şirket
Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketleri BlackRock ve Vanguard'ın, ABD hisse senedi piyasalarına yön veren "Muhteşem Yedili" (Apple, Microsoft, Nvidia, Amazon, Alphabet, Meta ve Tesla) hisselerindeki dolaylı payı artıyor.
Bu kapsamda, dünyanın en büyük varlık yönetim şirketleri arasında yer alan BlackRock ve Vanguard, yönettiği endeks fonları ve ETF’ler aracılığıyla söz konusu şirketlerin büyük bölümünde en yüksek paya sahip ilk iki kurumsal yatırımcı konumunda bulunurken yalnızca Amazon ve Tesla’da kurucuların gerisinde kaldı.
Hisse sahipliği oranları incelendiğinde, piyasa değeri 4 trilyon doları aşan ABD’li çip üreticisi Nvidia’da Vanguard’ın payının yüzde 9,3, BlackRock’ın payının ise yüzde 7,95 olduğu görüldü. Apple’da Vanguard’ın payı yüzde 9,72, BlackRock’ın payı yüzde 7,8 olurken Alphabet’te Vanguard yüzde 9,09, BlackRock yüzde 7,37 oranında hisseye sahip bulunuyor. Microsoft’ta Vanguard’ın payı yüzde 9,67, BlackRock’ın payı yüzde 7,98 seviyesinde gerçekleşti. Amazon’da Vanguard’ın payı yüzde 7,9, BlackRock’ın payı yüzde 6,76 olurken Meta’da Vanguard yüzde 9,14, BlackRock yüzde 7,66 oranında hisseye sahip bulunuyor. Tesla’da ise Vanguard yüzde 6,9, BlackRock yüzde 5,5 payla öne çıkıyor. Bezos’un Amazon’daki hisse payı yüzde 8,25, Musk’ın Tesla’daki payı ise yüzde 11 olarak hesaplandı.
Rusya’dan Küba’ya petrol sevkiyatı hazırlığı
Rusya’nın, yakın zamanda Küba’ya ham petrol ve yakıt sevkiyatı yapmaya hazırlandığı bildirildi. Izvestia gazetesinin bugün Rusya’nın Havana Büyükelçiliği’ne dayandırdığı haberine göre, sevkiyatın insani yardım kapsamında gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Küba, ABD’nin ülkenin petrol tedarikini kesmeye yönelik adımları nedeniyle ciddi bir yakıt sıkıntısı yaşıyor. Komünist yönetim altındaki ada ülkesi, son olarak uluslararası havayolu şirketlerini uyararak jet yakıtının artık ülkede temin edilemeyeceğini duyurdu. Bu durum, ülkedeki koşulların hızla kötüleştiğine işaret ediyor.
Küba, geçmişte jet yakıtı ihtiyacının büyük bölümünü Venezuela’dan karşılıyordu. Ancak ABD’nin Aralık ortasında Güney Amerika ülkesinin petrol ihracatını engellemesinin ardından, Küba’ya bu ülkeden ne ham petrol ne de rafine ürün sevkiyatı yapıldı.
Altından sonra bu kez bakır: Stok yarışı piyasayı karıştırdı
Goldman Sachs’a göre hükümetlerin ve özel sektör yatırımcılarının altın başta olmak üzere bakır gibi sanayi metallerinde de “sigorta amaçlı” talebi artırması, küresel emtia piyasalarında bölünmeye ve sert fiyat dalgalanmalarına yol açıyor. Goldman Sachs’ın değerlendirmesine göre altın fiyatlarındaki tarihi yükseliş, yalnızca değerli metallere özgü bir hareket değil; hükümetlerin ve yatırımcıların emtialara yaklaşımındaki daha geniş çaplı bir değişimin parçası.
Bankanın analizine göre merkez bankalarının jeopolitik ve finansal risklere karşı korunma amacıyla yaptığı alımlar altın fiyatlarını son yıllarda yukarı taşıdı. Benzer “sigorta” stratejilerinin artık diğer emtia piyasalarında da görülmeye başlandığı belirtiliyor.
Raporda, 2020’deki tedarik zinciri aksaklıkları ile 2022’deki gıda ve enerji şoklarının ardından birçok ülkenin kritik hammaddelere erişimi güvence altına almaya odaklandığı ifade edildi. Bu kapsamda gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları, yerli üretime destek ve devlet stoklarının artırılması gibi adımların devreye alındığı kaydedildi.
Haftanın diğer önemli gelişmeleri şöyle:
- Sıvı yağ devi Yudum satıldı. 2007 yılından bu yana Savola Gıda bünyesinde faaliyet gösteren Yudum'un hisseleri, yaklaşık 1,5 yıl süren görüşmelerin ardından Tiryaki Agro’ya devredildi.
- ABD merkezli ulaşım ağı şirketi Uber, Getir’in Türkiye'deki yemek, market, çarşı ve su portföyünü satın alıyor. Uber ilk aşamada Getir'in yemek teslimatı işinin tamamını 335 milyon dolar nakit karşılığında satın alacağını duyurdu.
- TPAO'nun kapıları ABD'li tekellere açılıyor: ExxonMobil'den sonra Chevron ile imzalar atıldı. Geçtiğimiz ay ExxonMobil ile masaya oturan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, bugün de Chevron ile yeni bir mutabakata imza attı. İki şirketin kara ve deniz sahalarında ortak üretim yapması planlanıyor.
- 2 milyonu aşkın kişinin kredi ve kredi kartı borcu sebebiyle yasal takipte olduğu açıklandı. BDDK, 48 aya kadar yapılandırma hakkı getirdi. Başvuracakların 3 ayı var, yapılandırma süreci Nisan ayı sonunda sona erecek.
- TÜİK hayvansal üretim verilerini açıkladı. Büyükbaş hayvan sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 4,3 artışla 17 milyon 709 bine, küçükbaş hayvan sayısı da yüzde 5,4 yükselişle 57 milyon 874 bine çıktı.
- Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, konut kredisi faiz oranlarıyla ilgili değerlendirmede bulunarak “Konut kredisindeki maliyet oranları şu anda aylık bazda 2,5'in altına indi. Bunun ikinci yarıdan sonra yıl sonuna doğru yüzde 2'lere varan bir oranlara geleceğini tahmin ediyorum” dedi.
- Türk Hava Yolları, vizesiz seyahat edilebilen Avrupa şehirlerine yönelik indirimli bilet kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında Üsküp ve Priştine’den Belgrad’a kadar birçok noktaya 24 Mart–25 Haziran tarihleri arasında 109 dolardan başlayan fiyatlarla gidiş-dönüş uçuş imkânı sunulacak.
- Çin merkezli e-ticaret platformu Temu, gümrük düzenlemesinin ardından Türkiye’de WhaleCo üzerinden faaliyet göstermeye başladı. Yeni sistemde vergiler alışveriş sırasında tahsil edilirken ürünler gümrük işlemleri şirket tarafından tamamlanarak doğrudan adreslere teslim ediliyor. Uygulamada ayrıca 580 TL’lik asgari sepet tutarı şartı bulunuyor.
- Allianz Trade’in Küresel İflas Raporu’na göre şirket iflasları 2025’te küresel ölçekte yüzde 6 artarken, 2026’da da yüksek seviyelerin korunması bekleniyor. Büyük ölçekli firmaların dahi riskten kaçamadığı dönemde, 2025’te her 18 saatte bir büyük iflas vakası kayda geçti.
- ABD ve Tayvan'ın tarife indirimleri, tarife dışı engellerin kaldırılması, yatırımlar ve kilit sektörlerde alımları öngören karşılıklı ticaret anlaşmasını imzaladığı bildirildi.
