06 Mart 2026

Levent Gürses - Yıllardır bitmeyen krizdeki Türkiye ekonomisi İran savaşıyla daha da kötüye gidebilir

levent-gurses-yillardir-bitmeyen-krizdeki-turkiye-ekonomisi-iran-savasiyla-daha-da-kotuye-gidebilir

Yıllardır bitmeyen krizdeki Türkiye ekonomisi İran savaşıyla daha da kötüye gidebilir

Levent Gürses

28 Şubat sabahının erken saatlerinde başlayan ABD-İsrail ortak İran saldırısı hem Türkiye ekonomisini hem de küresel ekonomi ve piyasaları sert dalgalarla dövüyor. İran savaşı, İran ile 534 kilometrelik sınırı bulunan ve yıllık 5,5 milyar dolarlık ticaret yapan Türkiye'de ekonomiye ilişkin endişeler yaratıyor.

5 Mart Perşembe günü savaş altıncı gününe girmiş durumda, "iki haydut devlet" ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırısı, giderek daha açık bir şekilde imha ve yok etme savaşı niteliği kazanırken, ABD Başkanı Donald Trump'ın dediği gibi "haftalar sürecek" gibi görünüyor.

Kız ilkokulunu bombalayıp, 150'den fazla masumun canını alanların; çatışma bölgesinin dışında silahsız savaş gemisini batırıp, 148 İranlı denizciyi öldürenlerin savaşı bölgemizde ve ekonomide önemli gelişmelere neden olabilir. Diplomatik görüşmeler sürerken birden başlayan bu savaş devam ederse Türkiye ve dünya ekonomisi için önemli hassasiyetler taşıyor.

Hürmüz Boğazı kapandı; enerji piyasası alt üst oldu

Ekonomi cephesinde savaşın en büyük etkisi enerji piyasasında oldu. Saldırılar sonrası küresel enerji tedariki için stratejik önemdeki Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle, 5 Mart Perşembe günü Mayıs vadeli Brent petrolün varili 86 doları aştı ve 85,41 dolardan kapandı. 70 dolar seviyelerindeydi. Brent petrol Perşembe itibarıyla bir haftada yüzde 19 değer kazandı.

Nisan vadeli Batı Teksas petrolü de savaş öncesinde varili 67 dolar iken Perşembe kapanışta 79,43 dolara çıktı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın sürmesi halinde fiyatların kısa sürede 100 dolara çıkabileceği uyarısında bulunuyor.

Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik Hürmüz Boğazı, güvenlik riskleri nedeniyle fiilen durma noktasına geldi. Tanker sahipleri seferleri durdururken, sigorta maliyetleri (primler) rekor seviyelere ulaştı.

Ayrıca, Avrupa'da gösterge gaz fiyatları, Katar Energy'nin bazı tesislerde üretimi durdurması ve bölgedeki riskler nedeniyle bir ara 30'dan fazla artış gösterdi.

IMF’den büyüme uyarısı, faiz indirimleri de yavaşlayabilir

Enerji maliyetlerindeki artışın, henüz yeni kontrol altına alınan küresel enflasyonu tekrar tetiklemesinden endişe ediliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), bu durumun küresel büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulundu. Savaş ayrıca, merkez bankalarının faiz indirim planlarını zora soktu. Piyasalarda, ABD Merkez Bankası (FED) ve İngiltere Merkez Bankası gibi kurumların 2026 yılı için öngördüğü faiz indirimlerini erteleyebileceği fiyatlanmaya başlandı.

Ağır aksak ilerleyen Türkiye ekonomisinde yoldan çıkma tehlikesi

Malum, Türkiye ekonomisi iyi yönetilemiyordu; özellikle enflasyon, başta yüksek gıda fiyatları ve kiralar olmak üzere hayat pahalılığı, işsizlik, gelir dağılımı dengesizliği, vergi adaletsizliği, özellikle Hazine garantili köprü-yol-şehir hastaneleri gibi projelerle kamu kaynaklarının israfı, enerji ithalatı ve cari açık, yükselen faiz ödemeleri, döviz kuru riski ve dış borçlanma, tarım sektörünün küçülmesi, düşük üretim gibi sorunlara yenileri eklenecek.

İran savaşı petrol fiyatlarının yükselmesinden dolayı yüksek enflasyon ve üretimde daha da azalma, TL'nin değer yitirmesi baskısı, artan dış borçlanma maliyetleri, bölge ülkeleriyle ticarette daralma, ihracat gelirlerinde düşüş gibi sorunlara yol açabilir.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, kendi internet sitesinde yayınladığı yazısında, "Kurda ve diğer enerji fiyatlarında eş zamanlı artış yaşanması hâlinde bu etki cari açıkta 5 milyar dolara, enflasyonda 1,2 puana kadar çıkabilir" dedi.

Ekonomist Mustafa Sönmez, gelinen durumu, "Şimşek, Yılmaz  ve TCMB savaşı öngöremediler.  Son Enflasyon Raporu’nda jeopolitik risklerin yumuşayacağını yazdılar OVP'deki varili 65 dolar görünen ham petrol fiyat tahminlerini 61 dolara indirdiler! Savaş çıktı petrol 79 dolar. Bunların aklına güvenene yanarım" diye eleştirdi.

Eşel mobile geçilmesine rağmen, akaryakıta yine zam yapıldı

Türkiye'ye savaşın ilk olumsuz yansıması, akaryakıt fiyatlarını dizginlemek amacıyla "eşel mobil" sistemine geçilmesi oldu. Yeni düzenlemeyle birlikte fiyat artışlarının yüzde 75’i ÖTV’den karşılanacak. Hafta başında motorine 12,45 TL, benzine 3,68 TL gibi tarihi bir zam konuşuluyordu. Ancak, eşel mobil sisteminin devreye alınmasına rağmen benzinin litre fiyatına 92 kuruş, motorinin litre fiyatına ise 3,11 TL zam geldi. Artışla birlikte benzin İstanbul’da 59,32 liraya, motorin ise 63,51 liraya yükseldi. Akaryakıt fiyatlarındaki artışların ulaşım, tarım ve gıda başta olmak üzere fiyat zincirinde yeni bir zam dalgası yaratması bekleniyor.

Borsa İstanbul ve küresel borsalar düşüşe geçti

Piyasalar "hızlı bir operasyon" beklentisinden "uzun süreli çatışma" riskine geçmiş durumda... Haftanın başında daha temkinli satışlar yerini düzeltme bölgesine doğru düşüşlere bıraktı. 5 Mart itibarıyla haftalık olarak, BİST 100 endeksi yüzde 4,66 gerilerken, Wall Street'in Dow Jones endeksi yüzde 2,09 kayıp yaşadı. Avrupa'da düşüşler daha sertti; Almanya'da DAX yüzde 5,81, Fransa'da CAC 40 yüzde 6,23, İngiltere'de FTSE 100 yüzde 4,55 geriledi. Asya'da Kore Borsası endeksi KOSPİ yüzde 10,63, Çin'in Hang Seng'i yüzde 3,16, Endonezya yüzde 8,82 ve Tayvan yüzde 7,30 kayıpla haftayı tamamladı.

Özellikle petrole bağımlı ve dünyanın sekizinci büyük ham petrol ithalatçısı Güney Kore'nin Kospi endeksi son yılların en büyük iki günlük düşüşünü yaşadı, kayıp bir ara yüzde 20'ye ulaştı.

Kazananlar maalesef silah üreticileri…

Tabii her zaman olduğu gibi her zaman savaşın kazananları var; Lockheed Martin, Northrop Grumman gibi silah üreticileri ile büyük petrol şirketlerinin hisseleri yükseldi. Artan yakıt maliyetleri ve güvenlik endişeleriyle hava yolu şirketleri en çok değer kaybeden grup oldu.

Altın çok ilginç; Savaş başladı inişe geçti…

Altın ilginç bir seyir izledi. Yatırımcıların belirsizlik ortamında varlıklarını korumak için geleneksel güvenli liman olarak yöneldiği altın, savaş sırasında değer yitirdi. Savaşın başlangıcının ertesinde piyasaların açıldığı 2 Mart günü onsu 5.419 dolara kadar yükselen spot altın daha sonra savaşa rağmen önemli mevzi kaybetti.

Altın fiyatları 28 Ocak'taki 5.400 dolardaki tarihi seviyeyi geçemeyince; ABD Dolarının değer kazanması ve ABD'de beklenenden yavaş faiz indirim süreci beklentisi gibi bahanelerle inişe geçti. Altının onsu 2 Mart'ta 5.397 dolardan kapandıktan sonra, 5 Mart Perşembe 5.077 dolardan kapandı. Altın haftayı yüzde 3 değer kaybıyla kapatırken, gümüşteki düşüş yüzde 10'u geçti.

Yıllık enflasyon TÜİK'e göre yüzde 31,53, ENAG'a göre yüzde 54,14'e çıktı

Petroldeki yükseliş Türkiye ekonomisine enflasyon olarak geri dönecek. Geçen hafta Şubat ayı enflasyon oranları açıklandı.

Yıllık enflasyon TÜİK'e göre yüzde 31,53, ENAG'a göre yüzde 54,14 oldu

Şubat ayında aylık tüketici enflasyonu yüzde 2,96 olurken, yıllık enflasyon yüzde 31,53'e çıktı. Beklenti şubat ayında TÜFE'nin yüzde 2,87 oranında artması, yıllık bazda ise yüzde 31,42 seviyesine çıkması yönündeydi. Enflasyon, Ocak ayında da beklentilerin üzerine çıkarak yüzde 4,84 olmuş, yıllık enflasyon da yüzde 30,65'e çıkmıştı.

ENAG verilerine göre ise şubat ayında enflasyon aylık bazda yüzde 4,01 artarken yıllık enflasyon ise yüzde 54,14 olarak gerçekleşti.

Şubat ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte ev ve iş yerlerine yapılacak kira artış oranı belirlendi. Ev ve iş yerlerine yapılacak kira zammı oranı ise yüzde 33,39 oldu. Ocak'ta zam oranı yüzde 33,98 olmuştu.

İlk iki ay yüzde 8, yıllık hedef yüzde 16!

Ekonomist Emre Şirin, son durumu; "İlk iki ayın enflasyonu kabaca yüzde 8, 2026 enflasyon hedefi yüzde 16... Fıkra bu kadar!" diye yorumlarken, ekonomist Orhan Karaca, "İlk 2 aydaki enflasyon geçen yıldan daha yüksek. Yıllık enflasyon da yeniden yükselişe geçip yüzde 31,5'e çıktı. Bu enflasyon nasıl olup da yüzde 18'e (TCMB'nin en son 2026 yıl sonu tahmini) düşecek, merakla bekliyorum" dedi.

Mehmet Şimşek: Gıda fiyatlarındaki artış geçici

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının üzerinde artmasının yıllık enflasyonda "geçici bir yükselişe" neden olduğunu belirterek, "Temel mal enflasyonu yüzde 16,6'ya geriledi, hizmet enflasyonu son 47 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 40'ın altına indi" dedi.

Şimşek, gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artmasının yıllık enflasyonda geçici bir yükselişe neden olduğunu söyledi. "Temel mal enflasyonu yüzde 16,6'ya geriledi. Katılığın yüksek olduğu hizmet enflasyonu ise son 47 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 40'ın altına indi. Bu görünüm enflasyonda aşağı yönlü eğilimin sürdüğüne işaret ediyor" ifadelerini kullandı.

Şimşek, "Son iki ayda gıda fiyatlarında görülen yüksek artışların, önümüzdeki dönemde hava şartlarına bağlı olarak telafi edilmesini bekliyoruz" dedi. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırmak üzere çalıştıklarını da ekledi.

"Geçici etkilere karşı kurumlarımız ön alıcı tedbirler almış durumda"

Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinin dışsal şoklara karşı dayanıklılığına dikkat çekerek "Makroekonomik temellerimiz sağlam. Ekonomimiz bundan önce de yaşanan birçok dışsal etkiye karşı dirençli yapısını ispat etti" ifadelerini kullandı.

Yılmaz, bölgede yaşanan jeopolitik gerilimlerin ekonomik yansımalarına ilişkin ise "Bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerden kaynaklanacak geçici etkilere karşı kurumlarımız ön alıcı tedbirler almış durumda. Gelişmeler yakından takip edilmeye devam edilecektir"  dedi.

"Savaş yüzünden Mart ayında çok yüksek bir enflasyon ne yazık ki sürpriz olmayacak"

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, ABD ve İsrail'in İran'a saldısının ardından, ham petrol olmak üzere enerji fiyatlarında ortaya çıkan artış yüzünden çok yüksek bir enflasyonun sürpriz olmayacağını belirtti. Mart ayında nasıl bir gerçekleşme olacağı bilinemiyorsa da savaş yüzünden ortaya çıkacak tablonun çok karanlık olacağını dile getiren Aktaş, 2 Mart tarihli yazısında şunları söyledi:

"Geçen yılın mart ayında yüzde 2,46’lık bir TÜFE artışı yaşanmıştı. Bu kez hem şubat ayında yüzde 3 dolayında beklenen artışı, hem de geçen yılın mart ayındaki yüzde 2,46’lık artışı mumla aratacak bir oran görülmesi söz konusu."

"Ya riskleri düşüreceğiz ya da daha büyük bir fatura ödenecektir"

Karar yazarı İbrahim Kahveci, ABD-İsrail'in İran'a saldırıları ve ardından İran'ın misillemesiyle birçok sıkıntı yaşanacağını belirterek, "Şimdi ikili riskle karşı karşıyayız. Ya riskleri düşüreceğiz ya da daha büyük bir fatura ödenecektir" dedi.

Enerji fiyatlarındaki artıştan dolayı enerji faturalarının kabaracağını ve muhtemelen cari açıkta 20-30 milyar dolar arası bozulma oluşacağını dile getiren Kahveci, şunları yazdı: "Kısaca finansal açıdan en büyük sıkıntılarımızdan biri döviz ihtiyacı olacaktır. İhracatta sıkıntı yaşarken bir de maliyet artışı yaşayacağımız için sorunlar üst üste gelecek. Bu aşikar bir durum."

Türkiye ekonomisi 2025'te yüzde 3,6 büyüdü

TÜİK, Pazartesi günü 2025 yılı ve dördüncü çeyrek büyüme oranlarını açıkladı. 2025 yılı dördüncü çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine göre, Türkiye 2025'in son çeyreğinde yüzde 3,4 büyürken, 2025'in tamamında büyüme yüzde 3,6 olarak gerçekleşti. Çeyreklik bazda büyüme yüzde 0,4 oldu. Özellikle tarım sektörünün 2025’te yüzde 8,8 küçülmesi alarm verici odu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuyla ilgili olarak, "Milli gelir 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelir 18 bin 40 dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz açısından kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dahil olduğumuzu öngörüyoruz" dedi.

Şimşek, milli gelirin 1,6 trilyon dolara ulaştığını belirterek, “Kalıcı refah artışı hedefimiz açısından kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dahil olduğumuzu öngörüyoruz” dedi.

Tarımda don ve kuraklık etkilerinin yılın son çeyreğinde de sürdüğünü vurgulayan Şimşek, buna karşın diğer sektörlerde üretim artışının devam ettiğini söyledi. Sanayi katma değerinin 2025’te yüzde 2,9 ile son dört yılın en yüksek artışını kaydettiğini belirten Şimşek, deprem bölgesinde hızlanan konut teslimlerinin etkisiyle inşaat sektöründeki güçlü seyrin korunduğunu ifade etti.

Kişi başına gelirin 18.000 dolar olabilmesi için, 4 kişilik haneye ayda 240.000 TL girmeli

Ekonomist Orhan Karaca, kişi başı gelir konusunda, "Kişi başına gelirin 18.000 dolar olabilmesi için, 4 kişilik bir ailenin evine ayda 240.000 TL girmiş olması lazım. Sizce 2025'te bu durumda kaç aile olmuş olabilir? Bu sorunun yanıtı gelir dağılımındaki bozukluğu gösterecektir" paylaşımı yaptı.

Mustafa Sönmez: Tam alaturka bir büyüme

Ekonomist Mustafa Sönmez, büyüme verisini sosyal medya hesabında, "Güya dezenflasyon ama büyüme yüzde 3.6. Tam alaturka bir büyüme. Tarım yüzde 9 küçülme ile çökmüş, sanayi yüzde 2.9 büyümüş, inşaat yüzde 11'e yakın. Geniş tanımlı işsizliği yüzde 30'a varan bir sözde büyüme. Kırılganlık, İran a saldırı ile test olacak zaten" dilerek yorumladı.

Gerilimler öngörüleri değiştirdi: JP Morgan enflasyon ve faizde revizyona gitti

Artan jeopolitik gerilimlerin ardından JPMorgan, Türkiye'ye ilişkin faiz ve enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Banka, 12 Mart'taki TCMB toplantısında faiz indirimi beklemezken, 2026 yıl sonu politika faizi tahminini ve enflasyon beklentisini yukarı yönlü güncelledi.

Banka, 12 Mart'ta yapılacak Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirimi öngörmediğini bildirdi. Ayrıca 2026 yıl sonu için politika faizi tahminini yüzde 30'dan yüzde 31'e çıkardı. JPMorgan, Türkiye için 2026 sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisini de yukarı yönlü revize etti. Banka, daha önce yüzde 24 olarak açıkladığı tahmini yüzde 25'e yükseltti.

Revizyonun arkasında yükselen petrol fiyatları, genişleyen cari açık ve olası sermaye çıkışlarına ilişkin risklerin bulunduğu ifade edildi.

ING: Türkiye petroldeki yükselişten en çok etkilenen ülke olabilir

ING, Orta Doğu’daki çatışmanın ardından Türkiye’nin petrol fiyatlarındaki değişimden en çok etkilenen ülke olabileceğini ve Merkez Bankası'nın 12 Mart’taki toplantıda faiz indirimlerine ara verebileceğini değerlendirdi. Bankaya göre, petrol fiyatlarında yüzde 10’luk bir artış Türkiye’de enflasyonu yaklaşık 1,10 puan yukarı taşıyor.

Bloomberg ajansı da Merkez Bankası'nın 12 Mart toplantısında faiz indirimlerine ara vermesini bekliyor. İran’daki çatışma nedeniyle artan enerji maliyetlerinin dezenflasyon sürecini tehdit etmesi üzerine mart ayında faiz indirimlerine ara vermesi bekleniyor.

Deutsche Bank ekonomistleri de beklentilerini revize ederek, son beş toplantıda faiz indiren TCMB’nin bu ay politika faizini sabit tutmasını beklediklerini açıkladı. Deutsche Bank petrol fiyat şokunun süresine bağlı olarak yıl sonu için öngördükleri yüzde 30 politika faizi tahminine yönelik risklerin yukarı yönlü olabileceğini belirtti.

İşsizlik ocak ayında yüzde 8,1’e yükseldi

TÜİK’in Ocak 2026 İşgücü İstatistikleri’ne göre işsizlik oranı yüzde 8,1’e çıktı. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Ocak 2026’da bir önceki aya göre 0,3 puan artarak yüzde 8,1 olurken, istihdam 516 bin kişi azaldı, atıl işgücü oranı yüzde 29,9’a yükseldi.

15 ve üzeri yaş grubunda işsiz sayısı 73 bin kişi artışla 2 milyon 819 bine yükseldi. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,6, kadınlarda ise yüzde 11,0 olarak tahmin edildi. Ocak ayında istihdam edilenlerin sayısı 516 bin kişi azalarak 31 milyon 953 bine düştü. İstihdam oranı 0,8 puanlık azalışla yüzde 47,9 olarak kaydedildi. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3, kadınlarda yüzde 30,9 seviyesinde gerçekleşti.

İşgücü 443 bin kişi azalarak 34 milyon 772 bine gerilerken, işgücüne katılma oranı da 0,8 puan düşüşle yüzde 52,1 oldu. Katılım oranı erkeklerde yüzde 70,0, kadınlarda ise yüzde 34,7 olarak hesaplandı.

DİSK-AR: Geniş tanımlı işsiz sayısı 11,9 milyona yükseldi

DİSK-AR tarafından hazırlanan İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu (Şubat 2026) yayımlandı. Rapora göre, Türkiye’de geniş tanımlı işsiz sayısı Ocak 2026 itibarıyla 11 milyon 946 bine ulaştı, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,9 olarak açıklandı.

DİSK-AR'ın raporuna göre, Ocak 2024’te 10 milyon 225 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısının Ocak 2026’da 11 milyon 946 bine yükseldiği belirtilerek, dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki makasın hızla açıldığı kaydedildi. Geniş tanımlı işsiz sayısındaki artışın, zamana bağlı eksik istihdam, ümitsiz işsizler ve potansiyel işgücü kapsamındaki artıştan kaynaklandığı ifade edildi.

Rapora göre, haftalık 40 saatten az çalışan ve daha fazla çalışmak isteyenlerin sayısı son bir yılda 3,4 milyondan 3,9 milyona çıktı. Potansiyel işgücü ise 4,9 milyondan 5,3 milyona yükseldi. Böylece Ocak 2026 itibarıyla 5,3 milyon kişi, çalışmak istemesine rağmen iş bulamıyor.

Kadınlarda işsizlik tüm kategorilerde erkeklerden daha yüksek

Raporda öne çıkan bulgulara göre kadınlarda işsizlik tüm türlerde erkeklerden daha yüksek seyretti. Gençlerde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 14,3 iken genç kadınlarda bu oran yüzde 19 olarak kaydedildi. Ocak 2026’da 2,3 milyon işsiz, işsizlik ödeneğinden yararlanamadı.

DİSK-AR, dar tanımlı işsizlik rakamlarının işgücü piyasasının tüm sorunlarını yansıtmakta yetersiz kaldığını vurguladı ve geniş tanımlı işsizlik verilerinin istihdam sorununu daha net ortaya koyduğunu belirtti.

Açlık sınırı 32 bin lirayı aştı

TÜRK-İŞ’in Şubat 2026 araştırmasına göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması (açlık sınırı) 32 bin 365,44 TL’ye yükseldi.

Araştırmaya göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 32 bin 365 TL’ye yükseldi. Gıda harcamasına ek olarak giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu giderlerle birlikte yoksulluk sınırı 105 bin 424 TL olarak hesaplandı. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 41 bin 77 TL’ye çıktı.

Dış ticaret açığı Şubat ayında yüzde 18,1 yükseldi

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, şubat ayında ihracatın uluslararası zorluklara rağmen yüzde 1,6 artarak 21,06 milyar dolar ile tarihin en yüksek ikinci şubat rakamına ulaştığını açıkladı. Öte yandan, ithalat yüzde 6,1 artışla 30,3 milyar dolar; dış ticaret açığı ise yüzde 18,1 yükselerek 9,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Şubat ayı verilerine ilişkin bilgi veren Bolat, ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 artarak 21 milyar 65 milyon dolara yükseldiğini belirtti. Bu rakamın en yüksek ikinci şubat ayı performansı olduğunu dile getiren Bolat, “Bu anlamda en yüksek 2. Şubat ayı rakamıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Ocak-Şubat döneminde ihracatın 41,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini aktaran Bolat, ithalatın ise yüzde 3,1 artışla 59 milyar dolara çıktığını söyledi. İhracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 70,2 olduğunu belirten Bolat, dış ticaret açığının şubat ayında 9,2 milyar dolar olarak kaydedildiğini açıkladı.

22 milyon çocuğun 8,6 milyonu yoksulluk içinde

Eurostat verilerine göre, Türkiye'de 21 milyon 817 bin çocuğun 8 milyon 617 bini yoksulluk içinde büyüyor. Çocukların önemli bir bölümü yoksulluk ve sosyal dışlanma riskinden etkilenirken, örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısının 1,5 milyona ulaştığına dikkat çekildi. TÜİK verilerine göre ise her 10 aileden 1'i, çocuklarının gün içinde taze meyve ve sebze tüketmesini sağlayamıyor, yine her 10 aileden 1'i çocuklarına yeni giysi alamıyor. Yoksullukla birlikte okuldan kopuş ve çocukların çalışma yaşamına itilmesi de büyüyen başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Makyajı döken resmi veri: 15,9 milyon yurttaş muhtaç

Ekonomi yönetiminin çizdiği pembe tablo, 2 Mart 2026 tarihli sosyal yardım verileri ile siyaha boyandı. Birgün'ün haberine göre, Türkiye’de 2025 yılında 15 milyon 967 bin 64 yurttaşın sosyal yardıma muhtaç olduğu, 262 bin 229 çocuğa ailesi tarafından bakılamadığı ve 3,5 milyon hanenin elektrik faturasını ödeyemediği ortaya çıktı.

2025 yılında 3 milyon 991 bin 766 hane sosyal yardımlardan yararlandırıldı. TÜİK'in, haneyi dört kişi kabul eden hesabına göre, 2025 yılında 15 milyon 967 bin 64 yurttaş ancak sosyal yardımla ihtiyaçlarını karşılayabildi.

2025 yılında, ailesi yanında en temel ihtiyaçları dahi karşılanamayan ve ailesinden alınma riski bulunan toplam çocuk sayısı da paylaşıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre, ailesi tarafından bakılamayan 262 bin 229 çocuk, 2025 yılında Sosyal ve Ekonomik Destek Programı kapsamına alınarak ailesinin yanında desteklendi.

 

Haftanın diğer önemli haberleri şöyle:

  • Reuters ajansı, Türkiye'de altın varlığının GSYH'nin yarısına ulaştığını ve çoğunun yastık altında olduğunu belirtti. Yastık altındaki altın miktarı ise 600 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Sadece ocak ayına bakıldığında, küresel altın fiyatlarının artışı yüzde 25 ile tarihi bir rekor kırdı. Bu sadece ocakta 80 milyar dolarlık servet etkisi anlamına geliyor.

 

  • Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, imalat sanayine yönelik 100 milyar liralık yeni finansman programını duyurdu. KOBİ ve büyük ölçekli firmalar, 50 milyon liraya kadar, 6 ayı geri ödemesiz ve 36 ay vadeli krediye erişebilecek.

 

  • Bir süredir çalışmaları sürdürülen, "vatandaşlık geliri" olarak lanse edilen çalışmanın detayları netleşmeye başladı. Buna göre, sadece toplam geliri 9 bin lirayı geçmeyen ailelere verilecek. "Destek" ise asgari ücretin yüzde 20'sini, yani 5 bin 615 TL'yi geçmeyecek.

 

  • Türk bankacılık sektörünün net kârı, Ocak ayında ta 87 milyar 249 milyon liraya ulaştı. Sektörün toplam aktif büyüklüğü 48 trilyon 574 milyar 239 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 16,77 olarak kayıtlara geçti.

 

  • Gençlerin işe başlaması için yeni bir destek hayata geçiriliyor. 18–25 yaş aralığındaki gençlerin işe girişlerinde ücret ve sigorta primlerinin net asgari ücrete karşılık gelen kısmı İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanacak. Bu amaçla 228 milyar TL kaynak aktarıldı.

 

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.