Levent Gürses - Şimşek Programı'nın üçüncü yılı: Sıkı para politikası süresini çoktan doldurdu
Şimşek Programı'nın üçüncü yılı: Sıkı para politikası süresini çoktan doldurdu
Levent Gürses
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in uygulamakta olduğu ve kamuoyunda "Şimşek Programı" olarak bilinen enflasyonla mücadele ve mali disiplin hedefleyen Ekonomi Programı geçen hafta üçüncü yılını doldurdu. Türkiye halen, yüzde 30'un altına inemeyen inatçı enflasyon ve yüzde 36,6 seviyesindeki gıda enflasyonu ile mücadele ediyor. Ekonomideki tüm kesimler ve ekonomistler, Şimşek programından şikâyetçi ve bir an önce bitirilmesini istiyor.
Ekonomist İnan Mutlu, "Şimşek Programı'nın 3 yılı... Türkiye ekonomisi şahtı, şahbaz oldu. Dünyanın en yüksek ikinci politika faizine, en yüksek beşinci enflasyonuna sahibiz. Tarihimizin en yüksek işsizlik rakamıyla baş başayız" diye yazdı.
Geçen hafta art arda açıklamalar yapan iş dünyası temsilcileri programın süresinin dolduğunu vurguladı.
“Paradigmanın değişmesi ve bir çıkış stratejisinin oluşturulması lazım”
MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, "Sıkı para politikasının süresini çoktan doldurduğunu düşünüyorum. Sorunlarımızı birebir sıkı para politikasıyla çözemeyeceğimizi gördük ve anladık. Paradigmanın değişmesi ve devlet tarafından bir çıkış stratejisinin oluşturulması lazım" dedi.
“Ya bu programdan vazgeçilecek, ya da başka bir şey olamayacak”
TİM Başkanı Mustafa Gültepe, yüksek faiz ve artan maliyetler nedeniyle sanayicinin nefes alamadığını belirterek, “Ya bu programdan vazgeçilecek, ya da başka bir şey olamayacak. Ekonomi politikalarının değişmesi lazım" dedi.
Gültepe, “Ortada bir program var. O programdan dolayı bir strateji var, futboldan mütevelli bir oyun şekli var. Bu oyun şeklini mevcut durumda kimse değiştiremiyor” açıklamasını yapan Gültepe, “Bugün nefes alamadığım noktada gelecekte nasıl marka alacağım? Bugün bu noktaya gelinmiş. Bundan sonrası nasıl olacak? Mevcutları kaybediyoruz. Ben nefes alamıyorum sen bana diyorsun ki uçak yap. Nefes alamıyorum, nefese ihtiyacım var. Tüm sanayilerde sorun var. Avrupa’nın durgunluğunu biliyoruz. Şu an biz mevcut pazarı kaybediyoruz” diye konuştu.
"Finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı yüzde 87'ye ulaştı"
İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı (İSO) daha küçük ve orta ölçekli kuruluşları kapsayan “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO İkinci 500)” araştırmasının 2025 sonuçlarını açıklayan Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO İkinci 500 araştırmasının, şirketlerin performansının yanı sıra Türk sanayisinin dayanıklılığını ve üretim gücünü ortaya koyduğunu belirtti.
Sanayicinin en büyük sorununun finansman maliyetleri olduğuna dikkati çeken Bahçıvan, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının yüzde 87'ye yükseldiğini, sanayicinin elde ettiği kazancın önemli bölümünü finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını ifade etti. Bahçıvan, tüm olumsuz koşullara rağmen sanayi kuruluşlarının üretimi sürdürdüğünü, yatırım isteğini koruduğunu ve Türkiye ekonomisinin temel taşı olmayı devam ettirdiğini vurguladı. Sanayinin rekabet gücünün artırılması için verimlilik, yüksek katma değer, teknoloji ve dönüşüm yatırımlarının uygun finansman imkanlarıyla desteklenmesinin stratejik önem taşıdığını belirtti.
Bahçıvan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin sanayinin finansman ihtiyacını öncelikli gündem maddeleri arasına almasını ve açıklanan finansman teşvik paketini olumlu karşıladıklarını belirterek, üretim kapasitesini ve rekabet gücünü destekleyecek adımların devam etmesini temenni etti.
İSO İkinci 500 listesinin zirvesinde Teksan Jeneratör yer alırken, Norm Salihli Vida ikinci, Biska Tekstil ise üçüncü sırada yer aldı.
"Artık yapısal reformları gündeme getirme zamanı"
TEPAV Direktörü, ekonomist Coşkun Cangöz ise şöyle dedi: "Albayrak döneminde başlayıp Nebati ile zirveye ulaşan deneysel politikaların ardından Şimşek döneminde de “sadece para politikası ile enflasyon düşürülebilir mi?” deneyi yapıldı. Bunların işe yaramadığı anlaşıldığına göre, artık başta hukuk, sosyal güvenlik ve mali kural olmak üzere yapısal reformları gündeme getirebilir miyiz?"
"Şimşek politikaları örtük IMF programıdır"
Prof. Dr. Ahmet Saltık ise, aslında bu programın örtük bir IMF Programı olduğunu belirterek, "Olumlu bir şey mi bekliyordunuz örtük IMF programından?" diye sordu. Prof. Dr. Saltık, IMF programlarının bilinçli yoksullaştırma ve yoksunlaştırma getirdiğini belirterek özelliklerini şöyle sıraladı:
- Kamu Harcamalarını Frenleme
- Sıkı Para Politikası
- Döviz Kuru Esnekliği
- KİT'lerin (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) özelleştirilmesi
- Yabancı sermaye girişini kolaylaştırıcı düzenlemeler
- Dolaylı vergilerin artırılması...
Prof. Dr. Ahmet Saltık, şöyle devam etti: "Özetle IMF programları, kısa vadede makroekonomik istikrarı sağlamayı amaçlasa da, talep daralması ve kamu harcamalarının kesilmesi nedeniyle genellikle kısa vadede ekonomik yavaşlama ve artan işsizlik ve yoksullaşma, halk sağlığının bozulması, gibi sosyal maliyetler doğurur. Bize yaşatılan da tipik olarak budur."
"Reel sektör çok üzülecek"
Ekonomist Dr. İris Cibre de programın süresini doldurduğunu belirterek, "üç senedir, yanına yeni, köklü bir değişim katmadan sadece para politikasına yaslanan sistem süresini doldurdu. Ama, çıkış stratejisi geliştirmek için de yeterli vakit olduğunu düşünmüyorum. Bu tip politikalar bir süre, şok tedavi için uygulanır. Ama, yanına inşa etmeniz gereken güçlü yapılar gerekir. Bu süreçte bu yapılar inşa edilmedi. Bu yüzden sıkıştık. Kısa vadede kontrol hala Merkez Bankası'nda... Ama, reel sektör daha çok üzülecek" dedi.
Nitekim geçen hafta açıklanan veriler reel sektörün pek parlak bir halde olmadığını ortaya koydu. Gelişmeler şöyle:
“Kredi faizlerini yüksek tutuyorlar, çekimiz, senedimiz ödenmiyor”
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Bankalar yüzde 60 faiz alıyorlar ama çıkarken bir günde yansıtıyorlar, indirirken iki ay bekliyorlar. Kredi faizlerini yüksek tutuyorlar. Mevcut kredi limitlerinizi bile kullanırken zorluk çıkartıyorlar. Böyle olunca da piyasada ödemeler dönmüyor. Çekimiz, senedimiz ödenmiyor. Bankalarımızdan daha vicdanlı davranmalarını talep ediyoruz" sözleriyle sanayicinin sorunlarını dile getirdi.
Giyim ve tekstilde istihdam sert düştü, iki yılda 153 bin kişi işsiz kaldı
TEPAV’ın Nisan 2026 İstihdam İzleme Bülteni, kayıtlı istihdam artışına rağmen giyim ve tekstil imalatındaki kayıpların sürdüğünü ortaya koydu. Son iki yılda iki sektörde yaklaşık 153 bin kişilik istihdam kaybı yaşandı.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileriyle hazırladığı Nisan 2026 İstihdam İzleme Bülteni, kayıtlı istihdamdaki yükseliş eğiliminin devam ettiğini gösterdi. Rapora göre, Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) kapsamında çalışanlar da dikkate alındığında, toplam sigortalı çalışan sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9 artarak 25 milyon 817 bin 953'e ulaştı. Bir önceki aya kıyasla ise kayıtlı istihdama 292 bin 182 kişi eklendi.
Sanayi sektöründe çalışan sayısı 156 bin azaldı
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, mayısta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 artarak 15 milyon 970 bin 105 oldu. Yıllık bazda bakıldığında sanayi sektöründe çalışan sayısı 156 bin 68 düşüş kaydetti.
TÜİK'in Mayıs ayına ilişkin ücretli çalışan istatistiklerine göre, sanayi, inşaat ile ticaret-hizmet sektörlerini kapsayan ve geçen yıl Mayıs ayında 15 milyon 892 bin 187 olan toplam ücretli çalışan sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 artarak 15 milyon 970 bin 105 kişiye yükseldi. Böylece istihdam, Ekim 2025'te kaydedilen 16 milyon 42 bin kişilik seviyenin ardından en yüksek düzeye ulaştı.
Mayıs ayında ücretli çalışan sayısı sanayi sektöründe yüzde 3,2 azalırken, inşaat sektöründe yüzde 1,2 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 2,3 artış kaydedildi.
Genç işsizler 775 bini aştı: 25-29 yaş aralığı iş arayan en kalabalık grup
Genç işsizliği her geçen gün artmaya devam ediyor. İŞKUR'a kayıtlı genç işsizlerin sayısı 775 bini geçti. İş arayanların içinde en yüksek pay 25-29 yaş aralığının oldu.
Nefes'ten Songül Dalgıç Bilgili'nin haberine göre; İŞKUR verileri, genç işsizliğinin ne boyuta geldiğini ortaya koydu. Haziran ayı verilerine göre, kuruma kayıtlı 2 milyon 725 bin 633 kişi iş arıyor. Yaş aralıklarına göre olan dağılımda ilk sırayı 25-29 yaş aralığı dikkati çekti. Bu yaş aralığında 428 bin 633 kişi iş ararken, onu 347 bin 110 kişi ile 20-24 yaş aralığı takip etti. Ardından 338 bin 171 kişiyle 30-34 yaş aralığı ve 291 bin 311 kişiyle 35-39 yaş aralığı geldi.
İmalat sanayinde kapasite kullanımı azaldı
Merkez Bankası, Temmuz ayına ilişkin İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı (KKO) verilerine göre, mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı mayısta bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 73,8 seviyesinde gerçekleşti. Mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı da aynı dönemde 0,6 puan düşüşle yüzde 73,9 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran haziran ayında yüzde 74,5 düzeyinde bulunuyordu.
Mal grupları incelendiğinde, tüketim mallarında kapasite kullanım oranı Haziran'daki yüzde 71,8 seviyesinden Temmuz'da yüzde 71,4'e geriledi. Dayanıklı tüketim mallarında oran yüzde 67,9'dan yüzde 67,1'e, dayanıksız tüketim mallarında ise yüzde 72,6'dan yüzde 72,3'e düştü.
Temmuzda en düşük kapasite kullanım oranı yüzde 58,7 ile deri sektöründe kaydedildi. Basım, makine ve ekipman ile motorlu kara taşıtlarında oran yüzde 68,5 olurken, diğer imalatlarda yüzde 67,9 seviyesinde gerçekleşti.
"Kapasite kullanımında Covid dönemi seviyelerindeyiz"
Kapasite kullanım verilerini değerlendiren ekonomist İris Cibre, "İmalat sanayi kapasite kullanım oranı hem manşet yüzde 73,90, hem de mevsimsellikten arındırılmış yüzde 73,80... Covid dönemi seviyelerinde devam ediyor. "Sanayi boş ağlıyor" diyenler burada mı?" dedi.
İris Cibre şöyle devam etti: "Daha çarpıcı bir gelişme de uzun vadeli trendde gizli; savunma sanayi yükselen trendin etrafında kapasite kullanımı gerçekleştirirken, diğer istihdamı yüksek amiral gemisi sektörlerimiz aşağı yönlü trendin de altında bir seviyede hareket ediyor. Burada önemli yapısal bir değişimden bahsediyoruz. Savunma sanayide bu kadar ilerlemiş olmamız elbette çok olumlu, ama bu tip trendler uzun vadeli değildir; sonsuza kadar savunma ile büyüyemezsiniz. Diğer sektörler aşağı hızla kayıyor."
Reel kesim güveni Temmuz'da geriledi
Merkez Bankası, Temmuz ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve RKGE verilerine göre, mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi, Temmuz'da 0,8 puan azalarak 101,2 seviyesine indi. Gelecek 12 aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak yüzde 31,3 seviyesinde gerçekleşti.
Temmuz ayında, ankete katılan işyerlerinin yüzde 56,9'u üretimlerini kısıtlayan faktör bulunmadığını belirtirken, yüzde 12,7'si talep yetersizliğinin üretimlerini kısıtlayan en önemli faktör olduğunu bildirdi.
Petrol fiyatları 100 doları test etti ardından 89 dolara düştü
Petrol fiyatları, Ortadoğu'da yeniden tırmanan şiddetli çatışmalar ve bozulan geçici ateşkes süreci nedeniyle Mayıs ayından bu yana ilk kez varil başına 100 dolar sınırına ulaştı. Küresel gösterge niteliğindeki Brent petrol, Perşembe günü yüzde 6'dan fazla değer kazanarak 100 dolar sınırını test etti. Cuma günü ise sert bir düşüşle 90 doların (89,50) altına indi. Brent petrol haftalık bazda yüzde 12 değer kazandı. Petrol fiyatlarındaki sert yükselişin arkasında yatan temel nedenler şunlar:
Başarısız ateşkes ve karşılıklı saldırılar: ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin çöktüğü bildirildi. ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarını yoğunlaştırması ve karşılıklı açıklamalar piyasalardaki arz endişelerini zirveye taşıdı.
Boğazlardaki güvenlik krizi: Yemen'deki Husi milislerinin Kızıldeniz'deki petrol tankerlerine saldırması, Babülmendep Boğazı ve Hürmüz Boğazı'ndaki nakliye rotalarını doğrudan tehdit ediyor. Donald Trump'ın Hürmüz'deki gemilere yönelik saldırılara misilleme olarak İran'daki enerji santrallerinin bombalanabileceğini açıklaması arz korkusunu daha da körükledi.
Lojistik ve tedarik riskleri: Kritik deniz geçiş yollarındaki riskler, küresel deniz taşımacılığında rota değişikliklerine ve navlun (taşımacılık) maliyetlerinin katlanmasına yol açıyor.
Küresel petrol fiyatlarındaki bu tırmanış ve döviz kurundaki hareketlilik, Türkiye'ye akaryakıt fiyatlarına doğrudan zam baskısı olarak yansıyor. Sektör kaynakları, önümüzdeki günlerde motorin fiyatlarının litrede 75 TL bandına, benzinin ise 66 TL seviyelerine kadar yükselebileceğini öngörüyor.
Goldman Sachs: Savaş devam ederse petrolün varili 120 dolara ulaşabilir
Goldman Sachs, Hürmüz Boğazı'nda sevkiyat kesintilerinin uzun sürmesi halinde Brent petrolün yılın son çeyreğinde varil başına 120 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Goldman Sachs'a göre, Hürmüz'den petrol akışının aksamasının sürmesi ve Basra Körfezi’nden yapılan sevkiyatın savaş öncesindeki düzeyinin yüzde 45’inin altında kalması önemli; bu durumda Brent petrolde 120 doları tahmin ediyor. Yatırım bankası, bölgedeki gerilimin azalması halinde, Brent petrolün yılın son çeyreğinde ortalama 80 dolar, 2027’de ise 75 dolar seviyesinde işlem görmesini bekliyor.
Merkez Bankası faizi yüzde 37'de sabit tuttu
Merkez Bankası politika faizini yüzde 37'de sabit tuttu. Kurul ayrıca, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını da yüzde 35,5’te sabit tutma kararı aldı. Beklenti bankanın faizi sabit bırakacağı yönündeydi.
TCMB'nin bir sonraki toplantısı 10 Eylül tarihinde gerçekleştirilecek.
"Öncü veriler ana eğilimin Temmuz ayında geçici olarak yükseleceğine işaret ediyor"
Faiz kararına yönelik yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Enflasyonun ana eğilimi, Haziran ayında sınırlı bir miktar gerilemiştir. Öncü veriler ana eğilimin Temmuz ayında geçici olarak yükseleceğini ima etmektedir. Jeopolitik gelişmeler eşliğinde artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatları yeniden yükselme eğilimine girmiştir. Yakın döneme ilişkin veriler iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. “
26 aydır en yüksek ikinci politika faizini uyguluyoruz
Ekonomist İnan Mutlu, faiz kararından sonra yaptığı paylaşımda; "Mayıs 2024'ten beri dünyanın en yüksek ikinci politika faizine sahibiz. Tam 26 aydır" dedi.
En yüksek politika faizi uygulayan ülkeler sırasıyla şöyle: Venezüela yüzde 59, Türkiye yüzde 37, Zimbabwe yüzde 30, Arjantin yüzde 29, Nijerya yüzde 26,5.
'Temmuz'da yükselişin geçici olacağından emin değilim"
Merkez Bankası eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, TCMB'nın faizi değiştirmemesini; "Faiz karar metninde iç talepteki zayıflamanın belirginleştiği ifade edildi. Yani faiz indirimi halen masada, ama jeopolitik izin verirse. Metinde; enflasyon eğiliminin Temmuz'da geçici olarak yükseleceği belirtilmiş. "Geçici" ifadesinin bilgi değerinden emin değilim. Enerji fiyatlarındaki artışın etkileri kısmen Ağustos'a da sarkabilir. Temmuz'a göre düşüş olsa da eğilim halen yüksek kalabilir" sözleriyle yorumladı.
İris Cibre: Metinden güvercin çıktı
Ekonomist İris Cibre, Merkez Bankası'nın faiz kararını ve karar metnini şöyle yorumladı: "Metinden güvercin çıktı; 'talep yavaşladı, Temmuz'daki bozulma geçici, ilk fırsatta indireceğim faizi' diyor ve doğrusunu da yapar. Ana eğilimde aylığa vurgu yapmış (ama 3 aylık ortalamada eğilim yükseliyor) ve eğilimin sınırlı da olsa gerilediğini, Temmuz'da ise ana eğilimin "geçici" yükseleceğini beklediğini açıklamış. 'Jeopolitik gelişmeler ile enerji fiyatları yükselme eğilimine girdi ama iç talepte zayıf seyir belirginleşti' denmiş.
S&P, faiz indirimi için dördüncü çeyreği işaret etti
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 23 Temmuz'daki faiz kararı öncesinde uluslararası kuruluşların tahminleri netleşmeye başladı. S&P Global Market Intelligence Avrupa Ekonomisi Direktör Yardımcısı Andrew Birch, TCMB'nin politika faizini sabit tutarak bekle-gör yaklaşımını sürdüreceğini öngördü. Olası faiz indirimi için yılın dördüncü çeyreğini işaret etti.
Birch, "Temmuz ayında enflasyonda yaşanacak olası bir gevşemenin hemen yeni bir faiz indirim döngüsünü tetiklemesi beklenmiyor. Ancak enflasyon önümüzdeki aylarda düşmeye devam ederse, Merkez Bankası dördüncü çeyrekte yapılabilecek bir faiz indirimi için zemin hazırlamaya başlayabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Faize harcamaların %16'sını ayırırsan ucuz gıda üretemezsin, yoksulluğu bitiremezsin
Haziran ayı bütçe verileri açıklandıktan sonra bir analiz yapan ekonomist İnan Mutlu, toplam harcamaların yüzde 15,6'sını faize, yüzde 7,6'sının sosyal güvenliğe, yüzde 6,2'sinin tedavi edici sağlığa, yüzde 5,9'unun ulusal savunma ve güvenliğe, yüzde 5,2'sinin temel eğitime, yüzde 3,6'sının yüksek öğrenime, yüzde 2,7'sinin tarıma, yüzde 2,5'inin yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlara, yüzde 1,9'unun koruyucu sağlığa ödendiğini hesapladı.
Ardından şöyle yazdı:
Bütçenin yüzde 2,7'sini tarıma ayırırsanız ucuz gıda tüketemezsiniz.
Yüzde 2,5'ini yoksulluğa ayırırsanız yoksulluğu bitiremezsiniz.
Yüzde 5,2'sini temel eğitime ayırırsanız öğretmen atamalarını yapamazsınız.
Yüzde 6,2'sini tedavi edici sağlığa ayırırsanız hastanelerdeki kuyrukları bitiremezsiniz.
Yüzde 7,6'sını sosyal güvenlik sistemine aktarırsanız emeklilere sefalet ücreti dışında aylık veremezsiniz.
"Faize ödenen para 5,1 milyon emekliye reva görülenin 17 katı"
Mutlu, konuyla ilgili başka bir paylaşımda da, "Bütçe harcamaları imkan meselesi değil, tercih meselesidir. İktidar bu yılın ikinci altı ayı için en düşük emekli aylığına 3 bin 552 lira zam yapıyor. Bu zamdan sonra en düşük emekli aylığı alan kişi sayısı 5,1 milyon. Yarattığı ek maliyet 79 milyar lira. Peki yılın ikinci yarısında iktidarın ödemeyi öngördüğü faiz ne kadar? 1 trilyon 278 milyar lira... 5,1 milyon emekliye reva görülen kaynağın 17 katı" dedi.
Prof. Dr. Kara: Az üretip çok tüketirseniz enflasyon düşmez
Merkez Bankası eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, enflasyonu düşürmek için üretimin artması gerektiğini belirterek, sosyal medya hesabında şunları yazdı:
"Ekonomi yavaşladığı halde enflasyonun neden yeterince düşmediği çok soruluyor. Yanıtı şu: Az üretip çok tüketirseniz enflasyon düşmez. Burada az üretimle kastım “verimsiz” üretim.
Ekonomi uzun dönemli trendinin üstünde mi altın da mı, çok mu yavaşladı daha da yavaşlamalı mı değerlendirmeleri yapılırken sektörler arasındaki belirgin ayrışmayı dikkate almak gerekir. Sanayide ciddi bir üretim açığı varken perakende satış ve hizmetlerde aynı şeyi söylemek zor."
Gıda ve enerji enflasyonunda birincilik açık ara Türkiye’de…
Ekonomist İnan Mutlu, Türkiye'deki enflasyonu dünyadaki diğer örneklerle karşılaştırdığında, "çok can yakıcı" sonuçlar ortaya çıktı. Şöyle yazdı: "AB'de yıllık gıda enflasyonu yüzde 1. Türkiye'de ise yüzde 35,5. 36 ülkenin gıda enflasyonunu toplasanız 33,3 puan ediyor.
Haziran itibarıyla Avrupa'da son bir yıldan yüksek gıda enflasyonu sıralaması şöyle: Türkiye 35,5 Romanya 5,5, Gürcistan 5, Kıbrıs RY 4,8, İzlanda 4,4 Kosova 3,9.
OECD ülkeleri arasında en yüksek enerji enflasyonu da yine Türkiye'de... Mayıs itibarıyla son bir yıllık enerji enflasyonunda sıralama şöyle: Türkiye: yüzde 45.0, ABD yüzde 23.5, Kanada: yüzde 22.2, İsveç yüzde 18.0, Fransa yüzde 16.1, Güney Kore yüzde 12.5, İtalya yüzde 11.9, Avusturalya yüzde 11.2, Birleşik Krallık yüzde 7.4, Almanya yüzde 7.0.
Kurak Afrika ülkelerinde bile gıda enflasyonu çok düşük
Ekonomist İnan Mutlu'ya göre, tarıma en elverişsiz Afrika ülkelerinde bile gıda enflasyonu Türkiye'den çok daha düşük. Haziran itibarıyla yıllık gıda enflasyonu Türkiye'de yüzde 35,5 ardından yüzde 17,6 ile Libya ve 7,5 ile Nijerya geliyor. 19 Afrika ülkesinde gıda enflasyonu yüzde 5,7 ile 0,1 arasında seyrediyor. Hatta Senegal, Swaziland, Fas, Mauritius, Burkina Faso, Togo Benin, Çad ve Nijer'de gıda enflasyonu ekside... Yani gıda fiyatları ucuzluyor.
İsviçre'den en çok lüks saat ithal eden 16'ıncı ülkeyiz
Hızlı zenginleşme ve rüşvetin arttığı dönemlerde lüks saat ithalatının arttığı söylemini doğrulayan bir gelişme yaşanıyor. Türkiye Ocak-Mayıs ayları arasında İsviçre'den en çok saat ithal eden 16'ıncı ülke oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,2, 2024'e göre yüzde 11,4 artış var. İspanya, Suudi Arabistan, Kanada, Katar gibi ülkeler sırasıyla bizim altımızda, oralarda İsviçre saatleri daha az müşteri bulmuş.
Rezervler yeniden düşüşte: 160 milyar 489,7 milyon dolara geriledi
Merkez Bankası'nın toplam rezervleri, 17 Temmuz ile sona eren haftada bir önceki haftaya göre yaklaşık 2,8 milyar dolar azalarak, 160 milyar 489,7 milyon dolar seviyesine geriledi. Böylelikle rezervler, yeniden düşüşe geçmiş oldu. 17 Temmuz itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 1 milyar 697 milyon dolar azalarak 65 milyar 427 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 10 Temmuz'da 67 milyar 124 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.
Tüketici Güven Endeksi 38 ayın zirvesinde
TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi'nin Temmuz ayına ilişkin sonuçlarına göre, endeks Haziran'da 87,9 iken bu ay yüzde 2,2 yükselerek 89,8 oldu. Böylece endeks, Mayıs 2023'ten sonraki en yüksek seviyesine ulaştı. Endeks söz konusu dönemde 91,1 seviyesindeydi.
Fitch notu değiştirmedi, yılsonunda enflasyonu %29,5 tahmin etti
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye'nin kredi notunu "BB-" olarak teyit ederken, kredi notu görünümünü "durağan" olarak korudu. Türkiye'nin potansiyel büyüme oranının yüzde 4'e yakın olduğu, büyüme oranının bu yıl yüzde 2,8 ve gelecek yıl yüzde 4,4 olmasının beklendiği, enflasyonun Haziran ayındaki yüzde 32 seviyesinden 2026 sonunda yüzde 29,5'e gerilemesinin beklendiği vurgulandı.
Türkiye'nin düşük kamu borcu, büyük ve çeşitlendirilmiş ekonomisi, "BB" not grubundaki ülkelerin medyanına kıyasla yüksek kişi başına düşen geliri, stres dönemlerinde dış finansmana erişimini sürdürme geçmişi ve dayanıklı bankacılık sektörünün kredi notunu destekleyen unsurlar arasında yer aldığı belirtildi.
Savaşın sürmesi halinde en karamsar senaryo; %1.9 küresel büyüme
Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill, Orta Doğu'daki çatışmalar için üç farklı senaryo oluşturduğunu, en kötü senaryonun ise gerçekleşmeye oldukça yaklaştığını söyledi. Gill, ABD-İran savaşının uzaması halinde küresel büyümenin 2025'teki yüzde 2,9 seviyesinden yüzde 1,3'e kadar gerileyebileceği, enflasyonun ise yüzde 4,5'e yükselebileceği uyarısı yaptı.
Başekonomist, savaşın uzaması ve bölgedeki petrol altyapısının zarar görmesi halinde yalnızca enerji fiyatlarının değil, tarım sektörünün de olumsuz etkileneceğini söyledi. Özellikle gübre üretiminde kullanılan sülfür ile helyum sevkiyatlarının aksaması, gıda üretimini ve küresel gıda fiyatlarını da yukarı çekebilir.
Finansal saatli bomba; küresel borç dağı
IMF verileriyle hazırlanan 2026 küresel kamu borçları raporuna göre, ABD 40,7 trilyon dolarlık borcuyla ilk sırada yer aldı. Türkiye, 418 milyar dolarlık toplam kamu borcuyla dünya genelinde 27. sırada yer alıyor. ABD 40.7 trilyon doları aşan kamu borcuyla dünyanın açık ara en borçlu ülkesi konumunda, onu22.2 trilyon dolar ile Çin ve 8.9 trilyon dolar ile Japonya takip ediyor.
Borcun ekonomik büyüklüğe (GSYİH) oranında ise Japonya yüzde 204.4 ile ilk sırada yer alarak üretim gücüne kıyasla en yüksek borç yükünü taşıyan ülke olmaya devam ediyor. ABD (yüzde 125.8), Fransa (yüzde 118.4), Kanada (yüzde 110.7) ve İngiltere (yüzde 103.6) gibi devler milli gelirlerinden daha fazla borç yüküne sahip...
Türkiye, 418 milyar dolarlık toplam kamu borcuyla dünya genelinde 27. sırada yer alıyor.
Avrupa Merkez Bankası faizde değişikliğe gitmedi
Avrupa Merkez Bankası (ECB), Temmuz toplantısında piyasa beklentileri doğrultusunda üç temel politika faizinde değişikliğe gitmedi.
Refinansman faizinin yüzde 2,40, mevduat faizinin yüzde 2,25 ve marjinal fonlama faizinin yüzde 2,65'te sabit tutulduğu bildirildi.
Açıklamada, enerji fiyatlarına ilişkin görünümün "yüksek oynaklığını koruduğu" belirtilerek, fiyatların ECB'nin öngördüğü seviyelere yakın seyrettiği ifade edildi. Belirsizliğin yüksek olduğuna ve Ortadoğu'daki savaş nedeniyle ortaya çıkan enerji şokunun enflasyon üzerindeki tam etkisinin henüz ortaya çıkmadığına işaret edildi.
Petrol devlerinden Irak’a milyarlarca dolarlık enerji yatırımı
Petrol devleri BP ile ConocoPhillips, Irak’ın enerji sektörüne milyarlarca dolarlık yeni yatırım yapmaya hazırlanıyor. Açıklamaların, Washington’da düzenlenecek ABD-Irak İş Zirvesi kapsamında yapılması bekleniyor. ABD’li şirketler ile Irak hükümeti arasında toplam değeri 60 milyar doları aşan anlaşma ve mutabakat zaptlarının duyurulması öngörülüyor. Anlaşmaların, ülkenin petrol üretimini artırmayı ve bölgesel enerji rotalarındaki riskleri azaltmayı hedeflediği belirtildi.
Avrupa'da Kuzey ülkelerinde haneler borçlanmaktan korkmuyor
Eurostat verileri Avrupa'nın ekonomik ezberini bozdu. Kamu borcu yüksek Güney ülkelerinde aileler temkinli kalırken, Hollanda, Danimarka ve İsveç gibi Kuzey devlerinde hanehalkı borçları (konut kredisi, kredi kartı, tüketici kredisi ve diğer borçların toplamı) rekor seviyeye ulaştı. Zirvedeki Hollanda'da borç oranı yüzde 93,5'e dayandı. Sıralama şöyle: Danimarka yüzde 84,1, İsveç yüzde 82,3, Finlandiya yüzde 62,9, Lüksemburg yüzde 60,5.
Eurostat'ın son verilerine göre, 2025 yılında Avrupa Birliği'nde hanehalkı borcunun GSYİH'ye oranı yüzde 49,4 oldu. Euro Bölgesi'nde ise bu oran yüzde 50,7 olarak kaydedildi. Her iki oran da 2020 yılında yüzde 60'ın üzerindeydi. Bu nedenle son yıllarda hanehalkı borcunda genel bir düşüş eğilimi yaşandığı görüldü.
Haftanın diğer haberleri şöyle:
- Türkiye'nin kısa vadeli dış borç stoku mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 artarak 172,7 milyar dolara çıktı. Kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku ise 242 milyar dolar olarak hesaplandı. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 3,9 oranında artarak 77,3 milyar dolar oldu.
- TOBB verilerine göre haziranda kurulan şirket sayısı bir önceki aya göre yüzde 26,1 artarak 9 bin 639'a yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı ise yüzde 58,9 artışla 3 bin 293'e çıktı.
- Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi (KVMKS) hizmeti ile kayıt altına aldığı Türkiye’deki kripto varlık piyasasına ilişkin temel verileri yayımlamaya başladı. Kripto varlık platformlarında bugüne kadar işlem gerçekleştiren toplam yatırımcı sayısı yaklaşık 5,6 milyon seviyesine çıktı.
- Rekabet Kurumu, Can Kültür Sanat Eğitim Kurumları İşletmeciliği AŞ'ye ait Tekfen'in yüzde 42,8 hissesinin OYAK'ın iştiraki ON Investment'a satılmasına izin verdi.
- Türkiye'de halka arz piyasası 2026'da hız kazandı. Yılın ilk yarısında 16 şirket borsaya açılırken, Temmuzun ilk iki haftasında gerçekleşen 8 halka arzla toplam sayı 24'e çıktı. Böylelikle 2025 yılındaki halka arz sayısı aşıldı.
