Levent Gürses - Petrol fiyatları gerilerken, bizde akaryakıt değişmiyor; nedeni vergiler
Petrol fiyatları gerilerken, bizde akaryakıt değişmiyor; nedeni vergiler
Levent Gürses
Dünya piyasalarında ham petrol fiyatları 26 Haziran itibarıyla son bir ayda yüzde 20, son bir haftada yüzde 8 düşerken, Türkiye'de özellikle motorin ve LNG fiyatları aynı seviyelerde, benzin fiyatlarında ise hafif bir düşüş var.
Ortadoğu'da savaşın bitmesine yönelik önemli adımlar atılırken, petrol fiyatları düşüyor. Brent petrolün varili bundan bir ay önce 97-98 dolar seviyesindeyken, 26 Haziran itibarıyla savaş öncesi seviyelere indi ve 74 doların altında işlem görüyor. Buna karşılık Türkiye'de motorin ve LPG fiyatlarında bir indirim yapılmadı. 26 Mayıs'ta İstanbul Avrupa yakasında motorinin litresi 64,34 lira iken, bir sonraki ay da aynı... LPG'nin litresi de 32,50 lira ile yine bir ay öncesine göre aynı. Benzinde ise, bir ay önce 66,11 olan litre fiyatı 19 Haziran'da yapılan indirimlerle 61,15 liraya indi. Bu yüzde 7,5 indirim demek. Oysa dünya piyasalarında ham petrol yüzde 20'den fazla değer kaybetti.
Bu konu Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar'a soruldu. Yanıt şöyle; "pompa fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatına bağlı değildir, ürün fiyatında, dağıtıcı ve bayi marjı ile vergiler fiyat oluşumunda etkili olmaktadır."
Yani vergiler... Türkiye'de akaryakıt fiyatlarındaki toplam vergi oranı pompa fiyatının yaklaşık yüzde 38-42'sini oluşturuyor. Bir litre benzinin bayi karıyla birlikte vergisiz çıplak fiyatı 36,50 lira olup, 14,46 lira ÖTV, 10,19 lira KDV'den sonra 61,15 liralık pompa satış fiyatına ulaşılıyor.
Önce bu konu ve ardından haftanın önemli haberleri ile devam edelim:
Bayraktar yanıtladı: Akaryakıt fiyatları neden düşmüyor?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen akaryakıt fiyatlarının neden gerilemediğine ilişkin soruya yanıt verdi. Bayraktar, pompa fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatlarına değil, döviz kuru, navlun maliyetleri, arz-talep dengesi, dağıtıcı ve bayi marjları ile vergilere bağlı olarak belirlendiğini söyledi.
Cumhuriyet'in haberine göre, Türkiye'de akaryakıt fiyatlarının petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen artış göstermesi Meclis gündemine taşındı. İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'a verdiği soru önergesinde, uluslararası petrol fiyatlarındaki artış ile Türkiye'de pompaya yansıyan zamlar arasındaki farkın nasıl açıklandığını sordu.
Navlun bedeli, döviz kuru, vergiler, vergiler...
Bakan Bayraktar ise, akaryakıt fiyatlarının 1 Ocak 2005'ten bu yana serbest piyasa koşullarında belirlendiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Uluslararası ham petrol fiyatının yanı sıra navlun bedeli, döviz kuru, ülkelerin mevzuatlarına göre belirledikleri gümrük vergileri gibi diğer vergileme unsurları, tarafların özel hukuk hükümleri çerçevesinde aralarındaki anlaşmalar, benzin ve motorin gibi ürünlerin kendi arz-talepleri ile belirli bir zamandaki dönemsel gelişmeler de akaryakıt fiyatlarının oluşumuna etki edebilmektedir. Yurt içinde akaryakıt bayi satış fiyatının oluşumunda ise temel olarak üç ana bileşen bulunmakta olup, bunlar; ürün fiyatı (rafineri çıkış fiyatı veya ithalat fiyatı), dağıtıcı ve bayi marjı ile vergiler (ÖTV ve KDV) olarak sıralanmaktadır.”
Bayraktar, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının düşmesi veya döviz kurunda gerileme yaşanması durumlarında akaryakıt fiyatlarının aynı seviyede kalması ya da artış göstermesinin, fiyat oluşumunun yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmamasından kaynaklandığını belirtti.
Bayraktar, “Rafine ürünlerin uluslararası piyasa fiyatları, arz ve talep dengeleri, navlun maliyetleri, döviz kuru hareketleri, vergisel unsurlar ve piyasa koşullarında meydana gelen diğer gelişmeler de fiyat oluşumuna eş zamanlı olarak etki edebilmektedir” dedi.
Petrol fiyatları, savaş öncesi seviyesine iyice yaklaştı
Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiğinin normale dönmesiyle 26 Haziran Cuma sabahı varil başına 71 dolara kadar gerileyerek 2,69 dolarla savaş öncesi seviyelerine geldi. Fiyatlar, Ortadoğu'da aylardır piyasaları baskılayan çatışmalara ilişkin endişelerin hafiflemesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların yeniden hız kazanmasıyla düşüyor. 25 Haziran Perşembe gününü varili 73,87 dolardan tamamlayan Brent petrolü 26 Haziran Cuma sabah saatlerinde 73.78 dolardan işlem görüyor. Batı Teksas petrolü ise Perşembe 69,19 dolara kadar düştükten sonra Cuma sabahı 70.48 dolardan işlem görüyor. Brent petrolde haftalık düşüş yüzde 8,48, Batı Teksas petrolünde ise yüzde 8,87 oldu. Aylık düşüş ise her iki petrol türünde yüzde 20 seviyesinde oldu.
Hürmüz'den geçişler artıyor, tankerler güvenlik garantileri alıyor
ABD ve İran, Şubat ayı sonunda başlayan savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerde ilk aşamada ilerleme sağlandığı mesajı verdi. 22 Haziran itibarıyla ABD ile İran arasında İsviçre’de gerçekleştirilen temasların ardından taraflar, 60 gün içerisinde kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılmasını hedefleyen bir yol haritasında anlaştı. . Küresel enerji akışının beşte birinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’ndan kriz öncesinin çok gerisinde olsa da geçişler başladı. İran’ın Çin’e indirimli petrol satışları da dâhil olmak üzere ihracatı artıyor. ABD, boğaza yönelik deniz ablukasını kaldırdı.
Gemilerin uydu sinyallerini açık tutarak boğazdan geçiş yapması, armatörlerin güveninin arttığına işaret ederken, Uluslararası Denizcilik Örgütü de yüzlerce geminin Basra Körfezi’nden çıkmasına olanak tanıyan güvenlik garantileri aldığını açıkladı.
Ancak taraflar arasındaki müzakerelerin uzaması beklenirken, farklı açıklamalar da gelmeye devam ediyor. İran ve Umman, Hürmüz Boğazı’nın yönetimine ilişkin bir anlaşma üzerinde çalışmaya başladıklarını, buna geçişlerin yönetim maliyetinin de dahil olduğunu açıkladı. Bu durum, Tahran’ın geçişlerden ücret alabileceği yönündeki endişeleri artırdı.
IMF: Ortadoğu'da ateşkes küresel ekonomiyi destekleyecek
Uluslararası Para Fonu (IMF), ABD-İran mutabakatı sonrası Ortadoğu'daki tansiyonun düşmesinin küresel ekonomi üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. IMF Sözcüsü Julie Kozack, ateşkesin sürmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik adımların emtia fiyatlarında düşüş sağladığını ancak tam normalleşmenin zaman alacağını belirtti.
Diğer yandan Kozack, "Fed'in politika faiz oranını sabit tutma kararının yerinde olduğunu düşünüyoruz. Fed'in atacağı bundan sonraki her türlü politika adımı ihtiyatlı şekilde gerçekleştirilmeli ve gelecek verilere göre dikkatle ayarlanmalı." ifadelerini kullandı.
Altın fiyatları yedi ayın en düşüğünde, 4 bin doların altı görüldü
İran savaşı boyunca yatırımcıları ters köşeye yatıran ve inişe geçen altın fiyatları savaşın sona ermesine doğru önemli adımlar atılsa da değer kaybını sürdürüyor. Altın fiyatları son yedi ayın en düşük seviyesine inerken, 26 Haziran Cuma sabahı itibarıyla haftalık yüzde 3,43, aylık yüzde 10,02 değer yitirdi. Daha da ilginç olanı altının onsu geçen hafta 4 bin doların altına indi. Perşembe günü onsu 3.967 dolara kadar gerileyen altın Cuma sabahı 4.014 dolardan işlem görüyor. Altın, ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz artırımlarını sürdürebileceği yönündeki beklentiler ve dolar endeksindeki yükseliş nedeniyle düşüyor.
Savaş döneminde, yükselen petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskı nedeniyle keskin düşüşler sergileyen altının savaşın sona ermesiyle yükseleceği bekleniyordu. Ancak, bu kez ABD ve Avrupa'da enflasyonun yükselmesi, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz artırması, FED'ten gelen şahin sinyaller, ABD-İran barış çabalarının etkisinden kaynaklanan desteğe ağır bastı. Oysa altına yön vereceği öngörülen ABD'de PCE verisi de (Kişisel Tüketim Harcamaları) beklentilere paralel geldi.
Goldman Sachs, altın tahminini 500 dolar birden düşürdü
Wall Street devi Goldman Sachs, FED'in faiz indirimlerini rafa kaldırmasıyla yıl sonu altın tahminini 500 dolar birden düşürdü. Banka Aralık ayı için ons altın hedefini 5.400 dolardan 4.900 dolara çekti. Yeni tahmin, değerli metalin yılın ikinci yarısında hâlâ değer kazanacağına işaret etse de yükselişin önceki beklentilerin altında kalacağını ortaya koydu.
Tavukçulardan sonra şimdi de akaryakıt firmalarına kayyum
Beyaz et üreticilerine düzenlenen operasyonun yankıları sürerken, akaryakıt sektörüne operasyon düzenlendi. Sektörde faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği ve vergi kaçırıldığı iddiasıyla 6 şirkete el konulduğu, 10 şirkete kayyum atandığı açıklandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından akaryakıt ve LPG sektörüne yönelik geniş çaplı bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde’de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında şirketlere kayyum atanması ve mal varlıklarına el konulması, son dönemde gerçekleştirilen benzer müdahalelerle birlikte ‘yargı eliyle sermaye transferi’ tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Üretim yok, istihdam zayıfladı, 65 bin iş kayıp
İmalat sanayisindeki kriz giderek derinleşiyor. Üretim, Mısır, Bangladeş, Pakistan gibi ucuz işgücü olan ülkelere kayarken ülkedeki binlerce emekçi işsizlikle baş başa bırakıldı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Mart 2026 İstihdam İzleme Bülteni’nin göre, 22 sektörün 19’unda istihdam artışı yaşanırken imalat sanayisinde yüzde 2,4’lük düşüş kaydedildi. İstihdam kaybı 65 bin 866 kişiyle en çok giyim ve eşya imalatında görüldü.
İktisatçı Prof. Dr. Mehmet Şişman, krizin çok boyutu olduğunu birinin ise ihracattaki durgunluk olduğunu belirterek “Durgunluğun bir nedeni Çin’in bizlerle büyük oranda rekabet etmeyi başarması. Çin her zamanki gibi birçok alanda öne geçti ve imalat sanayimizi vurdu” dedi.
Birgün gazetesinin haberine göre, tekstil ürünleri imalatında 36 bin 34, fabrikasyon metal ürünleri imalatında ise 15 bin 581 kişilik düşüş kaydedildi. En fazla istihdam kaybı ise 13 bin 933 kişiyle Adıyaman’da yaşandı.
TEPAV’ın bültende yer verdiği TÜİK verilerine göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam istihdam 31,5 milyon kişi olurken kayıt dışı çalışan sayısı 7,4 milyon olarak hesaplandı. Böylece kayıt dışı istihdam oranı bir önceki çeyreğe göre 1,2 puan azalarak yüzde 23,4’e geriledi. Kayıt dışı çalışmanın en yoğun olduğu alan ise yüzde 80,6 ile tarım sektörü oldu.
Sağlıkta tablo; 10 bin kişiye 33 yatak düşüyor, komşuda ise 86...
Türkiye'de sosyoekonomik açıdan en gelişmiş beş kentin toplamında hastanelerde 10 bin kişiye düşen yatak sayısı ortalama 33 oldu. Bu oran 10 bin kişiye düşen yatak sayısı 51 olan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ortalamasının epey altında.
Birgün'den Mustafa Bildircin'in haberine göre, CHP Sağlık Politika Kurulu, “Sağlık alanında kentler bazında eşitsizliklerin ortaya konulması” amacıyla 81 kent için “Sağlık Kartı” oluşturdu. Sağlık kartlarında kentler, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ve sağlık gelişmişlik düzeyine göre sıralandı. Sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında en üst sıralarda yer alan bazı kentlerin, sağlık gelişmişlik düzeyi sıralamasındaki alt sıralarda kalması dikkati çekti.
Araştırmaya göre, Türkiye’nin sosyoekonomik olarak en gelişmiş ikinci kenti olan, sağlık sıralamasında ise ikinci olan Ankara’da, 10 bin kişiye 42,5 hastane yatağı düştüğü kaydedildi. Ankara’da AB ortalamasının altında kalsa da görece yüksek olan 10 bin kişiye düşen yatak sayısının İstanbul’da 30’a kadar gerilediği belirtildi.
Sosyoekonomik gelişmişlik düzeyleri yüksek olan Antalya, İzmir ve Kocaeli’nde 10 bin kişiye düşen yatak sayıları ise sırasıyla 34, 32 ve 27 oldu: Eşitsizliğin, Doğu illerinde daha da derinleşti: Erzincan: 27,6, Kilis: 27,4, Dersim: 17,3, Gümüşhane: 22,8, Diyarbakır: 27,2.
Oysa AB ortalaması 51 iken en yüksek ülkeler de durum şöyle: Bulgaristan: 86, Almanya: 76, Romanya: 72, Avusturya: 66.
Enflasyon; hanehalkı piyasaya göre daha hızlı düşüş bekliyor
Merkez Bankası’nın Haziran 2026 dönemine ilişkin yayımladığı "Sektörel Enflasyon Beklentileri" araştırması, güven sorununu bir kez daha ortaya koydu. Hanehalkının gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentisinde gerileme yaşanmasına rağmen yüzde 46,13 ile piyasa katılımcılarının beklentisinin yaklaşık iki katı oldu.
TCMB verilerine göre Haziran ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi piyasa katılımcılarında bir önceki aya göre 0,01 puan gerileyerek yüzde 23,81’e düştü. Reel sektörün beklentisi yüzde 33,10 seviyesinde sabit kalırken hanehalkının beklentisi ise 3,38 puanlık düşüşe rağmen yüzde 46,13 seviyesinde gerçekleşti.
Veriler, enflasyon beklentilerinde piyasa ile hanehalkı arasındaki makasın kapanmadığını ortaya koydu. Finans çevreleri gelecek bir yılda enflasyonun yüzde 24 civarında gerçekleşeceğini öngörürken reel sektör yüzde 33, yurttaşlar ise yüzde 46’yı aşan bir enflasyon bekliyor. Haziran ayında hanehalkının enflasyon beklentisinde düşüş yaşansa da beklenti seviyesi hâlâ oldukça yükse seyrediyor.
Ekonomistlerle anket; 2026 sonu TÜFE %29, dolar 51,80 TL
Matriks Haber'in 2026 yılı haziran ayına ilişkin enflasyon, gelecek dönem Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve dolar/TL beklenti anketi, 30 banka ve aracı kurumun katılımıyla tamamlandı. Ankete göre ekonomistlerin Haziran ayı için medyan TÜFE beklentisi aylık bazda yüzde 0,98, yıllık bazda ise yüzde 32,10 olarak gerçekleşti. Ortalama beklentiler ise aylık yüzde 1,02 ve yıllık yüzde 32,16 seviyesinde oluştu.
Ankete katılan 22 ekonomistin 2026 sonu TÜFE beklentisi ise yüzde 29,00 olarak belirlenirken, tahmin aralığı yüzde 23,00 ile yüzde 30,00 arasında oluştu.
Ankete katılan 14 analistin 2026 yıl sonuna ilişkin dolar/TL beklentisi değişmeyerek 51,80 seviyesinde kaldı. Yıl sonu için en yüksek tahmin 52,40, en düşük tahmin ise 50,00 olarak kaydedildi. Bir önceki ankette beklenti aralığı 50,00 ile 54,40 seviyeleri arasında bulunuyordu.
Tasarruf diye yola çıkıldı, 10 milyar liralık taşıt alındı
Kamuda tasarruf hedefiyle yola çıkan paketin ardından kamudaki araç sayısı artarken taşıt alımları için 10 milyar lirayı aşan harcama yapıldı. Aynı dönemde araç satışlarından elde edilen gelir 100 milyon liranın altında kaldı.
Birgün gazetesinden Havva Gümüşkaya'nın haberine göre, tasarruf genelgesinin açıklandığı 2024 yılında kamuda bulunan taşıt sayısı 111 bin 599'du. Aradan geçen bir yılda araç filosu küçülmek bir yana büyüdü. Haziran 2025 itibarıyla kiralık araçlar hariç kamuya ait taşıt sayısı 120 bin 817’ye yükseldi. Böylece kamu filosuna net olarak 9 bin 218 yeni araç eklenmiş oldu. Üstelik 2026 yılı bütçesinde bin 667 yeni araç alımı daha planlandı.
Araç filosundaki büyüme harcamalara da yansıdı. Genelgenin ardından 2024 yılının Haziran-Aralık döneminde taşıt alımları için 3 milyar 109 milyon lira harcandı. Bu tutar 2025 yılının Ocak-Aralık döneminde 6 milyar 847 milyon lira oldu. 2026’nın yalnızca ilk beş ayında yapılan taşıt alımı harcaması ise 111 milyon 694 bin liraya ulaştı. Böylece tasarruf paketinin açıklandığı tarihten bu yana kamu bütçesinden taşıt alımları için toplam 10 milyar 67 milyon lira çıktı.
Araçların satışı tarafında ise tablo tersine döndü. Satılan araçlar lüks araçlar olmadığı, kullanılamaz durumdaki ‘hurda’ araçlar olduğu dikkat çekmişti. Kamu, ekonomik ömrünü tamamladığı belirtilen araçların satışından aynı dönemde yalnızca 98 milyon 990 bin lira gelir elde edebildi.
200 TL çoğaldı, alım gücü yok oldu
Dolaşımdaki 200 TL’lik banknot sayısı Haziran 2023’ten bu yana yüzde 220’ye yakın arttı. Bir dönem alışverişin temel banknotları olan 50 ve 100 liralıklar hızla ağırlığını kaybetti. Madeni 5 liralar, 5 liralık banknot sayısına yaklaştı. Birgün gazetesinden Havva Gümüşkaya'nın haberine göre, 100 TL'lik banknotların en son Mayıs 2023’te dolaşımdaki paralar içerisinde ağırlığı bulunuyordu. O dönemde her 100 banknottan 31'i 100'lüklerden oluşuyordu. Haziran 2023’te ise 100’lük ve 200’lükler eşitlendi. Bu tarihten itibaren 100’lüklerin tahtına oturan 200 TL'lik banknotun piyasada hakimiyeti arttı.
En büyük banknot olan 200 Türk lirası dolaşıma girdiği tarihten bu yana değerini dramatik boyutlarda kaybetti. İlk kez dolaşıma girdiğinde sadece 1 adet 200 lira ile alınabilen ürünler için bugün 25 adet banknot gerekiyor. TCMB'nin enflasyon hesaplayıcı aracına göre Ocak 2009'daki 200 liralık mal sepetini alabilmek için Mayıs itibarıyla 5 bin 93 lira ödemek gerekiyor. Sayısı katlanan 200 TL, dolar karşısında da pula döndü. 2009 yılında piyasaya sürüldüğünde 200 lira ile 129 dolar alınabiliyordu. Bugün ise 200, 100, 50, 20, 10 ve 5 liralık kâğıt banknotların toplamı olan 385 lirayla ancak 7,5 dolar alınabiliyor. Aynı banknotlarla 2009 yılında ise 248 dolar alınabiliyordu.
Tüketici güveninde artışa rağmen kötümser tablo
Tüketici güven endeksi, Haziran'da aylık bazda yüzde 2,5 artmasına rağmen 'kötümser' seviyede bulunmaya devam ediyor. TÜİK ve Merkez Bankası işbirliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Mayıs'ta 85,8 iken bu ay yüzde 2,5 yükselerek 87,9 oldu. Böylece endeks, Mayıs 2023'ten sonraki en yüksek seviyesini gördü. Endeks o ay 91,1 seviyesindeydi. Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi, haziranda aylık yüzde 4,5 artışla 69,2'den 72,3'e yükseldi.
Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi endeksi, mayısta 87,9 iken yüzde 1,9 artarak haziranda 89,5 olarak belirlendi. Geçen ay 81,4 olan gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi endeksi, bu ay yüzde 3,1 yükselişle 83,9 olarak hesaplandı.
Anket sonuçlarından hesaplanan Tüketici Güven Endeksi, 0-200 aralığında değer alabiliyor. Endeksin 100'den büyük olması tüketici güveninde iyimser duruma, 100'den küçük olması ise tüketici güveninde kötümser duruma işaret ediyor.
Hem kurulan hem kapanan şirketler azaldı: 1 ilde hiç şirket kurulmadı
TOBB verilerine göre mayısta kurulan şirket sayısı bir önceki aya göre yüzde 29,6 azalarak 7 bin 644'e gerilerken, kapanan şirket sayısı da yüzde 32,8 düşüşle 2 bin 72 oldu. Yılın ilk beş ayında ise şirket kuruluşları geçen yıla göre artış gösterdi. Öte yandan mayıs ayında şirketlerin yüzde 36,7'si İstanbul'da kurulurken Bartın'da hiç şirket kurulmadı.
Karahan: Kira ve eğitim kalemlerinde katılık azalıyor
Enflasyonun gıda ve enerjide yükseldiğini söyleyen Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, gıda enflasyonunun oynak ve son dönemde yüksek bir seyir izlediğini, kira ve eğitim kalemlerinde ise azalan katılığın dezenflasyonu desteklediğini ifade etti.
Londra'da "Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm" başlıklı bir sunum gerçekleştiren Karahan, önümüzdeki dönemde enflasyonu, enflasyon beklentileri ve talepteki yavaşlamanın şekillendireceğini söyleyerek, "Enflasyon beklentilerindeki bozulma jeopolitik gelişmelere rağmen sınırlı kalmaya devam etmektedir" dedi. Talepteki yavaşlamanın fiyatlama davranışlarını iyileştireceğini kaydeden Karahan, jeopolitik gelişmelerin cari işlemler üzerindeki etkisine ilişkin, yükselen enerji fiyatlarının ithalat faturasını artırdığını, talepteki yavaşlamanın ise cari işlemler üzerindeki baskıları sınırladığını söyledi.
Yeniden dolarizasyonun olası bir risk olup olmadığına yönelik de Karahan, Türk lirası varlıklara talebin güçlü kalmaya devam ettiğini, sıkı para politikasının makroihtiyati araçlar ve güçlü döviz rezervlerinin Türk lirasına talebi desteklediğini ifade etti.
Türkiye piyasası için Kasım ayına kadar süre
Yatırım araştırma firması Morgan Stanley Capital International (MSCI), 2026 Piyasa Sınıflandırması Değerlendirmesi kapsamında Türkiye hisse senedi piyasasına ilişkin değerlendirmelerini yayımladı.
MSCI, Türkiye hisse senedi piyasasında ortaklık yapılarının şeffaflığı ve olası koordineli işlemlere ilişkin daha fazla ilerleme beklediğini açıkladı. Kuruluş, Kasım 2026 endeks değerlendirmesine kadar yeterli gelişme sağlanmaması halinde istişare süreci başlatabileceğini bildirdi.
CNBC'de yer alan habere göre; değerlendirmede, uluslararası kurumsal yatırımcıların bazı küçük halka açık şirketlerle yakından bağlantılı fonların sahip olduğu paylarda tekrarlanan koordineli işlem ihtimallerine dikkat çektiği belirtildi. Söz konusu işlemlerin, şirketlerin fiili dolaşımdaki pay oranlarının yapay biçimde yüksek görünmesine yol açabileceği ifade edildi.
Forbes borsa devlerini sıraladı; Türkiye'den 12 şirket listede
Forbes'un 2026 Global 2000 listesi, küresel şirketlerin rekor büyüklüğe ulaştığını ortaya koydu. Şirketlerin toplam geliri 56 trilyon dolara çıkarken, Türkiye'den 12 şirket listeye girdi. Bunlar; İş Bankası, Vakıfbank, THY, Akbank, Koç Holding, Halkbank, Sabancı Holding, Aselsan, Ford Otosan, BİM, Anadolu Grubu ve Enka... Yapay zekâ şirketleri piyasa değerinde öne çıkarken bankalar zirvedeki ağırlığını korudu. JP Morgan Chase, üst üste dördüncü kez dünyanın en büyük halka açık şirketi olurken, Amazon, Alphabet, Microsoft ve Çin'in dev bankaları ilk 10'daki yerini aldılar.
Haftanın diğer önemli haberleri şöyle:
- ABD'den Türkiye'ye 700 milyon dolarlık jet motoru satışında ABD Kongresi süreci başladı. Trump yönetimi Türkiye'ye jet motoru satışını Kongre'ye bildirdi. Yaklaşık 700 milyon dolarlık satışın gerçekleşmesi halinde, KAAN'ın ilk üretim ve test sürecindeki en kritik ihtiyaçlarından biri karşılanmış olacak.
- Rekabet Kurulu, Uber Technologies Inc. tarafından Getir’in bazı hizmet kollarının devralınmasına, taahhütler kapsamında izin verdi. Karar kapsamında Uber’in Türkiye’ye 500 milyon dolarlık yatırım yapmayı taahhüt ettiği, bu yatırımın istihdam ve dijital altyapıya katkı sağlayacağı belirtildi.
- Merkez Bankası verilere göre, önümüzdeki 12 ay içinde ödenmesi gereken dış borç tutarı Nisan 2026 itibarıyla 242 milyar dolara yükselerek rekor seviyeye ulaştı.
- ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğine ilişkin büyüme verileri açıklandı. Böylece ülke ekonomisi uzun dönem ortalamasının altında ancak pozitif büyüme performansını sürdürdü.
- Fed'in enflasyon göstergesi 2,5 yılın zirvesine çıktı . ABD'de çekirdek PCE (kişisel tüketim harcamaları) Mayıs ayında yüzde 0,3 artarken, yıllık bazda artış yüzde 3,4 olarak gerçekleşti. Çekirdek PCE yıllık bazda Ekim 2023'ten bu yana en yüksek düzeye çıktı. Veri piyasa beklentileriyle uyumlu geldi.
- SpaceX hisseleri, şirketin yatırım yapılabilir seviyede tahvil satışı açıklamasının ardından üst üste üçüncü gün düşerek yüzde 23 değer kaybetti. Piyasa değeri yüz milyarlarca dolar erirken, hisse 154,60 dolarla en düşük kapanışını gördü. Dalgalanma, yüksek bireysel yatırımcı ilgisiyle birlikte sert satışları da beraberinde getirdi.
- New York Times'ın haberine göre OpenAI, piyasalardaki dalgalanma nedeniyle halka arzını 2027 yılına ertelemeyi değerlendiriyor. Şirketin CEO'su Sam Altman'ın ise halka arz öncesinde 1 trilyon dolarlık değerlemeye ulaşmayı hedeflediği belirtiliyor.
- Apple'ın MacBook ve iPad fiyatlarına yaptığı yüksek oranlı zamların ardından teknoloji sektöründe satış baskısı hızlandı. Şirketin piyasa değerinden bir günde 250 milyar dolar silinirken, Asya'daki başlıca tedarikçilerinin hisseleri de sert değer kaybetti.
- Çin, ABD'nin bazı Çinli şirketleri kısıtlama listesine almasına karşılık 56 ABD şirketini hedef alan yeni adımlar açıkladı. Pekin yönetimi, 10 şirkete çift kullanımlı ürün ihracatını yasaklarken 46 şirkete de kamu alımlarında kısıtlama getirdi.
- Binance, Yunanistan'dan AB üyesi ülkeden Kripto Varlık Piyasaları Düzenlemesi (MiCA) yetkisi alamadığı için AB’ye yeni üye alımını durduracağını ve bazı hizmetleri sınırlandıracağını duyurdu. Kullanıcılar kısıtlamalar sonrasında da varlıklarını çekebilecek. Gelişmeler, "Binance Avrupa'dan tamamen çekiliyor mu?" sorusunu gündeme getirdi.
