Levent Gürses - New York'ta kiralar dondurulurken, bizde aylık ve maaş artışı belli olmadan zamlar yağıyor
New York'ta kiralar dondurulurken, bizde aylık ve maaş artışı belli olmadan zamlar yağıyor
Levent Gürses
New York'ta Belediye Başkanı Zohran Mamdani bir vaadini daha gerçekleştirdi ve yeni kira sözleşmelerinde artış oranının sıfır olmasını sağladı. Türkiye'de ise, Haziran ayı enflasyonu daha açıklanmadan emekli aylıkları ve memurların maaş zammı belli olmadan arka arkaya zamlar geliyor. Otoyol ve köprülere, akaryakıta ve diğer ürünlere zam yapıldı. Zam furyası aylık ücret artışlarından sonra hızlanarak devam edeceğe benziyor.
Haziran ayı enflasyonu yüzde 0,99 oldu; yıllık yüzde 32,11
TÜİK, Haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre, Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 0,99 oranında artış gösterirken, yıllık enflasyon yüzde 32,11 oldu. Ekonomistlerin beklentisi haziran ayında TÜFE'nin yüzde 1,04 oranında artması, yıllık bazda ise yüzde 32,17 seviyesine gerileyeceği yönündeydi.
TÜİK'e göre, TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,99 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 17,76 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,11 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,03 artış olarak gerçekleşti.
Ana harcama gruplarında en yüksek artış konutta, gıda enflasyonu yüzde 35
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 35,45 artış, ulaştırmada yüzde 31,15 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 45,14 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,61, ulaştırmada 5,19 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 5,92 yüzde puan oldu.
Aylık ve maaşlarda zam oranı belli oldu
TÜİK'in Haziran ayına ilişkin enflasyon verilerini açıklamasıyla, 6 aylık dönemde emekli aylığı ve memur maaş zammı belli oldu. Geçtiğimiz yılın son ayına göre enflasyon oranı ise yüzde 17,76 oldu.
20 bin TL aylık alan bir SSK ve BAĞ-KUR emeklisi temmuz ayında kesinleşen enflasyon oranlarına göre yüzde 17,76 zamma göre 23.552 bin TL alacak. SSK ve Bağ-Kur emeklileri 2026 yılının ilk yarısı için yılbaşında yüzde 12,19 oranında zam almıştı. TBMM'de alınan karar ile en düşük emekli maaşı 20 bin TL'ye çıkarılmıştı.
Memur ve emeklisinin 2026 yılı ilk 6 aylık dönem için maaş zammı yüzde 18,6 oldu. İkinci altı aylık dönemde toplu sözleşme zammı yüzde 7 olarak uygulanacak. Bu hesaplamalar doğrultusunda, 8.Dönem Toplu sözleşmesi ile belirlenen yüzde 7 ilave edilmesi halinde toplam yüzde 13,52 oranında artış meydana gelecek.
Temmuz ayı kira zam oranı da belli oldu
Haziran ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte temmuz ayında ev ve iş yerlerine yapılacak zam oranı da netleşmiş oldu. Buna göre temmuz ayında kira artış oranı yüzde 32,03 olarak belirlendi.
Zamlar, aylık ve ücret artışından önce gelmeye başladı
Emekli ve kamu emekçilerinin ara zam oranı henüz açıklanmadan Temmuz ayı zam üstüne zam dalgalarıyla başladı. Sağlıktan akaryakıta, köprü geçiş ücretlerinden sigara ve alkol ürünlerine kadar zam açıklandı. Açlık sınırının altında kalan asgari ücret ara zammı iktidarın gündeminde yer almazken Enerji Yönetimi, Nisan ayında zam yapılan elektrik, gaz fiyatlarına 3 aylık süreçte yüzde 50'lik zam gereksinimi olduğunu söyledi.
Yap-işlet-devret modeli ile inşa edilen köprülerin geçiş ücretlerine Ocak ayında gelen yüzde 25'lik zamların üstüne yüzde 15 ila 18 arasında ikinci bir zam yapıldı. Yeni fiyatlar uygulanmaya başladı. Osmangazi Köprüsü'nden otomobil geçiş ücreti 995,00 TL'den 1.170,00 TL'ye yükseldi. 1915 Çanakkale Köprüsü'nden ise 995,00 TL'den 1.170,00 TL'ye yükseldi. Oran olarak en yüksek artış yaklaşık yüzde 18 ile motosikletlerin (Çanakkale ve Osmangazi) ve ağır vasıtaların geçiş ücretlerinde yapılırken otomobillerdeki artış yüzde 17,59 seviyesinde uygulandı.
Petrol fiyatları artınca hemen zam ancak düşünce "tık" yok
ABD-İran geriliminin ardından dalgalanan petrol fiyatları akaryakıta zam olarak yansıdı. Benzinin litre fiyatına 2 lira 19 kuruş zam gelirken, eşel mobil sistemi nedeniyle artış pompaya 55 kuruş olarak yansıdı. Buna göre, İstanbul Avrupa yakasında; Benzin litre fiyatı: 62.77 TL, Motorin litre fiyatı: 64.61 TL ve LPG litre fiyatı: 31.99 TL oldu.
Her kalemde enflasyon artışı
İstanbul'da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi Haziran 2026 oranına göre, kentte enflasyon bir önceki aya göre yüzde 1,14, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 35,94 olarak hesaplandı.
İTO açıklamasına göre, 2026 Haziran ayında bir önceki aya göre Haberleşme harcama grubunda yüzde 4,28, Alkollü İçecekler ve Tütün harcama grubunda yüzde 4,20, Ev Eşyası Harcama grubunda yüzde 3,14, Konut Harcama grubunda yüzde 2,37, Çeşitli Mal ve Hizmetler harcama grubunda yüzde 1,66, Lokanta ve Oteller harcama grubunda yüzde 1,25, Sağlık Harcama grubunda yüzde 0,75, Gıda ve Alkolsüz İçecekler harcama grubunda yüzde 0,65, Eğlence ve Kültür harcama grubunda yüzde 0,12 artış izlendi.
TEPAV’a göre gıda enflasyonu yüzde 32,6
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan Gıda Fiyat Endeksi (TEGE) 2026 yılı Haziran ayı verileri yayımlandı. 1-25 Haziran döneminde derlenen verilere göre, aylık gıda enflasyonu yüzde eksi 0,23 olarak hesaplandı. Böylece gıda fiyatları haziran ayında sınırlı da olsa gerileme gösterdi. Haziran ayına ilişkin diğer kurumların gıda enflasyonu verileri ise 30 Haziran itibarıyla henüz açıklanmadı. Gerilemede, sebze fiyatlarındaki düşüş etkili oldu. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 32,6 ile yüksek seviyesini korudu.
Haziran ayında taze meyve ve sebze grubunda fiyatı en fazla gerileyen ürünler domates, taze fasulye ve marul çeşitleri oldu. Buna karşılık kuru soğan, patlıcan ve patates fiyatlarında belirgin artışlar gözlendi. Taze meyve ve sebze kategorisi dışında ise en yüksek fiyat artışı ithal somon balığı, diğer balıklar ve sürülebilir krem çikolatada kaydedildi. Diğer hazır yemekler, taze aromatik otlar ve yumurta ise fiyatı gerileyen ürünler arasında yer aldı.
Açlık sınırı bir yılda yüzde 37 yükseldi
Türk-İş, Haziran 2026 dönemine ilişkin Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Buna göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı 35 bin 758,88 TL’ye çıktı.
Gıda harcamalarının yanı sıra giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçların da dahil edildiği yoksulluk sınırı 116 bin 478,40 TL olarak hesaplandı. Tek başına bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 46 bin 248,50 TL seviyesine yükseldi.
Türk-İş açıklamasında, asgari ücrete yılın ikinci yarısında zam yapılmamasının çalışanların alım gücünü zayıflattığı belirtildi. Aynı gelirle daha az ürün alınabildiği, birçok hanenin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı kaydedildi. Türk-İş'e göre mutfak enflasyonu aylık yüzde 1,66, yıllık yüzde 36,93 oldu. Gıdada 6 aylık artış yüzde 18,63 olarak hesaplandı.
Mamdani dediğini yaptı: New York’ta bir milyon daire için kira artışı donduruldu
New York Kira Kurulu, yaklaşık bir milyon kira kontrollü dairede artış yapılmamasına karar verdi. Karar, Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin seçim kampanyasındaki en önemli vaatlerinden birinin hayata geçirilmesi anlamına geliyor.
New York’ta Kira Kurulu, yaklaşık bir milyon kira kontrollü dairede kira artışının iki yıla kadar dondurulmasına karar verdi. Reuters’ın haberine göre karar, ocak ayında göreve gelen Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin seçim kampanyasında öne çıkardığı temel vaatlerden birinin yerine getirilmesi olarak değerlendiriliyor.
Kurul, perşembe günü yapılan oylamada, ekim ayından itibaren başlayacak bir ve iki yıllık yeni kira sözleşmelerinde artış oranının sıfır olmasına 7’ye karşı 1 oyla karar verdi. Mamdani, kararın ardından yaptığı açıklamada, “Bu, New York kiracıları için tarihi bir zafer. Bu, kentimizin dört bir yanındaki emekçilerin hak ettiği rahatlama” ifadelerini kullandı.
Karar, New York’ta kira kontrollü dairelerde yaşayan yaklaşık dörtte birlik nüfusu doğrudan ilgilendiriyor. Kentin Kira Kurulu her yıl ücretler, enflasyon, bakım giderleri, vergiler ve ev sahiplerinin gelirleri gibi unsurları dikkate alarak kira kontrollü dairelerde yapılabilecek artış oranlarını belirliyor.
Merkez Bankası rezervleri 13 ayın en düşük seviyesinde
Merkez Bankası'nın toplam rezervleri 26 Haziran 2026 haftasında, 16 Mayıs 2025 haftasından bu yana ilk kez 150 milyar dolar seviyesinin altına indi. Toplam rezervler, 26 Haziran haftasında bir önceki haftaya göre 7 milyar 991 milyon dolar azalışla 149 milyar 205 milyon dolar oldu.
Buna göre, 26 Haziran itibarıyla brüt döviz rezervler 5 milyar 260 milyon dolar azalarak 54 milyar 251 milyon dolara indi. Bu dönemde altın rezervleri ise 2 milyar 731 milyon dolar düşüşle 97 milyar 685 milyon dolardan 94 milyar 954 milyon dolara geriledi. Böylece Merkez Bankası'nın toplam rezervleri 26 Haziran haftasında bir önceki haftaya göre 7 milyar 991 milyon dolar azalarak 157 milyar 196 milyon dolardan 149 milyar 205 milyon dolara indi.
Beş aylık dış ticaret açığı 42,7 milyar dolara ulaştı
TÜİK'in açıkladığı Mayıs ayı dış ticaret verilerine göre; söz konusu ayda ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,5 azalarak 22 milyar 461 milyon dolar, ithalat yüzde 10,8 azalarak 28 milyar 71 milyon dolar oldu.
Ocak-Mayıs döneminde ise, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 artarak 111 milyar 118 milyon dolar, ithalat yüzde 1,1 artarak 153 milyar 834 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Mayıs ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,6 azalarak 6 milyar 643 milyon dolardan, 5 milyar 610 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Mayıs ayında yüzde 78,9 iken, 2026 Mayıs ayında yüzde 80,0'a yükseldi.
Ocak-Mayıs döneminde dış ticaret açığı yüzde 3,6 artarak 41 milyar 242 milyon dolardan, 42 milyar 716 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Ocak-Mayıs döneminde yüzde 72,9 iken, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 72,2'ye geriledi.
Yılın ilk 5 ayında en çok ihracat 9,27 milyar dolar ile Almanya'dan yapılırken, en çok ithalat 21,03 milyar dolar ile Çin'den yapıldı.
Dünya Servet Raporu: Dolar milyonerleri hızla yükseliyor
İsviçre merkezli UBS Bankası tarafından hazırlanan rapora göre dünya genelinde dolar milyonerlerinin sayısı geçen yıl bir milyon kişi arttı. Türkiye, dünya genelinde dolar milyonerlerinin en hızlı arttığı ikinci ülke oldu. Geçen yıl başta Avrupa, Ortadoğu ve Afrika olmak üzere, özel servetler dünya genelinde bariz biçimde arttı. Dünyada toplam servet yüzde 10,8 oranında yükselirken Avrupa, Ortadoğu ve Afrika'daki artış ise bu ortalamanın üzerinde gerçekleşti.
Kişi başına ortalama servet sıralamasında dünya genelinde İsviçreliler ilk sırada yer alıyor. Yetişkin başına 910.382 dolar ile İsviçre'yi ABD ve Lüksemburg takip ediyor. Ortalama olarak yaklaşık 304 bin euro servete sahip Almanlar ise bu istatistikte 14'üncü sırada bulunuyor. Hesap edilen servetlere gayrimenkuller de dahil ediliyor.
Türkiye'de 93 bin civarında dolar milyoneri var
Daha önceki yıllarda olduğu gibi, küresel özel servetin yarısından fazlası ABD ve Çin'de yoğunlaşmış durumda. 2025'te, özellikle 5 milyon doların üzerindeki servetlerin güçlü bir büyüme kaydettiğini gösteren çalışmaya göre, dünya genelinde yaklaşık bir milyon kişi milyoner (ABD doları bazında) statüsüne yükseldi. Bu yeni milyonerlerin yaklaşık yarısı ABD'de ikamet ediyor. ABD'yi bu alanda Çin, Japonya, Almanya, İngiltere ve Fransa izliyor. Yapılan çalışmaya göre Türkiye, Litvanya'nın ardından tüm dünyada dolar milyonerlerinin oran olarak en çok arttığı ülke konumunda. Milyoner sayısı 2024'ten 2025'e yüzde 6,4 (5 bin 650 kişi) artan Türkiye'de toplam milyoner sayısı 93 bin civarında.
Gerçek işsizlik; 12 milyon 627 bin kişi işsiz
TÜİK’in Mayıs ayında yüzde 8,2 olarak açıkladığı dar tanımlı işsizlik oranına karşın, gerçek işsizliği ifade eden atıl işgücü oranı, yani geniş tanımlı işsizlik yüzde 31 ile en yüksek seviyelerine yakın seyrediyor. Gerçek işsizlik son 12,5 yıla denk gelen 149 ayda bir kez bile tek haneye inmedi. TÜİK’e göre 2 milyon 883 bin kişi, DİSK-AR’a göre 12 milyon 627 bin yurttaş işsiz.
TÜİK'in revize ettiği verilere göre en yüksek geniş tanımlı işsizlik oranı 2025 yılının Haziran ayında yüzde 31,6 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik 24 aydır yüzde 25'in dahi üzerinde seyrederken peş peşe tam 77 aydır yüzde 20'nin altını görmedi.
15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 14,8 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 11,2, kadınlarda ise yüzde 21,8 olarak hesaplandı. Eşitsizlik, gerçek kadın işsizliğinde de kendini göstermeye devam ediyor. DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) raporuna göre geniş tanımlı kadın işsizliği, yüzde 40,8 ile tüm işsizlik türleri içinde en yüksek seviyede.
DİSK-AR hesaplaması gerçek işsiz sayısının 12 milyon 627 bin kişi olduğu ortaya koyarken TÜİK, bunların yalnızca 2 milyon 883 binini işsiz sayıyor. TÜİK'e göre, 2014 yılının Ocak ayında da işsiz sayısı 2 milyon 820 bin kişiydi. Aradan geçen 12 yılda nüfus, çalışma çağındaki nüfus ve işgücüne katılanların sayısı değişiklik göstermesine rağmen işsiz sayısının ve işsizlik oranlarının benzer düzeylerde seyretmesi dikkat çekti.
Üretim ve ihracat düşük teknolojiye sıkıştı
TÜİK verilerine göre sanayi düşük ve orta-düşük teknolojiye sıkıştı. Yüksek teknolojinin üretimdeki payı yüzde 3,6’da kalırken tekstil ve ana metal gibi sektörlerin ekonomideki ağırlığı gerilemeye devam etti.
BirGün gazetesinin haberleştirdiği, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Yıllık Sanayi Ürün (PRODCOM) İstatistikleri’ne göre, girişimlerin üretimden gerçekleştirdiği satışlar 24 trilyon 28 milyar liraya ulaştı. Üretimden yapılan satışlar 2024 yılında 18 trilyon 814 milyar lira olarak hesaplanmıştı. Toplam satışlarda en büyük payı gıda sanayi ürünleri alırken yüksek teknoloji ürünlerinin payı yüzde 3,6 seviyesinde kaldı. Üretimde, düşük ve orta-düşük teknoloji gruplarının toplam payı yüzde 67,5 olurken orta-yüksek teknoloji grubunun payı yüzde 28,8 oldu.
Yüksek teknolojideki yoksunluk, ihracat verilerinde de ortaya çıkıyor. TÜİK'in Mayıs ayı dış ticaret verilerine göre, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı sadece yüzde 3,1 ile sınırlı kaldı. Ocak-Mayıs döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,8 iken yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4 oldu.
Perakendede kan kaybı sürüyor
TEPAV tarafından açıklanan Perakende Güven Endeksi, Mayıs 2026’da hem aylık hem de yıllık bazda düşüşünü sürdürdü. Sektörde satış beklentilerinde sınırlı bir kıpırdanma olsa da esnafın ve büyük mağazaların geleceğe yönelik kırılganlığı devam ediyor. Verilere göre; perakende güveni Mayıs 2026'da bir önceki aya göre 1,3 puan, geçen yılın aynı dönemine göre ise 18,8 puan birden azalarak -8,4 puan seviyesine geriledi. Düşüşün arkasındaki en büyük etken, perakendecilerin son üç aydaki iş hacmine yönelik negatif değerlendirmeleri oldu.
Bankalar kârda ancak takibe düşen kredi ve kar sayısı %32 arttı
Bankalar 2026’nın ilk beş ayında kârlılığını artırmayı sürdürdü. Banka net kârları yalnızca bir ayda 58,2 milyar TL arttı, ödenemeyen kredilerin takibe dönüşüm oranı da yükseldi. BDDK verilerine göre, bankacılık sektörünün net dönem kârı 2026 Ocak-Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 oranında artarak 421 milyar 789 milyon TL’ye ulaştı. Geçen yılın Ocak-Mayıs döneminde bankacılık sektörünün net dönem kârı 326 milyar 800 milyon olmuştu. Bankaların yalnızca Mayıs ayındaki net kârı, 58 milyar 213 milyon TL olarak gerçekleşti.
Bankaların kullandırdığı krediler 26 trilyon liraya ulaşırken geçen yılın aynı ayında bu tutar 18,9 trilyon liraydı. 2025 yılsonundan bu yana krediler toplamı yüzde 12,6 arttı. Kullandırılan krediler, bir yılda yüzde 37,8 artış kaydetti. Ödenemeyen kredilerdeki artış da verilere yansıdı. Kredilerin takibe dönüşüm oranı mayıs sonunda yüzde 2,69’a yükseldi. Söz konusu oran nisan ayında yüzde 2,65 düzeyinde bulunuyordu.
Bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 19 Haziran haftası itibarıyla 6 trilyon 483 milyar liraya ulaştı. Bireysel kredi borçları 3 trilyon 319 milyar liraya yükselirken kredi kartı borç bakiyesi de 3 trilyon 162 milyar liraya çıktı.
Yasal takibe alınan bireysel kredi ve kredi kartı alacakları ise 19 Haziran itibarıyla 312 milyar liraya yükseldi. Yılbaşından bu yana takibe düşen alacaklarda yüzde 32,3’lük artış yaşandı.
İcra dosyası sayısı 25 milyonu aştı
İcra ve iflas dairelerindeki dosya sayısı, ekonomik krizin yurttaşlar üzerindeki etkisini gözler önüne serdi. UYAP verilerine göre 1 Ocak-27 Haziran 2026 tarihleri arasında icra ve iflas dairelerine 4 milyon 929 bin yeni dosya geldi. Aynı dönemde sonuçlandırılan dosya sayısındaki artışa rağmen sistemdeki dosya yükü azalmadı. İcra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı 27 Haziran itibarıyla 25 milyon 419 bin 757’ye ulaştı.
4 yılda 119 bin şirket kapandı, Bakan "doğaldır" dedi
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 1 Ocak 2022 ile 31 Mart 2026 arasında 119 bin 178 şirket ve ticari işletme kapandı, son 5 yılda ise 588 bin 382 esnafın kaydı silindi. Esnaf ve Sanatkar Bilgi Sistemi kayıtlarına göre de Türkiye genelinde son 5 yılda 588 bin 382 terkin işlemi gerçekleşti. Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, kapanış ve terkin işlemlerinin yalnızca ekonomik zorluklardan kaynaklanmadığını, bunun "ticari hayatın doğal akışı" içinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
JP Morgan, yıl içinde iki indirimle faizin %35'e düşmesini bekliyor
ABD merkezli dev banka J.P Morgan, petrol fiyatlarında yaşanan hızlı gerileme ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) son dönemde verdiği faiz indirimi sinyallerini gerekçe göstererek, Türkiye için 2026 yıl sonu faiz tahminini aşağı yönlü revize etti. Banka, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin ardından düşen enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletebileceğini belirtti.
Bu gelişmeler doğrultusunda TCMB'nin temmuz ayında haftalık repo ihalelerine yeniden başlamasını bekleyen JPMorgan, bu adımın efektif fonlama faizini yüzde 40'tan yüzde 37'ye indirebileceğini öngördü.
JPMorgan analistleri ayrıca, Merkez Bankası'nın 10 Eylül ve 22 Ekim tarihlerindeki Para Politikası Kurulu toplantılarında politika faizini 100'er baz puan düşürerek yıl içinde toplam 200 baz puanlık indirime gideceğini ve politika faizinin yüzde 35 seviyesine gerileyebileceğini tahmin etti.
Commerzbank: Faiz düşerse, TL'de sert değer kaybı olabilir
Almanya merkezli Commerzbank son raporunda, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın para politikasında gevşeme ihtimalini değerlendirdiğini ancak mevcut enflasyon görünümünün faiz indirimlerini desteklemediğini belirtti.
Bankanın araştırma bölümünden Tatha Ghose'nin hazırladığı "Temel göstergeler olumsuz seyrederken Karahan gevşemeye göz kırpıyor" başlıklı raporda, manşet enflasyonun yüzde 30'un üzerinde kalacağı ve temel fiyat baskılarının güçlü seyrini koruyacağı öngörüldü. Commerzbank, Merkez Bankası'nın repo fonlamasına dönerek efektif faizi düşürmesi halinde Türk Lirasında oynaklığın artabileceği ve sert değer kaybı riski oluşabileceği uyarısında bulundu.
Murat Ülker: Ciromuz 2018’de 11 milyar dolardı, şu an 16 milyar doları buluyor
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, 2018’de 11 milyar dolar cirolarını güncel durumda 16 milyar dolara yükselttiklerini söyledi.
Ülker, San Francisco’da Ekonomim gazetesi yazarı Vahap Munyar’a yaptığı açıklamada, “2018 yılında toplam ciromuz 11 milyar dolardı. Yeniden yapılandırma sonrası geçen 8 yılda 40 fabrika, bazı markalarımızı ve arsalarımızı sattık. 7.5 milyar dolar borç ödedik. Ciromuz da şu anda 16 milyar doları buluyor” dedi. Ülker, “Yeniden yapılandırmaya dahil borçlarımız 500 milyon dolara indi” ifadelerini kullandı.
“500 milyon doları kapatamadınız mı?” sorusunu yanıtlayan Ülker, “Koşulları çok uygun. Neden toptan kapatayım? Takvimine uyarak ödememizi yapıyoruz” dedi. Ülker, “40 fabrika satmamıza rağmen üretimimizde düşme değil artış oldu. Çünkü, kalan tesislerimizin kapasitelerini artırdık. Tüm grupta 82 bin kişi çalışıyor. Her yıl 5 bin kişiyi işe alıyoruz” dedi.
3 banka birleşiyor: 2026’nın son aylarında tamamlanacak
Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halk Katılım bankaları, tek bir çatı altında toplanarak yeni bir isimle hizmet vermeye hazırlanıyor. Sektörde büyük bir sinerji oluşturması beklenen bu dev operasyonun, 2026 yılının son çeyreğinde fiilen tamamlanması planlanırken, oluşturulacak yeni mega bankanın adı ise ilerleyen günlerde kamuoyuna duyurulacak.
Finans piyasaları bu birleşme modeline aslında yabancı değil. Hükümet, 2020 yılında ülkenin en büyük kamu sigorta şirketleri olan Ziraat Sigorta, Halk Sigorta ve Güneş Sigorta’yı tek bir merkezde toplayarak "Türkiye Sigorta" markasını yaratmıştı. Benzer bir strateji şimdi de katılım bankacılığı sektörünü büyütmek ve teşvik etmek amacıyla uygulanıyor.
Mevcut takvime göre, 2026'nın son aylarında tamamlanacak olan bu birleşme sayesinde, üç kamu katılım bankasının kaynakları, şube ağları ve dijital altyapıları tek bir potada eritilecek.
Körfez sermayesini çekme hazırlığı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Haziran'da düzenlenen 3. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, "Bir diğer hamlemiz Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır" diyerek konuyla ilgili ilk açıklamayı yapmıştı.
BirGün gazetesi, iktidarın, Körfez sermayesini çekme hedefiyle katılım bankacılığını yeniden yapılandırdığını, üç kamu katılım bankasının birleşmesi için hazırlık yapılırken, sektöre yeni bir hukuki çerçeve getirecek İslami Finans Kanunu taslağının da son değerlendirme aşamasında olduğunu vurguladı.
Emirates NBD, HSBC Türkiye için harekete geçti iddiası
Emirates NBD’nin, HSBC’nin Türkiye birimini satın almak için görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Sürecin erken aşamada olduğu ve anlaşmanın kesinleşmeyebileceği belirtilirken, HSBC’nin Türkiye’deki varlığını son yıllarda ciddi biçimde küçülttüğü, Emirates NBD’nin ise Denizbank sonrası ülkedeki faaliyetlerini genişletmeyi hedeflediği aktarıldı.
Türkiye, SEPA'ya katılım için niyet mektubu gönderdi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin Tek Avro Ödeme Alanı'na (SEPA) katılım için niyet mektubunu Avrupa Ödemeler Konseyi'ne ilettiğini belirterek, "SEPA üyeliği, sınır ötesi ödemeleri daha hızlı, daha güvenli ve daha düşük maliyetli hale getirecek, ticareti ve yatırımı kolaylaştıracak, şirketlerimizin rekabet gücünü artıracaktır" dedi. Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı'nın ardından Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis ile basın toplantısı düzenleyen Şimşek, Gümrük Birliği'nin 30 yılı aşkın süredir ekonomik ilişkilerin temelini oluşturduğunu, ancak dünyanın değiştiğini, Gümrük Birliği'nin ise hala 1990'ların ekonomik gerçeklerine göre işlediğini belirterek, "Bugünün ekonomisi yalnızca sanayi ürünlerinden ibaret değil. Hizmetler, dijital ticaret, kamu alımları ve tarım artık ekonomik entegrasyonun ayrılmaz parçaları. Bu nedenle Gümrük Birliği'nin modernizasyonunu teknik bir güncelleme değil, stratejik bir gereklilik olarak görüyoruz" dedi.
CHP'li Karabat: Hazine'nin borçlanması ponzi sarmalına döndü
Hazine'nin borçlanma modelini "ponzi finansmanı" olarak nitelendiren CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, "Toplanan vergiler yatırıma, üretime, eğitime veya sağlığa gitmemektedir. Vergiler doğrudan faiz lobilerine ve rantiye sınıfına akmaktadır. Hazine borcun faizini ödeyebilmek için yeniden borçlanmaktadır. İktisat biliminde ponzi finansmanı olarak adlandırılan bu sarmal, tam bir ekonomik çöküşün habercisidir" değerlendirmesinde bulundu.
Ünlü giyim markası mağazalarını kapatıyor
Dünyanın önde gelen hazır giyim perakendecilerinden H&M, küresel ölçekte mağaza ağını küçültmeye devam ediyor. Şirket, son 6 ayda toplam 136 mağazasını kapatırken, portföyündeki Monki markasının fiziksel mağazalarını tamamen sonlandırma kararı aldı.
Otomotiv devi dört fabrikasını kapatıyor
Alman otomotiv devi Volkswagen, kapsamlı bir yeniden yapılanma planıyla gündemde. Şirketin 100 binden fazla çalışanı işten çıkarmayı ve dört fabrikayı kapatmayı değerlendirdiği iddia ediliyor. Planın, grubun organizasyon yapısını da köklü şekilde değiştirebileceği belirtiliyor.x
BIS'ten önemli uyarı: Piyasaları taşıyan yapay zeka balonu, finansal çöküşle sonuçlanabilir
Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), borsaları rekorlara taşısa da yapay zekaya yönelik yatırım dalgasının gizli maliyetler nedeniyle finansal çöküşle sonuçlanabileceği uyarısında bulundu. Merkez bankalarının merkez bankası olarak bilinen BIS'in Yıllık Ekonomik Raporu’nda, yapay zekaya (AI) yönelik muazzam harcamaların, gelecekte yaşanabilecek herhangi bir şoku büyütebilecek ve piyasalardan daha geniş ekonomiye yayılabilecek finansal kırılganlıklar biriktirdiği uyarısında bulundu.
Bulguları sunan BIS Genel Müdürü Pablo Hernandez de Cos, mesajın temelinde bir ‘aciliyet’ duygusu bulunduğunu söyleyerek, olası bir geri dönüşün nihai düzeltmeyi daha sancılı hale getirmesinden önce politika yapıcıların harekete geçmesi çağrısı yaptı. Uyarının merkezinde, son bir yılda küresel büyümeyi desteklemiş olsa da harcamaların ölçeği yer alıyor.
Yapay zeka altyapısı kurmak için yarışan teknoloji devleri olan en büyük beş “hyperscaler”, 2025 ve 2026 boyunca yapay zekâ ile ilgili yatırımlara 1 trilyon doların (878 milyar euro) üzerinde kaynak ayırma yolunda; bu tempo, kazançlarını ve serbest nakit akışlarını geride bırakıyor ve bazılarını ayakta kalabilmek için ciddi borçlanmaya zorluyor.
BIS, bu yarışın, nihayetinde yalnızca birkaç baskın oyuncunun ayakta kalacağı inancıyla körüklendiğini ve bunun da şirketleri getirisi hâlâ son derece belirsiz projelere para akıtmaya teşvik ettiğini belirtiyor.
Geçmiş çılgınlıklar gündeme getiriliyor
Rapor, günümüzdeki yapay zeka patlamasını, 1830’lardaki kanal çılgınlığından 1840’lardaki Britanya demiryolu çılgınlığına, 1920’lerdeki elektrifikasyondan dotcom balonuna uzanan uzun bir tarihsel silsile içine yerleştiriyor. BIS’e göre bunların her biri, ticari getirilerin haklı gösterebileceğinden fazla sermaye çeken gerçek bir teknolojik atılımla başladı ve her dönem “yatırımlarda eninde sonunda yaşanan tersine dönüşle, tüm ekonomiyi saran resesyonlara” son buldu.
Tehlikeyi büyüten bir diğer unsur da şişirilmiş hisse fiyatları ve şeffaf olmayan finansman yapıları. BIS, çip üreticilerinin ve bulut devlerinin, daha sonra onların çiplerini ve hesaplama gücünü satın alma taahhüdünde bulunan yapay zekâ laboratuvarlarına ortak olduğu; paranın fiilen gelir olarak ilk yatırımcılara geri döndüğü “döngüsel finansman”ın yayılmasına dikkat çekiyor.
Warsh: FED faiz artışı kararını 4 hafta içinde verecek
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Kevin Warsh, Portekiz’in Sintra kentinde düzenlenen Avrupa Merkez Bankası Forumu’ndaki bir panelde yaptığı konuşmada faiz oranlarını dört hafta içinde artırıp artırmamaya ilişkin kararı vereceklerini açıkladı. "Odaya girip kapıyı kapattığımızda kapsamlı bir tartışma yürüteceğiz," diyen Warsh, tartışmanın hangi yönde ilerleyeceğine dair dinleyicilere ipucu vermedi. Avrupa’daki enflasyon, Orta Doğu’daki savaşın yol açtığı sonuçlar nedeniyle yükselirken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) 11 Haziran’da faiz artırmıştı.
Avrupa'da Haziran'da enflasyon düştü
Euro Bölgesi'nde enflasyon Haziran'da beklenenden fazla düştü; bu da ECB üzerindeki baskıyı azalttı ve Ortadoğu savaşının körüklediği enerji kaynaklı fiyat şokunun sona erdiği umudunu güçlendirdi. Euronews'un haberine göre, Avrupa kayıtlara geçen en sert sıcak hava dalgalarından biriyle kavrulurken, son enflasyon verileri nadir de olsa serin bir haber getirdi.
Eurostat'ın hızlı tahminine göre, euro bölgesinde fiyat artışı haziranda belirgin biçimde yavaşladı; bu da Ortadoğu'daki çatışmaların tetiklediği enflasyon şokunun gücünü yitirmeye başladığına dair umut verici bir işaret olarak görülüyor. Ortak para bölgesinde yıllık enflasyon yüzde 2,8'e gerileyerek, mayıstaki yüzde 3,2'lik orandan düştü; bu seviye Eylül 2023'ten bu yana görülen en yüksek oran olmuştu. Veri aynı zamanda ekonomistlerin beklediği yüzde 3,0'ın da altında kaldı. Ay bazında bakıldığında ise fiyatlar fiilen yüzde 0,1 geriledi; bu yıl, art arda gelen artışların ardından görülen ilk aylık düşüş oldu.
Lagarde: ECB olağanüstü para politikası dönemini geride bırakıyor
Christine Lagarde, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) yeniden temel görevlerine odaklandığını ancak daha dalgalı küresel ekonomiye uyum sağlaması gerektiğine dikkat çekti. Christine Lagarde, Pazartesi günü İspanya’nın Sintra kentinde düzenlenen Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıllık forumunun açılışında, para politikasında bir dönemin sona erdiğini ilan etti. Lagarde, 10 yılı aşkın süredir tahvil alımları, acil likidite desteği ve ileriye dönük yönlendirme (forward guidance) ile şekillenen dönemin ardından ECB’nin artık enflasyonla mücadelede yeniden temel aracı olan faiz oranlarına güvenebileceğini söyledi.
Ancak Lagarde’a göre bu, işin daha kolay olduğu anlamına gelmiyor. “Para politikası temel araçlara geri döndü,” diyen Lagarde, geleneksel araçlara dönüşün “idealize edilmiş eski döneme geri dönüş anlamına gelmediğini” vurguladı.
ABD'de istihdam ivme kaybetti, Euro Bölgesi'nde işsizlik rekor düşük düzeyde
Yeni işgücü piyasası verileri, Atlantik’in iki yakası arasındaki makasın açıldığını gösteriyor. ABD’de istihdam artışı sert biçimde yavaşlarken, Euro Bölgesi'nde ise işsizlik oranı rekor düşük seviyede kalıyor. Yeni istihdam verileri, dünyanın önde gelen gelişmiş ekonomileri arasında giderek belirginleşen ayrışmayı ortaya koydu. ABD’de işe alım hızındaki keskin yavaşlama, Avrupa işgücü piyasalarının görece güçlü ve tarihsel olarak düşük işsizlik seviyeleriyle tezat oluşturdu.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, tarım dışı istihdam haziran ayında yalnızca 57 bin kişi arttı. Bu rakam, piyasa beklentisi olan 113 binin oldukça altında kalırken, Mayıs ayında kaydedilen 172 binlik artışa kıyasla belirgin bir yavaşlamaya işaret etti. İstihdamdaki bu sert ivme kaybına rağmen, işsizlik oranı beklentilerin aksine hafif gerileyerek yüzde 4,3’ten yüzde 4,2’ye düştü.
Eurostat tarafından yayımlanan verilere göre ise, Euro Bölgesi'nde işsizlik oranı mayıs ayında yüzde 6,2 seviyesinde sabit kalarak para birliği için rekor düşük düzeyini korudu. Bu oran, piyasa beklentileriyle birebir örtüşürken, kıta genelindeki daha geniş ekonomik belirsizliklere rağmen Avrupa işgücü piyasasındaki kalıcı sıkılığı da vurguluyor.
Wall Street, 'Muhteşem Yedili'ye sırtını mı çevirdi?
Büyük teknoloji devleri, yapay zekâ harcamalarına dayalı işlemlerden yatırımcıların kaçması ve sermayenin başka alanlara kaymasıyla Haziranda son yılların en kötü ayını yaşadı. Üç yılı aşkın bir süredir, Nvidia, Apple, Microsoft, Alphabet, Amazon, Meta ve Tesla'dan oluşan "Muhteşem Yedili" (Magnificent Seven ya da "Mag 7"), Wall Street'teki yükselişin başlıca itici gücü oldu. Ancak Haziran 2026'da tablo değişti.
Euronews'un hesaplamasına göre, Nvidia'nın hisseleri yüzde 5'in üzerinde değer kaybederken, Microsoft yaklaşık yüzde 17 geriledi. Bu, şirketin Aralık 2000'den bu yana kaydettiği en kötü aylık performans oldu. Alphabet'in hisseleri yaklaşık yüzde 6, Amazon'un hisseleri yaklaşık yüzde 12 ve Meta'nın hisseleri ise yaklaşık yüzde 11 düştü. Toplamda 'Muhteşem Yedili', yalnızca bir ayda yaklaşık 2,3 trilyon dolar (2 trilyon euro) piyasa değerini sildi.
Financial Times iddiası: OpenAI, ABD'ye yüzde 5 hisse teklif etti
Financial Times'ın haberine göre OpenAI CEO'su Sam Altman, ABD hükümetine şirketten yüzde 5 hisse verilmesini önerdi. Yaklaşık 42,6 milyar dolar değerindeki hissenin, yapay zekadan doğacak ekonomik kazançların toplumla paylaşılması amacıyla kurulacak bir ulusal varlık fonuna aktarılması teklif edildi. Habere göre Sam Altman, Anthropic, Google ve Meta'nın da aralarında bulunduğu diğer büyük Amerikan yapay zeka şirketlerinin benzer biçimde yüzde 5'lik bir pay vermesini istiyor; böylece ABD'deki tüm yapay zeka sektöründen devlete ait bir dilim oluşacak.
Bu dilim yaklaşık 42,6 milyar dolar (37,4 milyar Euro) değerinde olurdu; OpenAI kadar nakit zengini bir şirket için bile kayda değer bir tutar. Bu rakam, yatırımcıların yalnızca üç ay önce, OpenAI mart ayında yeni kaynak toplarken şirkete biçtiği 852 milyar dolarlık (749 milyar avro) değerlemeye dayanıyor.
Google 4,1 milyar Euro'luk davayı kaybetti
Avrupa Birliği (AB) Adalet Divanı, Google'ın Android mobil işletim sisteminde hakim konumunu kötüye kullandığı gerekçesiyle verilen 4,1 milyar Euro'luk rekor para cezasına karşı yaptığı temyiz başvurusunu reddederek cezayı kesinleştirdi. AB Adalet Divanı, Google ile çatı şirketi Alphabet'in, AB Genel Mahkemesi'nin 2022 yılında verdiği karara yönelik itirazını reddetti.
Mahkeme kararında, Google'a Android işletim sistemi kapsamında hakim durumunu kötüye kullanmasına ilişkin verilen cezanın hukuka uygun olduğu belirtilerek, Google ve Alphabet'in temyiz başvurusunun reddedildiği bildirildi. Böylece Google'a uygulanan 4,1 milyar euroluk para cezası kesinleşti.
AB Komisyonu, 2018 yılında aldığı kararda Google'ın Android işletim sistemi kullanan mobil cihaz üreticilerini çeşitli sözleşmeler ve lisans koşullarıyla Google Arama ve Chrome tarayıcısını cihazlara önceden yüklemeye zorlayarak hakim konumunu kötüye kullandığı sonucuna varmıştı.
