Levent Gürses - Gelir adaletsizliğinde beşinciyiz, et-tavuk yiyemeyenlerde açık ara birinciyiz
Gelir adaletsizliğinde beşinciyiz, et-tavuk yiyemeyenlerde açık ara birinciyiz
Levent Gürses
Uluslararası göstergeler çok önemli, Türkiye'nin dünyadaki yeri, ekonomide, sosyal göstergelerde ne halde olduğumuz meydana çıkıyor. Sadece en yeni ikisinden söz edeyim. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan ‘Bir Bakışta Emeklilik’ raporunda, Türkiye’deki 65 yaş üzeri nüfusta harcanabilir gelir adaletsizliğinin “çok yüksek” olduğu vurgulanıyor ve bu sıralamada 38 ülke arasında 5'inci sıradayız. Bir başka OECD göstergesine göre, günaşırı et, tavuk ve balık tüketemeyen OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyoruz.
Bunları yazarken, aklımda hep geçen hafta markette rastladığım orta yaşlı bir adamın sözleri var. "Abi her şeyi anlıyorum. Etin peynirin bu kadar pahalı olmasına eyvallah ama elmanın kilosu nasıl 100 lira olur yahu?.." Sonra ayaküstü yakındık, Türkiye'nin elma cenneti olmasından, kimsenin yüzüne bakmamasından, kimi zaman bolluğun dalları kırdığından, yerlerde süründüğünden, zamanında en bol ve en ucuz meyve olmasından, 100 liranın aracıların, toptancıların işi olabileceğinden falan...
Sonra araştırdım, neden pahalı diye... Sıradan nedenler; aşırı sıcaklar, dolu ve kuraklık üretimi biraz etkilemiş, yüzde 15 civarında rekolte düşüşü var. Maliyet çok önemli, başta taşıma tabii.. Nefes gazetesinin haberine göre, gübre yüzde 120, mazot yüzde 85, işçilik yüzde 70, ilaç ve ambalaj maliyetleri ise yüzde 100'ün üzerinde zamlanmış. Rusya, Irak, Suudi Arabistan ve Hindistan'a elma ihracatı yüzde 40 artmış. Toptancı ve zincir marketlerin kar marjı fiyat artıran unsurlardan... Tarladan 35-45 TL'ye çıkan elma, market raflarında 100-130 TL'ye satılıyor.
Şunu da söyleyeyim, kapatalım konuyu; Türkiye dünyanın en büyük üçüncü elma üreticisi. FAO'nun 2023 verilerine göre, Çin (49,6 milyon ton) ve ABD'den (5,2 milyon ton) sonra 4,6 milyon ton ile geliyoruz.
Haftanın önemli gelişmeleri şöyle:
Türkiye 38 ülke içinde en fazla eşitsizliğin olduğu 5’inci ülke
OECD tarafından yayımlanan ‘Bir Bakışta Emeklilik’ raporuna göre; Türkiye 38 ülke içinde en fazla eşitsizliğin olduğu 5’inci ülke oldu. Türkiye’deki 65 yaş üzeri nüfusta harcanabilir gelir adaletsizliğinin “çok yüksek” olduğu vurgulanan raporda, en fazla eşitsizliğin olduğu 5’inci ülke Türkiye, bu alanda Meksika, Şili, Kosta Rika gibi ülkelerle yarışıyor. OECD Türkiye’de emekli aylıklarının asgari yaşam maliyetinin altında olduğunu ve enflasyonun yüksek olması nedeniyle artırılan emekli aylıklarının sonraki aylarda yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
ABD merkezli danışmanlık şirketi Mercer ve CFA Institute tarafından hazırlanan Küresel Emeklilik Endeksi de Türkiye’de emeklilerin yaşadığı sefaleti gözler önüne seriyor. Emeklilik gelir sistemini karşılaştıran endekste, 2019’da 37 ülke arasında sondan 3’üncü olan Türkiye, 2025’e gelindiğinde endekse daha fazla ülke eklenmiş olmasına rağmen 52 ülke arasında 48 puanla sondan 4’üncü oldu. Listede 55 puanla Peru Türkiye’nin 8 basamak, 51 puanla Endonezya Türkiye’nin 3 basamak üzerinde yer alıyor.
Türkiye’deki 16 milyonu aşkın emeklinin yüzde 67’si yani 10 emekliden 7’si sosyal yardım almadan geçinemiyor. Her 10 emekliden 6’sı ise yani yüzde 60’ı ikinci bir işte çalışmak zorunda kalıyor. 8 milyon civarında emekli ise kiracı.
TÜİK verilerine göre, 2025’te Türkiye’de 65 yaş üstü nüfus 9.5 milyonu aşarken toplam nüfus içindeki payı ise bir yılda yüzde 10,6’dan yüzde 11,1’e yükseldi.
Günaşırı et, tavuk tüketemeyen ülkeler arasında açık ara birinciyiz
Merkez Bankası eski baş ekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, geçen haftaki bir paylaşımında Türkiye'nin günaşırı et, tavuk ve balık tüketemeyen OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığını belirtti. Prof. Dr. Kara, "Eurostat verilerine göre, OECD ülkelerinde günaşırı et, tavuk ya da balık tüketme şansına sahip olamayanların oranı. Açık ara birinciyiz" diye yazdı.
Kara’nın paylaştığı verilere göre, Türkiye’de 2014’e kadar düzenli protein tüketiminde iyileşme yaşandı fakat 2018-2022 döneminde tablo yeniden bozuldu. 2023 itibarıyla ise halkın yaklaşık yüzde 40’ı gün aşırı et, tavuk veya balığa erişemedi.
Kara ayrıca "Üzülerek bu veri setine bakıyorum. Birçok endeks var: Kaygı düzeyi, güven, yaşam tatmini, kaliteli beslenme, rüşvet algısı vs vs. Özetle durum iyi değil. Bana en çarpıcı gelen şu oldu: 2022’de parasızlık nedeniyle ayda en az bir gün aç kaldığını söyleyen öğrencilerin oranı yüz 18" diye yazdı.
Bütçe ocakta 214,5 milyar lira açık verdi
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ocak ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Ocak'ta bütçe gelirleri 1 trilyon 421 milyar 245 milyon lira, giderleri 1 trilyon 635 milyar 788 milyon lira olarak hesaplandı. Bütçe açığı Ocak'ta 214 milyar 543 milyon lira oldu.
Bütçe verilerini değerlendiren ekonomi yazarı Çiğdem Toker, "Devlet, Ocak ayında hava taşıtı kiralaması için 169 milyon TL harcadı. Bir ayda hizmet binası kiralamasına 300 milyon, pasaport defteri harcamasına 725 milyon TL gitti" diye yazdı.
Faiz, sağlık ve eğitim harcamalarını geride bıraktı
Bu arada bütçede faiz harcaması bir yılda yüzde 180 artarak 456,4 milyar TL’ye çıktı. 100 liralık harcamanın 28 lirası faize giderken sağlık ve eğitim harcamalarını geride bıraktı.
2025 yılının Ocak ayında 163 milyar 18,4 milyon lira olan faiz harcaması bu yıl 456 milyar 416,2 milyon liraya çıkarak yüzde 180 artış gösterdi. Geçen yıl Ocak ayında 100 liralık harcamanın 15 lirasını faiz harcamaları oluştururken bu yıl 100 liralık harcamada faiz gideri 28 liraya çıktı.
Ekonomik sınıflandırmaya göre bütçe giderleri içerisinde faiz harcaması yine birçok harcamanın önüne geçti. Ocak ayında sağlık hizmetleri için yapılan 145,1 milyar TL, eğitim hizmetleri için 218,9 milyar liralık harcama, sosyal güvenlik ve sosyal yardımlaşmaya 284,7 milyar liralık harcama, faiz harcamasının gerisinde kaldı.
Vergi ücretlilerin sırtına bindi
Vergi yükü, ağırlıklı olarak ücretlilerin sırtına bindirilirken, doğrudan vergiler yerine dolaylı ve stopaj yoluyla alınan vergilerin payı da arttı. Birgün'ün haberine göre, yıllık yüzde 71,4 yükselerek 338,3 milyar TL’ye ulaşan gelir vergisinin 335,7 milyar lirasını ücretlilerden alınan vergi oluşturdu. Ücretlilerden sağlanan gelir vergisi geliri geçen yılın Ocak ayına göre yüzde 71,8 arttı. Toplam vergi gelirleri içerisinde stopaj yoluyla alınan gelir vergisinin payı ise Ocak’ta yüzde 28,4 oldu. Vergi gelirlerindeki en yüksek payı stopaj yoluyla alınan gelir vergisi oluşturdu.
Toker: Köprü satışının geliri Ocak bütçe açığından biraz fazla olabilir
T24 haber sitesinde yazan Çiğdem Toker, Boğaz köprüleri ile otoyolların özelleştirilmesi planı konusunda, "25 yıllığına işletme hakkını devretmeyi planlayan bir anlayış, sonrasın dikkate almıyor olabilir pekala. Tıpkı, Yap Kirala Devret modeliyle yaptırdığı şehir hastanelerinin 25 yıllık sözleşmeye dayalı olmasını göze aldığı gibi. Sonuç olarak köprü ve otoyolların işletme hakkının devri girişimi, hiçbir şekilde kamusal fayda üretmeyecek, sermayeyi önceleyen bir siyasal tercihtir" diye yazdı.
Toker şöyle devam etti; "Boğaz köprüsü ile otoyollar için girişilen ilk işletme hakkı devir ihalesi, devlete ödenecek gelir açısından 5 milyar 634 milyon dolar ile sonuçlanmıştı. Bu tutar, bugünün kuruyla 246,5 milyar TL’ye karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, ocak ayındaki bütçe açığından biraz fazla."
2025'te cari açık beklentilerin üzerinde gerçekleşti; 25,2 milyar dolar
Türkiye’nin cari işlemler dengesi Aralık ayında 7,3 milyar doları aşan açık verirken, yıllık cari açık 25,2 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankası, 2025 Aralık ayı "Ödemeler Dengesi İstatistikleri" verilerine göre, cari işlemler hesabı 7,25 milyar dolar açık kaydedildi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise, 5,59 milyon dolar açık verdi. Cari işlemler hesabı Ocak-Aralık döneminde 25,21 milyar dolar açık verdi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Sürdürülebilir seviyelerde seyreden cari açık, azalan ülke risk primi ve artan ülke kredi not görünümü ile makro finansal istikrarımız güçlenmeye devam etmektedir" dedi.
Hazine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, "Cari dengede sürdürülebilir seviyeler korunuyor" dedi.
"Dolar bazında %80 gelir artışı olurken zenginleşmiyor, tersine fakirleşiyoruz"
Karar yazarı İbrahim Kahveci, "Türk-İş’in açıkladığı Açlık Sınırı' fiyatlarına göre kişi başına gelirimiz 9.917 dolardan 17.927 dolara yükseliyor ama alım gücümüz azalıyor" dedi. Kişi başına gelirin dolar bazında 4 yılda yüzde 80 arttığını ancak buna karşılık fakirliğin daha da attığını söyleyen Kahveci, şunları yazdı:
"Neden? Mesela 2021 yılında kişi başına gelir 75.845 TL ve ortalama yıllık açlık sınırı 35.831 TL. Yani 1 kişi ortalama gelirle ailesinin açlık sınırını gideriyor ve üstüne 1,12 katı para kalıyor. 2025 yılı III. Ç dönemde ise kişi başına gelir 590.841 TL. Lakin yıllık açlık sınırı 287.885 liraya çıkıyor ve 1 kişi ortalama gelirle ailesinin açlık sınırını giderdikten sonra üste kalan para 1,05 kat oluyor. Buranın özü şu: Kişi başına gelirle gıda alım gücümüz artmamış, tersine azalmış.
Evet, doğru görüyorsunuz. Türk-İş’in açıkladığı “Açlık Sınırı” fiyatlarına göre kişi başına gelirimiz 9.917 dolardan 17.927 dolara yükseliyor ama alım gücümüz azalıyor. Tekrar edeyim: Dolar bazında yüzde 80 gelir artışı olurken aslında zenginleşmiyor, tersine fakirleşiyoruz. Çünkü ülkemizde reel bir refah artışından ziyade dolar bazında fiyat artışından kaynaklı bir şişme yaşıyoruz."
IMF enflasyonda tek hane öngörmüyor, 2027'de %19, sonraki yıllar %15
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye'nin dezenflasyon programının başarılar gösterdiğini belirterek, "Mevcut politika bileşimi, dezenflasyon ile istikrarlı büyümeyi dengelemeye devam ediyor" ifadesini kullandı; enflasyon, büyüme ve işsizlik tahminlerini açıkladı.
IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye ile 2025 yılı 4. Madde konsültasyonunu tamamladı. Fondan yapılan açıklamada, güçlü mali konsolidasyon, ihtiyatlı gelir politikaları ve sıkı para politikası duruşu sayesinde enflasyonun Eylül 2024'teki yıllık yüzde 49,4'ten Aralık 2025'te yüzde 30,9'a gerilediği kaydedildi ve "2024 yılı 4. Madde konsültasyonundan bu yana Türkiye'nin dezenflasyon programı başarılar gösterdi" ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, enflasyonun halen hedefin üzerinde seyrettiği ve ekonominin şoklara karşı kırılgan olduğuna değinilerek, dezenflasyonun kalıcı hale getirilmesi, dış tamponların daha da güçlendirilmesi ve kapsayıcı orta vadeli büyümenin desteklenmesi için daha sıkı bir makroekonomik politika bileşimi ile iddialı yapısal reformların gerekliliği vurgulandı.
Türkiye ekonomisine ilişkin tahminlere de yer verilen açıklamada, Türkiye ekonomisinin 2027'de yüzde 4,1 ve 2028-2031 yıllarında yüzde 4'er büyümesinin beklendiği bildirildi. Enflasyonun gelecek yıl yüzde 19'a gerileyeceğinin, daha sonra 2031'e kadar yüzde 15 olacağının tahmin edildiği aktarılan açıklamada, cari açığın gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2026-2028 döneminde yüzde 1,4 ve 2029-2031 döneminde yüzde 1,5 olmasının beklendiği kaydedildi.
MÜSİAD Başkanı Özdemir: Sanayimizi kaybediyoruz
Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye’de fiyatlamaların kontrol edilmediğini ve maliyet bazlı çalışma yapılmadığını açıkladı. Fabrikalarda atıl kapasite bulunduğunu belirten Özdemir, Çin'in sanayide artan etkisine karşı tedbir alınmaması durumunda sanayinin kaybedileceğini ifade etti.
Türkiye'de hiçbir kurumun maliyet temelli fiyatlama çalışmadığını belirten Özdemir, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Memlekette kimse 1 kilo dondurmanın maliyeti nedir diye sormuyor. Aynı çayı bir yerde 500 liraya başka bir yerde 5 liraya içmek normal değil. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir fiyat makası yok. Bu makasa dönük tek bir denetleme ve çalışma yapılmıyor. Biz neden bir tabak pirinç pilavının maliyetini çalışmıyoruz"
"Sıkı para politikasıyla, kemer sıkmakla, finansmanı daraltmakla sonuç alınacak gibi değil"
Enflasyonun düşürülmesi hedefine ve bakanlıkların politikalarına değinen Özdemir, şunları söyledi: "Bu saatten sonra sıkı para politikasıyla, kemer sıkmakla, finansmanı daraltmakla sonuç alınacak yerler değil. Çünkü problemler kronik. Mal ve emtialarda enflasyon yüzde 17’lere kadar düşmüş. Ama sen kirada ve gıdada bunu aşağıya çekemedikten sonra yapabileceğin bir şey yok. Artık yapısal problemlere çözüm bulmak lazım. Enflasyonu düşürmede Sanayi, Tarım, Ticaret, Hazine ve Maliye bakanlıklarının birbiriyle haberleşen politikalarının olması gerekiyor."
Fabrikalardaki üretim durumuna, istihdama ve mühendislerin maaşlarına yönelik eleştirilerini dile getiren Özdemir, şu şekilde konuştu: "Türkiye’nin her yerinde sürekli fabrikaları geziyorum. Fabrikalarda hatlar boş. 300 kişi çalışacak yerde 100 kişiyle üretim yapılıyor. Bu varken daha temel atalım yeni fabrika kuralım demeye gerek yok. Devlet gözetiminde yeni işler yapmamız gerekiyor. 1 bardak yapmak için 8 tane fabrika kurmuşuz. Türkiye şu anda sanayisini kaybediyor. 1996’da GSYİH’da sanayinin payı yüzde 25 iken şu anda yüzde 17’ye düşmüş. Sanayi alanındaki istihdama apayrı bir önem vermeliyiz. Beyaz yaka mühendis, bir usta kalfasından daha az maaş alıyor. Toplum kendi aydınına böyle davranmamalı."
TİM Başkanı Gültepe: Avrupa'dan yüzde 50-60 daha pahalıyız; 6 bin liralık mont bizde 17 bin lira
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Mustafa Gültepe, Türkiye'nin artık pahalı bir ülke olduğunu ifade etti. Gültepe, "Üretimimin hepsi yurt dışına gidiyor. Ve görüyorum ki biz yüzde 50-60 pahalı hâle geldik. Ben de bir mont almıştım bir markadan. Markanın Türkiye fiyatına baktım, yüzde 20-30 daha ucuz olduğunu gördüm. Bir arkadaşım da 6 bin liraya aldığı ürünün burada 17 bin olduğunu görmüş" dedi.
Türkiye'nin artık pahalı bir ülke olduğunu ifade eden Gültepe, "Ben hazır giyim üreticisiyim biliyorsunuz. Üretimimin hepsi yurt dışına gidiyor. Ve görüyorum ki biz yüzde 50-60 pahalı hâle geldik. Geçmişte yüzde 20 civarındaydı. Hiç aklımıza gelmezdi İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya Türkiye’den ucuz olacak diye ama oldu. Adam uçağa binip gidiyor, alışverişini yapıyor, uçak bileti bedavaya geliyor, bir de seyahat etmiş oluyor. Ben de bir mont almıştım bir markadan. Markanın Türkiye fiyatına baktım, yüzde 20-30 daha ucuz olduğunu gördüm. Bir arkadaşım da 6 bin liraya aldığı ürünün burada 17 bin olduğunu görmüş" dedi.
Eğilmez’den ekonomi politikasını eleştiren iş dünyasına: Hakkınızı kaybettiniz
Ekonomist Mahfi Eğilmez, 2021’de enflasyon yükselirken başlatılan faiz indirimlerine iş dünyasının destek verdiğini hatırlatarak, bugün yapılan eleştirilerin tutarsız olduğunu yazdı. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Eğilmez, "Bizler ‘Yapmayın, bu yanlıştır ekonomiyi batıracaksınız’ diye bağırırken çoğu iş insanı yapılanı alkışlıyordu. Kusura bakmayın ama şimdi yapılanı eleştirme hakkını sizler o zaman kaybettiniz” ifadelerini kullandı.
Eğilmez'in paylaşımı, son dönemde MÜSİAD ve TİM'in yüksek enflasyon, maliyet artışı ve fiyat dengesizliklerine yönelik eleştirilerinin ardından geldi.
Altaylı: Seçim olacaksa Şimşek gider, para muslukları açılır
'Cumhurbaşkanı'nı tehdit' suçlamasıyla 6 ay tutuklu kaldıktan sonra 2025'in son günlerinde tahliye olan ve 16 Şubat'ta kendi sitesi www.fatihaltayli.com.tr'de ilk yazısını yazan gazeteci Fatih Altaylı, erken seçim değerlendirmesi yaparak, "Mehmet Şimşek ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğunda otururken AK Parti seçime gitmez" diye yazdı.
Altaylı, "Eğer bir seçim olacaksa, en az altı ay öncesinde Mehmet Şimşek görevden affını ister ve yerine gelecek Bakan, ismi hiç önemli değil, muslukları açar, zamlar yapılır, gerekli gereksiz tüm yatırımlar onaylanır, seçim ekonomisine geçilir" ifadesini kullandı.
BES-AR: Yoksulluk sınırı 105 bin lirayı aştı
BES-AR’ın Şubat 2026 verilerine göre dört kişilik bir memur ailesi için açlık sınırı 43 bin 415, yoksulluk sınırı ise 105 bin 273 TL’ye yükseldi. BES-AR'ın verilerine göre asgari ücret, açlık sınırının yüzde 54 altında kaldı.
Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), 2026 yılı şubat ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 43 bin 415 lira olarak hesaplandı. Gıda harcamasının yanı sıra giyim, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu giderlerin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise 105 bin 273 lira olarak belirlendi.
BES-AR açıklamasında, 2026 yılında 28 bin 75 lira olarak uygulanan asgari ücretin, 43 bin 415 liralık açlık sınırının yüzde 54,64 altında kaldığı vurgulandı.
TÜİK; İşsizlik oranı 0,2 puan gerileyerek yüzde 8,2 oldu
TÜİK'in 2025'in dördüncü çeyreğine ilişkin işsizlik rakamlarına göre, bu dönemde işsiz sayısı bir önceki çeyreğe göre 58 bin kişi azalarak 2 milyon 913 bin kişi oldu. İşsizlik oranı yüzde 8,2 seviyesinde gerçekleşti.
Mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki işsiz sayısı 2025'in 4. çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla 58 bin kişi azalarak 2 milyon 913 bine düştü. İşsizlik oranı 0,2 puan gerileyerek yüzde 8,2 oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,7, kadınlarda ise yüzde 11,1 olarak tahmin edildi.
İşgücü, söz konusu dönemde 78 bin kişi artarak 35 milyon 599 bin kişiye ulaştı. İşgücüne katılma oranı da 0,1 puan artışla yüzde 53,5 olarak hesaplandı. İşgücüne katılım oranı erkeklerde yüzde 71,5, kadınlarda yüzde 35,9 seviyesinde gerçekleşti.
15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 0,3 puan azalarak yüzde 14,9'a geriledi. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 11,8, kadınlarda ise yüzde 20,7 olarak tahmin edildi.
6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda, 24 yaş altı üniversite mezunlarının %30’u işsiz
Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, 2025'in son çeyreği itibarıyla 15-34 yaş grubundaki 24,1 milyon kişiden 6,5 milyonunun ne eğitimine devam ettiğini ne de çalıştığını yazdı. TÜİK verilerine göre 2025’in son çeyreğinde 24 yaşından küçük üniversite mezunlarının yüzde 30’unun işsiz olduğunu aktaran Aktaş, yazısında şunları söyledi:
"Üniversite ortalama olarak 22 yaş civarında bitirilir ve hemen iş bulmanın zorluğu da ortada ama yine de mezuniyetten sonra iki yıl geçtiği düşünülürse bu oran hiç de az değil. 24 yaşından küçük ve işsiz üniversite mezunu sayısı 378 bin. Bu gençlerin 111 bini erkek, 267 bini ise kadın. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 23,6, kadınlarda yüzde 33,8 düzeyinde.
Şimdi “Şu kadar genç ne eğitimde ne istihdamda” ya da “Üniversite mezunlarının yüzde 30’u işsiz geziyor” denildiğinde hemen ortaya atılan ve akılları sıra çok kolay bir çözüm sunan bir kesim var. Söyledikleri hemen hemen hiç değişmiyor:
“Türkiye’de çalışmak isteyene iş çok, gençler iş beğenmiyor.” Ne kadar kolay değil mi, eğitimleri ne olursa olsun gençler her işi yapsın! O gençler yıllar boyu niye eğitim gördüler, niye üniversite okudular, bunu düşünmeden “Gençler iş beğenmiyor” diyerek sorunu aklı sıra çözen o kadar çok ki..."
2025’in son çeyreğinde 4 milyon 890 bin kişi iş aramaktan vazgeçti
DİSK-AR’ın hesaplamasına göre, 2025’in son çeyreğinde geniş tanımlı işsiz sayısı 11 milyon 834 bin olurken, 4 milyon 890 bin kişi iş aramaktan vazgeçti. İş bulma ümidi olmayanların sayısı ise, bir önceki çeyreğe göre 121 bin kişi artarak 2 milyon 616 bine yükseldi. İşbaşı yapabilecek olup iş aramayanların sayısı ise 189 bin kişi azalarak 2 milyon 274 bine geriledi. Son 4 yılda iş bulma ümidi olmayanların sayısı yüzde 59, işbaşı yapabilecek olup iş aramayanların sayısı ise yüzde 74 artış gösterdi. Böylece resmi verilere göre, 4 milyon 890 bin kişi ya iş bulma ümidini kaybetti ya da iş aramayı bıraktı.
"Yarın öbür gün kur politikası patlarsa bu şirketlerin hepsi “teknik iflas” bayrağını çeker"
Nefes yazarı Murat Muratoğlu, özel sektörün dış borcunun 219,7 milyar dolara yükseldiğini belirterek, "Yarın öbür gün kur politikası patlarsa, doların üzerindeki o yapay baskı kalkarsa, bu şirketlerin hepsi “teknik iflas” bayrağını çeker" dedi.
"Peki, bu kadar borç parayı neden aldık? Fabrika mı kurduk? Teknoloji mi ürettik? Yeni üretim hattı mı? Yok canım, nerede o eski bayramlar..." diyen Muratoğlu, yazısında şunları söyledi:
"Ekonomide kurulan düzene göre dolar ucuz tutuldu, TL faizi uçuruldu… Dışarıdan yüzde 9 faizle dolar al, Türk Lirasına geç. İçeride yüzde 42 ile TL’ye park et. Üretmeden kazan.
Hesabı bir daha yapalım, yanlışlık olmasın… Diyelim ki büyük bir firmasınız. Gittiniz dışarıdan 100 milyon dolar borç aldınız. Faiz yüzde 9... Kurun da sene sonunda yüzde 15 artacağını varsayalım… Nitekim açıklanan hedeflere göre fazla bile… Sizin bu borcunuzun size maliyeti yıllık yüzde 25.3 eder. Aynı parayı bozup Türkiye’de mevduata yatırırsanız ne alıyorsunuz? Yüzde 40-44 arası… Aradaki ortalama fark ne? Yüzde 16.65! Peki kaç fabrika, kaç sanayi tesisi, kaç üretim bandı bugün Türkiye’de net yüzde 16 dolar bazlı kâr bırakıyor?
Saatli bomba, doların üzerindeki o yapay baskı kalkarsa...
Şirketler dışarıdan milyarlarca dolar borç alıyor ama bu parayı kendilerini geliştirmek için değil, eski borcu döndürmek ve banka hesaplarında “ne olur ne olmaz” diye para istiflemek hatta paradan para kazanmak için kullanıyor.
Bu ne demek biliyor musunuz? Saatli bomba! Yarın öbür gün kur politikası patlarsa, doların üzerindeki o yapay baskı kalkarsa, bu şirketlerin hepsi “teknik iflas” bayrağını çeker.
“Dolar 40-50 bandında kalsın, biz arbitraj yapalım” devri, aslında bir illüzyon… Ve bu illüzyonun faturasını bankalar da öderler…"
Reel sektörün kur riski 187 milyar dolara ulaştı
Reel sektörün taşıdığı yabancı para kur riski 187 milyar dolara ulaştı. Uzmanlara göre, bu rakam, yüksek reel faiz, reel TL değerlenmesi ve Türk Lirası kredi kısıtlarının birlikte şekillendirdiği makroekonomik ortamın bir ürünü. Kısa vadede görece dengeli görünen bu pozisyon, uzun vadede YP yükümlülüklerin, varlıkları sistematik biçimde aşmasıyla birlikte birikimli bir kırılganlığa dönüşmekte; olası bir kur şoku ya da ani yabancı para kredi daralması bu riski sistemik boyuta taşıyabilecek nitelik taşıyor.
Kişi başına borç 135 bin lirayı aştı, takibe düşen krediler 740 milyar liraya dayandı
Yüksek faiz ve enflasyon ortamında vatandaşın borçları katlandı. Son bir yılda kişi başına borç yüzde 42,5 artarak 135 bin lirayı aşarken, takibe düşen krediler 740 milyar liraya dayandı. Nefes gazetesinden Nisanur Yıldırım'ın haberine göre; toplam nakdi kredi hacmi, 2025 yılında 24 trilyon 204 milyar TL’ye ulaşırken, tasfiye olunacak krediler 740 milyar TL’ye dayandı. Son bir yılda tasfiye olunacak kredilerde yüzde 99 artış yaşandı.
Bireysel kredi borç bakiyesi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 49 artarak 5 trilyon 914 milyar TL’ye dayandı. Bireysel kredilerde en büyük pay, 2 trilyon 918 milyar TL ile kredi kartlarının oldu. Böylece, vatandaşın borçlarının yarısını kredi kartları oluşturdu.
Kredi kartlarını 1 trilyon 467 milyar TL ile ihtiyaç kredileri izledi. Bireysel kredi borçlu sayısı son bir yıl içinde 1.8 milyon kişi artarak 43.6 milyon kişiye dayandı. Kişi başına düşen ortalama borç tutarı, son bir yılda 95 bin 69 TL’den 135 bin 500 TL’ye çıkarak yüzde 42,5 artış gösterdi. Kişi başına düşen borç, 4.8 asgari ücrete denk geliyor.
İnşaat üretiminde yıllık artış 8 ayın en düşüğünde
TÜİK verilerine göre, inşaat üretimi Aralık 2025'te yüzde 1, yıllıkta yüzde 7,5 artış gösterdi. İnşaat üretimindeki yıllık artış Nisan 2025'ten beri en düşük düzeyde gerçekleşti. Buna göre inşaat üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,5 artış gösterdi.
Alt sektörler bazında değerlendirildiğinde, Aralık 2025’te bina inşaatı sektörü endeksi yıllık yüzde 8,4 artarken, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 5,8, özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi ise yüzde 5,5 yükseldi.
Aylık bazda ise inşaat üretimi yüzde 1,0 artış kaydetti. Aynı dönemde bina inşaatı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,3, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 0,9 artarken, özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 0,4 geriledi.
TÜİK açıkladı: Konut satışları Ocak’ta geriledi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ilk el konut satışları yüzde 2,1 azalarak 34 bin 69'a, ikinci el satışlar yüzde 5,9 gerileyerek 77 bin 411'e indi. Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,1 oranında azalarak 34 bin 69 oldu. İkinci el konut satışları ise ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,9 oranında azalarak 77 bin 411 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 30,6, ikinci el konut satışlarının payı yüzde 69,4 oldu.
Konut fiyatları Ocak ayında yükseldi, reel bazda geriledi
Merkez Bankası verilerine göre Konut Fiyat Endeksi ocak ayında aylık yüzde 3,7 artarken yıllık bazda reel olarak yüzde 2,3 geriledi. Yeni kiracı kiralarında ise enflasyonun üzerinde sınırlı bir reel artış kaydedildi. Konut Fiyat Endeksi (KFE) 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 3,7 artarak 211,8 seviyesine yükseldi. Endeks, yıllık bazda nominal olarak yüzde 27,7 artış gösterirken, aynı dönemde reel olarak yüzde 2,3 oranında geriledi. Böylece konut fiyatlarında enflasyona göre sınırlı bir düşüş yaşanmış oldu.
Ocak ayında konut fiyatları İstanbul’da yüzde 3,1, Ankara’da yüzde 3,5 ve İzmir’de yüzde 3,7 oranında arttı. Yıllık bazda ise artış oranları İstanbul’da yüzde 28,7, Ankara’da yüzde 31,7 ve İzmir’de yüzde 29,0 olarak kaydedildi.
Kiralar Ocak'ta yüzde 3,5 arttı
Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) Ocak ayında aylık yüzde 3,5 yükseldi. Yıllık bazda nominal artış yüzde 34,2 olurken, reel artış yüzde 2,7 olarak hesaplandı. Böylece yeni kiracı kiralarında enflasyonun üzerinde sınırlı bir artış yaşandı. Üç büyük ilde yeni kiracı kiraları ocak ayında İstanbul’da yüzde 3,9, Ankara’da yüzde 3,5 ve İzmir’de yüzde 4,7 oranında arttı. Yıllık artış oranları ise İstanbul’da yüzde 38,1, Ankara’da yüzde 36,9 ve İzmir’de yüzde 38,5 olarak kaydedildi.
Yıllık yeni kiracı kira artışının en yüksek olduğu bölge yüzde 38,5 ile İzmir olurken, en düşük artış yüzde 19,5 ile Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye bölgesinde gerçekleşti.
Tüketici güveni Şubat ayında yükseldi
TÜİK ve Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, ocak ayında 83,7 iken şubat ayında yüzde 2,3 oranında artarak 85,7 oldu. Tüketici güven endeksi şubat ayında yükselişe geçti. Ocakta 83,7 olan endeks, şubatta yüzde 2,3 artarak 85,7'ye çıktı. Böylece tüketici güveninde iki ayın en yüksek seviyesi görüldü.
Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi 68,2'den 71,3'e yükseldi. Aylık artış yüzde 4,6 olarak kaydedildi. Gelecek 12 aya ilişkin hanenin maddi durum beklentisi de toparlandı. Ocakta 83,3 olan endeks şubatta 86,8'e çıktı.
Gelecek 12 aylık genel ekonomik durum beklentisi ise yatay seyretti. Endeks 81,5'ten 81,4'e gerileyerek yüzde 0,1 düşüş gösterdi. Dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi 101,9'dan 103,2'ye yükseldi. Aylık artış yüzde 1,3 olarak gerçekleşti.
TEPAV: 39 sektörde gerileme, kayıtlı istihdamda dört ayda 574 bin kayıp
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine dayanan Kasım 2025 İstihdam İzleme Bülteni’ne göre toplam sigortalı çalışan sayısı bir ayda yaklaşık 80 bin kişi azaldı. Giyim ve tekstilde sert kayıplar yaşanırken, en güçlü istihdam artışı bina inşaatında görüldü.
Kasım ayında yıllık bazda 88 alt sektörün 39’unda sigortalı ücretli çalışan sayısı düştü. En fazla istihdam kaybı 86 bin 513 kişi ile giyim eşyaları imalatında yaşandı. Bu sektörde çalışan sayısı yıllık yüzde 13,2 daraldı.
Kasım ayında Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödenen çalışanlar dahil toplam sigortalı çalışan sayısı bir önceki aya göre 79 bin 782 azalarak 25 milyon 936 bine geriledi. Böylece kayıtlı istihdamda son dört aydaki toplam kayıp 574 bin oldu.
Esnaf ve çiftçi grubunu oluşturan sigortalı sayısı yıllık yüzde 5,7 arttı, esnaf sayısı yüzde 3,4 azaldı. Kamu sektöründe sigortalı çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 0,4 (14 bin 215) yükselirken aylık olarak kayda değer bir değişim görülmedi.
200 TL nasıl pul oldu? 17 yılda 60 litre benzin buharlaştı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, 200 TL’lik banknotun 17 yıl içindeki alım gücü kaybını örneklerle anlattı. Buna göre, tedavüle girdiği 2009 yılında 131 dolara karşılık gelen 200 TL, bugün yalnızca 4,57 dolar satın alabiliyor. 200 TL ile 17 yıl önce 3 adet çeyrek altın alınabilirken bugün yalnızca 0.016 çeyrek altın alınabiliyor.
Bulut’un açıklamaları şöyle: "Tedavüle girdiği 2009 yılında 131 dolara karşılık gelen 200 TL, bugün yalnızca 4,57 dolar satın alabiliyor. Bu dramatik düşüş, Türk lirasının döviz karşısındaki değer kaybını ve yüksek enflasyonun etkisini açık biçimde ortaya koyuyor. 200 TL ile 17 yıl önce 3 adet çeyrek altın alınabilirken bugün yalnızca 0.016 çeyrek altın alınabiliyor.
2009’da 63.5 litre benzin alınabilen 200 TL ile artık arabanın deposunu doldurmak imkânsız. En büyük banknot ile bugün akaryakıt istasyonundan yalnızca 3.44 litre benzin alınabiliyor.
2009’da 15 kilogram dana eti ya da 11.7 kilogram kıyma alınabilen 200 TL ile artık kasaplardan gramla alışveriş yapılabiliyor. 200 TL ile markete gidildiğinde 2009’da 18.3 kilogram alınan beyaz peynirden bugün yalnızca 270 gram sepete atılabiliyor. 200 liranın satın alma gücü 17 yılda 500 ekmekten 13.3 ekmeğe kadar gerilemiş durumda."
ING: Altındaki geri çekilme alım fırsatı mı?
Altın fiyatları geçen hafta onsu 4.850-5.050 dolar bandında dalgalandı. 20 Şubat sabahı itibarıyla ons başına 5.024 dolardan işlem görürken, haftalık kayıp yüzde 0,34 oldu.
ING Bank, altın fiyatlarındaki son gerilemenin derin bir düşüşün başlangıcından ziyade düzeltme niteliğinde bir duraklama olarak gördüğünü açıkladı. Değerli metalin kısa vadeli hareketleri hala ABD doları dalgalanmalarına ve küresel risk iştahına son derece duyarlı olduğunu belirten ING, "Ancak Asya piyasalarında likiditenin normale dönmesi ve makroekonomik belirsizliklerin sürmesiyle birlikte altında temel talebin güçlenmesi bekleniyor. Olası yeni düşüşler yeniden alım ilgisiyle karşılanacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Diğer yandan, JP Morgan altının yükselişinin devam etmeyeceğine yönelik makul bir argüman bulunduğunu ancak bunun yanlış olduğunu belirtti. Banka, son beş yılda yüzde 170’in üzerinde yükselen altının arkasında jeopolitik oynaklığın etkili olduğunu belirtti.
JP Morgan, 2026’da yatırımcı talebi ve merkez bankası alımlarının güçlü kalacağını ve merkez bankası talebinin 2026’da çeyrek başına ortalama 585 ton olacağını öngördü.
Trump, Küba'yı iyice sıkıştırıyor, Havana sert önlemler aldı
Meksika, Trump'ın Küba'ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden ithal edilen mallara gümrük vergisi uygulanmasına yönelik adımının ardından Havana yönetimine petrol sevkiyatını durdurdu. Venezuela'dan sonra Meksika'nın da sevkiyatı durdurması büyük sıkıntılara gebe... Turizm gelirleri, turist sayısı hızla azalıyor. Yakıt kıtlığı başladı. Halk, "Bir kıyamet geliyor" diyor. Aralık ayından beri petrol sevkiyatları askıya alındı, büyük elektrik kesintileri ve çökmüş bir ulaşım sistemi söz konusu... Rejim, bitkin düşmüş halktan yeni fedakarlıklar ve 'yaratıcılık' istiyor.
Fidel Castro, 1990'larda Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının ardından hayatta kalma stratejisi olarak: sıkı karne uygulaması, toplu taşımanın askıya alınması ve okulların ve üniversitelerin geçici olarak kapatılması gibi önlemlerle ayakta kalabilen Küba, otuz yıl sonra yakın tarihteki en kötü krizin eşiğinde sallanırken sert önlemler yeniden gündeme geliyor.
Enerji tüketimini azaltmak için acil önlemler alındı. Yakıt satışlarına kısıtlama, tasarrufu amacıyla "temel idari faaliyetlerin" Pazartesi'den Perşembe'ye kadar yürütülmesi, tren seferleri 8 günde bir yapılacak, eğitimde, okul saatleri azaltılacak ve üniversiteler hibrit modele geçecek.
Ticaret politikaları değiştiğinde kim kazanır, kim kaybeder?
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) geçen ay yayımladığı “Küresel Ticaret Güncelleme: Ticaret Politikaları Değiştiğinde Kim Kazanır?” başlıklı raporda, yeni kuralların küresel ihracat rekabetini yeniden şekillendirdiği ve ticaret politikalarındaki değişikliklerin küresel pazarlarda kazanan ve kaybedenleri değiştirebileceği vurgulanıyor.
Rapora göre, özellikle ABD’nin uyguladığı yeni gümrük vergileri nedeniyle rekabet haritası yeniden şekilleniyor ve gelişmiş ekonomiler bundan karlı çıkarken, gelişmekte olan ülkeler kaybediyor. Gelişmiş ülkeler ABD pazarındaki gümrük vergisi avantajlarını yaklaşık yüzde 3,5 puan artırarak, daha düşük vergi artışlarıyla rekabet güçlerini pekiştiriyorlar.
Teknoloji devleri yapay zekaya yatırım yarışında
Yapay zeka, teknoloji şirketlerinin yatırımlarını dev bir sıçrama ile çok yüksek seviyelere yükseltiyor. Amazon, Alphabet, Microsoft, Meta ve Oracle'ın 2026'da kümülatif yatırımları toplam 700 milyar dolara yaklaşıyor. Buna Nvidia, Apple, Tesla, Broadcom da eklendiğinde 9 ABD'li teknoloji devi 2026'da özellikle yapay zeka alanında yoğunlaşan yaklaşık 1 trilyon dolar yatırım yapacak.
Alphabet, 2026'da 175-185 milyar dolar arasında yatırım yapacağını açıkladı. Bu rakam, 2025 rakamının yaklaşık iki katı. Alphabet'in 2022-2026 dönemi toplam yatırımı (388 milyar $) önceki 20 yıldaki kümülatif yatırımının (167 milyar $) 2.5 katı. Sadece Alphabet değil Amazon da 2026'da 200 milyar dolar yatırım yapacağını açıkladı. Toplamda, en büyük 4 hiper ölçekli şirketin (Amazon, Alphabet, Microsoft, Meta) 2026'da geçen yıla göre %50 artışla 600 milyar dolarlık yatırım yapması bekleniyor.
Musk, iki şirketini birleştirdi yeni bir dev yarattı
Elon Musk, SpaceX ile yapay zeka girişimi xAI'yı birleştirdi. Bu, Musk'ın şirketlerini daha da iç içe geçiriyor ve dünyanın en değerli özel şirketini yaratıyor. Musk, tarihin en büyük özel şirket birleşmesini gerçekleştirirken, roket ve yapay zeka alanında 1,25 trilyon dolarlık dev bir şirket yarattı. Bu anlaşma, xAI'ye finansal bir can simidi sağlarken, Musk'ın uzaya veri merkezleri kurmasına da olanak tanıyor. Birleşmiş şirketin Haziran ayında halka arzının yapılacağı belirtiliyor.
ABD, Bangladeş'le anlaştı, tekstilde daha da büyüyecek
ABD, Bangladeş ile yaptığı ticaret anlaşmasında gümrük vergilerini yüzde19'a indirdi. Ayrıca, ABD'de üretilen malzemelerle Bangladeş'te üretilen bazı tekstil ve giyim ürünleri sıfır gümrük vergisine tabi olacak. Bangladeş, hazır giyim ihracatındaki en büyük pazarı olan ABD'ye 2024 yılında toplam 7,34 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. 2024 yılında 38,48 milyar dolar değerinde olan Bangladeş'in hazır giyim sektörü, toplam ihracat gelirlerinin yüzde 80'inden fazlasını oluşturdu ve yaklaşık 4 milyon işçiyi istihdam ediyor.
Airbus, 2026'da rekor uçak teslimatı hedefliyor
Avrupalı uçak üreticisi, bu yıl 870 uçak teslim etmeyi planlıyor. Bu rakam, 2019'daki 863 uçaklık önceki rekorunu aşacak. Le Monde gazetesi, şirketin motor tedarikçisi Pratt & Whitney ile ilgili sorunları olmasaydı bu rakam daha yüksek olabileceğini belirtti.
Lagarde, Avrupa Merkez Bankası'ndan ayrılabilir
Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde'nin görev süresi bitmeden ayrılabileceği belirtiliyor. Financial Times'ın haberine göre; Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın, sekiz yıllık görev süresi Ekim 2027’de dolmadan önce görevinden ayrılmasının beklendiği öne sürüldü. Bu erken ayrılışın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 2027 Fransa cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde kurumun başına kimin geçeceği konusunda söz sahibi olmasını sağlama amaçlı olacağı ileri sürülüyor..
Haftanın diğer öne çıkan gelişmeleri şöyle:
- ING Group'un son raporuna göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) enflasyon baskılarına rağmen kademeli faiz indirim sürecini sürdürebilir. Raporda, mart ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında ise 100 baz puanlık indirim olasılığının masada olduğu belirtildi.
- Türkiye’ye uluslararası doğrudan yatırım (UDY), 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,2 artarak 13,1 milyar dolara ulaştı. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Aralık ayı ödemeler dengesi verileriyle birlikte Türkiye'nin 2025 yılı UDY performansı açıkladı. Geçen yıl Türkiye'ye en fazla UDY ülkeler arasında Hollanda 2 milyar 863 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, 1 milyar 164 milyon dolarla Lüksemburg ikinci, 1 milyar 138 milyon dolarla Kazakistan ise üçüncü sırada konumlandı.
- Emlak Konut GYO, 2026 yılına özel 'Hoş Geldin Evim Kampanyası'nı hayata geçirdi. 19 Şubat-18 Mart tarihleri arasında geçerli olan faizsiz kampanya kapsamında üç farklı ödeme modeli sunuluyor.19 Şubat-18 Mart tarihleri arasında geçerli olan kampanya kapsamında satış süreci belirlenen takvim doğrultusunda yürütülecek. Kampanyadan yararlanmak isteyenler için son başvuru tarihi 18 Mart 2026 olarak açıklandı.
- Gelir İdaresi Başkanlığı'nın (GİB), son 5 yıl içinde gayrimenkul alım - satımı yapan ve tapuda satış bedelini gerçek değerinin altında gösterdiği tespit edilen on binlerce kişiye tebligat gönderdiği belirtildi. Yasal sürenin sonuna gelinirken, bugün başvuru yapmayanların indirim hakkını kaybederek yüzde 100 vergi ziyaı cezası ile karşı karşıya kalabileceği ifade edildi.
- Apple, Türk girişimciler tarafından 2023 yılında kurulan ve grafik veritabanı teknolojileri geliştiren Kanada merkezli Kuzu adlı girişimi Ekim 2025’te satın aldı. Satın alma bedeli açıklanmazken, işlem Avrupa Birliği’ne bildirildi. Türk girişimciler Ardan Araç ve Doç. Dr. Serdar Salihoğlu tarafından kurulan şirketin internet sitesi kapatıldı, GitHub deposu arşivlendi.
- Dünyanın en prestijli gastronomi ödüllerinden Michelin yıldızına sahip restoranlar artan maliyetlere daha fazla dayanamadı. İngiltere'de Londra’dan Manchester’a kadar Michelin tarafından ödüllendirilmiş 12 ikonik restoran, ekonomik baskılar nedeniyle kapanma kararı aldı.
- Avrupa Merkez Bankası (AMB), JPMorgan'ın Avrupa iştirakine sermaye yükümlülüklerine ilişkin hatalı beyanı nedeniyle yaklaşık 12,2 milyon avro idari para cezası verdi. AMB, JPMorgan’ın Avrupa’daki iştirakinin 2019-2024 yılları arasında risk ağırlıklı varlıklarını yasal sınırların altında beyan ettiğini belirtti.
