Levent Gürses - Garantili yol-hastanelere 4,7 milyar dolar gitti ve hâlâ 2 milyon çocuk derin yoksulluk içinde
Garantili yol-hastanelere 4,7 milyar dolar gitti ve hâlâ 2 milyon çocuk derin yoksulluk içinde
Levent Gürses
Türkiye’de çok çarpıcı bir sermaye transferi yaşanıyor. Bir yanda inanılmaz yoksulluk haberleri var, diğer yanda kamudan yandaş şirketlere oluk oluk akan ödemeler, vergi afları… Geçen yıl araç geçiş garantili köprü ve otoyollar ile hasta garantili şehir hastanelerinin müteahhitlerine toplamda 206 milyar lira (4,7 milyar dolar) ödendi.
Diğer yanda yoksulluk, hele çocukların yoksulluğu… Son verilere göre, her 3 çocuktan 1’i yoksulluk riski altındayken, 2 milyon çocuk derin yoksulluk koşullarında. 950 bin çocuk çalışıyor, 1,5 milyona yakını ise örgün eğitimin dışında...
Devletin hazırladığı Gelir Tamamlayıcı Destek Sistemi’ne göre ise, ülkede 3,6 milyon aşırı yoksul hane var ve bu da 14 milyon 400 bin yurttaşın yaşadığı haneye asgari ücretin altında para giriyor olması demek.
Köprü ve otoyollara 8 yılda geçiş garantisi olarak 281 milyar TL
Biraz ayrıntı vereyim:
Sadece geçen yıl döviz garantili köprü ve oto yollara 94,6 milyar TL ödeme yapıldı. "Cebimizden bir kuruş çıkmayacak, devlete maliyeti olmayacak" denilen köprü ve otoyollar için müteahhitlere 2024'te 60,3 milyar TL olan "garantili ödeme" rakamı geçen yıl 94,6 milyar TL'ye çıktı. Köprü ve otoyollara son sekiz yılda geçiş garantisi olarak 281 milyar lira ödeme yapıldı.
Köprü ve otoyollara garanti ödemelerin yıllara göre tutarı şöyle:
2018: 3,4 milyar TL
2019: 5,1 milyar TL
2020: 10,1 milyar TL
2021: 14,3 milyar TL
2022: 36,4 milyar TL
2023: 56,8 milyar TL
2024: 60,3 milyar TL
2025: 94,6 milyar TL
Şehir hastanelerine geçen yıl 111, son 8 yılda 328 milyar TL gitti
Bir de hasta garantili şehir hastaneleri var. O da bir kara delik... Vatandaşın cebinden çıkan vergilerle hasta gelmese bile, müteahhide ödeme yapılıyor. Geçen yıl 111,1 milyar lira garanti ödemesi yapıldı. 2024'te 90,5 milyar liraydı. Son 8 yılda yapılan garantili ödeme adı altında firmalara yapılan ödeme miktarının toplamda 327,6 milyar liraya buldu. Sadece 2026'nın Ocak ayında 18 şehir şehir hastanesine toplam 22,2 milyar lira ödendi.
Köprü ve otoyollar ile şehir hastanelerine son sekiz yılda yapılan garanti ödemelerin tutarı 608,6 milyar liraya ulaştı.
Son yıllarda inşa edilen büyük otoyol projelerinin önemli bölümü bu modelle gerçekleştirildi. Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan otoyolların uzunluğu 1514 kilometreye ulaştı. Ülkedeki toplam 3 bin 796 kilometrelik otoyol ağının 3'te 2'si YİD modeli kapsamında bulunuyor. Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli ile çok sayıda otoyol, uzun vadeli işletme hakkı ve araç geçiş garantileriyle özel şirketler yapıldı.
"Şehir hastanelerine her 3-4 saniyede bir asgari ücret kadar ödeme yapılıyor"
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, şehir hastaneleri için Ocak 2026’da yapılan 22,2 milyar TL’lik ödemeye işaret ederek, “Bir zamanlar ‘cebimizden para çıkmayacak’ denilen modelde bugün bütçeden saniyeler içinde milyonlar gidiyor. Ocak'ta yapılan 22,2 milyar TL ödeme; günde yaklaşık 717 milyon TL, saatte yaklaşık 30 milyon TL demektir. Dakikada yaklaşık 500 bin TL, saniyede ise yaklaşık 8 bin TL şehir hastaneleri için bütçeden çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Genç, “2025 yılında şehir hastaneleri için ödenen 111,1 milyar TL’nin aylık ortalaması yaklaşık 9,3 milyar TL’dir. 2026’nın sadece ocak ayında 22,2 milyar TL ödenmiş olması, tek ayda geçen yılın aylık ortalamasının yaklaşık 2,4 katı ödeme yapıldığı anlamına geliyor” dedi.
Yavuzyılmaz: 2025'te 7,2 milyar TL kar eden köprülerin satışı planı iptal edilmedir
Yandaş müteahhitlere milyarlar akıtılırken, diğer yandan köprü ve otoyolların satışı planlanıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin 2025 yılı gelir-gider verilerini açıkladı. İki köprünün toplam net karının 7,2 milyar TL olduğunu belirten Yavuzyılmaz, özelleştirme planına sert tepki gösterdi.
Vatandaşın vergileriyle maliyeti ödenmiş olan bu köprülerin özelleştirme planının derhal iptal edilmesi gerektiğini belirten Yavuzyılmaz, "Kamunun bu kadar yüksek karla işlettiği bu köprüleri özelleştirmek vatana ihanettir" dedi.
Prof. Dr. Çelik: Bedava peynir sadece fare kapanında olur
Prof. Dr. Aziz Çelik ise, 'köprüler' konusunda bir uyarı yaparak, "Bedava peynir sadece fare kapanında olur. Devletin ucuz hizmet sağladığı köprüler özelleşirse, geçiş ücretleri katlanacak, fatura vatandaşa çıkacak. Özelleştirme ile köprünün kendisini değil, önümüzdeki 25-50 yıllık gelirini elden çıkarıp vatandaşı özel şirketlere mahkum ediyorsunuz" dedi.
Yoksulluk tablosu: 3,6 milyon aşırı yoksul hane
Hazine ve Aile bakanlıklarının Gelir Tamamlayıcı Destek Sistemi’ne yönelik hazırlık çalışması, Türkiye’deki derin yoksulluğun boyutunu da açığa çıkardı. BirGün gazetesinin haberine göre, “gelirsiz ya da asgari ücretten düşük gelirli” ailelerin dahil edileceği sistemden 2027’de 3 milyon 600 bin hanenin yararlanacağı öngörüldü. Çalışmada, 2028 yılında Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’ne dahil edilecek hane sayısının 2028 yılında 3 milyon 700 bine çıkacağı kaydedildi. TÜİK'in bir haneyi dört kişi kabul eden hesabına göre, 2026 yılında 14 milyon 400 bin yurttaşın yaşadığı haneye asgari ücretin altında para gireceği bildirildi.
“Yoksullukla mücadele” kapsamında 359,1 milyar TL’lik harcama yapılırken, ailesi tarafından bakılamayan çocuk sayısının 183 bine, elektrik faturası ödenemeyen hane sayısının 2,5 milyona, GSS borçlusu sayısının ise 8,2 milyona ulaştığı ortaya çıktı.
Vatandaş enflasyonun düşeceğine inanmıyor, beklenti %49
Merkez Bankası'nın açıkladığı Hanehalkı Beklenti Anketi, yurttaşın hayat pahalılığının düzeleceğine dair inancının olmadığını ortaya koydu. Yurttaş, 12 ay sonra yıllık enflasyonun yüzde 48,81 düzeyinde gerçekleşmesini bekliyor. Hanehalkının bir önceki aydaki beklentisi de yine yüzde 48,81 seviyesindeydi.
Sektörel beklentileri de açıklayan Merkez'e göre, 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentileri geçen aya göre, piyasa katılımcıları için 0,1 puan azalarak yüzde 22,10, reel sektör için 0,90 puan düşerek yüzde 32 oldu. Merkez'in anketi, kendi öngörüleri ile de uyuşmadığını gösterdi. Merkez Bankası'nın 2026 yıl sonu için yüzde 15-21, 2027 yılı için yüzde 6-12 olan tahmin aralığına; piyasa da yaklaşmadı.
Koç Üniversitesi’nin tahmini %50, Bahçeşehir’in %50,8
Koç Üniversitesi'nin Hanehalkı Enflasyon Beklenti Anketi sonuçlarını göre ise, Şubat 2027’ye kadar olan gelecek 12 aylık dönemde enflasyon beklentisi yüzde 50 olurken, geçmiş 12 ay için enflasyon hissiyatı yüzde 58 oldu.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin enflasyon beklentisi anketinin sonuçları da düşüşe rağmen yüksek seviyesini korudu. BETAM'a göre yurttaşın bir yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi bir önceki anket dönemine kıyasla 4,5 puan azalarak yüzde 50,8 oldu.
Dördüncü çeyrekte %3,6 büyüme bekleniyor
AA Finans, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH), 2025'in 4. çeyreğine ilişkin beklenti anketini 19 ekonomistin katılımıyla sonuçlandırdı. Buna göre, ekonomistler, 2025 yılının 4. çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yıllık bazda yüzde 3,6 büyüyeceğini tahmin ediyor. Beklentiye ilişkin tahminler en düşük yüzde 3,2, en yüksek yüzde 3,8 olarak kayıtlara geçti.
Ekonomistlerin 2025 yılının tamamına ilişkin büyüme beklentilerinin medyanı ise yüzde 3,7 oldu. Söz konusu beklentiye ilişkin tahminler en düşük yüzde 3,2, en yüksek yüzde 3,8 olarak kayıtlara geçti. Öte yandan, ekonomistlerin 2026 sonuna ilişkin büyüme tahminlerinin medyanı ise yüzde 4 oldu. Türkiye ekonomisi, 2024'ün 4. çeyreğinde yüzde 3,2, 2025 yılının 3. çeyreğinde ise yüzde 3,7 büyüme kaydetmişti.
GSYH 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 3,7 artmıştı. TÜİK, dördüncü çeyreğe ilişkin GSYH verisini 2 Mart Pazartesi günü açıklayacak.
Prof. Dr. Hakan Kara: 2025’te altın kaçakçılığı patlamış
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, gümrük verilerine yönelik yaptığı değerlendirmede, "2025’te altın kaçakçılığı patlamış" dedi.
Prof. Dr. Ali Hakan Kara, TCMB ve gümrük verilerinden derlediği bilgilere göre, hazırladığı grafikle 2022’de kota getirilen altın ithalatının ardından 2025’te altın kaçakçılığında yükselişi değerlendirerek, “Ödemeler dengesinde “net hata noksan” artışının altın kaçakçılığından kaynaklanabileceğine bir süredir işaret ediyordum ama somut kanıt sunamamıştım. Ticaret Bakanlığı gümrük istatistikleri bu düşüncemi destekliyor. 2025’te altın kaçakçılığı patlamış” dedi.
Darphane 49,7 ton bastı, üretim yetmedi: Altın ithalatı cari dengeyi zorluyor
Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, 2025 verilerine göre altının ons fiyatındaki her 100 dolarlık artışın Türkiye'nin cari dengesine yaklaşık 400 milyon dolar negatif maliyet yarattığını söyledi. Türkiye Gazetesi'nin aktardığına göre, rezervlerin artmasına rağmen üretimin düştüğünü söyleyen Yılmaz, "2025 sonu itibarıyla toplam altın üretimimiz 28,4 tona geriledi, son 5 yılın en düşüğü" dedi. Yılmaz, "Biz 28 ton üretirken, sadece Darphane 2025'te 49,7 ton ziynet ve sikke altın bastı. 2025'te toplam 126,3 ton altın ithal ettik" diye konuştu.
Morgan Stanley'den Borsa İstanbul için kritik uyarı: "Sürdürülebilir değil"
Morgan Stanley, Türk hisselerindeki hızlı yükselişin şirket kârlarından çok fiyat çarpanlarındaki artıştan kaynaklandığını belirterek piyasada aşağı yönlü bir düzeltme riski bulunduğu uyarısı yaptı. Banka, Türkiye için genel görünümünü korurken bankacılık hisselerinde daha fazla yükseliş potansiyeli görüyor.
Morgan Stanley, 25 Şubat tarihli analiz notunda, hisse piyasasındaki iyimserliğin ve dolar bazında yüzde 25’e ulaşan yükselişin makro göstergelerle tam olarak örtüşmediği, Türk hisselerinde daha “gerçekçi” makro beklentilere uyum sağlamak üzere aşağı yönlü düzeltme potansiyeli gördüklerini ifade etti.
Herkes altına ve gayrimenkule koşuyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Hanehalkı Beklenti Anketi'nde gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi bir önceki aya göre 3,82 puan azalarak yüzde 35,41'e geriledi.
Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan “altın alırım” diyen katılımcıların oranı, bir önceki aya göre 2,7 puan artarak yüzde 55,5'e yükseldi. İkinci sırada yer alan “ev/dükkan/arsa vb. alırım” diyen katılımcıların oranı bir önceki aya göre 1,2 puan azalarak yüzde 30 oldu.
Piyasalarımız o kadar kötü ki; Ne fonlara, ne hisselere, zerre kadar güven yok
Yatırım uzmanı Turgut Yıldırım ise, konuyla ilgili paylaşımında şöyle dedi:
"Yıllarca tasarrufu, birikimi anlattık; İnsanlar tasarruf yaptılar, borçlarını ödediler ama iş birikime gelince altın almayı, arsa almayı hatta araba almayı tercih ettiler. Çünkü finans piyasalarımız o kadar kötü ki; Ne fonlara, ne hisselere, ne de diğerlerine zerre kadar güven yok.
Hisse biriktirdiler; temettü'den stopaj kestiniz, fon biriktirdiler stopaj kestiniz, borçlu şirketleri halka arz edip fonlattınız, 5 para etmeyen şirketler tavan tavan giderken müdahale etmediniz, binlerce insan madur olunca da sesinizi çıkarmadınız. Bir ülkenin ekonomisi, finans piyasaları kadar güçlüdür. Geldğimiz nokta ortada; Buyrun, eserinizle övünün."
Kahveci: İktidar hâlâ hayat pahalılığı ile enflasyonu aynı şey sanıyor
Karar yazarı İbrahim Kahveci, ekonomiye yönelik eleştirilerde bulunduğu yazısında iktidarın seçime giderken ekonominin 'yine' ana argüman olamayacağını belirterek, "İktidar hâlâ hayat pahalılığı ile enflasyonu aynı şey sanıyor. Sorun teşhis edemiyorlar ki sorunu çözsünler. Muhalefete çektikleri operasyonların ekonomi maliyeti çok yüksek. Sadece Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasının maliyeti 200 milyar doları aştı. Düzletmeleri imkânsız..." dedi.
Kahveci, geçmiş seçimlerden örnek vererek, "Kuru soğan yeriz ama..." argümanlarıyla ilerlendiğini belirtti ve şöyle devam etti: "Mesela şimdilerde işsizlik sorunu geliyor. Bu sorunu kısa sürede çözmeleri de imkansız. Herşeyden önce ekonomi güven meselesidir ve iktidara yönelik bir güven yok. İşin özetini söyleyeyim: Bu seçime de güçlü ekonomi argümanı ile gidemeyeceğiz. O zaman millete kuru soğanın yanında yiyebilecekleri başka argümanlar verilmesi gerekiyor.
"Kur riski, faiz riski ya da ülkenin iktidar riski"
İbrahim Kahveci hafta içindeki bir başka yazısında da, ülkede dolar bazında fiyatların tarihte görülmedik yükseklikte olduğuna, kur piyasasının patlayabileceğine ve devalüasyon ihtimaline dikkati çekerek, "Faiz zaten aşırı yüksek ama kesmiyor. Reel faizin yüzde 10 bandına yaklaşması büyük tehlike olurken şimdilerde yüzde 15,2 reel faizle yaşıyoruz. Bu faizle ne üretebilirsiniz ki... Yani bu ne demek: Arz (üretim) olmadan enflasyon düşürülecek... Düşer ama çok acı düşer... Kur riski, faiz riski ya da ülkenin iktidar riski. Şimdiki en büyük riskimiz" dedi.
Prof. Dr. Günçavdı: Kısa bir süre sonra seçim ekonomisi uygulamaları başlayabilir
Dünya gazetesi yazarı Prof. Dr. Öner Günçavdı ise, son zamanlarda iktidarın kısa bir süre sonra seçim ekonomisi uygulamalarına başlayacağının konuşulduğunu belirterek, "Son zamanlarda artan söylentiler, olası bir seçime yönelik olarak, iktidarın tüketimi körükleyecek uygulamalara hız vereceği yönünde. Belki bu tedbirler seçimlerde istenilen sonuçların alınmasına katkıda bulunabilir ama reel sektörün bugünkü sorunlarına çare olmaları düşük ihtimal. Türk sanayisinin sorunları iki aşamalı olarak ele alınmalı. Buna göre çözülmeleri de iki aşamalı uygulanabilecek politikalarla mümkün olacaktır. İlk aşamada kısa dönemde mevcut sanayimizin “dayanıklılığını” (resilience) arttırıcı tedbirlere yoğunlaşılmalı. İkinci aşamada yapılması gerekenler daha çok orta ve uzun dönemde sonuçları görülebilecek politikalara önem vermektir" dedi.
Kırmızı et fiyatları komşuları ikiye katladı
Türkiye, kırmızı et fiyatında komşularını ikiye katladı. Kilogram fiyatı 21,5 dolara ulaşan Türkiye, sınır ülkeleri arasında en pahalı ülke oldu. Batıda Yunanistan’da et 15,2 dolar, doğuda İran’da 9,2 dolar seviyesinde. Türkiye, kırmızı et fiyatında komşularını ikiye katladı. Güncel verilere göre Türkiye, 1 kilogram et fiyatının 21,5 dolara ulaşmasıyla komşu ülkeler arasında en yüksek maliyete sahip ülke oldu. Batı komşumuz Yunanistan’da 1 kilogram etin fiyatı 15,2 dolar, doğu komşumuz İran’da ise 9,2 dolar seviyesinde seyrediyor. Bu tabloya göre, Türkiye’de 1 kilogram et almak için ödenen bedelle İran’da yaklaşık 2,5 kilogram et satın alınabiliyor. Türkiye’nin değer komşularında ise kırmızı etin kilogram fiyatı şöyle: Bulgaristan 13,2 dolar, Irak 12,6 dolar, Suriye 12,1 dolar, Ermenistan 11,9 dolar, Gürcistan 9,7 dolar.
Konuyu değerlendiren tarım uzmanı yazar Ali Ekber Yıldırım, "Et fiyatını düşürmek bahanesiyle 2010 yılında başlayan ithalat, 16 yıldır sürüyor. Sonuç: Dünyanın en pahalı etini tüketiyoruz" dedi.
30-34 yaş arasındaki nüfusun yüzde 31,5'i işsiz
TÜİK verilerine göre, 15-34 yaş arasında 6 milyon 519 bin genç ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor. 30-34 yaş arasındaki nüfusun yüzde 31,5'i herhangi bir işte çalışmıyor. Nefes gazetesinin haberine göre; 15-34 yaş arasındaki 6 milyon 519 bin genç ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor. 24 milyon 61 bin kişiye denk gelen bu yaş grubunun yüzde 27.1’i ne eğitim görüyor ne de çalışıyor. Yani, Türkiye’de 26.9 milyon hane bulunduğu dikkate alındığında her dört evin birinde ne eğitimde ne de istihdamda yer bulamayan bir genç yaşıyor.
Yaş gruplarına daha ayrıntılı bakıldığında, 15-24 yaş arası gençlerin 2 milyon 567 bini, 25-29 yaş arası gençlerin 2 milyon 2 bini ve 30-34 yaş arası gençlerin 1 milyon 950 bini hem çalışmıyor hem de eğitim görmüyor, bu gençler evde oturuyor. 15-24 yaş aralığındaki 11 milyon 456 bin kişilik nüfusun yüzde 22.4’ü, 25-29 yaş aralığındaki 6 milyon 411 kişilik nüfusun ise yüzde 31.2’si ne eğitimde ne istihdamda.
Kayıt dışı istihdam bitse emekliye yüzde 31 zam yapılabilir
Yalnızca tarım dışı sektörlerdeki kayıt dışı çalışanların tamamı sisteme dahil edilseydi, SGK'ya yıllık 1,5 trilyon liraya varan ek prim ve vergi geliri sağlanabilecekti. Bu kaynakla da bütçeden ek ödeme yapılmadan emekli aylıklarına yüzde 31'e kadar ilave zam yapılabiliyor.
Habertürk'ün haberine göre, kayıt dışı istihdam oranı 2015'te yüzde 33,6'ya, 2025'te ise yüzde 24,6'ya düşse de tarım dışı sektörlerde oran 2025 itibarıyla yüzde 15,9 seviyesinde. TÜİK'in 2025 yılı son çeyrek verilerine göre de toplam 8 milyon 37 bin kişi kayıt dışı çalışıyor. Bunun 3,5 milyonu tarımda, 4,5 milyonu ise tarım dışı sektörlerde yer alıyor. Tarım dışındaki kayıt dışı çalışanların büyük bölümünü ücretli ve yevmiyeli çalışanlar oluşturuyor. Kayıt dışı istihdam en ağır faturayı da çalışanlara çıkarıyor. Sosyal güvence ve emeklilik hakkı kaybı yaşanırken, kurallara uyan işverenler haksız rekabetle karşı karşıya kalıyor. Bu tablo aynı zamanda SGK ve kamu maliyesinde de ciddi gelir kaybı anlamına geliyor.
'Tesadüfe bak; TTK kapattı, 20 yıldır bekleyen özel şirket üretime başladı
Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait madenlerin kapatılmasının hemen ardından, Hattat Enerji 20 yıldır tek gram kömür çıkarmadığı Amasra-B sahasında günde 4 bin 500 ton üretim yapmaya başladı. Bu üretim miktarı, kapatılan TTK madenlerinin toplam üretim kapasitesinin yaklaşık iki katına tekabül ediyor. Şirket, TTK’den 20 yıl önce devraldığı Amasra B kömür sahasında aniden faaliyete geçmesi konuşumda ise, "tamamen tesadüf" açıklaması yaptı.
Ocak'ta ihracat %4, dış açık ise %11,6 azaldı
Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğiyle hazırlanan 2026 yılı Ocak ayı dış ticaret verileri kamuoyuyla paylaşıldı. Ocak ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,0 azalarak 20,3 milyar dolar oldu. 2026 Ocak itibarıyla Yıllık ihracat 272,5 milyar dolar olurken, geçen yılın aynı dönemindeki 262,9 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Ocak ayında ithalat yüzde 0,1 artışla 28,7 milyar dolar oldu. Yıllık ithalat ise 365,5 milyar dolar olarak hesaplandı. Dış ticaret açığı ocakta yüzde 11,6 artışla 8,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Yıllık dış ticaret açığı 93 milyar dolar olarak kaydedildi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, takvim etkisinin ihracat rakamları üzerindeki geçici baskısına rağmen yıllıklandırılmış verilerdeki artış trendine dikkat çekti ve düşüşte takvim etkisinin belirleyici olduğunu vurgulayarak "İhracat ve ithalat yılın ilk ayı olması nedeniyle stabil yatay seyretmiştir. İhracatımız Ocak ayında 1 gün tatil fazlasının olumsuz takvim etkisi nedeniyle yüzde 4,0 azaldı" dedi.
Türkiye hekime müracaatta bir milyar ile dünya ikincisi
Hürriyet yazarı Noyan Doğan, 2024 yılında doktora müracaat sayısı 1 milyarı aştığını, 116, 6 milyonun üzerinde de görüntüleme yapıldığını yazdı. Doğan, toplam muayenenin yüzde 87’sinin aile hekimliği ve kamu hastanelerinde gerçekleşirken; sadece yüzde 6’sının özel hastanelerde gerçekleştiğini belirtti.
Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı 2024 yılı Sağlık İstatistikleri Yıllığını'nı inceleyen Doğan, öne çıkan detayları şöyle sıraladı:
''Toplam bin 562 hastane ile sağlık hizmeti veriliyor. Bunun 941’i Sağlık Bakanlığı yani kamu hastaneleri, 69’u üniversite, 552’si de özel hastane. İlginç olan şu ki, 2024 yılında hastane sayısı bir önceki yıla göre kamuda 8, üniversite hastanesinde 1 artarken, özel hastanelerin sayısı 13 azalmış. Hatta şöyle söyleyeyim son 5 yılda kamuda hastane sayısı 41 artarken, özelde 19 hastane kapanmış.
2024 yılında hekime müracaat sayısı 1 milyar 47 bin olmuş. Yani, 85 milyon nüfusta 1 milyardan fazla muayene olmuşuz. 2023 yılında ise 973.5 milyon muayene olmuşuz. Bir yılda muayene sayısı 74 milyon artmış. 2024 yılında günlük 2 bin 870 muayene olmuşuz. Bu 1 milyardan fazla muayenenin 450 milyonu aile hekimliğinde gerçekleşmiş. "
Gelir düştükçe sağlık faturası ağırlaşıyor
TÜİK verilerine göre, ise hanelerin yüzde 6,1’i doktor muayene ve tedavi harcamalarını “çok yük” olarak değerlendirirken, gelir düzeyi düştükçe sağlık harcaması baskısının arttığını ortaya koydu. Ayrıca yoksulluk riski altında olanların daha ağır işlerde çalıştığı görüldü.
Trump, Yüksek Mahkeme kararına rağmen yüzde 10'luk tarife devreye soktu
ABD Yüksek Mahkemesi'nin önceki kararları iptal etmesinin ardından Trump yönetimi, 1974 Ticaret Yasası'na dayanarak yüzde 10'luk yeni küresel gümrük vergisini resmen yürürlüğe koydu. Bu hamle dünya genelinde ticaret görüşmelerinin durmasına ve piyasalarda belirsizliğe yol açarken, Beyaz Saray'ın bu oranı yüzde 15'e çıkarma hazırlığı küresel ticaret savaşlarında gerilimi tırmandırıyor.
ABD Yüksek Mahkemesi'nin geniş kapsamlı gümrük vergisi yetkilerini iptal etmesinin ardından Beyaz Saray, ticaret ajandasını korumak amacıyla alternatif hukuki yollara başvurarak yüzde 10’luk yeni küresel gümrük vergisini Salı günü itibarıyla resmen uygulamaya koydu.
Yapay zeka etkisi: IBM hisselerinde 2000 yılından bu yana en büyük düşüş
IBM hisseleri, yapay zeka girişimi Anthropic'in Claude Code adlı aracının IBM sistemlerinde kullanılan bir programlama dilini modernize edebileceğini açıklamasının ardından pazartesi günü son 25 yılın en sert günlük düşüşünü kaydetti. Hisseler 23 Şubat Pazartesi günü yüzde 13.2 gerilerken firmanın piyasa değeri de sadece bir günde 38.4 milyar dolar eridi.
IBM'in COBOL'u, bankacılık, sigortacılık ve kamu sistemlerinde kullanılan IBM ana bilgisayarlarında yaygın olarak kullanılan bir programlama dili olarak öne çıkıyor.
Finans yazarı Robert Kiyosaki: Tarihin en büyük borsa çöküşü yaklaşıyor
Finans yazarı Robert Kiyosaki, küresel piyasalarda tarihin en büyük borsa çöküşünün yaklaşmakta olduğunu savundu. Kiyosaki, panik havası yerine stratejik davranılması gerektiğini vurgularken, bu dönemin stratejik yatırımcılar için servet fırsatı sunabileceğini ifade etti. “Zengin Baba Yoksul Baba” kitabının yazarı Robert Kiyosaki, finansal piyasalarda tarihi bir kırılmanın yaşandığını öne sürdü. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kiyosaki, 2013 yılında öngördüğü “tarihin en büyük borsa çöküşünün” artık kapıda olduğunu savundu.
Kiyosaki’ye göre, piyasalar şu anda kritik bir eşikte bulunuyor ve birçok yatırımcı için belirsizlik baskısı artıyor. Ancak onun bakışına göre bu durum, hazırlıklı davranan yatırımcılar için sadece panik sebebi değil, büyük kazanç fırsatı da olabilir. Yazar, yaklaşmakta olduğunu savunduğu çöküşü “gerçek varlıkların fiyatlarının düşmesi” şeklinde tanımlıyor ve bu dönemde özellikle altın, gümüş, Bitcoin ve Ethereum gibi varlıklara yönelmenin avantaj sağlayacağını belirtiyor.
Küresel borç 348 trilyon dolarla tarihî zirvede
Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) raporuna göre 2025 yılında küresel borç stokuna yaklaşık 29 trilyon dolar eklendi ve toplam borç 348 trilyon dolara ulaştı. Küresel finans sisteminin sürdürülebilirliği, tarihin en yüksek borç yüküyle test ediliyor. IIF'in son verilerine göre, borç birikim hızı pandemi sonrası dönemin en yüksek ivmesine ulaşırken, artışın lokomotifi bütçe açıklarını kapatmaya çalışan gelişmiş ekonomiler oldu. Küresel borç artışının yaklaşık üçte ikisi gelişmiş piyasalardan kaynaklandı. Bu durum, kamu harcamalarındaki yükseliş ve bütçe disiplininden uzaklaşma eğiliminin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Gelişmiş ekonomilerin toplam borcu 231,7 trilyon dolara yükseldi.
Gümüş 90 doları gördü ve geri döndü
Gümüş ise dalgalı ancak yükselişin hakim olduğu bir haftayı geride bıraktı. Haftaya onsu 78.90 seviyesinden başlayan ve hızlı bir yükselişle Çarşamba günü 90 doların üzerine çıkarak üç haftanın zirvesine ulaşırken Perşembe günü yüzde 2,54 düşüşle 86,96 dolara geriledi. Cuma sabahı ise 89.80 çıkan gümüş haftalık bazda yüzde 6,2 değer kazanırken, aylık yüzde 22 kaybettirmiş durumda.
Uzmanlar, gümüşte son dönemde yaşanan sert dalgalanmalar nedeniyle hızlı bir toparlanma beklemiyor. Gümüşün üç aylık risk tersine çevirme oranının son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını belirten analistler, altın-gümüş oranının 60 olduğu varsayımına dayanarak yıl sonu gümüş tahmininin de ons başına 100 dolar seviyesine yaklaştığını belirtiyor.
JPMorgan bu yıl için 60-90 dolar aralığını öngörürken, makro stratejist David Hunter daha iyimser bir tablo çizerek fiyatın 180 dolara kadar yükselebileceğini savunuyor. Teknik görünümde ise 90 dolar üzerindeki kalıcı hareketlerde 100 doların ardından 118 ve 121,67 dolar seviyeleri gündeme geliyor.
Haftanın diğer önemli gelişmeleri şöyle oldu:
- Kartlarla yapılan ödemeler Ocak ayında yıllık bazda yüzde 45 artarak 2 trilyon 326 milyar liraya ulaştı. Bu ödemelerin yaklaşık 2 trilyon lirası kredi kartları, 322,8 milyar lirası banka kartları, 7,5 milyar lirası ise ön ödemeli kartlarla yapıldı. Aynı dönemde ödeme tutarı ise kredi kartlarında yüzde 46, banka kartlarında yüzde 55 artarken, ön ödemeli kartlarda yüzde 77 geriledi.
- İstanbul Ekonomi Araştırma ve Danışmanlık'ın Şubat ayı Türkiye Raporu'nda yer alan verilere göre; vatandaşlar, maaşları yattığında ilk olarak kredi kartı borcunu ödediğini ve kalan para ile ayı geçirmeye çalıştığını belirtti. "Kredi kartımın borcu, maaşımı geçti" diyenlerin oranı yüzde 49.2 oldu.
- TÜİK'in açıkladığı verilere göre, Şubat ayında ekonomiye güven aylık bazda yüzde 1,4 artışla 100,7 değerini aldı. Endeks, uzun süre sonra ilk kez kritik seviye olan 100'ü aştı. Tüketicinin aynı dönemde ekonomiye güveni ise Şubat'ta aylık bazda yüzde 2,3 yükselerek 85,7'ye çıktı.
- TOBB verilerine göre, Ocak 2026'da kurulan şirket sayısı bir önceki aya göre yüzde 13,1 azalarak 11 bin 115’e geriledi. Kurulan şirketlerin toplam sermayesi de yüzde 39,9 azalarak 35,2 milyar TL oldu. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 78 azalışla 1604’e geriledi. Geçen yılın aynı ayına göre Ocak 2026’da kurulan şirket sayısı ise, yüzde 0,7 artarken, kapanan şirketler de yüzde 18 azaldı.
- Merkez Bankası'nın toplam rezervleri, 20 Şubat haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 706 milyon dolar azalarak 206 milyar 78 milyon dolar oldu. Brüt döviz rezervleri 5 milyar 941 milyon dolar azalışla 73 milyar 645 milyon dolara inerken altın rezervleri ise 234 milyon dolar yükselişle 132 milyar 199 milyon dolardan 132 milyar 433 milyon dolara çıktı.
- Merkez Bankası'nın verilerine göre, 2025 Aralık'ta önceki aya kıyasla finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlıkları 7 milyar 57 milyon dolar, yükümlülükleri 11 milyar 189 milyon dolar arttı. Böylece, firmaların net döviz pozisyonu açığı, 4 milyar 132 milyon dolar artarak 188 milyar 551 milyon dolara yükseldi.
- CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Meclis Genel Kurulu’ndaki konuşmasında bütçe açığının Ocak ayında 214,5 milyar TL’ye ulaştığını belirterek, bu tutarın saniyede yaklaşık 80 bin TL’ye karşılık geldiğini, açığın her saniye yaklaşık 20 emeklinin bayram ikramiyesi kadar arttığını ifade etti.
- CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, vatandaşın bankalara olan borcunun 1,5 ayda 242 milyar lira arttığını belirterek 2026’nın ilk 50 gününde icra dairelerine 1 milyon 539 bin yeni dosya geldiğini açıkladı. Gürer, bu tablonun dakikada 21 yeni icra dosyası anlamına geldiğini vurgulayarak toplam derdest dosya sayısının 24 milyonu aştığını söyledi.
- CHP Manisa Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, 17 milyon 821 bin kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğunu, yoksulluk oranının 2024’te yüzde 10,1 iken 2025’te yüzde 10,7’ye çıktığını söyledi. Çalışanların yarısının asgari ücretle çalıştığını ve en düşük emekli aylığı alanların oranının 2019’da yüzde 7'den 2026’da yüzde 30’a yaklaştığını kaydetti.
- Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Uzun süredir yüksek seyreden dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını yüzde 66'dan yüzde 62'ye indirdik" dedi. Şimşek, "geçen yıl çok güçlü performans ortaya koyduklarını" savunarak, "Bütçe açığını, deprem harcamalarına ve daha önceden uygulamaya koyduğumuz erken emeklilik sistemine rağmen milli gelire oran olarak yüzde 3'ün altına çekme performansını gösterdik. Bütçe açığının yüzde 3'ün altında olması ülkemiz ve sürdürülebilirlik açısından önemli eşik" diye konuştu.
- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu toplantısında, "Reel sektörümüzün özellikle finansmana erişim konusunda yaşadığı sıkıntıların farkındayız ve bu alanda emek yoğun sektörler ve KOBİ'ler başta olmak üzere, gerekli tedbirleri hayata geçirmeye devam ediyoruz" dedi.
- Reuters haber ajansı, Zorlu Holding'in kredilerini yeniden yapılandırmak için bankalarla görüşmelere başladığını duyurdu. Reuters, konuya yakın iki kaynağa dayandırdığı haberine göre,holding ve banka yöneticileri arasında geçen hafta görüşmeler yapıldı, kaynaklar Zorlu Holding'in borçlarını kapatmak için varlık satışı yapabileceğini de belirtti.
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işbirliğinde geliştirdikleri İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı ile İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yaklaşık 51 milyar liralık bir kaynağı doğrudan imalat sektörünün hizmetine sunduklarını belirtti.
- Dünya Bankası, kadınlara eşit ekonomik fırsatlar sağlamayı amaçlayan yasaların dünya genelinde ortalama olarak yalnızca yarı oranında uygulandığını ve kadınların yalnızca yüzde 4'ünün tam yasal eşitlik sağlayan ekonomilerde yaşadığını bildirdi. Bankanın "Kadınlar, İş Dünyası ve Hukuk" raporuna göre, kadınların büyüme ve refaha tam katkı sunmasını engelleyen bariyerlerin daha önce düşünülenden çok daha yüksek olduğu vurgulandı.
