09 Ekim 2026

Levent Gürses - Fon mağdurlarına ödemeler başladı, enflasyon 57 ay sonra %30’un altına indi

levent-gurses-fon-magdurlarina-odemeler-basladi-enflasyon-57-ay-sonra-30un-altina-indi

Fon mağdurlarına ödemeler başladı, enflasyon 57 ay sonra %30’un altına indi

Levent Gürses

Geride kalan haftada ekonomi gündemi yine tasfiye halindeki fonlarla ilgili haberlere yoğunlaştı. Tasfiye edilen fonlardaki 455 bin 758 yatırımcıdan 43 bininin paraları 8 Ekim Perşembe itibarıyla ilgili bankalara transfer edildi.

Eylül enflasyonunun 57 ay sonra yüzde 30'un altına gerilemesi de öne çıkan gelişmeydi. Ancak yine de dünya enflasyon liginde beşinci sırada, 38 üyeli Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ise açık ara birinci olmayı sürdürüyoruz.

Bizim yüzde 29,73 çıkan Eylül enflasyonuna karşılık dünyada enflasyonun en yüksek olduğu ülkeler şöyle; 1-Venezuela yüzde 534 (Ağustos), 2-İran yüzde 87,9 (Temmuz), 3-Güney Sudan 41,6 (Temmuz), 4-Arjantin yüzde 33,5 (Ağustos), 5- Türkiye yüzde 29,73 (Eylül). OECD, Ağustos verilerini kullanmış; bizden sonra yüzde 6,2 ile Kolombiya geliyor, çoğu ülkenin enflasyonu yüzde 3 ile 4 arasında...

Haftanın önemli gelişmeleri şöyle:

43 bin kişiye paraları ödendi

Tasfiye edilen fonlardaki 455 bin 758 yatırımcıdan 43 bininin paraları 8 Ekim Perşembe itibarıyla ilgili bankalara transfer edildi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasfiye kapsamındaki 17 fonda tasfiyelerin tamamlandığını ve 43 bin yatırımcıya ödemelerin yapıldığını belirtti. Şimşek, "Tasfiyedeki kurallar setini içeren bir tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yakında sunulmuş olacak. Bununla da yetinmeyeceğiz. Aceleye getirmeden, fon piyasasını da sağlıklı bir şekilde büyütecek ilave hukuki ve idari düzenlemeler de yapılacak," dedi.

Sorunu küçümsemiyoruz,  bir daha yaşanmaması için çok ciddi düzenlemeler yapıldı

Bakan Şimşek, fon soruşturmalarına ilişkin açıklamalarına şöyle devam etti:

"Toplamda 2 bin 900'e yakın fondan 131'inde sorun yaşandı ki bir kısmı tedbiren tasfiye kapsamına alındı. Sorunu küçümsemiyoruz ama bir daha yaşanmaması için çok ciddi düzenlemeler yapıldı, ilave düzenlemeler de yapılacak. Serbest fonlar dahil olmak üzere, yatırım fonunun ihraç sayısını şirketin kurumsal kapasitesine bağladık. Bunlar için tabii geçiş öngördük. Para piyasası fonu niteliğindeki serbest fonlara da asgari yüzde 10 devlet iç borçlanma senedi veya kira sertifikası şartı getirdik. Bu, likidite açısından önemli. Aslında bunu 2024'te para piyasası fonları için getirmiştik. Nitekim bu son dönemde yaşanan sorunlarda, yani en az yüzde 10'luk bir geri dönüş imkânı söz konusu olacak."

Yılmaz: Fon ödemelerinde Hazine'den kaynak kullanılmayacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda fon manipülasyonuyla ilgili son gelişmelere ilişkin konuşmasında "Hazine'den kaynak kullanılmadan, her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir" dedi.

Serbest fonlarda devlet garantisi bulunmadığını belirten Yılmaz, ödemelerin fonların kendi varlıkları, haksız kazanç sağlayanlardan tahsil edilecek tutarlar ve el konulan malvarlıklarının satışından elde edilecek gelirlerle karşılanacağını ifade etti.

Tasfiyedeki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6’sını, portföy değerinin ise yüzde 7,7’sini oluşturduğunu bildiren Yılmaz, bu büyüklüğün hanehalkı finansal varlıklarının yalnızca yüzde 2,4’üne karşılık geldiğini ifade etti.

SPK, tasfiye kapsamındaki fonlarda "fahiş kazançlar" için iade hesabı açtı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye kapsamındaki yatırım fonlarında fahiş kazanç elde edenlerin bu tutarları gönüllü olarak iade edebilmesi için her fon adına “İsteğe Bağlı İade Hesapları” açıldığını açıkladı. İade edilen tutarlar yatırımcılara yapılacak ödemelerde kullanılacak.

SPK, isteğe bağlı olarak yatırılan tutarların kullanımına ilişkin esasları da belirledi. Buna göre, bu hesaplara yatırılan tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiye malvarlığına dahil edilecek. Söz konusu tutarlar başka bir fona veya hesaba aktarılamayacak. İade edilen tutarlar, tasfiye kapsamında ilgili fonun katılma payı sahiplerine yapılacak ödemelerde kullanılmak üzere tasfiye ile görevlendirilen Ziraat Bankası ve Türkiye İş Bankası'na aktarılacak.

"10 milyon TL üzeri portföylerdeki değer kaybı 1,94 trilyon TL"

Fon skandalı ve yüksek mevduat faizleri nedeniyle Borsa İstanbul’da yüz binlerce yatırımcının piyasadan çıkmasıyla sonuçlanmış durumda. Phoenix Danışmanlık kurucusu ve finans uzmanı İris Cibre’nin Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verileri üzerinden yaptığı analize göre, fon krizinin patlak verdiği Eylül ayında Borsa İstanbul’da yaklaşık 364,7 bin yatırımcının hesabı sembolik seviyelere geriledi. Cibre’nin hesaplamalarına göre, bu dönemde 10 milyon TL üzerindeki portföylerde para çıkışı ve değer kaybı 1,94 trilyon TL’ye ulaştı.

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İlk defa böyle şok edici bir manzarayla karşılaştım" yorumunu yapan Cibre, Eylül ayında 364,7 bin kişinin, hesabındaki bütün parayı çekerek hesabını tamamen kapatanları kapsamadığını, zarar ederek veya parasının büyük bölümünü çekerek hesabında 0,1 TL ile 1.000 TL arasında sembolik bakiye bırakan yatırımcıları içerdiğini kaydetti.

Enflasyon aylar sonra inatçı yüzde 30'un altına indi; yüzde 29,73

TÜİK’in açıkladığı verilere göre tüketici fiyatları Eylül'de aylık yüzde 1,84 arttı, yıllık enflasyon yüzde 29,73 olarak kaydedildi. TÜİK, Eylül'de aylık enflasyonu yüzde 1,84 açıklarken ENAG ise yüzde 2,10 olarak hesapladı. Yıllık enflasyon TÜİK'e göre yüzde 29,73, ENAG'a göre yüzde 46,61 oldu.

TÜİK'e göre, tüketici fiyatlarındaki artış yılbaşından bu yana yüzde 24,32 olurken, 12 aylık ortalamalara göre artış yüzde 31,49 olarak kaydedildi.

En yüksek artış eğitimde, gıda enflasyonu geriledi

Tüketim harcamaları içindeki ağırlığı yüksek üç ana gruptan gıdada yıllık fiyat artışı yüzde 27,62 oldu. Ulaştırma grubunda yıllık artış yüzde 35,10’a ulaşırken, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubundaki artış yüzde 39,99’a çıktı.

Eylülde gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında aylık bazda yüzde 0,20 düşüş yaşandı. Buna karşılık ulaştırma grubunda fiyatlar yüzde 2,79, konut grubunda ise yüzde 2,71 arttı. Bu üç grubun aylık enflasyona katkısı gıdada eksi 0,05 puan, ulaştırmada 0,49 puan ve konutta 0,33 puan olarak hesaplandı.

TÜFE kapsamında izlenen 174 alt harcama grubunun 133’ünde eylülde fiyat artışı görüldü. 35 alt grupta fiyatlar gerilerken, 6 grupta fiyat değişimi yaşanmadı.

Şimşek: Yıllık enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına geriledi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına gerilediğini belirtti. Şimşek şöyle dedi:

"Yıllık enflasyon 57 ay sonra (Kasım 2021) yüzde 30’un altına geriledi. Dezenflasyon ulaştırma hariç genele yayılıyor. Eylül ayında gıda enflasyonu geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 8,4 puan azalarak yıllık yüzde 27,6 oldu. Kural bazlı düzenlemelerimizin de katkısıyla eğitim enflasyonu yıllık 17,5 puan düşerek yüzde 48,6 gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayına göre 27,8 puan gerileyen yıllık kira enflasyonu yüzde 41,3’e indi. Öncü göstergeler, kira enflasyonundaki düşüşün süreceğine işaret ediyor.

Son dönemde yeniden yükselen petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak için mazottan sonra benzinde de eşel mobil uygulamasından kademeli olarak çıkıyoruz. Merkez Bankamız savaş olmasaydı enflasyonun bu yıl 7 puan daha düşük olacağını hesaplıyor. "

Enflasyonda düşüş kalıcı mı, geçici mi?

Eylül ayında aylık enflasyonun yüzde 2’yi aşan beklentilerin altında gelmesi ve yıllık enflasyonun yüzde 30’un altını görmesi, "Enflasyonda yüzde 30 barajı yıkıldı mı?" sorusunu gündeme getirdi. Ancak DW Türkçe’ye konuşan uzmanlara göre, Eylül ayındaki gerileme fazla uzun sürmeyecek.

Eylül ayında özellikle gıda enflasyonundaki yavaşlamanın fiyatlar üzerindeki olumlu etkisinin öne çıktığına işaret eden ekonomistlere göre, akaryakıtta eşel mobil sisteminin kaldırılması ve 100 doların üzerinde seyreden petrol fiyatlarının da etkisiyle yıl sonu enflasyonu yüzde 30 bandında seyretmeye devam edecek.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ABD/İsrail-İran Savaşı öncesine göre yaklaşık iki katına çıkan dizel fiyatlarına dikkat çekerek, "Dizel fiyatları, öyle ki çok kısa zamanda enflasyon rakamlarını bütün dünyada yukarıya doğru baskılayacak" diye konuşmuştu.

Eylül 2026 açlık sınırı 37 bin 801, yoksulluk sınırı 123 bin 130 TL

TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimlerinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay düzenli olarak yapılan araştırmanın Eylül 2026 sonuçları açıklandı. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 48 bin 884,82 TL olurken, mutfak enflasyonu aylık yüzde 1,10, yıllık yüzde 35,14 olarak hesaplandı

Araştırmaya göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı olarak ifade edilen açlık sınırı 37 bin 800,92 TL oldu.

Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı olan yoksulluk sınırı ise 123 bin 130 TL olarak hesaplandı.

45 milyon kişi fatura ile kira arasında sıkışmış durumda...

Yüksek enflasyon dar gelirliyi eve kapattı. Fatura ve kira arasında sıkışan 45 milyon vatandaş yüksek derecede tasarrufa yöneldi. Alım gücü eriyen vatandaş, bu yıl kemerinden bir delik daha sıktı; harcamalarını ciddi biçimde kısanların oranı yüzde 43’e yükseldi. Nefes Gazetesi'nden Selenay Yağcı'nın özel haberine göre, geçen yıl gıda ve temizlik gibi temel ihtiyaçlarda tasarruf sınırlı kalırken, bu yıl kemer sıkma tüm harcamalara yayıldı. Her üç kişiden biri alışverişte en ucuz seçeneği ararken, tasarruf baskısı artan vatandaş, ödediği paranın karşılığını daha fazla sorguluyor. Her 10 kişiden 9’u yanlış seçimden korktuğu için artık müşteri yorumu okumadan alışveriş yapmıyor. Beyaz yakalıların ağırlıkta olduğu kesim yaşam standardını korumak için borçlanıyor.

FutureBright Kurucu Ortağı Akan Abdula, perakendede temmuz ve ağustos aylarının zor geçtiğini, eylülde de beklentilerin karşılanmadığını vurgulayarak, geçen yıl ekonomik krizle boğuşan vatandaşın, koşulları kabullenip harcama düzenini değiştirdiğini söyledi. Türkiye genelinde yaptıkları araştırmayla tüketicileri dört gruba ayıran Abdula, “Özellikle iki grup eve kapanmış yüksek tasarrufa geçmiş. ‘Evrenin koruyucuları’ dediğim; harcamalarını geçen yılla aynı tutmaya çalışanlar ve ‘direnişçiler’ dediğim; harcamasını geçen yılın da altına indirmeye çalışanlar. Bu 45 milyon kişi harcama yapamıyor demek” ifadelerini kullandı.

Goldman Sachs, Ekim toplantısında faiz indirimi beklemiyor

ABD’li dev banka Goldman Sachs, Türk piyasasındaki faiz indirimi beklentisine rağmen Merkez Bankası’nın Ekim toplantısında temkinli kalacağını tahmin etti. Banka, 22 Ekim toplantısında politika faizinde değişikliğe gidilmeyeceğini öngördü.

3 Ağustos günü repo penceresini tekrar açarak TL gecelik referans faiz oranını fiilen 300 baz puan düşürmesini de değerlendirirken, söz konusu adımın hem kendi tahminleri hem de piyasa beklentileri açısından sürpriz olduğunu ifade etti.

TCMB’nin söz konusu hamleyi bir faiz indirim döngüsünün başlangıcı olarak değil de, operasyonel çerçevenin normalleşmesi şeklinde tanımladığını anımsatan dev banka, buna rağmen piyasalarda 22 Ekim için faiz indirimi beklentisinin korunduğunu belirtti. Banka, gevşeme döngüsüne başlanması için henüz erken olduğu görüşünü de devam ettiriyor.

İran gerilimi yeniden tırmandı, petrolün varili 105 doları gördü

Brent petrolün varil fiyatı, Trump yönetiminin Pentagon'dan İran'a yönelik olası saldırı seçenekleri geliştirmesini istediği yönündeki haberlerin ardından yüzde 5'i aşan yükselişle 105 doların üzerine çıktı. Aralık vadeli Brent petrolün varili 8 Ekim Perşembe günü 105,92 dolara kadar çıktıktan sonra, günü 104,28 dolardan kapadı. Böylece Brent petrol iki haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. 9 Ekim Cuma sabahı ise fiyatlar yüzde 1,4 gevşedi ve Brent'in varil fiyatı 103 dolar seviyesinden işlem görüyor.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Trump yönetiminin Pentagon'a ara seçimlerden önce İran'a karşı uygulanabilecek saldırı seçenekleri geliştirmesi talimatı verdiği yönündeki haberlerin ardından geldi.

Fransa'nın derdi sadece lise protestoları değil, borç sorunu kıtayı tehdit ediyor

Fransa'da eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle bu ay başlayan lise eylemleri ülkenin farklı kentlerine yayılarak devam ediyor. Üniversite öğrencilerinin, akademisyenlerin, sendikaların ve lise öğretmenlerinin de katıldığı eylemler nedeniyle ülke genelinde 6 Ekim günü 891 okulda kısmen ya da tamamen eğitime ara verildi. İçişleri Bakanlığı'na göre yaklaşık 266 bin kişi gösterilere katıldı. Eylemcilerin paylaştığı sayılarsa 450 bine yaklaşıyor.

Gösteriler, Fransa'nın giderek ağırlaşan mali sorunlarını da gündeme taşıdı. CNN'in analizine göre Avrupa'nın ikinci büyük ekonomisi, artan bütçe açığını kontrol altına almaya çalışırken kamu borcu Haziran'da 3,5 trilyon Euro'yu aştı. Borcun faiz maliyeti de tahvil getirilerindeki yükseliş nedeniyle geçen yıl milyarlarca Euro arttı.

Fransa'nın muhtemel bir borç krizi yaşayabileceğine yönelik endişeler geçen hafta tahvil piyasasında sert satışlara yol açtı. Fransız ve Alman tahvil getirileri arasındaki fark 2012'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Uzmanlara göre ülkedeki mali sorunlar diğer Avrupa ülkelerini de olumsuz etkileyebilir. Danışmanlık firması Oxford Economics'ten Angel Talavera, Fransa'nın ekonomik büyüklüğü ve önemine dikkat çekerek, yaşanabilecek sorunların diğer ülkelere ve Euro Bölgesi'ne yayılma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor. Talavera, bunun bölgenin tamamında ciddi bir krize yol açabileceği uyarısında bulundu.

Capital Economics'ten Jack Allen-Reynolds da Avrupa ülkelerinin borç ve bütçe durumunun Euro Bölgesi finans piyasaları açısından "ciddi riskler" oluşturduğunu vurguladı. Wall Street Journal, Fransa'nın "tehlikeli bir finansal sarmalın eşiğinde" olduğunu yazdı.

Fed tutanakları: Yetkililerin çoğu 2026'da bir faiz artışı daha bekliyor

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Eylül ayındaki toplantısına ilişkin tutanaklar, yetkililerin çoğunun yıl sonuna kadar bir faiz artışının daha uygun olacağını değerlendirdiğini ortaya koyarken, yüksek enflasyona ilişkin endişelerin de arttığına işaret etti.

Fed, Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) 15-16 Eylül'de düzenlenen toplantısına ilişkin tutanakları yayımladı. Politika faizinin beklentiler doğrultusunda 25 baz puan artırılarak yüzde 3,75-4 aralığına çıkarıldığı son toplantının tutanakları, bu yıl bir faiz artışı daha yapılabileceğini gösterdi.

Fed yetkilileri genel olarak enflasyon risklerinin yukarı yönlü olduğunu aktarırken, bazı yetkililer son aylarda bu risklerin daha da arttığını kaydetti.

Avrupa ekonomisinin yeni kabusu: Petrol değil dizel

Avrupa'da dizel fiyatları rekor seviyelere çıkarken, rafineri kapasitesindeki daralma ve arz sıkıntıları fiyat baskısını daha da artırıyor. Bilindiği gibi, benzin esas olarak otomobillerde kullanılan bir yakıt. Dizel ise ekonominin işlemesini sağlıyor, kamyonları, tarım makinelerini, inşaat araçlarını ve sanayi tesislerini çalıştırıyor.

Bu nedenle dizel kıtlığı ekonomiyi çoğu zaman benzin fiyatlarındaki artıştan daha sert etkiliyor. Nakliye maliyetleri yükseliyor. Makinelerin işletme giderleri artıyor. Şirketler de bu maliyetleri tüketicilere yansıtıyor. DW Türkiye'deki analize göre, sonuçta enflasyon yükseliyor ve yaşam maliyetleri üzerindeki baskı artıyor.

ABD hükümeti de bu nedenle 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde küresel fiyatları düşürmek için Avrupa Birliği (AB) ülkelerini dizel rezervlerini serbest bırakmaya çağırıyor. ABD'nin aksi halde Avrupa'yı dizel ihracatına yasak getirmekle tehdit ettiği iddia ediliyor. Avrupa ülkeleri bu adıma yanaşmasa da, kulislerde 50 milyon varil dizel yakıtın serbest bırakılması üzerinde durulduğu belirtiliyor.

Peki, dizel fiyatlarında yükseliş bu noktaya nasıl geldi? Avrupa stoklarını kullanıma açarsa bunun sonuçları neler olur?

Dizeldeki fiyat artışında ABD Ukrayna'yı sorumlu tutuyor

ABD ve Çin, dünyanın en büyük dizel üreticileri arasında yer alıyor. Çin, ürettiği dizelin büyük bölümünü kendi tüketiyor. ABD ise dünyanın en büyük dizel ihracatçısı. ABD'de de dizel fiyatları yükseliyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'ne (EIA) göre haftalık ortalama fiyat şu anda galon (3,8 litre) başına 6,52 dolar (5,73 euro). Bir yıl önce fiyat 3,74 dolar, iki yıl önce ise 3,53 dolardı.

ABD Başkanı Donald Trump, bu artıştan Ukrayna'yı da sorumlu tutuyor. Trump kısa süre önce Ukrayna'ya Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurması çağrısında bulundu ve bunun dizel kıtlığına neden olduğuna dikkat çekti.

Rusya, ABD'nin yanı sıra dünyanın en büyük dizel tedarikçilerinden biri. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, Rus rafinerileri 2022'den bu yana 15 kez saldırıya uğradı. Bunun sonucunda Rusya'nın dizel üretimi 2025 seviyesinin yaklaşık yüzde 30 altında. Moskova, ülke içindeki arzı güvence altına almak amacıyla ihracat kısıtlamalarına başvurdu.

ABD bu açığı kapatmaya çalıştı, ancak yeterli olmadı. Trump 22 Eylül'de ABD'nin de dizel ihracatını durdurmayı değerlendirdiğini açıkladı.

Alman hükümeti büyüme tahminlerini yükseltti

Alman hükümeti, İran savaşının etkilerinin sınırlı olacağı beklentisiyle, ekonomik büyüme tahminlerini yükseltti. Bu aşırı sağcı AfD'nin yükselişi nedeniyle zora giren Merz hükümetini rahatlatabilir.

Ekonomi Bakanlığı ekonomik büyüme tahminini 2026 için yüzde 1,3'e, 2027 için de yüzde 1,1'e çıkardı. Bu oranlar, Nisan ayındaki tahminlere kıyasla belirgin bir artışı yansıtıyor. Hükümet, Nisan ayındaki tahminlerinde 2026 için yüzde 0,5, 2027 içinse yüzde 0,9 büyüme öngörmüştü.

Friedrich Merz başbakanlığındaki hükümetin açıkladığı yeni tahminler, Almanya'nın önde gelen ekonomi enstitülerinin tahminleriyle aynı doğrultuda. Almanya'nın durgun ekonomisi, Merz hükümetine seçmen desteğinin gerilemesinde önemli bir etken olarak değerlendiriliyor. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi ve Sol Parti eyalet seçimlerinde büyük kazanımlar elde ederken, Merz'in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ağır yenilgileri göğüslemek zorunda kalmıştı.

Ekonomideki canlanmayı büyük oranda hükümetin borçla finanse ettiği altyapı yatırımları ve silahlı kuvvetlerin güçlendirilmesine yönelik yatırımlar tetikliyor.

Avrupa’nın büyük ekonomilerinde reel ücretlerin düşmesi bekleniyor

İtalya, İspanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ta reel ücretlerin 2026’nın ilk çeyreği ile 2027’nin ilk çeyreği arasında gerilemesi, Almanya’da ise artması bekleniyor. OECD'nin 2026 İstihdam Görünümü raporuna göre enflasyona göre düzeltilmiş reel ücretlerin, 2026’nın ilk çeyreği ile 2027’nin ilk çeyreği arasında İtalya, İspanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ta düşmesi, Almanya’da ise artması bekleniyor. İtalya ve İspanya’da reel ücretlerin en az 2027 sonuna kadar 2026’nın başındaki seviyesinin altında kalacağı öngörülüyor.

Euronews'un haberine göre, raporda, “Gelecekte jeopolitik belirsizlikler ve enerji maliyetlerindeki süreli bir artış, enflasyon üzerinde ek yukarı yönlü baskı yaratırken işgücü piyasalarını önemli ölçüde zayıflatabilir. Bu durum muhtemelen ücretleri baskılayacaktır,” denildi. Raporda tahminlerin, “Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı aksaklıkların önemli ancak görece kısa bir dönemle sınırlı olduğu varsayımına” dayandığı belirtildi.

IMF Başkanı: Küresel borç dünya ekonomisine eşitlenirken, kemer sıkma gündemde

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, ağır borçlu ülkelere kemer sıkma, merkez bankalarına ise sıkı duruş çağrısı yaptı; İran savaşının tetiklediği enerji krizi, rekor kamu borcu ve kredi destekli yapay zekâ yatırımları küresel ekonomiyi zorluyor.

Devletlerin ucuz para ve hızlı büyüme sayesinde borçlarını kontrol altında tutabildiği dönem sona erdi. IMF Başkanı, dünyanın dört bir yanında harcama disiplinine ve daha sıkı para politikasına ihtiyaç olduğunu söyleyerek uyarıda bulundu.

Gelecek hafta Bangkok’ta yapılacak IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantıları öncesinde, Çarşamba günü Singapur’da konuşan Kristalina Georgieva, politika yapıcıların mali sorunları çözmek için artık yalnızca yüksek büyüme oranlarına bel bağlayamayacağını vurguladı.

2030’dan önce küresel ölçekte borcun milli gelirin yüzde 100’ünü aşabileceği uyarısında bulunan IMF Başkanı, özellikle gelişmiş ekonomilerin bu konuda en kötü sicile sahip ülkeler olduğunu belirtti. Georgieva, “Oysa borcu yüksek olan gelişmiş ekonomilerde, tam da bu saatlerde ihtiyaç duyulan güvenilir orta vadeli mali konsolidasyon planları açısından kararlı bir adım göremiyoruz” derken, “bütçe alanı adeta yeniden doldurulmak için haykırıyor” ifadesini kullandı.

 

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.