11 Eylül 2026

Levent Gürses - Enflasyon hedefi yükselse de yeni OVP bir kez daha inandırıcı bulunmadı

levent-gurses-enflasyon-hedefi-yukselse-de-yeni-ovp-bir-kez-daha-inandirici-bulunmadi

Enflasyon hedefi yükselse de yeni OVP bir kez daha inandırıcı bulunmadı

Levent Gürses

Yeni Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan OVP planına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4 oldu. Enflasyonun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerilemesi öngörüldü. Böylece, ülke ekonomisinin üç yıllık yol haritasını çizen OVP’de enflasyon tahmini 12,4 puanlık sapma ile yüzde 28,4’e çıkarıldı.

Bütçe açığının millî gelire oranının ise yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Programda Türkiye'nin lojistik koridorlarda merkez ülke olması ve derin teknoloji AR-GE yatırımlarına ağırlık verilmesi hedefleniyor.

Ayrıca, OVP’den devasa özelleştirme çıktı. 2026 sonunda özelleştirme gelirinin 105 milyar düzeyinde gerçekleşmesi beklenirken, 2027-2029 döneminde 489,5 milyarlık özelleştirme hedeflendi.

KESK: Yıkım bütçesini kabul etmeyeceğiz

KESK, 2027-2029 dönemini kapsayan OVP'ye tepki göstererek programın emekçilerin gelir kayıplarını artıracağını, güvencesiz ve esnek çalışmayı yaygınlaştıracağını vurguladı. “Bu iktidarın orta vadeli programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur” diyen sendika programa karşı mücadele çağrısı yaptı.

Yeni Parti: İnandırıcılığını yitirdi

Yeni Parti, OVP'yi "İki yılda üç katına çıkan enflasyon tahminiyle program inandırıcılığını yitirdi" sözleriyle eleştirdi. Raporda, 2027 bütçesinde faiz giderlerinin sermaye harcamalarının iki katını aşacağına dikkat çekilirken, "gelir dağılımı için ölçülebilir hedefler konulmaması" ve "vergi gelirlerinin büyük bölümünün dolaylı vergilerden sağlanması" da eleştirildi.

Mahfi Eğilmez: Seçimler 2027'de mi yapılacak?

OVP'yi yorumlayan Hazine eski Müsteşarı, iktisatçı-yazar Dr. Mahfi Eğilmez, gelecek yıla ilişkin bütçe tahminlerini yorumlarken, "Seçim 2027'de mi?" diye soruyor ve şöyle yazıyor:

"2027 yılında bütçe açığının büyümesi, faiz dışı fazlanın ise azalması öngörülüyor. Üstelik bütçe açığındaki büyüme, faiz giderleriyle açıklanabilecek miktardan daha yüksek görünüyor.

Bunun arkasında faiz dışı giderlerin —personel giderleri, cari giderler ve yatırım giderleri— enflasyonun üzerinde artmasının öngörülmesi yatıyor.

Burada diğer yıllardaki genel tutarlılıktan bir miktar uzaklaşılıyor. Çünkü o bütçeyle seçime gitmek mümkün olabilir ama enflasyonu yüzde 21’e düşürmek pek mümkün olmaz.

Bu tablo elbette tek başına 2027 yılında seçim yapılacağı anlamına gelmiyor. Ancak bütçe göstergelerinde 2027 yılı için ortaya çıkan bu farklılaşma, seçimlerin 2027’de yapılıp yapılmayacağı sorusunu akla getiriyor.

Başka bir ifadeyle, OVP’deki bütçe rakamları 2027 yılı için seçim ekonomisi ihtimalini düşündüren bir görünüm sergiliyor. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ise önümüzdeki dönemde bütçe uygulamalarının nasıl şekilleneceği gösterecek."

Mahfi Eğilmez: Enflasyon tahmini gerçekçi

Dr. Eğilmez'in OVP'ye ilişkin bazı yorumları şöyle:

- OVP, bu yılın sonunda enflasyonun yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyor. Bu oran, TCMB’nin son tahmini olan yüzde 28’in 0,4 puan üzerinde. Bu nedenle söz konusu tahmini gerçekçi buluyoruz.

- Faiz giderlerinin 2027 yılında 2026 yılına göre yüzde 41’e yakın artması bekleniyor. Buna karşılık, sonraki yıllarda artış oranının hızla düşeceği öngörülüyor. Böyle bir gelişme bütçe dengesinin ve faiz dışı dengenin iyileşmesiyle mümkün olabilir. Nitekim OVP de bunu öngörüyor.

- Dış ticaret dengesi ise önceki tahminlere kıyasla çok büyük bir değişiklik göstermiyor. Dönemin 100-110 milyar dolar dolayında bir dış ticaret açığıyla geçmesi bekleniyor.

- En önemli konulardan birisi enflasyon oranlarıyla USD/TL kurları arasındaki ilişki. Tablo bize 2027’de kurdaki artışın enflasyona önceki yıllara göre daha yakınlaşacağını, 2028 ve 2029’da da kur artışının enflasyon ile neredeyse aynı düzeye geleceğini anlatıyor. - Buradaki enflasyon tahminleri gerçekleşirse, bu düzeltme olumlu görünüyor. Ne var ki bugün kurun geçmiş üç yıla göre düzeltilmiş düzeyinin yaklaşık 65 TL olması gerektiği düşünüldüğünde, bu düzeltmenin geçmiş baskılamayı gidereceğini kabul etmek pek mümkün görünmüyor.

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu: Yine inandırıcılıktan uzak bir OVP

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, BirGün gazetesindeki yazısında, yeni OVP'nin iktidarın ekonomi politikalarındaki başarısızlığı bir kez daha ortaya koyduğunu, enflasyon hedefleri yukarı çekilirken kemer sıkma politikasının korunduğunu ifade etti. Halka sunulanın ise gerçeklerden uzak yeni bir başarı hikâyesi olduğunu vurgulayarak, "Cevdet Yılmaz’ın açıklamalarını dinleyince, kandırılmak istendiğiniz duygusunu yaşıyorsunuz," dedi.

Enflasyonla mücadele programı rafa kalktı

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, OVP ile birlikte enflasyon programının rafa kalktığını belirterek, şöyle yazdı:

"OVP’ye göz atınca, öncelikle “dezenflasyon” programı olarak ilan edilen enflasyonu düşürme hedefinin rafa kaldırılması dikkat çekiyor. 2026 için ortaya konulan yüzde 16 enflasyon oranı, son Merkez Bankası Enflasyon Raporu’ndaki yüzde 28 güncellemenin bile az üzerine yüzde 28,4’e çıkarılmış. Ama daha önemlisi, geçen yılki OVP’de bir sonraki yıl, yani 2026, için yüzde 16 enflasyon tahmini söz konusuyken, bu kez bir yıl sonrası, 2027, için 5 puan yukarısı, yüzde 21 düzeyi metne girmiş. Bu oranın geçen OVP’de 2027 için konulan yüzde 9, yani tek haneli hedefin tam 12 puan üzerinde olduğunu belki söylemeye bile gerek yok.

Bir an için bu OVP’nin tüm hedeflerinin tutturulduğunu varsayalım. 2027'de yüzde 4,1 büyümesi potansiyelin altında bir performansa, yüzde 21 enflasyon Türkiye’nin bile kendi ortalamalarının üzerinde bir orana, yüzde 8,1 işsizlik ise dünya ortalamalarının çok üzerinde bir düzeye işaret ediyor."

"Bütün iyi ihtimalleri toplayıp..."

Nefes gazetesi yazarı Murat Muratoğlu, 2027-2029 dönemini kapsayan OVP hakkındaki yazısında şunları söyledi:

"Yine bütün iyi ihtimalleri aynı anda gerçekleşecekmiş gibi toplayıp program diye açıkladılar. Petrol ucuzlayacak... Turist daha çok para bırakacak... Dolar artacak ama enflasyondan daha yavaş olacak... Tüketim hızlanacak, yatırım hızlanacak, ekonomi büyüyecek, milyonlarca kişiye iş bulunacak...

Tamam… Bütçe bir süre daha açık verecek ama o kadar kusur kadı kızında da olur… Bütün bunlarla beraber enflasyon da yüzde 28,4’ten yüzde 9’a inecek. Adeta gülmeyi unutan yaşlı gözlere mutluluktan haber ver, Dilek Taşı programı bu… Efkarım birikti, sığmaz içime..."

"Harcamalar %38 artarken, enflasyon nasıl %21'e düşecek?"

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi, TCMB'nin eski baş ekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, sosyal medyada bir OVP sorusu sorarak yaklaşımını sergiledi: "2027'de faiz dışı bütçe harcamaları %38,4 artarken nasıl olacak da enflasyon %21'e düşecek?"

Ziraat Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı ve Başkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şenol Babuşçu ise, şu soruyu sordu:

"OVP’de 2027’den itibaren kur artışı ile enflasyonun birbirine yakın seyretmesi öngörülüyor. Son yıllarda kur enflasyonun gerisinde kalmasına rağmen, enflasyon yeterince düşürülemedi. Peki kur da enflasyon kadar artarsa hedeflenen dezenflasyon nasıl sağlanacak?"

Prof. Dr. Selva Demiralp: Maliyet üstlenmeden enflasyonun düşeceği varsayımı

Fed eski ekonomisti ve Koç Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp de şöyle yazdı:

"OVP bir kehanet olarak işe yaramıyor olabilir ama hükümetin bir yıl içinde neyi feda edip neyi etmediğini, çok net biçimde ele veriyor. OVP değerlendirmemin alt başlıkları:

* OVP'de pek çok tahmin yıldan yıla inip çıksa da büyüme hedefleri hiç değişmiyor. Neden?

* Büyüme değişmese de enflasyon hep düşüyor. Nasıl?

* Kontrollü kur politikasından 2027 itibarıyla vazgeçileceği varsayımı var (örtülü). Peki bu varsayım enflasyon tahminlerine yansımış mı?

* Acı reçetenin maliyetini üstlenmeden enflasyonun düşeceği varsayımı her sene tekrarlayan en kritik hata."

Yabancı bankaların 2027 ortası dolar kuru ortalama 56,4 TL

OVP'nin açıklanmasının ardından dolar/TL beklentileri yeniden gündeme geldi. Yabancı kurumların 2026 sonu beklentileri 49,07 ile 54,01 TL arasında değişirken, 2027’nin ikinci çeyreği için en yüksek tahmin 63,27 TL ile Danske Bank’tan geldi. 11 bankanın 2027 ortası dolar/TL kuru tahminlerinin ortalaması 56,37 TL oldu.

Yabancı bankaların 2026 sonu-2027 2. çeyrek itibarıyla dolar/TL kuru tahminleri şöyle:

ING: 55,30-57,60

SEB: 53.00-56,67

Danske Bank: 54,01-63,27

BBVA: 51,80-57,01

Swedbank: 50-55

Mizuho Bank: 51-55

Nomura: 51-54

Standard Chartered: 50,90-55,10

Commerzbank: 53-55

JP Morgan: 51,20-54,98

Citigroup: 51,97-56,55

Dolar kuru 2027'de yüzde 19,6 artacak

OVP'ye göre beklenen yıllık ortalama dolar kurları da şöyle:

2026 - 46,87 artış oranı %18,7

2027 - 56,05 artış oranı %19,6

2028 - 63,69 artış oranı %13,6

2029 - 68,83 artış oranı %8,1

 

Haftanın diğer önemli haberleri şöyle:

 

Sanayide daralma sürüyor: Üretim üç aydır düşüşte

Türkiye'nin sanayi üretiminde temmuz ayında hem aylık hem yıllık bazda düşüş kaydedildi. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış üretim aylık yüzde 1 azalırken, takvim etkisinden arındırılmış endeksteki yıllık düşüş yüzde 0,3 oldu.

Uzmanlar, sanayi üretiminde yavaşlamanın iç talep ve imalat tarafındaki ılımlı soğumayı teyit eder nitelikte olduğunu belirttiler.

Merkez Bankası açıkladı: Faiz oranında değişiklik yok

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit bıraktı. Kurul Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu.

Ekim toplantısında faiz indirimi olabilir

Merkez Bankası'nın kararını yorumlayan Prof. Dr. Emre Alkin, bankanın indirim yapma isteği olmasına karşın mevcut koşulların buna müsaade etmediğini vurgulayarak, "Merkez Bankası 'hevesim var ama sebebim yok' dedi.. Faiz değişmedi... Yıl bitmeden belki düşebilir" dedi.

Ekonomist İris Cibre de, dışsal arz şoklarının fiyatlara yansımaması durumunda Ekim ayı toplantısı için bir faiz indirimi kapısının aralanmış olabileceğine işaret etti.

Köprü ve otoyollar özelleştirme kapsamına alındı

15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet (FSM) köprüleri ile KGM'ye ait otoyollar da özelleştirme kapsamına alındı. T24 haber sitesine göre, uzmanlar, özelleştirme kapsamına alınan köprü ve otoyolların önemli bölümünün yapım maliyetini yıllar içinde çıkardığını savunurken, satıştan beklenen gelirin bütçe açığını kapatmaya yetmeyeceğine dikkat çekiyor. Sürecin yaklaşık 30 yıllık işletme hakkı devrini içerebileceği belirtiliyor.

Özelleştirme sürecine yakın kaynaklar, özellikle Fransızların köprü, otoyollar ve çevre otoyolları özelleştirmesiyle çok yakından ilgilendiğini, Ankara’da temaslarda bulunduğunu ve yetkililerle görüştüğünü söylediler.  Fransızların yanı sıra Japon ve Güney Koreli bazı şirketlerin de köprü ve otoyol özelleştirmesiyle ilgilendiği belirtiliyor.

Kaynaklar, IC İçtaş, Limak, Kalyon, Cengiz Holding’in köprü ve otoyol özelleştirmesinde öne çıkan potansiyel yatırımcılar olduğunu belirterek, "Söz konusu grupların özelleştirme sürecinde yer alması sürpriz olmaz" dedi.

Yol-İş ülke çapında eyleme hazırlanıyor

Yol-İş Sendikası, iki boğaz köprüsü ve KGM'nin işlettiği bazı otoyolların 30 yıla kadar özel işletmeye devredilmesine karşı gelecek haftadan başlayarak ülke çapında kademeli eylemlere hazırlanıyor. 46 bin 653 üyeli sendika, özelleştirmelerin kamu gelirlerinin yanında yaklaşık 2 bin Karayolları işçisini de etkileyeceğini açıkladı.

Halka maliyeti 21 milyar dolardan çok daha yüksek olacak

Yeni Parti Grup Başkanvekili köprüler ve otoyolların özelleştirilmesi hakkında şu tespitlerde bulundu:

- Cumhurbaşkanı, devlete ait olan ve her yıl en az 700 milyon dolar kazandıran bütün bu otoyol ve çevre yollarının 2031 yılı sonuna kadar satılmasını buyurmuş. Bu otoyollar ve köprüler 30 yıllığına satılmak isteniyor.

- Satılacak bu köprü ve otoyollardan bu yılın ilk yedi ayında 400 milyon dolar (18 trilyon lira) gelir sağlandı. Bu yıllık 700 milyon dolar, 30 yılda da 21 milyar dolar anlamına gelmektedir. İktidar kaç milyar dolar alıp da bu kadar geliri özel sektöre bırakacak?.

- Kaldı ki Devletin işlettiği Fatih Sultan Mehmet Köprüsünden geçen bir otomobil için vatandaşlar 59 lira öderken; özel sektörün işlettiği Osman Gazi Köprüsünden geçen bir otomobil için 1.170 lira vatandaş, bir bu kadar da kamu para ödemektedir.

- Devletin bu köprü ve otoyolları satarak vazgeçeceği gelirin yanı sıra bu köprü ve otoyolları satın alacak yandaş yerli/yabancı sermaye ilk günden itibaren geçiş ücretlerini artırıp, öbür köprü ve otoyolların seviyesine çıkaracaktır. Dolayısıyla bu satışın halka maliyeti 21 milyar dolardan çok daha yüksek olacaktır.

- Bu geçiş ücretleriyle yılda 700 milyon dolar getiren köprü ve otoyolları satıp, parasını önümüzdeki genel seçimleri Ak Parti kazansın diye harcamak bu ülkeye, bu millete ihanettir.

Ortadoğu gerilimi yükseldi, petrol tekrar 100 doları aştı

Ortadoğu’da tırmanan gerilim petrol fiyatlarını yeniden 100 doların üzerine taşıdı. Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı 11 Eylül cuma sabahı itibarıyla haftalık bazda yüzde 10,02 artarak 105,90 dolarda seyrediyor. Kasım vadeli Brent petrolün varili 10 Eylül Perşembe günü 109 doların üzerine çıktı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin İran'a ait petrol tankerlerine yönelik saldırılarına karşılık olarak ABD donanmasına ait USS Delbert D. Black (DDG-119) ve USS John Paul Jones (DDG-53) adlı iki savaş gemisinin balistik füzelerle hedef alındığını duyurdu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın ABD donanmasına ait gemileri hedef almaya devam etmesi halinde "tankerlerini kaybedeceğini" söyledi.

Analistler, karşılıklı saldırıların Basra Körfezi'nden petrol akışındaki aksamaların bir süre daha devam edebileceğine işaret ediyor.

Uçak biletlerine yüklü zam beklentisi

Petrol fiyatlarındaki artış, uçak biletlerinde "önemli düzeyde" zam beklentisini beraberinde getirdi. Ryanair CEO'su Michael O'Leary, yükselen jet yakıtı giderlerinin Avrupa genelinde finansal yapısı zayıf olan havayolu işletmelerini iflas riskine sürükleyebileceği yönünde uyarıda bulundu.

Vatandaşın kredi ve kart borcu 7,3 trilyon liraya dayandı

Yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri nedeniyle borçlanma hız kesmedi. Vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borcu, 21-28 Ağustos haftasında yaklaşık 130 milyar lira artarak 7 trilyon 284 milyar liraya yükseldi. Yılbaşından bu yana borçlardaki toplam artış 1 trilyon 425 milyar lirayı buldu.

Kredi kartları patladı: Türkiye Avrupa lideri!

Düşük maaşlar ve artan hayat pahalılığı yurttaşı kredi kartına yönlendirirken, Türkiye kredi kartı sayısında Avrupa'nın zirvesine çıktı. Mastercard verilerine göre ülkede 142 milyon kredi kartı bulunurken, 2025'te kartlı ödemelerin toplamı 24,1 trilyon liraya ulaştı.

Batık krediler 862 milyar liraya ulaştı

Bankaların kredi hacmi büyürken takipteki alacaklardaki artış dikkat çekti. 4 Eylül haftasında kredi hacmi 28,1 trilyon liraya, takipteki alacaklar ise 862,2 milyar liraya yükseldi.

Merkez Bankası'nın rezervleri 4 milyar dolar azaldı

Merkez Bankası'nın resmi rezerv varlıkları, 4 Eylül haftasında bir önceki haftaya göre yüzde 2,1 azalarak 184,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Toplam rezervler 4 Eylül ile biten haftada 3 milyar 951 milyon dolar azalarak 84 milyar 247 milyon dolar oldu.

Altın rezervleri 3 milyar 248 milyon dolar azalarak 117 milyar 89 milyon dolardan 113 milyar 841 milyon dolara indi.

DİSK: Emekçilerin sekiz aylık kaybı 1,8 trilyon lira

DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, DİSK-AR tarafından hazırlanan Ücret Kayıpları Raporu'nu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıkladı. Çerkezoğlu, 2026'nın ilk 8 ayında enflasyon ve vergilerin işçi ücretlerinde yarattığı toplam kaybın en az 1 trilyon 863 milyar lira olduğunu belirtti.

"ABD'den alınan petrolde ciddi bir sıçrama var"

Emekli büyükelçi Engin Solakoğlu, www.haber.sol.org.tr sitesindeki yazısında, yılın ilk yarısında Türkiye'nin ABD'den aldığı petrol miktarında ciddi bir artış olduğunu, oysa Rus petrolüne daha ucuz fiyat ödendiğini yazdı: Solakoğlu'nun yazısı şöyle: “Bu yılın ilk altı ayı içinde Türkiye’nin ABD’den aldığı petrol miktarında ciddi bir sıçrama yaşandı. (…) Oysa Türkiye Rusya’dan uluslararası piyasalara göre çok daha düşük fiyata petrol temin ediyordu. Brent tipi petrolün varili 80-90 ABD doları arasında değişir, Rus Ural petrolünün ortalama fiyatı 50-60 dolar bandında bulunurken, Türkiye Rusya’dan aldığı petrolün variline yaklaşık 38 ABD doları ödüyordu.”

Volkswagen'in dar geçitte; zorlu kurtarma planı açıklandı

Volkswagen Denetleme Kurulu'nun aylar süren müzakerelerden sonra yönetim kurulunun tasarruf paketini onayladığı bildiriliyor. Buna göre kurtarma planının yaklaşık %95’i uygulanacak. X'te Alper Üçok'un yazdığına göre, paketin onaylanabilmesi için bazı maddelerde düzenlemeler yapılıyor.

Yönetim kadrosu dahil olmak üzere 60.000’e kadar iş pozisyonu tehlike altında; bunlardan ilk etapta 47.200’ü, genel gider açığını kapatmak için ise ek olarak 13.000’i işten çıkarılacak. Yeniden yapılandırma en az 6,6 milyar Euro'ya, en kötü senaryoda ise 10 milyar Euro'ya mal olacak.

VW, Avrupa’da 500 binden fazla araçlık kapasite fazlasını azaltmak zorunda. Fabrikalar bu durumdan etkilenecek. Volkswagen’in Osnabrück’taki fabrikası, Almanya’da ilk olarak bir otomobil fabrikasının savunma sanayi tesisi olarak yeniden işlevlendirilmesi olacak.

Avrupa'nın doğal gaz stokları 15 yılın en düşük seviyesinde

Avrupa, dört yıl içinde ikinci kez enerji kriziyle karşı karşıya kalırken, doğal gaz depolarındaki doluluk son 15 yılın en düşük seviyesine geriledi. Ekonomi gazetesinin haberine göre, mevcut stokların ancak ılıman bir kış için yeterli olabileceği belirtilirken, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması halinde depoların doluluk oranının gelecek nisanda yüzde 14'e kadar düşebileceği öngörülüyor.

Diğer yandan kış gelmeden ve depolar göreceli olarak dolu değilken, Avrupa’da doğal gaz fiyatları 2023'ten bu yana ilk kez 80 €/megavat-saatın üzerine çıktı. Brent petrolün de varil fiyatı 100 doların üzerine çıkarken, uzun süren yüksek enerji fiyatları, enflasyonu körükleyip Avrupa'yı daha geniş çaplı bir krize sürükleme tehdidi oluşturduğu için riskler artıyor...

"YZ, 2030'a kadar insanlığın sonunu getirebilir"

İstifa eden Anthropic araştırmacısının son açıklaması tartışmaları beraberinde getirdi. Anthropic araştırmacısı Jacob Coxon, yapay zekânın insanı durdurmak için adımlar atacağını, insanlığın yok olma ihtimalinin yüzde 10’un üzerinde olduğunu vurguladı.

Yapay zekânın merkezinde çalışan araştırmacı, "Kendini geliştiren süper zekâya doğru yarışıyorlar ve hayatlarımızla kumar oynuyorlar," dedi. Coxon ayrıca, yapay zekayı geliştiren kişilerin bu teknolojinin 2030’a kadar insanlığın sonunu getirebileceğine gerçekten inandığını söyledi.

ABD ve Avrupa borsalarında satış baskısı: Gözler Ortadoğu’da

Ortadoğu'da tırmanan gerilim ve enerji arzına ilişkin endişeler ABD ve Avrupa borsalarında satış baskısını artırdı. Brent petrolün varil fiyatı 100 dolar seviyesine yaklaşırken, 10 Eylül Perşembe kapanış itibarıyla haftalık bazda yüzde 2,53, S&P 500 yüzde 1,64, Nasdaq yüzde 1,6 değer yitirdi.

Avrupa borsaları da geri çekiliyor. Alman DAX endeksi haftalık yüzde 2,63, Fransa'da CAC 40 yüzde 1,96, Britanya'da FTSE 100 yüzde 1,93 geriledi.

Geçen hafta en çok değer kazanan endeks yüzde 5,18 ile Rusya'nın RTSI endeksi oldu.

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi de yüzde 2,72 yükselişle kapattı.

Tahvil faizlerinde rekor seviyeler

Enflasyonist baskılar ve kamu borcu endişeleriyle ABD'nin 10 yıllık tahvil getirileri yüzde 4,83 seviyesine ulaştı. Avrupa kanadında ise Alman 10 yıllık tahvil faizleri %3,51’e yükselerek 2009 yılından bu yana en yüksek seviyesini gördü.

Gümrük vergilerine rağmen ABD'nin dış açığı düşmüyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergileri de ABD'nin dış ticaret açığını düşüremiyor. ABD'nin Temmuz dış ticaret açığı 89 milyar dolara ulaştı. Haziranda 71 milyar dolardı. ABD’nin Temmuz ithalatı 399,3 milyar dolar, ihracatı 310,7 milyar dolar.

Çin'de güneş enerjisi ilk kez kömürü geçti

Çin’in güneş enerjisinden elektrik üretim kapasitesi (1.288 GW) ilk kez Temmuz ayında kömürünkini (1.285) aştı. Ancak, yılın ilk yarısında Çin'de elektrik üretiminde rüzgar ve güneşin toplam payı %24.6 iken kömürün payı %49.7 (ilk kez %50'nin altı) oldu.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.