Levent Gürses - En büyük enerji krizinin başındayız, Nisan daha da kötü geçecek
En büyük enerji krizinin başındayız, Nisan daha da kötü geçecek
Levent Gürses
Pakistan’ın başkenti İslamabad’taki ABD-İran ateşkes görüşmelerinin geçen hafta sonu bir anlaşma ile sonuçlanmaması ve ABD’nin Hürmüz Boğazı’na abluka altına alacağını ilan etmesi üzerine umutlar azalmıştı. Ancak, hafta içinde kalıcı bir ateşkes sağlanmasına yönelik görüşmeler etrafındaki artan iyimserlik piyasalara fazlasıyla olumlu yansıdı.
Wall Street tarihi rekorlarından birini kırdı, petrol sert düştü; varil fiyatı tekrar 100 doların altına indi, bir ara 95 doların altını gördü. Atın fiyatları yükseldi; ons fiyatı 4.800 dolara kadar çıktı ve hatta dünya ekonomisinin barometresi denilen bakır fiyatları bile arttı.
Ve tüm bunlar uzmanların; ‘Tarihin en büyük enerji krizine giriyoruz’ sözlerine rağmen gerçekleşiyor. Ateşkese dair bir belirti olmamasına ve hatta müzakerelerin yeniden başlaması için yer ve zaman konusunun konuşulmamasına karşın olumlu mesajlar geliyor ve sanki piyasalarda bir bahar havası var.
Tarihin en büyük enerji krizi, çıkmak da uzun ve pahalı olacak
Oysa tarihin en büyük küresel enerji krizinin daha yeni başladığı, krizden çıkma sürecinin uzun ve pahalı olacağı belirtiliyor. Geçici bir ateşkes ucuz petrol ve doğalgazın aktığı savaş öncesi döneme geri dönmemizi sağlayamayacak.
BBC Türkçe’ye göre bunun altı nedeni var. En önemlisi; petrol sıkıntısı daha yeni başlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, “Nisan ayı Mart ayından çok daha kötü olacak. En temkinli tahminlere göre bile arz açığı iki katına çıkacak” diyor.
Basra Körfezi’nden petrol taşıyan bir tankerin alıcılara ulaşması bir ila bir buçuk ay sürüyor ve savaş tam bir buçuk ay önce başladı. Hürmüz Boğazı bu sürede fiilen kapalı kaldığı için, dünya yeni yeni petrol arzı eksikliğiyle karşı karşıya kalmaya başlayacak.
Hürmüz Boğazı açılsa da ideal koşullar altında, arzın toparlanması bir ila bir buçuk ay sürebilir. Ancak, ABD Enerji Bakanlığı’nın istatistik birimi petrol kıtlığının 2026 yılının sonuna süreceği öngördü.
Doğal gaz krizi petrol şokundan daha beter
İkinci neden doğalgaz krizi petrol krizinden daha kötü olacağı yönündeki beklentiler... Çünkü, sıvılaştırılmış gaz arzını hızla eski haline getirmek mümkün olmayacak ve Katar’dan deniz yoluyla sevkiyat için alternatif bir güzergah yok. Dahası, gelecek belirsiz ve bu da gaz fiyatlarını önümüzdeki aylarda yüksek tutmaya devam edecek. Üçüncü neden başta katar olmak üzene Ortadoğu’daki tesislerde yıkımın onarımının aylar sürecek olması... IEA’ya göre, Ortadoğu ülkelerindeki 40’tan fazla petrol ve gaz tesisi savaşta hasar gördü.
Hürmüz açılsa bile tünelin sonu değil, dünya enerji sistemi sil baştan
Fatih Birol, sözleri çok uyarıcı; “Hürmüz yarın açılsa bile tünelin sonuna geldik diye düşünmeyin. 1970’lerdeki iki petrol krizinden sonra gelişmekte olan birçok ülke dış borç batağına saplandı. Ekonomik ve sosyal neticeler doğdu. Nisan, böyle bir sürecin başladığı bir ay olabilir. Dünya enerji sistemi yeniden şekillenebilir. Ciddi bir değişim ve sıçramalar görebiliriz” dedi.
IEA Başkanı: Kriz öncesi seviyelere dönüş 2 yıl kadar sürebilir
IEA Başkanı Fatih Birol geçen hafta art arda önemli açıklamalar yaptı. Ortadoğu’daki çatışmaların ardından yükselen petrol fiyatlarının “sorunun ciddiyetini yansıtmadığını” ve piyasa algısı ile sahadaki gerçekler arasında “kopukluk” olduğu söyledi.
Birol, analizlerinin kriz öncesi seviyelere dönüşün 2 yıla kadar sürebileceğini gösterdiğini dile getirdi. Ortadoğu’da çatışmaların başlamasının ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla enerji akışında yaşanan aksamaya değinen Birol, bunun “tarihteki en büyük enerji güvenliği tehdidi” olduğunu kaydetti.
Birol, son dönemde yaşananları tarihteki enerji krizleriyle kıyaslayarak, 1973 ve 1979’da yaşanan petrol krizlerinden günlük yaklaşık 5’er milyon varil arz kaybı yaşandığını, bu krizlerin birçok ülkede resesyona, yüksek enflasyona ve bazı gelişmekte olan ülkelerde borç sorunlarına yol açtığını anlattı. Mevcut durumda ise günlük arz kaybının 13 milyon varile ulaştığını belirten Birol, bu kaybın geçmiş krizlerin üzerinde olduğuna dikkati çekti.
Gelişmelere ve piyasa tepkilerine bakalım önce:
ABD Başkanı Donald Trump, 16 Nisan Perşembe günü İranlı yetkililerle bu hafta sonu görüşmelere dönebileceklerini belirterek, “İran’la anlaşma yapmaya çok yakınız” diye konuştu. Lübnan ve İsrail’in 10 günlük ateşkes konusunda anlaşmaya vardıklarını duyuran ve İran ile bir anlaşmaya varılmaması halinde çatışmaların yeniden başlayacağını ifade eden Trump, “İran, nükleer silah sahibi olmamayı çok kesin bir şekilde kabul etti. Ayrıca yer altındaki nükleer maddeleri de bize teslim etmeyi kabul ettiler” dedi.
İranlı bir yetkili de, “Ateşkesin uzatılması için umutlar arttı” şeklinde açıklamasıyla umutları artırırken, gözler ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açabilecek daha geniş bir anlaşmada... İran tarafının, ABD ile çatışmaların başlamasını önleyecek bir anlaşma sağlanması durumunda gemilerin Hürmüz Boğazı’nın Umman tarafından geçmesine izin verebileceği teklifinde bulunduğu belirtiliyor.
Wall Street Journal gazetesine göre, geçen hafta sonu Pakistan’da yapılan ilk müzakerelerin bir anlaşma sağlamaması üzerine Washington ve Tahran, prensipte yeni görüşmeler yapmayı kabul etti ancak her iki tarafın da toplantı için bir zaman veya yer belirlemediğini bildirdi.
Petrol fiyatları düşüyor, borsalar yükseliyor
Henüz resmi bir ateşkes anlaşması olmamasına, yeniden görüşme masası bile kurulmamasına rağmen petrol fiyatları varil başına 100 doların altına indi. Özellikle ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukası devam ederken ve üst düzey İranlı komutanın, Washington’ı ablukaya devam etmemesi konusunda uyarmasına rağmen, geçen hafta bazı gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ileri sürüldü. Reuters ayrıca, İran’ın bir barış anlaşmasının parçası olarak, gemilerin saldırı riski olmadan boğazın Umman tarafında serbestçe seyretmesine izin vermeyi düşünebileceğini bildirdi.
Bu nedenlerle ham petrol fiyatları sert düşüşler yaşadı ve ABD-İran geriliminin azalacağına dair umutlar, olası yükselişi büyük ölçüde engelledi.
Wall Street, bu haberlere teknoloji şirketlerinin üç aylık olumlu bilançolarının da etkisiyle olumlu tepki veriyor. S&P 500 ve teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksleri rekor seviyelere ulaşmıştı. ABD’nin ötesinde, Japonya’nın Nikkei 225 endeksi de tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Griffin: Hürmüz Boğazı açılmazsa dünyanın resesyona girmesi kaçınılmaz
Dünyanın en büyük hedge fonunun sahibi, milyarder yatırımcı Ken Griffin, Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması halinde dünyanın küresel bir resesyonla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Griffin, Semafor World Economy Forum’da yaptığı konuşmada, “Bu gerçekten dünya ekonomisi için çok, çok tehlikeli bir an. Makroekonomik açıdan bakıldığında temel kriter, Ortadoğu’dan enerji ürünlerinin kesintisiz akışının yeniden başlaması ve bu geçiş ücretleri olmadan, taciz olmadan olmalı” ifadelerini kullandı.
Griffin, “Eğer Hürmüz fiilen kapalı kalırsa önümüzdeki 6 ila 12 ay boyunca, dünya bir resesyonla karşı karşıya kalacak” diye ekledi.
HSBC: İran savaşı küresel ekonomide güveni sarsıyor
HSBC Bank’ın CEO’su Georges Elhedery, İran’daki savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin hissedilmeye başladığını belirterek artan belirsizliğin iş dünyasında güveni zayıflattığını söyledi. Bankanın CEO’su çatışmanın süresi konusundaki belirsizliğin yalnızca Ortadoğu’yu değil, küresel ekonomiyi de etkilediğini vurguladı. HSBC Yönetim Kurulu Başkanı Brendan Nelson da enerji kaynaklı maliyet artışlarının küresel ekonomi için en büyük risklerden biri haline geldiğini söyledi. Nelson’a göre enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyonu artırırken aynı zamanda ekonomik büyümeyi baskılıyor.
IMF Türkiye’nin büyüme tahminini yüzde 4,2’den 3,4’e düşürdü
Ortadoğu’daki savaş, beklendiği gibi büyüme tahminlerinde revizyonu beraberinde getirdi. Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye için bu yılki büyüme beklentisini yüzde 4,2’den yüzde 3,4’e düşürdü. Enflasyonun 2026 yıl sonu enflasyonunun yüzde 28,6 ve 2027’de yüzde 21,4 olacağı öngörüldü. Küresel büyüme için de 0,2 puanlık aşağı yönlü revizyona gidildi.
IMF ve Dünya Bankasının her yıl Nisan’da yapılan Bahar Toplantısı vesilesiyle Dünya Ekonomisinin Görünümü Raporu’nun Nisan sayısı yayımlandı, savaş nedeniyle küresel ekonominin bir kez daha rotasından çıkma tehdidiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Küresel ekonomik büyüme hızının 2025’teki yüzde 3,4 seviyesinden 2026’da yüzde 3,1’e yavaşlamasının, 2027’de ise yüzde 3,2 olmasının beklendiği bildirildi. Bu Ocak tahminine göre bu yıla ilişkin 0,2 puan aşağı yönlü revizyon anlamına geliyor. Küresel ekonomik büyümenin orta vadede yüzde 3,7’lik tarihsel ortalamasının altında kalarak bu oranlarda seyretmesinin beklendiği aktarılan raporda, savaş olmasaydı küresel ekonomik büyüme tahmininin yukarı yönlü revize edileceğine işaret edildi.
Küresel enflasyon tahminleri yükseltildi, yüzde 4,4 çıkarıldı
Enflasyon tahminlerinde ise yukarı yönlü revizyonlara gidildiği belirtilen raporda, küresel manşet enflasyonun bu yıl yüzde 4,4’e yükselmesinin ardından 2027’de yüzde 3,7’ye gerilemesinin beklendiği aktarıldı. Raporda, enerji fiyatlarında daha büyük ve kalıcı artışların olduğu olumsuz bir senaryoda küresel ekonomik büyümenin 2026’da yüzde 2,5’e gerilemesi ve enflasyonun yüzde 5,4’e ulaşmasının beklendiği belirtildi.
Büyük ekonomilerde büyüme tahminleri aşağı çekildi
ABD ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin bu yıl için yüzde 2,4’ten 2,3’e düşürülürken gelecek yıl için yüzde 2’den 2,1’e çıkarıldı. Euro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 1,3’ten 1,1’e indirildiği vurgulanan raporda, bölge ekonomisinin gelecek yıla ilişkin büyüme tahmininin de yüzde 1,4’ten 1,2’ye çekildiği ifade edildi.
IMF’nin raporunda, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomileri grubunda ise Çin ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin bu yıl için yüzde 4,5’ten 4,4’e indirilirken gelecek yıl için yüzde 4 olarak korunduğu belirtildi.
Georgieva: En umut verici senaryomuz bile aşağı yönlü revizyon içeriyor
IMF Başkanı Kristalina Georgieva “Aslında bu şok olmasaydı, küresel büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ediyor olacaktık. Ancak şimdi, en umut verici senaryomuz bile büyümede aşağı yönlü bir revizyonu içeriyor” dedi.
Georgieva, “yeni barış kalıcı olsa bile” büyümenin daha yavaş olacağını ifade ederek, enerjide arz şokunun büyük, küresel ve asimetrik olduğunu, dünyanın günlük petrol akışının yaklaşık yüzde 13, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışının ise yüzde 20 kesintiye uğradığını, enerji maliyetlerinin arttığını ve tedarik zincirlerinin dünya genelinde bozulduğunu aktardı.
Arz kesintilerinin dalga etkisi yarattığını ve bir süre daha yaratmaya devam edeceğini anlatan Georgieva, minimum akış seviyelerinin korunamaması nedeniyle bazı petrol rafinerilerinde kapanmalar yaşandığını, rafine ürünlerde, özellikle dizel ve jet yakıtı arzında yaşanan sıkıntıların ulaşım, ticaret ve turizm faaliyetlerini sekteye uğrattığını anlattı.
Açlık çekenlerin sayısı 360 milyonun üzerine çıkarabilir
Georgieva, taşımacılıkta yaşanan sorunların gıda güvenliğini de tehdit ettiğine işaret ederek, bu durumun en az 45 milyon kişinin daha gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmasına yol açabileceğini ve dünya genelinde açlık çekenlerin sayısını 360 milyonun üzerine çıkarabileceğini ifade etti. Yüksek gübre fiyatlarının bu tabloyu daha da ağırlaştırabileceğini belirten IMF Başkanı Georgieva, kükürt, helyum ve nafta gibi kritik girdilere bağımlılığın, çip üretimi, tıbbi görüntüleme ve plastik sanayi gibi alanlarda tedarik zinciri aksaklıklarına yol açtığına dikkati çekti.
Şimdi Türkiye ekonomisine bakalım. Yanı başımızdaki savaş Türkiye ekonomisini sert dalgalarla dövüyor. Özellikle akaryakıta yapılan zamlar uçak biletinden gıdaya kadar her şeye zam olarak yansırken, bütçe açığı ve cari açık artıyor, uluslararası kuruluşlar enflasyon tahminlerini yukarı çekiyor.
Akaryakıt fiyatlarında dalgalanma sürüyor
ABD-İran arasındaki görüşmelerin belirsizliği nedeniyle petrol fiyatlarında dalgalanma devam ediyor. Motorine 15 Nisan’da litre başına 3,33 lira zam geldi. Böylelikle motorin İstanbul’da 75,61 liraya, Ankara’da 76,73 liraya ve İzmir’de 77,01 liraya yükseldi. Benzinde ise bir fiyat değişimi yaşanmadı. İstanbul’da 62,64 liradan, Ankara’da 63,59 liradan, İzmir’de ise 63,88 liradan satılıyor. 17 Nisan’da ise motorine 4,04 TL fiyat indirimi uygulandı. Ancak hafta ortasında yine zam yapılması bekleniyor.
Uçak bilet fiyatlarına dev zam; %35’e varan yeni zam ‘kaçınılmaz’
Türkiye’de iç hat uçuşlarında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından belirlenen tavan fiyatlar 6 bin 100 liradan 6 bin 990 liraya çıkarıldı. Yapılan bu yüzde 15’lik resmi artışa rağmen, sektör temsilcileri ve uzmanlar bu zammın maliyetleri karşılamaya yetmediğini, bilet fiyatlarında yüzde 25 ile yüzde 35 arasında daha fazla artışın yolda olduğunu vurguluyor.
Bloomberg HT’ye değerlendirmelerde bulunan havacılık uzmanı Güntay Şimşek, havayolu şirketlerinin üzerindeki maliyet baskısının sadece jeopolitik gerilimlerle açıklanamayacağını belirtti. Şimşek, uçak yakıtı fiyatlarının ton başına 800 dolardan 1600 dolara yükselmesinin sektörü çıkmaza soktuğunu ifade etti.
Uçak yakıtında Türkiye’de tedarik sorunu yok ama maliyet yüksek
Avrupa ve Çin’de uçak yakıtı üretimine dair sıkıntılar yaşanırken, Türkiye’nin yakıt tedarikinde şimdilik bir sorun yaşamadığı belirtiliyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Eğer Körfez bölgesindeki tedarik problemleri çözülmezse, global ölçekte 3 saatin altındaki kısa mesafeli uçuşlar için yakıt verilememesi gibi krizler gündeme gelebilir. Türkiye havacılıkta potansiyelini korusa da yüksek maliyetler havayolu şirketlerinin gelirlerini sınırlı tutmaya devam ediyor.
Fitch görünümünü durağana çevirdi, enflasyon tahminini yükseltti
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu “BB-” olarak korurken, kredi notu görünümünü ‘pozitif’ten ‘durağan’a çevirdi. Görünüm revizyonunun, İran savaşının başlamasından bu yana Türkiye’nin döviz rezervlerinde yaşanan belirgin düşüşten kaynaklandığı ifade edildi.
Merkez Bankası’nın Türk lirasını desteklemek amacıyla piyasaya 50 milyar doların üzerinde döviz sattığı belirtilirken, savaşın uzaması halinde dış borç ödemeleri ve enflasyon görünümünde daha fazla bozulma yaşanabileceği kaydedildi.
Fitch, enflasyon tahminini 2026 sonu itibarıyla 2 puan artırarak 27’ye yükseltti. Kurum 2027 yılı sonunda ise enflasyonun yüzde 21’e gerileyeceğini öngörüyor. Büyüme tarafında ise Fitch, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 3,6 büyümesini, 2027’de ise yüzde 4,2 ile ivme kazanacağını öngörüyor.
Bir yılda 239 milyar dolar dış borç ödenecek ve rezervlere oranla yüksek
2026’a cari açığın yüksek enerji fiyatları nedeniyle büyüyeceğini ve 2027’de daha da genişleyeceğini öngören Fitch, eğer petrol fiyatları varil başına 20 dolar daha artarsa, cari açığın milli gelirin yüzde birinden fazla büyüyeceği ve enflasyonu ek olarak körükleyeceğini belirtildi.
Türkiye’nin dış finansman ihtiyacının yüksek seyrini sürdürdüğüne vurgu yaparak önümüzdeki 12 ay içinde vadesi dolacak dış borcun 239 milyar dolar seviyesinde olduğu ve bu tutarın döviz rezervlerine kıyasla yüksek kaldığı belirtildi.
İlk çeyrekte faize milyarlar aktı, her 100 liranın 20’si faize gitti
Ortadoğu’da yaşanan savaşın ilk ayında bütçe açık verdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Mart ayı bütçe verilerini açıkladı. Merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 460,4 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 230,5 milyar TL; bütçe açığı da 229,9 milyar TL oldu. Ocak-Mart döneminde ise merkezi yönetim bütçe giderleri 4 trilyon 425,4 milyar TL, bütçe gelirleri 4 trilyon 5,4 milyar TL olurken üç aylık bütçe açığı 420 milyar TL olarak gerçekleşti.
Bütçe giderleri içinde faiz kalemi yüksek seviyelerini koruyor. Mart’ta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 46,3 artarak 236 milyar TL’ye ulaşan faiz giderleri, toplam bütçe harcamalarının yüzde 16’sını oluşturdu. Bu dönemde, faiz giderlerinin 180,2 milyar TL’sini iç borç faiz ödemeleri, 30,2 milyar TL’sini dış borç faiz ödemeleri oluşturdu.
Faize ayrılan kaynak, kamunun sosyal ve kamusal hizmet harcamalarının önüne geçti. Birgün gazetesinin haberine göre, İlk 3 ayda sağlık hizmetleri için 376,1 milyar TL, eğitim hizmetleri için 605,3 milyar TL, sosyal güvenlik ve sosyal yardımlaşma için 773,5 milyar TL kaynak aktarılırken faiz gideri 876,1 milyar liraya ulaştı.
İlk 3 ayda merkezi bütçeden harcanan her 100 liranın 20 lirası faize gitti. Her 100 liranın 17,5 lirası sosyal güvenlik ve sosyal yardımlara, 14 lirası eğitime ve 8,5 lirası ise sağlığa harcandı.
Vergiler artsa da giderlere yetmedi
Mart’ta merkezi yönetim bütçe gelirlerinin yüzde 85,9’unu oluşturan vergi gelirleri yıllık bazda yüzde 63,9 artarak 1,1 trilyon TL düzeyine ulaştı. Gelir vergisi yıllık bazda yüzde 81 artışla 312,3 milyar TL’ye yükselirken Kurumlar Vergisi de yaklaşık 4,5 katına çıkarak 22,3 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Mart’ta ÖTV gelirleri yıllık bazda yüzde 29 artarak 171,1 milyar TL oldu. 5 Mart’ta uygulamaya konan eşel mobil sisteminin etkisiyle petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV’deki artış yıllık bazda yüzde 11,6 ile sınırlı kaldı. Petrol ve doğalgaz ürünlerinden Ocak ve Şubat aylarında 49 milyar TL ve 44 milyar TL toplanan ÖTV, Mart ayında 36 milyar liraya geriledi.
Cari açıkta son 10 ayın en yüksek seviyesi
Merkez Bankası tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, Şubat 2026’da cari işlemler hesabında 7 milyar 501 milyon dolarlık, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında da 1 milyar 462 milyon dolarlık açık verildi. Böylece cari açık, 2025 Nisan’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu dönemde, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7 milyar 478 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıllık bazda Şubat ayında cari açık yaklaşık 35,4 milyar dolar olurken ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesinde 73,2 milyar dolarlık açık oluştu.
Merkez Bankası'nın 2025 zararı 1 trilyon TL'yi aştı
Merkez Bankası'nın 2025 bilançosu açıklandı. Banka özellikle kur korumalı mevduat ödemeleri nedeniyle bir trilyon liranın üzerinde dönem zararı kaydetti. Bankanın aktif toplamı 12 trilyon 403 milyar 663 milyon 86 bin 819 lira düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde bankanın altın mevcudu, 4 trilyon 817 milyar 61 milyon 208 bin 973 lira oldu.
Geçen yıl sonu itibarıyla TCMB'nin ihtiyat akçesi tutarı 334 milyon 168 bin 579 lira olarak kaydedildi. Bu sonuçlarla Banka'nın 2025 dönemi zararı, 1 trilyon 64 milyar 875 milyon 321 bin 767 lira oldu.
Sofralar küçülüyor, okul çağında iki çocuklu aileler en sert darbeyi aldı
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün İdeal Beslenme Endeksi raporu yayımlandı. Raporda, sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyetinin 2026’nın ilk 3 ayında bazı hanelerde yüzde 20’yi aşan bir artış gösterdiği kaydedildi. Gıda fiyatlarındaki artışın gelir gruplarını eşit etkilemediği, yoksul kesimin bu artıştan orantısız şekilde etkilenerek gelirinin yüzde 30,4’ünü gıdaya ayırdığı vurgulandı. En yüksek gelir grubunda bu oran yalnızca yüzde 12,8 seviyesinde.
Okul çağında iki çocuklu 4 kişiden oluşan aile grubunda en sert artış meydana geldi. 3 aylık kümülatif maliyet artışı yüzde 20,2 olarak hesaplandı. Bebekli ve yaşlı bireyli geniş ailede 3 aylık maliyet artışı yüzde 18,1 oldu. Özellikle ergenlik çağındaki çocukların bulunduğu hanelerde, Ocak-Mart dönemindeki sırasıyla yüzde 10,4, yüzde 4,4 ve yüzde 4,3 olan aylık artışların birleşmesiyle bütçeler tamamen sarsıldı.
Üç İstanbulludan biri marketten kıstı, iş bulma umudu azaldı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) Mart ayı gündem araştırması sonuçlarına göre ise; İstanbulluların yüzde 31,9’u bir önceki aya göre market harcamalarını azalttığını söyledi. Katılımcıların yüzde 55,6’sı son bir ayda dışarıda yeme-içme alışkanlıklarını azalttığını, yüzde 48,4’ü ise giyim alışverişinde daha sınırlı harcama yaptığını ifade etti. “Hanenizde yeterli gıdaya ulaşma konusunda endişe duydunuz mu” sorusuna katılımcıların yüzde 35,1’i “evet” yanıtını verdi.
Araştırmada, öğrencilere ve iş arayan ama bulamadığını belirten katılımcılara “Yakın dönemde iş bulacağınıza inanıyor musunuz” sorusu yöneltildi. Katılımcıların yüzde 30,2’si yakın zamanda iş bulacağına inanırken, yüzde 25,6’sı kararsız olduğunu, yüzde 44,2’si ise iş bulacağına inanmadığını belirtti.
En yüksek artış sebze meyvede
TÜİK, Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin 2026 yılı mart ayında bir önceki aya göre yüzde 3,85 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 12,88 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 36,09 artış ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 39,25 artış gösterdiğini açıkladı. Verilere bakıldığında yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 56,36 çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup ise yüzde 20,37 artış ile sebze ve meyvelerde oldu.
TMSF, Tekfen’in dev fabrikasını satışa çıkardı
Türkiye’nin sanayi tarihinde önemli bir yere sahip olan Tekfen Holding’e kayyum atanmasının ardından varlık satışına başlandı. TMSF, grubun en büyük fabrikasını resmen satışa çıkardığını duyurdu.
Satışa konu olan dev tesis, ağır çelik imalatı alanında Türkiye’nin en yetkin noktalarından biri olarak biliniyor. 19 bin 250 metrekaresi kapalı olmak üzere toplamda 49 bin 500 metrekarelik devasa bir alan üzerine kurulu olan fabrika, teknik donanımı ve üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. Tesisin satış için belirlenen muhammen (en düşük) bedeli ise 1 milyar 180 milyon TL olarak ilan edildi.
78 yıllık ayakkabı devi Yeşil Kundura iflas etti
Türkiye’nin 78 yıllık ayakkabı şirketi HK Kundura (eski Yeşil Kundura) iflas etti. İstanbul Anadolu 2’nci Asliye Ticaret Mahkemesi, HK Kundura’nın 9 Nisan 2026’da iflasını açıkladı. İflas kararıyla birlikte şirkette görevlendirilen konkordato komiserlerinin görevlerine son verildi.
Yeşil Kundura’nın temelleri Yeşil Kardeşlerin açtığı ilk ayakkabı atölyesinde 1948 yılında atıldı. Şirket uzun yıllar İstanbul’da faaliyet gösterdi. Cevizlibağ’daki binanın altında mağazası bulunan şirketin adı, 2025 yılında HK Kundura olarak değiştirildi. Yeşil GYO’nun iflası da geçtiğimiz ay açıklanmıştı.
Türk tekstil devi Settriko iflas etti
Türkiye pazarında Boyner, DeFacto ve LC Waikiki gibi firmalara üretim gerçekleştiren Türk tedarik şirketi Settriko Tekstil, bir süredir devam eden mali zorlukları aşamayarak faaliyetlerine son verdi. 2008 yılında kurulan şirket, hem iç pazarda hem de uluslararası arenada dev markaların tedarik zincirinde kritik bir rol üstleniyordu.
İstanbul’da 3 bin metrekarelik tesisinde üretim yapan Settriko, yıllık ortalama 1 milyon 700 bin adetlik üretim hacmine sahipti. Dev firmanın üretim yaptığı markalar arasında Inditex, Dunnes Stores ve Liberty gibi küresel grupların yanı sıra Weirdfish, Seven Sisters, Voice ve Missamerica gibi özel markalar yer alıyordu.
Otomotiv sektöründe daralma yaşanıyor
Otomotiv sektöründe 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler, üretimde sınırlı bir gerilemeye işaret etti. Türkiye’nin toplam otomotiv üretimi yılın ilk üç ayında yüzde 7 azaldı. İhracat adetlerinde de düşüş görülürken, daha yüksek katma değerli araçların etkisiyle ihracat gelirinin yüzde 3 arttı. Üretimde en sert gerileme ilk 3 ay itibarıyla yüzde 37 ile traktör sektöründe yaşandı, iç pazardaki daralma yüzde 56’ya ulaştı.
Kira artışında yüzde 78 ile açık ara Avrupa birincisiyiz
Türkiye yüzde 78 ile kira artışında Avrupa’da açık ara ilk sırada. Euronews’ün haberine göre 2025 verileri incelendiğinde, Türkiye’de yıllık kira artışı yüzde 77,6 ile açık ara en yüksek oran olarak kaydedildi. Aynı listede Avrupa’da ikinci sırada yer alan Karadağ’da ise kira artışı yüzde 18,5 seviyesinde kaldı.
Çin'in ilk çeyrek büyümesi beklentilerin üzerinde gerçekleşti
Çin ekonomisi, güçlü ihracat talebi ve yıllarca süren düşük performansın ardından iç tüketimin de toparlanmasıyla 2026 yılının ilk çeyreğinde beklentilerin üzerinde büyüdü. GSYİH yıllık bazda %5 artarak Pekin'in yıllık hedefinin üst sınırına ulaştı.
Bu rakam, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan Çin'de petrol talebi konusunda bir miktar iyimserliği artırdı, ancak diğer birçok veri, ilk çeyreğin sonuna doğru ekonomik ivmenin yavaşladığını gösterdi.
Geçen haftanın diğer önemli gelişmeleri şöyle:
- TÜİK verilerine göre, inşaat üretimi şubatta yüzde 1,3 azalırken, yıllıkta yüzde 5,9 artış gösterdi. İnşaat üretimi böylece aylık bazda 2025 Nisan’dan bu yana en büyük düşüşünü kaydetti. Yıllık bazda da 2025 Nisan’dan bu yana en düşük artış gerçekleşti.
- TMSF’nin satışa çıkardığı PPR Holding ve bağlı ortaklığı Papara Menkul Değerler’in yeni sahibi Emlak Katılım Bankası oldu. Yapılan ihale için muhammen bedel 4.27 milyar lira, yani yaklaşık 100 milyon dolar olarak belirlenmişti.
- Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon Mart’ta yüzde 2,6’ya yükseldi. Almanya’da ise Şubat ayında yüzde 1,9 olan yıllık enflasyon, Mart ayında enerji maliyetlerindeki artışın etkisiyle yüzde 2,7 seviyesine yükseldi.
- Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, yükselen enerji maliyetlerinin Euro Bölgesi’ni ECB’nin temel senaryosundan uzaklaştırdığını ancak bunun henüz faiz artışına yönelmeyi gerektirecek düzeyde olmadığını söyledi.
- Alman havayolu şirketi Lufthansa, Ortadoğu’daki çatışmalar nedeniyle tırmanan yakıt maliyetleri ve kronikleşen iş uyuşmazlıkları neticesinde, bölgesel iştiraki CityLine’ın faaliyetlerini durdurma ve ana marka Lufthansa’da kapasiteyi azaltma kararı aldı.
- Honda, bir yazılım hatasının yan ve perde hava yastıklarının uyarı vermeden açılmasına neden olabileceği gerekçesiyle 440 bin 830 aracını geri çağırma kararını duyurdu.
- Disney’in yeni CEO’su Josh D’Amaro, şirket operasyonlarını sadeleştirmek amacıyla pazarlama başta olmak üzere birçok birimi kapsayan karar ile yaklaşık 1000 çalışanın işten çıkarılacağını duyurdu.
- Pentagon verilerine göre, ABD’nin İran’a yönelik savaşının ilk altı gününde maliyetin 11,3 milyar dolar ancak Harvard Kennedy School öğretim üyelerinden Linda Bilmes, toplam maliyetin uzun vadede 1 trilyon dolara ulaşabileceğini öngörüyor.
- The Wall Street Journal gazetesi, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) azalan mühimmat stoklarını takviye etmek amacıyla dev otomotiv üreticileriyle temasa geçtiğini öne sürdü. Kaynaklar, Ukrayna ve İran’daki savaşların ABD’nin mühimmat stoklarını erittiğini, bu nedenle Pentagonun otomotiv şirketlerini devreye sokmayı düşündüğünü iddia etti.
