Levent Gürses - Emeklinin sefaleti ve küresel ekonomide kaynak savaşı
Emeklinin sefaleti ve küresel ekonomide kaynak savaşı
Levent Gürses
Küresel ekonomide ABD Başkanı Donald Trump’ın zorbalığıyla önemli gelişmeler yaşanıyor. Venezuela müdahalesi, İran’a tehdit, Grönland’ın ABD’ye katılmasını istemesi… Powell'a soruşturmaya rağmen, Wall Street ve diğer borsalar yükseliyor. Tüm mesele petrol ve nadir toprak elementlerinin de bulunduğu doğal kaynaklara erişim… Türkiye’de ise emeklilerin açlık sınırının altında aylığa mahkum edilmesi, faiz ödemelerinden kaynaklı bütçe açığı, İşsizlik Sigortası Fonu işverenler için yağma edilmesi haftanın önemli gelişmeleri…
Geçen haftanın önemli olayları şöyle:
Komisyonda ilginç tartışma: Büyümenin refahı emekliye aktarılıyormuş!
En düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkarmayı öngören kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilerek Meclis'e geldi. Komisyondaki görüşmeler sırasında, AKP'li vekil Seydi Gülsoy, "Büyüme sonucu elde edilen refahı toplumun en kıymetli kesimi olan emeklilerimize aktarıyoruz" dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise, BDDK ve TCMB verilerine dayanarak 2026’nın ilk haftasında kartlı harcamaların bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 54 arttığını belirtti. Artışın lüks tüketimden değil, doğrudan yemek, market ve gıda gibi temel ihtiyaçlardan kaynaklandığını vurgulayan Gürer, “Kredi kartı artık tatil ya da elektronik için değil, hayatta kalmak için kullanılıyor” dedi.
CHP milletvekillerinin asgari ücretin 39 bin liraya, en düşük emekli aylığının da bu seviyeye yükseltilmesi talebiyle başlattığı “Meclis’i terk etmeme” eylemi de sürüyor. Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, intibak yasasının acilen çıkarılmasını ve 16,5 milyon emeklinin tamamına seyyanen zam yapılmasını istedi.
Emekli sayısı artıyor ama milli gelirden payı düşüyor
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, emekli maaşları arasındaki farkın giderek kapandığını vurgulayarak, geçmişte ortalama emekli maaşı ile en düşük maaş arasındaki farkın çok daha yüksek olduğunu, bugün ise bu makasın ciddi biçimde daraldığını söyledi. En az 5 milyon emeklinin 20 bin lira ile geçinmek zorunda kalacağını ifade eden Bakırlıoğlu, “Bu dipte eşitlenmedir. Bu sefaletin eşit paylaşımıdır. 20 bin lira sefalet maaşıdır” dedi.
Emekli sayısı artmasına rağmen, emeklilerin millî gelirden aldığı payın gerilediğini belirten Bakırlıoğlu, “2010’da yüzde 6,8 olan pay bugün yüzde 6’ya düşmüş. Oysa yüzde 10 olması gerekiyordu. O 4 puan çalındı. Bunun sorumlusu da TÜİK’tir” ifadelerini kullandı.
"İşsizlik Sigortası Fonu işveren yağma fonu oldu"
DİSK-AR, İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) giderlerinin büyük bölümünün işveren teşvik ve desteklerine ayrıldığını içeren araştırmasını bu başlıkla verdi. 10 yılda İSF giderleri içinde işsizlik ödemelerinin payı yüzde 37,4’ten yüzde 31,7’ye inerken doğrudan ve dolaylı işveren teşvik ve desteklerinin payı yüzde 20,3’ten yüzde 49,2’ye yükseldi. 2016-2025 arasındaki 10 yılda İSF’den işçilere ayrılan pay 5,7 puan azalırken işverenlere aktarılan kaynaklar 28,9 puan arttı. 2023-2025 arası son 3 yılda İSF’den işverenlere işçilerin yaklaşık 2 katı fazla kaynak ayrıldı. İşin en kötüsü; işsizlerin ezici çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor: Kasım 2025’te her 100 işçiden yalnızca 16’sı işsizlik ödeneğinden yararlanabildi.
2027'de "iyileştirici uygulamalar" geliyor
Birgün yazarı Güldem Atabay, iktidarın 2027 planını şöyle yazdı:
Bakan’ın sıcak paracılarla toplantılarında vurguladığı bir başka konu da “2027’de beklenen erken seçimde 2023 benzeri bir seçim ekonomisi” yapılmayacağı. Aynı gün iktidarın sesi Şamil Tayyar’dan “2027’nin ‘bolluk ve bereket yılı’ olarak planlandığını” öğreniyoruz. Nasıl olacağını Tayyar açıklıyor. Reel sektörün krediye erişimi kolaylaştıracak adımlar, özel düşük faizli konut kredileri, gençlik paketleri. Emekliler, dar ve sabit gelirliler için 2027 yılı başında seyyanen zam, maaş ve ücretlerde yüksek oranda artış. Bu bahar havasının adı “iyileştirici uygulamalar”. Nedeni AKP’nin patlattığı enflasyonu yarıya yüzde 25-30 gibi hala çok yüksek seviyeye indirmenin bahsettiği kesimlere yüklenen maliyetini seçim yılında unutturmak."
Metal işçileri MESS'in %18 teklifine karşı direnişe geçti
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), yapılan son toplu iş sözleşmesi görüşmesinde yüzde 18 oranında zam teklifinde bulundu. MESS'in toplu iş sözleşmesi kapsamında yaptığı son teklifi reddeden binlerce metal işçisi, her vardiyada birer saat iş bırakarak direnişe geçti. Sol Haber’in bildirdiğine göre, MESS Grup kapsamındaki 43 fabrikada çalışan sendikalı binlerce işçi direnişe geçti. Birleşik Metal-İş üyesi işçiler, sloganlar eşliğinde yürüyüşler ve eylemler gerçekleştiriyor. DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası ise, "Metal işçileri her türlü mücadeleye hazırdır ve haklarını alana kadar mücadelelerine kararlılıkla devam edeceklerdir" dedi.
Tasarruf halka, yakıt Meclis'e: Vekilleri 33 defa Ay'a götürecek kadar yakıt alınacak
Ekonomi yönetimi "kemer sıkma" adı altında halkın boğazına sarılırken, Meclis’teki araç saltanatı ve "çift maaş" düzeni tam gaz devam ediyor. 292 araç için alınacak 59 milyonluk yakıt, vekilleri 33 kez Ay’a götürebilecek miktarda ve dünya üzerinde 13 milyon kilometre yapılabilir. 12punto yazarı Bora Erdin’in aktardığına göre, TBMM idaresi tarafından kullanılan tam 292 adet taşıt için 2026 yılında halkın vergileriyle öngörülen yakıt miktarı, tam 1 milyon 300 bin litre...Bu tüketimin mali boyutu ise 59 milyon 410 bin liraya ulaşıyor. Alınacak yakıtla vekillerin depoları 26 bin defa doldurulacak.
Vekillerin 499’u çift maaş alıyor
Asgari ücretin 28 bin lira olduğu Türkiye’de, çift maaşlı bir vekilin aylık geliri 450 bin lirayı geçerken, 592 milletvekilinin halka yıllık maliyeti tam 3 milyar 4 milyon lira. DEM Parti vekili Sırrı Sakık, geçtiğimiz Aralık ayında yaptığı açıklamada Meclis’teki çift maaşlı vekillere işaret etmişti. Sakık, "Ben araştırdım ben dahil 499 milletvekili çift maaş alıyoruz" demişti.
Yapılan hesaplamaya göre durum şu; Meclis’te 8 koltuk boş, toplam vekil sayısı 592. Bu 592 vekilden 499’u çift maaş alıyor. Hem vekil hem de emekli vekil maaşı alan bu isimlerin maaş hesabı şöyle: 2026 yılı için milletvekili maaşları 273 bin 196 liraya yükseldi. Emekli vekil maaşı ise 177 bin 658 lira. Yani bu dönemde hem milletvekili hem de emekli maaşı alanların cebine aylık 450 bin liranın üzerinde maaş giriyor. Bu tabloda 592 vekilin halka aylık maliyeti 250 milyon 383 bin 374 lira. Vekillerin halka yıllık maliyeti ise 3 milyar 4 milyon 600 bin 488 lira.
2025'te faize 2 trilyon TL, bütçe açığı 1,8 trilyon TL
Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre merkezi yönetim bütçesi yılı açıkla tamamladı. Artan faiz harcamaları bütçe dengesini olumsuz etkiledi. Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılında 1,8 trilyon TL'lik açık verdi. Bir önceki yıl bütçe açığı 2,1 trilyon TL seviyesinde gerçekleşmişti. Ocak–Aralık dönemini kapsayan verilere göre, bütçe giderleri 14 trilyon 634,6 milyar TL'ye ulaşırken, bütçe gelirleri 12 trilyon 835,5 milyar TL'de kaldı. Bu dönemde bütçe açığı 1 trilyon 799,1 milyar TL olarak kaydedildi. 2025 yılı genelinde faiz giderleri geçen yıla göre yüzde 61,7 oranında artış göstererek 2 trilyon 54,4 milyar TL'ye yükseldi. Faiz hariç bütçe giderleri ise 12 trilyon 580,2 milyar TL oldu. Artan faiz harcamaları, bütçe dengesinin açık vermesinde belirleyici unsur olarak öne çıktı. 2024 yılında faiz dışı açık veren bütçe, 2025’te 255,3 milyar TL faiz dışı fazla verdi. Ancak faiz giderlerindeki hızlı artış toplam bütçe dengesinin açıkta kalmasına neden oldu.
Cari denge beklentilerin üstünde açık verdi
Türkiye'nin cari işlemler hesabı kasımda 3 milyar 996 milyon dolar açık verirken, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında ise 2 milyar 132 milyon dolar fazla oluştu. Merkez Bankası tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, Kasım 2025'te cari işlemler hesabında 3 milyar 996 milyon dolarlık açık, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında ise 2 milyar 132 milyon dolarlık fazla oluştu. Ekonomistler, cari işlemlerde Kasım itibarıyla 3 milyar 107 milyon dolar açık bekliyordu. Bu dönemde, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 6 milyar 385 milyon dolar oldu. Yıllık bazda; kasım ayında cari açık yaklaşık 23,2 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 68,4 milyar dolar açık verdi.
Dünya Bankası Türkiye ekonomisi için büyüme tahminleri yükseltti
Dünya Bankası beklenti raporu yayımlandı: Türk ekonomisi için büyüme tahminleri yükseltildi. Buna göre, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,7, gelecek yıl ise yüzde 4,4 oranında büyümesi öngörülüyor. Banka, haziran ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 3,6 ve 2027’de yüzde 4,2 büyümesini bekliyordu. Raporda, Türkiye’de ekonomik faaliyetin sağlam iç talep, özellikle güçlü inşaat yatırımları ve yıl boyunca uygulanan parasal gevşeme ile desteklendiği ifade edildi. Dünya Bankası, küresel ekonomik büyüme tahminlerini yukarı yönlü güncelledi. Banka, bu yıl için küresel büyüme beklentisini yüzde 2,4’ten yüzde 2,6’ya, gelecek yıl için ise yüzde 2,6’dan yüzde 2,7’ye çıkardı.
Karahan'dan uyarı: Enflasyon iki ay içinde dalgalanma gösterebilir'
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, enflasyondaki düşüşe rağmen kısa vadede dalgalı seyrin sürebileceği uyarısında bulundu.
Gıda enflasyonunun yılın ilk aylarında yeniden yükseliş gösterebileceğine işaret eden Karahan, “Enflasyon önümüzdeki iki ay içinde dalgalanma gösterebilir ancak hizmetlerde daha düşük katılık 2026 yılında dezenflasyonu destekleyecektir” dedi. Karahan, beklentiler ve fiyatlama davranışlarındaki iyileşmenin önemli olduğunu vurgularken, hizmet enflasyonundaki gelişmelerin yakından izleneceğini belirtti.
ING'den dolar/TL ve enflasyon tahmini
ING Global, Türkiye'de 2026’da enflasyonun yüzde 22’ye, politika faizinin yüzde 27’ye gerilemesini beklerken risklerin yukarı yönlü seyrini koruduğunu ve döviz kurunun dezenflasyon sürecine destek vereceğini vurguladı. ING Global, dolar/TL kurunda ise yukarı yönlü hareketlilik bekliyor. Döviz kuru tahminlerine de yer verilen raporda, dolar/TL için 1 aylık tahmin 43,70, 3 aylık tahmin 45,10, 6 aylık tahmin 47,20 ve 12 aylık tahmin 51,00 olarak aktarıldı.
10 yılda 8,9 milyar TL’lik vergi silindi
CHP Milletvekili Cevdet Akay, 2013-2024 döneminde 2 milyar 882 milyon TL vergi aslının ve 6 milyar 27 milyon TL vergi cezasının, uzlaşma yoluyla silindiği açıkladı. Akay, vergi adaletinin söylemle sağlanamayacağını altını çizerek, özetle şunları söyledi: “Bugün açıkladığımız rakamlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Vergi harcaması adı altında uygulanan istisna, muafiyet ve indirimler bu hesabın dışındadır. 2026 yılında bu yolla yaklaşık 3 trilyon 597 milyar TL’lik vergiden vazgeçilmesi öngörülmektedir. KÖİ ve YİD modeli kapsamında faaliyet yürüten ve sayıları 44’ü bulan şirketlerin dâhil olduğu kurumlar vergisi tutarı, 2025 yılında 701 milyar TL, 2026 yılında ise 768 milyar TL olarak öngörülmektedir. Buna ek olarak, 2002-2025 yılları arasında çıkarılan 13 ayrı vergi affı da dikkate alındığında, karşımıza geçici uygulamalar değil, kalıcı hale gelmiş devasa bir vergi affı düzeni çıkmaktadır.
Gelir Vergisi mükellefi sayısı 3 milyonu aştı
Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre ülkede vergi mükellefi sayısı arttı. Gelir vergisi mükellefi sayısı, Aralık 2025’te 2024’ün aynı dönemine kıyasla 400 bin 44 artarak 3 milyon 6 bin 533’e ulaştı. Bu vergi türü, maaş ve ücretlerden, ayrıca elde edilen gelirden kesilirken adaletsiz vergi dilimleri ve yüksek oranlar nedeniyle en çok emekçiden alınıyor. 2025 sonunda ülkede kurumlar vergisi mükellefi sayısı 1 milyon 234 bin 135 oldu. KDV mükellefi sayısı da 2025’in son ayında 4 milyon 161 bin 427’ye ulaştı.
Venezüela’da mesele petrol…
Venezuela müdahalesinin nedeni tamamıyla petrol; Ülkenin 300 milyar varil ile en büyük rezervi var ancak şu anda küresel üretimin yüzde 1'ini yapıyor. Dünyada doğal kaynakları en zengin 10'uncu ülke; toplam değeri 14 trilyon dolar...
Trump, "ABD'li petrol devlerinin milyarlarca dolar yatırımla petrol altyapısını onaracağını ve ülkeye para kazandıracağını" söylemişti. Ancak sorunlar var. 20 yıllık yolsuzluk, kronik yatırım eksikliği ve hırsızlığın ardından, Trump'ın iyimserliğine rağmen, üretimi yeniden eski haline getirmek yıllar ve çok büyük miktarda para gerektirecek.
Exxon gibi devler isteksiz…
Trump, ABD'li petrol devlerinin yöneticileriyle yaptığı toplantıda, Venezuela petrolü için planını açıkladı ve endüstriyi canlandırmak için 100 milyar dolar yatırımdan söz etti. Petrol şirketlerinin yöneticileri isteksiz; bir vaatte bulunmadılar. Daha önemlisi, Exxon ülkenin 'yatırım yapılamaz' olduğunu söyledi. Trump, ExxonMobil'in Venezuela'ya girişini engellemekle tehdit etti.
Ayrıca halen Çin, ülkenin petrolünün büyük kısmını satın alıyor ve hem Çin hem de Rusya, Venezuela petrol sahalarına milyarlarca dolar yatırım yaptı.
Bir diğer önemli sorun da dünyanın daha fazla petrole olan iştahı... Fiyatlar geçen yıl düştü ve üretim fazlası nedeniyle 2026'da daha da düşmesi bekleniyor. Trump'ın Venezuela ile ilgili vaadi gerçekleşirse, zaten doymuş olan küresel piyasalarda daha da fazla petrol arzı olacak.
Trump, geçici hükümetle milyonlarca varil petrolün ABD'ye transferi konusunda bir anlaşmaya vardığını duyurdu.
Peki; ABD dünyanın en büyük petrol üreticisiyken neden Venezuela petrolü?
Sorun miktar değil, uyumluluk. ABD üretiminin çoğu hafif ham petrol iken, birçok Amerikan rafinerisi ağır ham petrolü benzin, dizel ve ABD ekonomisi için kritik öneme sahip diğer ürünlere işlemek üzere inşa edildi. On yıllarca bu boşluğu Venezuela petrolü doldurdu.
Bugün bu rafinerilerin verimli çalışmasını sağlamak için Kanada ve Meksika'dan ağır ham petrol ithal ediliyor.
Venezuela'nın üretimindeki çöküşe rağmen, ülke hala dünyanın en büyük ağır petrol yataklarına sahip... ABD'nin 130'dan fazla aktif petrol rafinerisi var ve bunların çoğu Venezuela'da bulunan ağır petrol gibi petrolü işlemek üzere kurulmuş durumda. Trump, Venezuela petrolünü tekrar dolaşıma sokmayı başarırsa, bu Washington'a, petrol endüstrisi ihracatının neredeyse tamamını ABD'ye yapan Kanada üzerinde daha fazla etki sağlayacak.
Trump’ın Grönland iştahının nedeni
Grönland konusunda isejeopolitiğin yanısıra çok zengin petrol, doğal gaz ve nadir toprak elementleri var. Trump'ın iştahının bir nedeni de bu... Ancak çıkartmak için çok modern teknolojiler gerekiyor. Sadece nadir toprak elementlerinin miktarı 36 milyon ton ve dev ada Çin'den sonra ikinci büyük tedarikçi olabilir. Nadir toprak madenciliğine ve bu konuda Çin'in hakimiyetine kafayı takmış olan Trump, bu değerli elementleri çıkarmak aşırı maliyetli olsa da Grönland'ı istiyor.
Çin’in doğal kaynaklara erişimini kısıtlamak istiyor
Trump, İran'a da göz koydu. "Askeri seçenek masada, özellikle Çin'i ima ederek ticaret yapan ülkeler %25 gümrük vergisi" dedi.
Aslında tüm gelişmeleri bir arada düşünürsek: Bu adımların altında yatan; Çin’in Venezuela'dan ve İran'dan petrol alımını önlemek. 2023 itibarıyla İran'ın petrol ihracatında Çin'in payı yüzde 89...(2017'de yüzde 25'ti) Venezuela'nın ihracatında Çin'in payı ise 68... Çin yüzde 80 petrol ve gaza bağımlı... Hedefi Çin'in kaynaklara erişimini zorlaştırmak...
Trump'ın Venezuela hamlesi Çin'in petrol arzı için tehdit oluşturuyor. Çinli üreticiler, İran'a da benzer bir ABD müdahalesinin düşük fiyatlı ham petrol arzına erişimi aksatacağından endişe ediyor.
Diğer yandan Çin'in büyük pazar olan Güney Amerika ile ticaretini engellemeye çalışıyor.
AB, Güney Amerika ile serbest ticaret anlaşmasını imzaladı
Avrupa Birliği ve Güney Amerika (Brezilya, Arjantin, Paraguay ve Uruguay) 700 milyon kişiyi kapsayan Mercosur anlaşmasını imzaladı. 25 yıl süren görüşmelerden sonra iki blok arasında serbest ticaret, daha fazla işbirliği başlıyor. Bu AB'nin şimdiye dek en büyük serbest ticaret anlaşması... Daha da ilginci, Trump'ın politikaları yüzünden "ABD'nin olmadığı bir dünya yaratıyorlar." Trump, bölgeyi" arka bahçe" olarak görüyor
Tabi eleştiriler var. Güney Amerika tarım ürünlerinin AB standartlarına uygun olmadığı vurgulanıyor. Brezilya bir tarım devi, neredeyse dünyayı doyuruyor ancak GDO ve pestisit vs gibi sorunla ürünler satıyor. Fransa anlaşmaya karşı, AB henüz onaylamadı, Macron, veto edeceğini söyledi, Paris'i traktörleriyle çiftçiler işgal etti.
Ancak, Alman, İspanyol vd. otomotiv, makine, kimya ve ilaç üreticileri bu dev pazara erişimden son derece memnun...
Güney Amerika'nın en büyük ticaret ortağı, yatırımları ve kredi hatları olan, Çin'in de ticari çıkarları var. Sözün özü: dünya ticareti ve ekonomisi yeniden şekilleniyor.
"Jeoekonomik çatışma" dünyadaki en büyük risklerin zirvesine yerleşti
Dünya Ekonomik Forumu'nun İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Yıllık Toplantıları öncesi Küresel Riskler 2026 Raporu yayımlandı. Bu yıl 21'incisi yayımlanan raporda, akademi, iş dünyası, hükümetler, uluslararası organizasyonlar ve sivil toplum olmak üzere 1300'ün üzerinde küresel liderin acil, 2 yıllık kısa ve 10 yıllık uzun vadeli risklere ilişkin görüşleri alındı. Buna göre, "belirsizlik" 2026'daki küresel risk görünümünün belirleyici teması oldu. Raporun katılımcıları, kısa ve uzun vadeli küresel risk görünümünü olumsuz olarak değerlendirdi. Katılımcıların yüzde 50'si gelecek 2 yıl için "çalkantılı ve fırtınalı" bir görünüm beklerken bu oran gelecek 10 yıl için yüzde 57'ye yükseldi. Rapora göre, katılımcıların yüzde 18'i, jeoekonomik gerilimi bu yıl küresel bir krizi tetikleyebilecek risk olarak görüyor. WEF Başkanı Borge Brende, "Büyük güçler kendi çıkar alanlarını güvence altına almaya çalışırken yeni bir rekabet düzeni şekilleniyor" dedi.
Çin ekonomisinde tarihi rekor: Dış ticaret fazlası ilk kez 1 trilyon doları aştı
Çin ekonomisinde bir kilometre taşı daha aşıldı. Dış ticaret fazlası ilk kez 1.19 trilyon dolara ulaştı. Çin’in ihracatı, 2025 yılında ABD’nin tarife artışlarının yarattığı belirsizliklere rağmen artış gösterirken, ülkenin dış ticaret fazlası yıllık bazda ilk kez 1 trilyon dolar eşiğini aşarak tarihi bir seviyeye ulaştı. İhracat yüzde 5,5 artarak 3,77 trilyon dolara yükseldi. İthalat ise önceki yıla göre artış göstermeyerek 2,58 trilyon dolar seviyesinde kaldı. ABD ile yıl boyunca süren tarife gerilimi, Çin’in bu ülkeyle olan ticaretine olumsuz yansıdı. Çin’in ABD’ye ihracatı Aralık 2025’te yüzde 30, yıl genelinde ise yüzde 20 azaldı.
FED Başkanı Powell Trump'ın hedefinde...
ABD Merkez Bankası (FED) tarihinde benzeri görülmemiş bir kriz yaşanıyor. ABD savcıları FED Başkanı Jay Powell hakkında FED binasının renovasyonu ile ilgili cezai soruşturma başlattı. Merkez bankasının bağımsızlığı ile ilgili kaygılar artarken uzun vadeli enflasyon beklentileri yükseldi. Yatırımcılar tepkili; Wall Street gurularından Jim Cramer'e göre Jerome Powell yargılanmamalı. Endişe duyan isimler arasında Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu belirtiliyor. Aralarında Avrupa Merez Bankası'nın da(AMB) bulunduğu 11 merkez bankası ile eski FED başkanları ayrı ayrı Powell'a destek açıklamaları yaptı.
FED'i yeniden şekillendirmek istyeen Trump, yeni başkan için karar verdiğini, isim söylemeyeceğini, ancak faizleri düşüren birisi olacağını söyledi. Adayların; Kevin Warsh, Kevin Hassett ve Christopher Waller olduğu iddia ediliyor.
