Kitap Açıklaması
Doğru sorular sorup onlara kulak verdiğinizde kavramlar canlanır ve sizinle konuşmaya başlar. İstihbarat da böyledir. Sessizliği, iliklerinde yankılanan bir kavram nasıl konuşur? "Sen nesin?" sorusuna ne yanıtlar verir?
Bu kitap istihbaratı, fısıltıyla anılan bir korku nesnesi ya da bilgi-örgüt-faaliyet üçgenine sıkışmış bir aparat olarak görmek yerine, bir düşünme ve kavrayış biçimi şeklinde ele almayı ve onun düşünsel mimarisini çözümlemeyi hedefliyor.
Çünkü her doktrin, kendi hakikatini sürdürebilmek için bir doğrulama düzeni kurmak zorunda kalır. Kuramazsa dağılabilir; kurarsa bu kez katılaşma riskiyle yaşar. İstihbarat, bugün bu eşiğin üstünde bir yerlerde duruyor:
Bilgi-güç-güvenlik hattında, bünyesine farklı kavramlar entegre eden ve yepyeni kavramlar doğuran canlı bir ekosistem. Bu yüzden uygun başlangıç, bir bakıma felsefedir. Zira mahiyeti sorulmayan
"yöntem", kolayca prosedüre inebilir. Oysa burada mesele, köklerin direnci ve kavramların iktidarıyla yüzleşmektir.
Bir karınca izinden bir devlet refleksine, oradan medeniyetin büyük çatlaklarına uzanan bu anlatıda okur, pasif seyirci değildir. Dördüncü duvar yıkılır ve soru değişir:
"Ne oldu?" sorusu yerini,
"Bana bunu böyle gösteren düzenek ne?" sorusuna bırakır. Elinizde tuttuğunuz, bir istihbarat el kitabı değildir; hazır cevaplar dağıtmaz. Amaç, merceği değiştirmektir. Mercek değişince aynı dünya, başka bir hâl alır. Böylece ortada bilgiden daha tehlikeli bir şey kalır: Gerçekliği kuran düzeneği görme cesareti. Bu kitap, istihbarat üzerine yazılan bir serinin açılış halkasıdır:
Nasıl var olur ve nasıl dönüştürür?
Ve istihbarat konuşur: (Kitaptan alıntı) "Düşünmek, bir yerden doğmak ve orada kök salmaktır; düşünce, bağlamdan ve zamandan kopuk olduğunda kurur. Artık tek başına ve gizemli bir ormanda istihbarat ağacı yok. Hemen her disiplin, o ağacın kök saldığı topraklara doğru bir fırtına gibi esmekte. (...) Şehri bırakıp dağ yamacındaki bir kulübeye çekilen filozof ya da o kulübeyi ziyaret ederken aynı düşünsel yolculuğu, çağının gerekleri ve şartları ile yeniden yaşamaya ve yaşatmaya didinen çok daha genç bir "komşusu", doğayı romantize etmeye gitmezler; tam tersine, hayatın sertliğini, toprağın inatçılığını ve köklerin direncini daha yakından görmek ve göstermektir amaçları".
ÖN SİPARİŞ
2026-01-13 tarihinden sonra teslim edilebilecektir.
ÖN SİPARİŞ
2026-01-13 tarihinden sonra teslim edilebilecektir.
İnci Taşdemir
