17 Aralık 2021

Fon ve Kollektif Yatırım Araçlarında Hedge Amaçlı VİOP Kullanımı

Fon ve Kollektif Yatırım Araçlarında Hedge Amaçlı VİOP Kullanımı

Irmak Nural

Fon ve Kollektif Yatırım Araçlarında Hedge Amaçlı VİOP Kullanımı

Günümüz finansal piyasalarının karmaşası içerisinde yön bulmakta güçlük çeken bireysel yatırımcı fon ve kollektif yatırım araçlarına yönelmektedir. Sermaye piyasaları ve yeni yatırım araçlarının işlem mantık ve fiyat hareketlerini takipte zorlanan yatırımcılar bunlara doğrudan yatırım yapmaktansa bu pazarlara profesyonelce yönetilen fon ve kollektif yatırım araçları aracılığı ile katılmayı tercih etmektedir. Geçmişe göz atılacak olursa 1990’larda fon ve kolektif yatırım araçlarının finansal piyasalarda önem ve derinlik kazanmasına paralel olarak dünya türev piyasa işlemlerinin de büyük bir hızla geliştiği gözlenebilir. Bu veriler ışığında finansal piyasalardaki fiyat hareketleri, türev ürünler ile fon ve kolektif yatırım araçları arasında etkileşimi sorgularken bu değerlendirmeyi gelecek (future) piyasalar özelinde VİOP’u[1] odak noktasına alarak yapacağız.

Çeşitli Fon ve kollektif yatırım araçları geniş bir yelpazede yer alır. Bu yelpaze asgari risk merkezli emeklilik fonlarından azami risk odaklı hedge (serbest) fonlara kadar uzanır. Bunların arasında kendi içinde çok farklı risk grupları ve yatırım tercihleri içeren Değişken Fonları görürüz. Emeklilik sözleşmesi çerçevesinde tahsil edilerek bireysel emeklilik hesaplarında izlenen emeklilik yatırım fonları, bireysel katkıları değerlendirmeyi hedeflerken -bunun yanı sıra daha dinamik- agresif ve kısa vadeli stratejiler izleyen ve katılım payı alt sınırı birkaç milyon dolar olan hedge fonlar ise “en zenginler kulübünü” oluşturur.

Türü ne olursa olsun hırçın dalgaların dövdüğü engin finansal denizlerde “ek getiri avı“na çıkan fon ve kolektif yatırım araçlarının ortak paydasında “kâr maksimizasyonu” vardır. Fakat yüksek kâr yüksek riskin bir heybesinde bulunsa da, riskin diğer heybesinde yüksek kayıp olasılığı gizlenir. İşte yoğun rekabet ortamında “azami kâr” savaşı veren Profesyonel Fon Yöneticisini her gün bu varoluşsal ikilem içerisinde bulunan bir karar alma süreci  bekler. Unutmayalım ki kârın maksimizasyonu zararı minimize eden etkin bir risk kontrolü eşliğinde anlamlıdır yoksa bu kazanç şans ya da bir tesadüften ibaret olur ve sürdürülemez… “Azami getiriyi” yakalamak doğru piyasa öngörüsünden geçse de, bu da yeterli değildir! Ayrıca işlemlerin doğru zamanlama içeren bir strateji ile yapılması elzemdir. Kısaca bu “Hesaplı Risk Alma” izlemi ancak çeşitli durum stratejilerinin belirlenmesi ve zarar kontrolü ile kayıpların minimize edilmesiyle mümkün olur. İşte tam da  burada farklı hedging mekanizmaları devreye girer.

Kaldıraçlı piyasalar’ın önemli bir bölümü olan  gelecek (future)[2]kontratları özellikle fırsat maliyeti açısından kâr maksimizasyonuna yönelik güçlü bir enstrümandır. Dahası -yeterli işlem hacim ve derinlik şartıyla– VİOP kontratları, uygun dizayn edilmiş olan boyutları, ilgili teminat’ların mütevazılığı ile önemli bir likidite imkanı sağlarken bir de bunlara teminatlara uygulanan nemalanma avantajı eklendiğinde, bireyseller olduğu kadar kurumsallar için de çok cazip getiri fırsatı sunarlar.

Ancak biz burada VİOP’u bir kâr maksimizasyon enstrümanından ziyade bir korunma mekanizması olarak ön plana çıkarmayı tercih edeceğiz. Bir yandan dönemsel olarak küresel ekonomide artan belirsizlikler ve fiyat dalgalanmaları günümüzde daha dikkatli bir risk yönetimi gerektirmekteyken diğer yandan Future yani Gelecek piyasalarının geçmişi incelendiğinde kuruluş amacının “fiyat risklerinden korunma ve Hedging” olduğu görülür. Ayrıca son yıllarda daha fazla gündeme gelen “sürdürebilir” ekonomi üretim ve finansal ilişkiler arayışı anlamında da, gelecek piyasa unsuru ve bunun risklerden korunma amaçlı kullanımı büyük anlam taşır. Zaten Gelecek Piyasalarının tarihçesine bakıldığında, sürdürebilirlik konusunun iki noktada teyit edildiği görülür:

İlk noktayı kuruluş amacında görebiliriz. Gelecek kontratları ABD hububat üreticilerinin fiyat risklerine karşı bir korunma arayışından doğmuş ve icat edilmiştir. Öyle ki Şikago Ticaret Kurulu 1850li yıllarda daha sürdürebilir bir tarım için girişimde bulunmuştur diyebiliriz. Şu anda ABD tarım sektörünün “endüstriyel” boyutlara gelmesinden bu girişimin başarılı olduğu görülebilir.[3]

İkinci nokta, 2021 yılına geldiğimizde 170 yıllık geçmişe sahip bu piyasaların dünyanın her yerine dağılmış durumda olmaları ve inanılmaz gelişim kaydetmeleridir. Tüm dünyada milyarlarca kontrat işlem görmekte ve toplam değerleri katrilyon doları bulmaktadır. Bu iki durum bir bütün olarak değerlendirildiğinde VİOP kontratlarının “hedging” amaçlı kullanımı işin özüne ve eşyanın tabiatına daha uygundur diyebiliriz. Ayrıca bu durum fonlara yönelik SPK tarafından altı çizilen “riskin dağıtılması ve inançlı mülkiyet esaslarına göre pay sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde yönetim, temsil ve saklanmasından sorumludur“ ilkesiyle de bağdaşır.[4]

Biliyoruz ki Covid-19 krizinin ilk dönemlerinde yaşanan sert düşüş sonrası borsalarda pek de beklenmedik şekilde uzun soluklu bir yükseliş izlendi. Sağlık krizine karşı uygulanan negatif faiz ve bol para politikası, uzun süre evlerine kapatılan bireysel yatırımcılar’ı sermaye piyasalarına çeker ve tüm dünya borsaları bu yeni ve genç katılımcı akımı sayesinde küllerinden yeniden doğmakla kalmayarak yeni rekorlara koşar. Öyle ki Nisan 2020 - Eylül 2021 arası S&P 500 endeksinin 2 yıllık fiyat grafiği “20 dereceli bir çıkış rampası” izlenimi uyandırmaktadır! Borsa İstanbul 100 Endeksi’nin 30 Mart 2020 - 17 Eylül 2021 fiyat grafiği görünümü de keza benzer özellikler içerir. 2020‘nin 2.çeyreğinden sonra yeni bireysel yatırımcıların direkt hisse alımına koşmasının yanında yerli yabancı tüm fonların (yatırım ve emeklilik fonları da dahil) portföylerinde hisse senedi oranlarını artırmasının önemli payı vardır. Statista verilerince tüm dünya da 2018 yılında gelecek sözleşmelerin işlem hacmi 17.15 milyar adet olurken bu sayı 2020 de %49’luk artış ile 25.55 milyar kontrata yükselir.[5] 17 Eylül 2021‘de IMF Başkanı Georgieva finansal istikrar için yatırım fonlarının dayanıklılığının artırılması yönündeki bir açıklamasında şöyle söylemektedir:

"Bugün küresel ekonomik toparlanma devam ediyor, ancak varlık değerlemelerinin uzamasına ilişkin endişeler de dâhil olmak üzere artan bir belirsizlik var. Bu nedenle politika yapıcıların ve düzenleyicilerin yatırım fonlarını yakından takip etmeleri şaşırtıcı değil.(…) Son yirmi yılda banka dışı finansal kuruluşların küresel finansal varlıkların yaklaşık %50’sini elinde tutacak kadar önemli bir rol oynadıklarına dikkati çeken Georgieva, yatırım fonlarının refah için hayati önem taşıdığını aktardı.” [6]

Evet, “siyah kuğuların” sahneye girebileceği uyarılarının geldiği bu dönemde, hisse senetleri ve kaldıraçlı araçlar da portföy payını yükselten kolektif yatırım fonlarının sistematik risklerden korunması ve sistemsel risklerin kaynağı olmaması yönünde önlemler alma konusuna dikkat çekilmekte. Önümüzdeki günlerde VIX endeksinin gelişimi bize bu konuda önemli ipuçları verebilir.

Ülkemizdeyse 2021 yılına gelindiğinde 16 yıllık mazisi olan VİOP’ta, kurumsal yatırımcının portföyünü çeşitlendirmede kullanabileceği birçok aktif kontrat bulunmaktadır. Bunlar döviz çiftleri, borsa endeksleri ve pay senetleri olmak üzere kıymetli metal sözleşmelerine kadar uzanır. Gönül ister ki tarımsal emtia kontratları da işlerlik kazansın ve bunlara faiz kontratları da eklensin. Bu meyanda gelecek piyasalarının fiyat risklerinden korunma sürecindeki yararı konusunda bireysel yatırımcı ve ticari-sanayi reel ekonomi aktörlerinin aydınlanması ve ikna olmasının işlem hacimlerine yansıması da düşük hacimli birçok kontratta sağlıklı fiyat oluşumlarını beraberinde getirecektir. Umarız Türk yatırımcısı mazisi yalnızca 13 yıl olan kriptoparalara gösterdiği ilginin birazını dünyada 170 yıllık geçmişi olan gelecek ve türev işlemlere de gösterir. Türkiye yalnızca Nijerya, Vietnam, Filipinler ve Peru ile değil, Amerika, Avrupa ve Brics ülkeleri ile yarışır.[7] Statista verilerince 2019 yılı Dünya Türev ürünler işlem hacimlerinde ilk defa Hindistan Borsası 5.96 milyar kontrat ile 4.83 milyar kontrat hacimli Amerikan devi CME Group’u geride bırakarak birinci sıraya yükselmiştir. Brezilya Borsası üçüncü olurken Borsa Istanbul ise aynı yıl 388 milyon kontrat hacim ile 16’ncı sırada yer almaktadır.

[1]Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasaları

[2]“Baykuş’un Gör dediği, Türkiye’den Örneklerle Vadeli Piyasaların Korunma (Hedge) Amaçlı Kullanımı” başlıklı kitabımda Future Piyasalar sözkonusu olduğunda Vadeli Piyasalar yerine Gelecek Piyasalar teriminin kullanımının önemi konusuna bir bölüm ayrılmıştır.

[3]Bu başarının ekolojik yönü tartışmalıdır.

[4]https://www.spk.gov.tr/Sayfa/AltSayfa/253.

[5]http:www.statista.com/statistics/377025/global-futures-and-options-volume

[6]dipnot Ideal –haber no:527-17.09.2021 16:28:42

[7]2020 de Statista verilerine göre en fazla kriptopara kullanan ülkeler şöyle: Nijerya‘da nüfusun %32’si kripto kullanıyor…Vietnam’da %21, Filipinler’de %20, Türkiye ve Peru’da %16; yani Peru ile dünya kriptopara kullanımında 4. sırayı paylaşıyoruz.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.