03 Nisan 2026

Can Baydarol - Montreux Boğazlar Sözleşmesi delinir mi?

can-baydarol-montreux-bogazlar-sozlesmesi-delinir-mi

Montreux Boğazlar Sözleşmesi delinir mi?

Can Baydarol

ABD/İsrail birlikteliğinin İran’a karşı sürdürdüğü savaşın üstünden bir aydan fazla geçti. Galip kim sorusu bir türlü yanıt bulamadığına göre savaş devam edecek diyenler çoğunlukta. Savaşın bir an önce bitmesini arzu edenler kampında başta ABD Başkanı Trump yer alıyor. Sürekli çelişkili açıklamalarıyla bir yandan zafer kazandığını ilan ediyor, diğer yandan İran savaşa son vermezse, bu ülkede taş üstünde taş bırakmayacağını iddia ediyor. Savaşın bir an önce bitmesini arzu edenler cephesinde petrol ve doğal gaz üretmeyen, tüketen ülkeler yer alıyor. İran’ın Hürmüz Boğazını birkaç ülke gemilerinin geçişinin dışında kapatması, petrol ve doğal gaz fiyatlarının aşırı artışına, dünya ekonomisinin istikrarlı gidişine imkan tanımaz hale getiriyor.

 

Doğal olarak savaşın devamından kâr eden ülkeler de var. Bunların başında, üstündeki ambargolar zayıflayan, dünyaya iki misli fiyatla petrol ve doğal gaz satan Rusya var. Rusya’nın dışında ABD’nin Ortadoğu mayın tarlasına takılıp kalması ve dolayısıyla üzerine baskı kuramamasından hoşnut Çin’i de eklemek lazım. Savaşan taraflardan İsrail İran rejimi yıkılana kadar savaşın sürmesi gerekir bahanesiyle Lübnan toprakları üzerindeki emellerini yerine getirmeye devam ediyor. Savaş sürdüğü sürece prestiji artan, galip gelme imkânı olmasa da mağlup sayılamayacak İran da, özellikle rejim taraftarlarının kendilerini konsolide ettikleri ölçüde durumdan memnun oldukları anlaşılıyor.

Bütünü bu genel görüntüye Trump’ın saçmalıklarını, NATO’yu sonlandırma tehditlerini, İsrail Parlamentosu’nun sadece Filistinli mahkûmları idam etme kararı almalarına bütün dünyanın sessiz bir şaşkınlıkla seyirci kalmasını da eklemek mümkün. Tabii bu arada İran devlet yetkililerinin Hürmüz Boğazı'nı kapamasından daha da tehditkâr olan Körfez ülkelerini çöle çevirme potansiyelinde olan bölgenin enerji kaynaklarına yönelik ifadelerini de kayda geçirmek gerekiyor.

Bu yazının kaleme alındığı savaşın 34'üncü günü itibarıyla ülkemizde olan biteni değerlendirmeye çalışırsak. Geçtiğimiz hafta içinde “daha da gitmem Davos’a” diye 29 Ocak 2009 tarihinde beyanda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayağına Davos geldi dersek hata yapmamış oluruz. BlackRock CEO’su Laurence D. Fink İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etti. Toplantıdan yansıyan görüntülerden anladığımız kadarıyla Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da eşlik etti.

Doğal olarak D. Fink’in bu ziyareti şu an için hâlâ devam eden bir dizi komplo teorisinin ve  spekülasyonun da doğmasına yol açtı. Özellikle ABD’nin Türkiye’den taleplerinin ne olduğu ve olacağı, Türkiye’ye belirli bir kaynak aktarımı karşılığında, ülkemizin Hürmüz’e alternatif enerji geçiş yolları için önemli bir merkez olup olmayacağı tartışıldı. Ancak daha da çarpıcı gelişmeleri ülkemiz üzerinde imha edilen İran’dan atıldığı iddia edilen füzeler konusunda yaşadık. Hâlâ bu füzeleri hangi bayrak altında kimin attığını ve esas hedefin neresi olduğunu bilmiyoruz. Körfezdeki pek çok üssünü İran’ın saldırıları sonucunda kaybeden ABD için İncirlik üssünün önemi arttı mı? İncirlik İran’ın yeni hedefi mi? Yoksa Türkiye’yi savaşın içine çekmek isteyen birilerinin oyunu ile mi karşı karşıyayız? Bilemiyoruz.

Peki ya Karadeniz cephesinde yaşananlara ne demeli? Özellikle son olarak İstanbul Boğazı üstünde (Beykoz) NATO’ya bağlı bir kolordu komutanlığının kurulmasının planlandığının ortaya çıkması, doğal olarak 20 Temmuz 1936’dan günümüze Boğazların ve Marmara Denizi’nin uluslararası statüsünü belirleyen ve Karadeniz’in bir barış denizi olmasını sağlayan Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili kuşkuları da doğurdu.

Söz konusu kolordunun yanı sıra Kanal İstanbul ile birlikte Boğazlar ve Marmara üstünde ülkemizin kontrol hakimiyetini sonlandırabilecek bu tehlikeli gelişmeye önce Rusya Büyükelçisi (Putin’in sözcülüğü anlamında) karşı çıktı, ardından Milli Savunma Bakanlığı spekülasyonları yalanladı.

Umarız böyle bir maceradan her ne pahasına olursa olsun uzak durmayı başarırız. 

Doğal olarak savaşın bir an önce sonlanması ve ülkemiz üzerindeki tehdit algılarının sonlanması hepimizin ortak dileği.

Yakın gelecekte barışa uyanmak ve her türlü maceradan kaçınmak dileğiyle.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.